Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

13 Kasım 2007

III.Selim

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye


Parasız, Cahil, Sessiz, Ezik Ama Türbanlı Olsunlar!


-Kürşad Kahramanoğlu-


Türkiye'de kadın partneri olan her üç erkekden biri beraber olduğu kadını dövüyor. Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) yayınladığı 2007 Cinsiyet Eşitsizliği Raporu'na göre de 128 ülke arsında kadın erkek eşitsizliğinde 121. olduk! Sakın ha "aman canım sende burası Türkiye, zaten hep böyleydi" gibi en kızdığım şeyi söylemeyin. WEF Raporu'na göre geçen seneden beri 16 sıra birden düşerek rekor kırdık! Dünya nüfusunun yüzde 90'ını kapsayan bu araştırmanın sıralamasında "kadın erkek arsındaki eşitsizlikte" bizden daha kötü durumda olan sadece Fas (122)*, Benin (123), S. Arabistan (124), Nepal (125), Pakistan (126), Çad (127) ve Yemen (128) var! Bunların bile hiçbirisi 2006 sıralaması ile kıyaslandığında bizim kadar düşüş göstermedi.

 

Nüfusunun çoğunluğu Müslüman olan bütün ülkeler, listenin en altlarında. Azerbaycan (59), Arnavutluk (66), Kırgızistan (70) gibi listenin biraz ortalarında yer alabilen çoğunluğu Müslüman olan ülkelerin ise hepsi eski komünist ülkeler!

 

WEF raporunun altında Harvard Üniversite-si'nden Profesör Ricardo Hausmann, Kaliforniya Üniversitesi, Berkley'den Profesör Laura D. Tyson ve Dünya Ekonomik Forumu Kadın Liderler Programı Başkanı Saadia Zahidi, gibi ciddi bilim insanlarının imzası var. Raporları için neleri mi ölçüyorlar? Erkeklere göreceli olarak; kadının hayata ekonomik katılımı, kadınlar için ekonomik fırsatlar, kadınların politik yaşama katılabilme güçleri, kadınlar için eğitim fırsatları ve kadınların sağlık ve refahları. Araştırma güvenilir ve bilimselliği pek tartışılamaz bir disiplinle yapılmış. Bu paragrafı Türkiye'de ki abidik kubidik üniversitelerdeki bol unvanlı ama akademik ağırlıkları tartışılır Müslüman akademisyen kardeşlerim veya bilmem ne hoca televizyona çıkıp da, bu raporu, abuk sabuk kötülemesin diye yazıyorum!

 

Son genel seçimler öncesi şöyle yazmıştım: "... Mesele AKP zihniyetinin ülkede yarattığı atmosfer. Dinin dillendirilmemiş bile olsa devamlı hayatımızın odağına oturtulması Türkiye'yi tutucu ve dünyaya at gözlükleri ile bakan bir ülke konumuna getirdi. İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü ve zaten tutucu olan bürokrasi ve AKP'li belediyelerdeki çalışanlar devamlı oto sansür uygular hale geldiler. Pazar günü oy verecek milyonlarca Türkiye'de yaşayan seçmen bu damla damla ülkeye zerk edilen tutucu zehrin farkında olmayabilir ama uzun süre ayrı kalıpta dönünce Türkiye'nin ne kadar değişip gittikçe Araplaştığına, bir yandan Batı medeniyeti, insan hakları, hukuk devleti, demokrasi, çevre lafları edilirken ne kadar gerilediğine şahit olmamak mümkün değil. AKP Hükümeti 5 senedir kendi imajında birTürkiye inşa ediyor bununda medeniyetle, insan haklarıyla, demokrasiyle, çevrecilikle yakından uzaktan bir alakası yok."

 

Hâlâ böyle düşünüyorum ve maalesef gitgide gerileyen Türkiye beni doğruluyor. İsrail Cumhurbaşkanı ülkemizi ziyarete geldiğinde soluğu Anıtkabir'de alıyor da Suudi Arabistan Kralı 10 Kasım'da Ankara'da olduğu halde Anıtkabir'i ziyaret etmediği gibi niye Başbakan ve Cumhurbaşkanı'nı ayağına çağırtıyor? Yaşı ve parası neden gösteriliyor!

 

Ankara'ya Londra'dan gelen bu despot, Londra'dayken sadece Birleşik Krallığın Devlet Baş-kanı'nın değil, onun oğlu veliaht prensinin, başbakanın, hatta hatta Londra Belediye Başka-nı'nın bile ayağına gitmiş de Ankara'ya öyle gelmişti! Birden, yaşı Türkiye'ye gelince mi akla gelmiş! Yoksa ülkesinin kadınlara olan tutumu Türkiye için örnek de onun için mi Başbakan ve Cumhurbaşkanı tarafından özel muameleye tabi tutulup, Türkiye'nin en yüksek madalyası ile onurlandırılıp ayağına, oteline, huzura çıkılıyor?

 

WEF raporunda bizden arkada gelen bu nadir ülkelerden olan Suudi Arabistan 124. Kadınların bırakın oy falan vermeyi araba bile kullanmadığı, yanlarında erkek akrabaları yoksa sokağa bile çıkamadığı bu geri ülkeye AKP desteğinin esas nedenleri nelerdir?

 

AKP bizi ADAD ve "ılımlı İslam" basınının yardımıyla "üç Kulfü bir Elham" cumhuriyetine mahkûm etti. Kadınlarımızın başlarını örttürerek dünyanın en az hakları olan kadınları arasına yerleştirdi. Kendi imajında vatandaş yetiştirmek için cahil, umutsuz ve mutsuz bir gençlik yetiştiriyor. Soldan, özellikle sosyal demokrasiden öğrendiği dille ve esas meseleleri konuşmadan bir krizden ötekine koşarak Türkiye'yi idare ediyor.

 

İnsan soramadan edemiyor: Hadi AKP ve yandaşları bu kötülükleri iktidar olmak için yapıyorlar, ya onların goygoyculuğunu yapan eski solculara veya entelektüellere ne oluyor? Milliyetçi ve sosyal demokrat geçinen muhalefetin iki kanadı nerede?

 

(*) Ülke isimlerinden sonraki parantezler içindeki rakamlar o ülkenin "Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) yayınladığı 2007 Cinsiyet Eşitsizliği Raporu" sıralamasındaki yerini göstermektedir.

 

 

Kürşad Kahramanoğlu

13 Kasım 2007



AKP'nin Erkekleri -Kürşad Kahramanoğlu-


Türban sadece bir bez parçası değil. Dünyanın her köşesinde değişik mesajlar veren bir simge. ABD'ki 12 Eylül saldırılarından sonra Batı'da artan İslamafobi genellikle kendine türbanı hedef seçti. Örneğin Birleşik Krallık'ta ve diğer Hıristiyan ülkelerde türbanlı kadınlara karşı gerek sözlü gerekse de fiziki saldırılar arttı. Bunun ana nedeni görünürlük, yani başı kapalı olduğu için Müslüman bir kadını teşhis etmek bir erkeğin Müslüman olduğunu anlamaktan daha kolay. Aynı zamanda kapanmak, kapattırılmak Batı demokrasilerinde gizlilik, zorlama, farklılaştırarak ayrımcılık yapmak olarak görüldüğünden Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Leyla Şahin davasında "türbanın Cumhuriyetin temel prensipleri ile uyuşmadığı" yolundaki görüşüne şaşmamak lazım. Batılı Cumhuriyet anlayışı şeffaflık ve seçim özgürlüğü öngörüyor.



Göç ve Sığınma -Kürşad Kahramanoğlu-


Yaşadığımız çağda bir ülkenin medeni olup olmadığını anlamanın en önemli ölçeklerinden birisi o ülkenin "göç ve sığınmaya" karşı olan tutumu olmalı. Kelimelerden de belli zaten göç etmek veya sığınma istemek insanların yapmak zorunda kaldıkları ama aslında gönüllü olarak kimsenin yapmak zorunda kalmaması gereken şeyler. Dikenli teller, polis ve askerler, büyük duvarlar, mayınlar, ekonomik zorluklarla insanları yaşamakta zorlandıkları coğrafyalarda tutmak insanlık ayıbı; ama maalesef sınırların olmadığı bir dünyada yaşayamıyoruz. Farklı oldukları, farklı düşündükleri veya farklı inandıkları için doğdukları coğrafyalarda yaşayamayan insanlara kucak açmak insan olmanın, en önemli göstergelerden birisi olsa gerek.



Zenginlik -Kürşad Kahramanoğlu-


Demokrasilerde biraz böyle. Ülkede ne kadar çok seslilik, ne kadar alternatif varsa demokraside o kadar sağlıklı, hoş ve tatmin edici oluyor. Son AKP zaferinin en çekilmez yanlarından birisi de bu olacak galiba. Ülkenin dengesi bozuldu. Bu da en güzel basınımızdan anlaşılıyor. Şöyle bir bakın basınımıza: Ana akımın, iktidarın sesi kim? Bekir Coşkun'a bile tahammül edemeyen Vakit, Yeni Şafak, Zaman ve Bugün. Bunların ikisi zaten ABD'den kumandalı. Seviyeleri Gül'ü desteklemedi diye bir kadın gazeteciye "Gül'ü niye cumhurbaşkanı olmasını istemiyorsun sürtük" diye yazma düzeyinde. Bugünlerde çıkacağı programda kimin ne sorular sorabileceğini dikte eden bir başbakan...

 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar