Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

8 Mayıs 2008

Ivan İllich

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar

Siyaset-Türkiye

 


Fener'i Tahkim Etmek


-Hüseyin Özbek-


Amerikan Time Dergisi’nce belirlenen 2008 yılı için dünyanın en etkili 100 ismi arasında iki de Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı var: ABD’de yaşayan ünlü kalp cerrahı Prof. Dr. Mehmet Öz ile Fener Rum Patriği Bartholomeos. Mehmet Öz kalp cerrahisinde gerçekleştirdiği operasyonlar ve yeni tekniklerle genç yaşında akademik alanın da dışına taşan hak edilmiş bir şöhretin sahibi. Akademik ünvana sahip olmasa da Bartholomeos’un uluslar arası tanınırlık açısından Mehmet Öz’ün daha ilerisinde olduğu anlaşılıyor.

 

Bilindiği gibi, ABD ve AB yetkilileri ülkemize gelişlerinde Patrikhane ve Patrik hazretlerini ziyarete özel bir önem vermektedirler. Patriğe gösterilen ilgi ve saygı, ziyaretin kamuoyuna yansıtılış biçimi ve ziyaret sonrasında verilen demeçlerin Türk Devleti nezdinde Patriğin konumunu güçlendirmeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Üst düzey ABD yetkililerinin yoğun Fener ziyaretleriyle  kamuoyuna  yansıtmaya özen gösterdikleri duyarlılıklarının yanında, Eski ABD Başkan Yardımcısı Al Gore’ un Haziran 2007’de İstanbul’a gelişinde görüştüğü Bartholomeos’la ilgili olarak; “Türkiye’deki en önemli görüşmem “ sözü iyi algılanmalıdır.

 

Yine bu ziyaretlerle verilen mesajların Patrikhane’nin ve patriğin konumunun, Lozan’la çizilen sınırların dışına taşırılmasının amaçlandığı görülmektedir. Devlet protokolüne dahil olmayan, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı Rum azınlığın dini işleriyle sınırlanan bir  yetkinin sahibi olan Fener sakini, küresel güç odaklarınca uluslar arası politikanın vazgeçilmez bir aktörü olarak yeniden tanımlanmak istenmektedir.

 

Diyanet İşleri Başkanı’nın azınlıkların din adamlarıyla ikide bir fotoğraf vermeye zorlanıp, dinler arası diyalog söylemleriyle bir araya getirilmesinin uzun vadedeki olası  sonuçlarını tahmin edelim: Küresel güç odaklarının desteğiyle, azınlık din adamları dinsel alanın dışında siyasal yaşamımızın da vazgeçilmez oyuncularına dönüşecek, konumları güçlendirilecektir.    

 

Bartholomeos’un göreve başlamasından günümüze ziyaret ediliş ve yurt içi olsun, yurt dışı olsun, gezi kronolojisi incelenirse söylediklerimiz daha iyi anlaşılacaktır. Kasım 2006 sonlarında Papa 16.Benedikt’in Türkiye ziyaretinin İstanbul bölümünde, Fener ve Bartholomeos’ a gösterdiği ilgi ve bunun yansıtılış biçimi oldukça düşündürücüdür.

 

Anlatılan süreçte ekümeniklik vurgusunun yapılmasındaki ısrar ve özen, ziyaret sıklığı, verilen demeçler, asıl amacı kuşkuya yer bırakmayacak ölçüde açıklamaktadır.   Güçlü müttefiklerin yoğun ilgi ve arkalamasına paralel olarak Patrik, dinsel alanın dışında da kendisini kamuoyuna seçkin bir entelektüel, doğa sever, gezgin, sanat ve düşün adamı olarak yansıtacak en küçük fırsatı bile kaçırmamaktadır: Merkezi Atina’da bulunan ve  Bartholomeos’un başkanlığını yaptığı Din Bilim ve Çevre Kuruluşu’ nun  Eylül 2007’de küresel ısınma konusunda dünyanın dikkatini çekmek için Grönland’da yaptığı etkinlikle Patriğin çevreci yanı evrensel ölçekte yansıtılmıştır!

 

Bartholomeos 9 Ekim 2007’de Köşkte görüştüğü Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e Vakıflar Kanunu ve dini özgürlükler  yanında küresel ısınma konusundaki düşüncelerini de aktarma olanağı buldu. Grönland gezisiyle ilgili bilgi verdi ve eriyen buzulların dünyayı bekleyen felaketin habercisi olduğuna dikkat çekti!

 

Yine Bartholomeos’un Avrupa Parlamentosu’nca insan haklarının, özellikle de ifade özgürlüğünün savunulması alanında faaliyet gösteren kişi yada kuruluşlara verdiği -1995 yılında da Leyla Zana’ya verilen - Sakharov Ödülü için 2007 yılı adayı gösterilmesi uluslar arası itibarını göstermesi açısından ilginçtir.

 

23 Eylül 2007 tarihli Sabah Gazetesinden, Bartholomeos’un Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği’nde, bu yıl beşincisi düzenlenen iftar yemeğine ev sahipliği yaptığını, iftar sırasında ve sonrasında çocuklarla ilgilendiği bilgisini alıyoruz. Rum Cemaati yetkililerinden  geleneksel hale gelen iftar yemeklerinin önümüzdeki yıllarda da sürdürüleceğini öğreniyoruz.

 

3 Ekim 2007 tarihli Milliyet Gazetesi’nde, Patrik hazretlerinin futbol konusundaki yeteneğinin geniş bir biçimde yer aldığını görüyoruz: “Antalya’da tatil yapan Fener Rum Patriği Bartholomeos, tarihi Kaleiçi’ni gezerken futbol oynayan çocukların pas ettiği topa şut çekti. Bartholomeos, “Ronaldino gibi vurdun, bravo sana amca” diyen çocuklarla tek tek “çak” yaptı.”

 

Örnekler çoğaltılabilir kuşkusuz. Patrik Hazretlerinin yurt dışına taşan ve süreç içinde her fırsat değerlendirilerek tahkim edilen pozisyonuna, küresel sermayeye eklemlenmiş Türkiyeli sermayeden de ciddi destek gelmektedir.

 

Yukarıdan beri anlatılanlar, dışarıdan ve içeriden tahkim edilerek güçlendirilen Patrik Hazretleri ve Patrikhane’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin karşısına tahkim edilmiş konumuyla çıkarak, Lozan çerçevesi dışında güçlü istemlerde bulunma zamanının geldiği düşüncesinde olduğunu  göstermektedir.

                                                                                                                  

Hüseyin Özbek

Avukat, İstanbul Barosu Genel Sekreteri,

8 Mayıs 2008



Üretim Tutsaklığından Tüketim Özgürlüğüne! -Hüseyin Özbek-


Öğretiye göre üretim araçlarına malik olmak sermayedarlar için tek başına bir anlam taşımamaktadır. Üretici güçler, yani işçilerce üretimin gerçekleştirilmesiyle döngü tamamlanır sistem işlemeye başlar, meta üretimi ve pazara arz süreklilik kazanır.  Üretimi gerçekleştiren işçinin yarattığı artık değere sermaye sahiplerince el konulması teoride emeğin tutsaklığı ve ürettiğine yabancılaşması olarak tanımlanmaktadır. Sermayenin ve üretim araçlarının sahibi olanlarca el konulan artık değer, işçinin meta üretimi için ortaya koyduğu ve bedeli işverence ödenmeyen çalışma sürecinin karşılığı olarak adlandırılmaktadır.



Türk Milleti'ni Yeniden Ergenekon'a Kapatmak -Hüseyin Özbek-


Türk mitolojisinde ağır bir yenilgi sonrası yok olmakla karşı karşıya kalan ulusumuzun sığındığı aşılmaz dağlarla çevrili, Ergenekon denilen yeryüzü cennetinde çoğalması, güçlenmesi, günü gelince de demir dağı delerek yeniden görkemli günlerine kavuşması anlatılır. Destana göre Ergenekon’ a sığınışta ve çıkışta Türk ulusunun yol göstericisi bir bozkurttur. Uğursuz Mütareke ruhunun günümüzdeki mirasçılarına ve efendilerine, mazlum bir halkın bağımsızlık iradesinin, özgürlük tutkusunun hapsedilebileceği bir Ergenekon’un mümkün olamayacağının yeniden hatırlatılması gerekiyor. 



Lozan Öncesi ve Sonrasında Patrikhanenin Hukuksal Konumu -Hüseyin Özbek-


II.Mehmet İstanbul’un fethinden sonra Georgios Scholarios’un II.Gennadios adıyla Ortodoks Hrıstiyan tebaanın Patrikliğine seçilmesini sağladı. Balkanlardaki Ortodokslar da İstanbul Patrikhanesine bağlandı.Patrik protokolde vezirle eşit tutuluyor, bir yeniçeri muhafız birliği tarafından korunuyordu. Osmanlının belirlediği vergiyi Rumlardan toplama görevi kiliseye verilmişti. Kilise mahkemesi evlenme, boşanma, velayet, miras, vasiyet davalarına bakmakla yetkiliydi.


 

Hüseyin Özbek


Kastamonu Araç Yukarı Yazı Köyü doğumludur. Çorum Öğretmen Okulu’ndan sonra Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünü bitirdi. Değişik okullarda Türkçe-Edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Halen İstanbul’da serbest avukatlık yapmaktadır. Yeni Hayat, Ufuk Ötesi dergilerinde yazılan yazmaktadır. Türk Kalesi Yıkılırken ve İngilizce Ninnilerle adlı yayınlanmış kitaplarıdır. Hikayeleri yayınlanma aşamasındadır.


 Hukuk Bizim Olacak mı?



Konsolosluk Mahkemelerinden Sömürge Yargısına


Günümüzde bize çok ırak olmayan Irak’ ta hukuka, insan haklarına, evrensel değerlere saygılarına yakından tanık olduğumuz (!) işgalcilerden, Sevr’in baş mimarı İngiltere’nin mütareke dönemi İzmir’indeki hukuksal uygulamalarından kısa bir kesit sunalım: Mondros Ateşkesi imzalanmıştır ama, Yunan Ordusunun İzmir’e çıkmasına daha 3 ay vardır. İşgale direnmeyi düşünen Kolordu Komutanı-Vali Nurettin Paşa görevden alınır.Yerine koyu İtilafçı Ahmet İzzet Paşa atanır.Bu atama sonrasında İşbirlikçi  Hürriyet ve İtilaf  Partisi  İzmir şubesi, daha da pervasızlaşır. Ulusal direnişe hazırlananları işgalcilere ve saraya ispiyon eder. Hatta bazıları işgalden sonra Yunan yönetimiyle açıkça işbirliğine gider:


 Televizyon Dünyası Yabancılaşırken



Helenistik pazarlama


Kuvayı Milliye’ yi karikatürleştirerek, millici Zeynep’ i Hristo’ nun koynuna atarak Tuğçe Kazaz’ın Yunanlıya varıp vaftiz edilerek Maria’ laşması misali, bilinçaltımızdaki ulusal reflekslerde kısa devre yaptırılmaktadır.

 

Son yıllarda küreselleşmenin dayattığı, milli olan her şeyin bilincimizden boşaltılması, gayri milli olan her şeyin de boşalan bilince yerleştirilmesi, kutsanması ve içselleştirilmesi sürecini yaşıyoruz.


 Bizim Masallarımız



Tık Tık Eden Kabacuğum


Babam Tahsin Çavuş bu dünyadan göçeli artık bana uzannama anlatan yok. Fatma abla da çok uzaklarda.Hacı Emin Ağa da çoktan terki diyar etti.Sergenine tavanına, her köşesine binlerce uzannama sinen hanemiz seneler var ki boş.Binlerce kez ilk günkü heyecanla dinlediğim, saldır saldır ezbere anlattığım masalların bir çoğunu unuttum. Tahsin Çavuş torunlarına, Aslı’ya, Şirin’e de aynı masalları senelerce anlattı. Benim bildiğim Tahsin Çavuş’ta Eyüp sabrı vardır. O güzelim uzannamaları, Aşık Keremleri, Aşık Garipleri, dağı delen Ferhad’ı, Çamlıbel’i mesken tutan Koç  Köroğlu’ nu yeni baştan anlatacaktır bana…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar