Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

30 Mayıs 2007

Mirze Elekber Sabir

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar

Siyaset-Türkiye

 


Yerelliğin Siyasallaşması ya da Siyasallığın Yerelleşmesi


-Hüseyin Özbek-


22 Temmuz 2007’de yapılacak milletvekili seçimleri için aday yarışı çoktan başladı.Parti genel merkezleri arı kovanı gibi işliyor. Aday adayı başvuruları binlerle ifade ediliyor.

 

Tercih ettiği partiyle arasındaki ortak paydaların belirleyici olması gerekirken; adayların dünya görüşüyle örtüşmese de seçilmeyi umut ettiği partilere yöneldiği görülüyor. Sol gelenekten gelen adayın sağcı-dinci partilere yönelmesi veya bunun tersi durumlar insanımıza şaşırtıcı gelse de giderek olağanlaşıyor.

 

Taşrada değişik partilerden adayların istisnalar dışında  yörenin yerleşiklerinden olması zorunluluğu seçmen tercihiyle ilgilidir. Büyük kentlerde ise temel özellik adayın  niteliği ve parti içindeki gücüdür.Tarikat ve dinci oluşumların sağ ve dinci partilerde her zaman belli bir kontenjanlarının olması zorunluluğu ise bilinen bir gerçektir.

 

Bu kez metropollerde değişik partilere adaylık başvurusunda bulunanlar, şanslarını artırmak, sıralamada iyi bir yer kapmak için farklı bir yöntem izliyorlar. Yöre derneklerinin adayı olduklarını, arkalarında büyük kentlere göçmüş olan hemşeri ağırlıklı bir seçmen kitlesinin bulunduğunu söylüyorlar. Kamuoyunu ve başvurduğu partiyi etkilemeye yönelik yığınsal basın toplantıları yapıyorlar. Yörecilik temeline dayalı dernek başkanları, kalabalık basın toplantılarıyla adaylarını açıklıyor, seçilebilir yere konulması kaydıyla adaylarının başvurduğu partiyi destekleyeceklerini söylüyorlar.

 

Bilindiği gibi aday milletvekili seçildiğinde, hukuken herhangi bir bölgeye bağlı olmaksızın tüm milletin vekili sayılmaktadır. İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere ortaya çıkan yeni duruma göre, Türk ulusunun değil, hemşerilerinin temsilciliğine soyunmuş, kendisini yöreyle sınırlamış milletvekilleri ortaya çıkacaktır. Ulusun ortak değerleri, ortak sorunları ve geleceğine yönelik sorumluluk yerine, yörecilik ve yerellik öne geçmiş olacaktır.

 

Uluslaşma süreci Atatürk’ün ölümüyle kesintiye uğratılmış olan ülkemizde, AB ve ABD tarafından ulusun ortak paydaları ve ulusal bilinç yerine yörecilik ve yerellik dayatılmaktadır. Ankara merkezli tekil, üniter, ulus devletin yerine önerilen; Bölge Kalkanıma Ajansları,  merkezle bağları son derece zayıflatılmış olan Yerel Yönetim, yine Ankara’yla bağları gevşetilen İl Özel İdare’si  modelleriyle ulusal bütünlük giderek aşındırılmaktadır.

 

Bu modelle merkezi idarenin hantallığının ortadan kalkacağı, işlerin hızlı yürüyeceği, yöreyi kalkındıracak yatırımların gerçekleştirileceği ve kaynak sağlanacağı propagandası belli ölçüde etkili olmaktadır.Böylece kendisini  ulusun bireyi olarak tanımlayan, düşünce ve ruh dünyası tüm ulusu ve ülkeyi kapsayan birey yerine, yöresi ve hemşerileriyle sınırlayan, ülkeye ve ulusa yabancılaşan insan tipi inşa edilmek istenmektedir.

 

Böylece, metropol kentlerde başlayan yörecilik, yerellik, etnik ve mezhepsel temeldeki seçmen oluşumu, giderek siyasal gettolaşma eğilimleri yaratacak tehlikeli bir yolun da başlangıcıdır. Yüksek ahlak, kültürel düzey, siyasal nitelik, ülkeye ve ulusa sunacağı katkılar yerine, adayda aranan baş özelliğin yerel ve etnik yakınlığa indirgenmesi ülkemizde siyasal feodalitenin tasfiyesi yerine güçlenmesine yol açacaktır.

 

Yine bu süreç siyasal partilerle seçmen arasında bir arz-talep sarmalına dönüşerek ülkemizi Cumhuriyet ve demokrasi kültüründen, ulus paydasından uzaklaştıracak, toplumu birbirine yabancılaştıracak, yeni ayrışmaların kutup başlarını oluşturacaktır.

 

Bu tersine sürecin önlenmesinde en başta siyasal partilere görev düşmektedir: Adaylarda aranacakların başında Cumhuriyet’in değerlerine bağlılık, çağdaşlık, siyasal kültür, mesleki birikim, ülke, ulus sevgisinin geldiği açıklanmalıdır.Tercihler de bu ölçütlere göre olmalıdır.

 

Aksi halde Türkiye’nin Güneydoğusundaki sorunların kaynağı aşiret kültürü ve hiyerarşisinin bir kanser ağı gibi toplumsal ve siyasal dünyamızı sarması kaçınılmazdır.

 

Hüseyin Özbek

Avukat, İstanbul Barosu Genel Sekreteri, 30 Mayıs 2007



Eve Erken Dönen Oğullar! -Hüseyin Özbek-


Diyarbakır Dicle Kurşunlu Köyü kırsalında uzaktan kumandalı mayının patlatılması sonucu şehit düşen komando çavuş Muharrem Yalanız’ın Artvin Şavşat Ilıca köyünde toprağa verildiğini yazdı 26 Mart 2007 tarihli gazeteler. Anne Müfide Yalanız’ın askerlerce taşınan oğlunun fotoğrafını  “Evine hoş geldin oğlum” diye öpüp kucakladığını, al bayrağa sarılı tabutuna sarılıp, kanından kan, canından can verdiği Muharrem’ine; “Asker elbisesiyle gittin, bayrağa sarılı geldin, bize ne büyük şeref yaşattın. Allah iki evlat verdi, biri vatana, biri bana “ diye yas ettiğini, cenazenin ardından el sallayarak “Elveda oğlum!” diye uğurladığını da yazdılar.



Mütareke İstanbul’unun Sivil Toplum Örgütü: İngiliz Muhipleri Cemiyeti -Hüseyin Özbek-


İngiltere, 20.yüzyılın başlarında Avustralya’dan Hindistan’a, Mısır’a, Pasifik’ten Atlas Okyanus’una uzanan karaların, denizlerin, renkleri, dilleri, dinleri değişik halkların efendi sahibidir! Olağanüstü genişlikteki sömürge coğrafyasını ilgilendiren ekonomik, politik kararlar Londra’da alınmaktadır. İngiliz sanayisinin ve Londra borsasının ihtiyaçları doğrultusunda yapılan tarımsal üretim ve çıkarılan hammaddeler Britanya’ya akmaktadır. Sömürge coğrafyasının dinsel, toplumsal, siyasal sisteminden tüketim tarzına kadar her şey yine Londra’ca belirlenmektedir.



Kötülüğü Tanımlamak, İmal Etmek, Sonunda Öldürmek -Hüseyin Özbek-


ABD film endüstrisinin Amerikan halkının dünyaya bakışının, siyasal kültürünün, tüketim alışkanlıklarının, giderek ortalama kişiliğinin belirlenmesindeki etkisi bilinmektedir. ABD’ nin ekonomik, siyasal düzeninin, ülke içi, ülke dışı politikasının tanziminde finans kapitalin, silah tekelleri başta olmak üzere, ekonomik gücü elinde bulunduranların mutlak hakimiyetini göz ardı etmemek gerekir. ABD halkının düşünce kalıplarını, davranış biçimlerini belirleyen güçlerin etkisi ABD ile sınırlı değildir. Pasifik’ i ve Atlantik’ i aşıp, dünyayı sarmalayan ABD emperyalizmi, diğer ulusların, toplumların, toplulukların değer yargılarının oluşturulmasında silahlı güçlerinden daha etkin bir diğer gücünü devreye sokmaktadır. O da Holivut” tur.


 

Hüseyin Özbek


Kastamonu Araç Yukarı Yazı Köyü doğumludur. Çorum Öğretmen Okulu’ndan sonra Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünü bitirdi. Değişik okullarda Türkçe-Edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Halen İstanbul’da serbest avukatlık yapmaktadır. Yeni Hayat, Ufuk Ötesi dergilerinde yazılan yazmaktadır. Türk Kalesi Yıkılırken ve İngilizce Ninnilerle adlı yayınlanmış kitaplarıdır. Hikayeleri yayınlanma aşamasındadır.


 Hukuk Bizim Olacak mı?



Konsolosluk Mahkemelerinden Sömürge Yargısına


Günümüzde bize çok ırak olmayan Irak’ ta hukuka, insan haklarına, evrensel değerlere saygılarına yakından tanık olduğumuz (!) işgalcilerden, Sevr’in baş mimarı İngiltere’nin mütareke dönemi İzmir’indeki hukuksal uygulamalarından kısa bir kesit sunalım: Mondros Ateşkesi imzalanmıştır ama, Yunan Ordusunun İzmir’e çıkmasına daha 3 ay vardır. İşgale direnmeyi düşünen Kolordu Komutanı-Vali Nurettin Paşa görevden alınır.Yerine koyu İtilafçı Ahmet İzzet Paşa atanır.Bu atama sonrasında İşbirlikçi  Hürriyet ve İtilaf  Partisi  İzmir şubesi, daha da pervasızlaşır. Ulusal direnişe hazırlananları işgalcilere ve saraya ispiyon eder. Hatta bazıları işgalden sonra Yunan yönetimiyle açıkça işbirliğine gider:


 Televizyon Dünyası Yabancılaşırken



Helenistik pazarlama


Kuvayı Milliye’ yi karikatürleştirerek, millici Zeynep’ i Hristo’ nun koynuna atarak Tuğçe Kazaz’ın Yunanlıya varıp vaftiz edilerek Maria’ laşması misali, bilinçaltımızdaki ulusal reflekslerde kısa devre yaptırılmaktadır.

 

Son yıllarda küreselleşmenin dayattığı, milli olan her şeyin bilincimizden boşaltılması, gayri milli olan her şeyin de boşalan bilince yerleştirilmesi, kutsanması ve içselleştirilmesi sürecini yaşıyoruz.


 Bizim Masallarımız



Tık Tık Eden Kabacuğum


Babam Tahsin Çavuş bu dünyadan göçeli artık bana uzannama anlatan yok. Fatma abla da çok uzaklarda.Hacı Emin Ağa da çoktan terki diyar etti.Sergenine tavanına, her köşesine binlerce uzannama sinen hanemiz seneler var ki boş.Binlerce kez ilk günkü heyecanla dinlediğim, saldır saldır ezbere anlattığım masalların bir çoğunu unuttum. Tahsin Çavuş torunlarına, Aslı’ya, Şirin’e de aynı masalları senelerce anlattı. Benim bildiğim Tahsin Çavuş’ta Eyüp sabrı vardır. O güzelim uzannamaları, Aşık Keremleri, Aşık Garipleri, dağı delen Ferhad’ı, Çamlıbel’i mesken tutan Koç  Köroğlu’ nu yeni baştan anlatacaktır bana…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar