Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

20 Kasım 2007

III.Selim

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye


İskoçya ve Galler


-Kürşad Kahramanoğlu-


Türkiye'de Kürt sorununa yurt dışından benzerlik gösteren örnekler arandığında genellikle Kuzey İrlanda veya Bask örnek gösteriliyor. Nedeni ise medyada bu soruna çoğunlukla terörizm açısından yaklaşılması. Gerek IRA'nın ve ETA'nın gerekse de PKK'nın eylemleriyle ses getirip hassas dengelerdeki sinir noktalarını harekete geçirebilme özellikleri.

 

Hâlbuki daha doğru örnek İskoçya ve Galler'dir. Bir tanesi Birleşik Krallığın kuzeyini diğeri Güney Batısını kaplayan bu iki ülke bir zamanlar kendi dilleri olan, zaman zaman İngiltere'den farklı dinleri olmuş; halada ayrı Kiliseleri olan, farklı üç kültür. Hiçbir İskoç veya Galli kendini İngiliz diye tanımlamaz, onları İngilizlerle karıştıran yabancılara da gönül koyar, düzeltirler. Birleşik Krallık içinde her zaman ciddi politik ağırlıkları olmuş hala da var. Birçok kereler iktidar olmuş, şu anda da ülkeyi yöneten İşçi Partisi İskoçya ve Galler'den seçilen milletvekilleri olmazsa genellikle iktidar olamaz.

 

Asırlar önce İskoçya ve Galler'i kendine bağlayan İngilizler, asimilasyonunu gerçekleştirmek için önce bu ülkelerin ve halklarının "milli kimliğini" yok etmekle işe başlamışlar. "Britishness" diye bizim "Osmanlılığa" benzeyen bir kavram yaratıp; dünyayı idare eden bu imparatorluğun bir "milli kimliği" olduğunu işlemişler. Tabii ki "British" diye bir millet yok, sadece aynı Kral veya İmparator tarafından idare edilen değişik milletler topluluğu var. İngiliz milliyetçiliği ve Britanya emperyalizmi "biz kardeşiz", "dünyaya karşı hep yan yana savaştık" hamasetleriyle imparatorluğun İngiliz olmayan her köşesini olduğu gibi İskoçya ve Galler'i de idare etmişler. Bu yetmeyince ordularını kullanıp zaman zaman baş kaldıran İskoçları ve Gallileri yola getirmişler!

Birleşik Krallık artık bir demokrasi ve insan haklarına saygı duyulmayan bir ülkede demokrasi olamaz. Bu nedenle artık İskoçları ve Gallileri eskisi gibi idare etmek mümkün değil. Kaldı ki günümüzde gerek ekonomik, gerek kültürel gerekse de globalleşmenin getirdiği nedenlerle İskoçlar ve Galliler Birleşik Krallığın her yerinde, bütün İngiliz şehirlerinde yüz binlerce İskoç ve Galli var. Bilmem İskoç, Galli, İngiliz kardeşliği ile Kürt, Türk kardeşliğinin ne kadar benzediğini görmeye başladınız mı?

 

Britanya İmparatorluğu üzerinde güneş batıp ta Birleşik Krallık kendini orta boy bir Avrupa devleti olarak bulunca İskoçya, Galler ve bunlar gibi diğer eski kardeşlerini nasıl Birleşik Krallık bünyesinde tutacağını düşünmeye başlamış. Çünkü milliyetçi akımlar puslu havaları severler. Zayıflayan imparatorluğun eski itilmiş kakılmış milletleri daha fazla nefes alabilecekleri bir düzen istemeye başlar. Örneğin 70'lerde Galler'de evleri olan İngilizlerin bu evlerini yakma kampanyaları zamanının en önemli "terörist" problemi olarak Birleşik Karlığı uğraştırmaktaydı.

 

Bugünkü durum nedir? Hem Galler'in, hem de İskoçya'nın iç işlerinde bağımsız parlamentoları var. Maalesef İskoç dili için artık zamanı geri çevirme şansı yok ama Gal dili yavaş yavaş yeniden canlanıyor, hatta Gal üniversitelerinde okuyan bütün öğrencilerin bizdeki "Cumhuriyet Tarihi" misali Galce öğrenmeleri mecburi! İskoç BBC'si sadece ülkeye mahsus yayın yaptığı gibi Gal BBC'si Galce yayınlar yapıyor. Ayrımcılık yanlısı "Scottish National Party" (SNP) yani İskoç Milli Partisi İskoçya'da birinci parti durumunda. Bir İskoç Milletvekili olan İşçi Partili Gordon Brown Birleşik Krallığın Başbakanı. 70'lerde Galler'deki birçok İngiliz evini yakan kampanyalardan eser kalmadığı gibi hiç kimse ciddi olarak bu iki ülkenin Birleşik Krallık'tan ayrılmasını beklemiyor.

 

Biliyorum, bu satırları okuyan birçoğunuz Türkiye'de duyduğum zaman beni en çok umutsuzluğa düşüren cümleyi içinizden geçiriyorsunuz: "Burası Türkiye, burada öyle şeyler olmaz!" Doğrusu bu konuda galiba ben de sizlere katılacağım. Hele hele tutucu AKP Hükümetinin bu ülkenin önünü açacak böyle bir yol haritasına itibar edebileceğini ben bile hayal edemiyorum. Her şeyden önce kendi Kürt kökenli milletvekillerinin desteği olmadan nasıl böyle kolay iktidar olurlar? Sonra böyle bir vizyona sahip olabilmek için başlangıç noktanızın hakikaten demokrasi ve insan hakları olması gerekir ki, AKP'nin bu konularda sınıfta kaldığı bir gerçek. Demokrasileri işlerine gelmeyince hukuk kurumlarına tahammül edemeyen "Pervez Müşerref" demokrasisi. İnsan hakları anlayışları ise, hakları "kuşaklara" ayıran AB dayatması ile yürüyen insan hakları anlayışı!

 

Kürşad Kahramanoğlu

20 Kasım 2007



Parasız, Cahil, Sessiz, Ezik Ama Türbanlı Olsunlar! -Kürşad Kahramanoğlu-


Türkiye'de kadın partneri olan her üç erkekden biri beraber olduğu kadını dövüyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) yayınladığı 2007 Cinsiyet Eşitsizliği Raporu'na göre de 128 ülke arsında kadın erkek eşitsizliğinde 121. olduk! Sakın ha "aman canım sende burası Türkiye, zaten hep böyleydi" gibi en kızdığım şeyi söylemeyin. WEF Raporu'na göre geçen seneden beri 16 sıra birden düşerek rekor kırdık!



AKP'nin Erkekleri -Kürşad Kahramanoğlu-


Türban sadece bir bez parçası değil. Dünyanın her köşesinde değişik mesajlar veren bir simge. ABD'ki 12 Eylül saldırılarından sonra Batı'da artan İslamafobi genellikle kendine türbanı hedef seçti. Örneğin Birleşik Krallık'ta ve diğer Hıristiyan ülkelerde türbanlı kadınlara karşı gerek sözlü gerekse de fiziki saldırılar arttı. Bunun ana nedeni görünürlük, yani başı kapalı olduğu için Müslüman bir kadını teşhis etmek bir erkeğin Müslüman olduğunu anlamaktan daha kolay. Aynı zamanda kapanmak, kapattırılmak Batı demokrasilerinde gizlilik, zorlama, farklılaştırarak ayrımcılık yapmak olarak görüldüğünden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Leyla Şahin davasında "türbanın Cumhuriyetin temel prensipleri ile uyuşmadığı" yolundaki görüşüne şaşmamak lazım. Batılı Cumhuriyet anlayışı şeffaflık ve seçim özgürlüğü öngörüyor.



Göç ve Sığınma -Kürşad Kahramanoğlu-


Yaşadığımız çağda bir ülkenin medeni olup olmadığını anlamanın en önemli ölçeklerinden birisi o ülkenin "göç ve sığınmaya" karşı olan tutumu olmalı. Kelimelerden de belli zaten göç etmek veya sığınma istemek insanların yapmak zorunda kaldıkları ama aslında gönüllü olarak kimsenin yapmak zorunda kalmaması gereken şeyler. Dikenli teller, polis ve askerler, büyük duvarlar, mayınlar, ekonomik zorluklarla insanları yaşamakta zorlandıkları coğrafyalarda tutmak insanlık ayıbı; ama maalesef sınırların olmadığı bir dünyada yaşayamıyoruz. Farklı oldukları, farklı düşündükleri veya farklı inandıkları için doğdukları coğrafyalarda yaşayamayan insanlara kucak açmak insan olmanın, en önemli göstergelerden birisi olsa gerek.


 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar