Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

6 Nisan 2007

Avşarlı Türkmen Ozanı Dadaloğlu

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar

Siyaset-Türkiye

 


Kuzey Irak Operasyonu


-Hüseyin Özbek-


36 Paralelin kuzeyinde ABD himayesinde oluşturulan, hormonal müdahale ile doğal evrimi hızlandırılan suni devletçiğin Türk milletine kabul ettirilmesi operasyonu son günlerde hız kazandı. Küresel sermayenin uzantısı işbirlikçi tekelci sermaye medyasının son dönemde bu konuda kamuoyu oluşturmaya yönelik operasyonlarını izlemek gerekiyor.

 

Halkımız Kuzey Irak’taki oluşumun Türkiye açısından birinci dereceden güvenlik sorunu haline geldiğini, üniter yapımızı tehdit ettiğini, bölücü terörün stratejik, taktik, lojistik merkezine dönüştüğünü görüyor. Kuzey Irak’taki aşiret liderlerinin ayakları yer tutup, ABD himayesinde siyasal, ekonomik gelişimini tamamladığında, Irak’la şekli anlamda pamuk ipliği derecesine inmiş bağlantısını da atıp bağımsızlığını ilan edeceğini, Türkiye’nin toprak bütünlüğüne yönelik taleplerde bulunacağını tarihsel deneyimlerin verdiği sezgisiyle algılıyor.

 

Kamuoyunda, bölücü terörün kaynağı ve ülkemize yönelik fesat merkezi bu oluşuma karşı Türk Silahlı Kuvvetlerinin operasyona geçmesi beklentileri artıyor. Bunun için öncelikle siyasal iktidarın kararlılığı gerekiyor. Türk Silahlı Kuvvetlerinin en üst düzeyindeki yetkililer ve Genel Kurmay Başkanınca Kuzey Iraktaki aşiret liderlerinin Türkiye tarafından muhatap alınmaması gerektiği ifade edildi. AKP cephesinden muhatap alınabileceği yolunda anında açıklamalar geldi. Ardından Tayip Erdoğan Celal Talabani ile görüştü!

 

ABD, Türkiye’nin Kuzey Irak’a yönelik olası askeri girişimlerine karşı olduğunu kesin bir dille açıkladı. AB yine aynı doğrultuda açıklamalarda bulundu. ABD ve AB”nin derin laboratuarlarında, geçmişin çöpe atılan, kullanım süresi çoktan dolmuş Sevr projesi piyasaya sürülmek için makyajlanmaktadır. Yeni Sevr projesine karşı çıkmak, emperyalistlerin kırmızı çizgilerinin ihlali anlamına gelmektedir. İşbirlikçi sermaye Türkiye”nin kırmızı çizgilerinin yumuşatılıp, karikatürleştirilip kamuoyu gündeminden düşürülmesinde üzerine düşeni eksiksiz yapmakta, ABD ve AB’nin kırmızı çizgilerini göz yaşartıcı bir sadakatle savunmaktadır!

 

AKP, 3 Kasım 2002 öncesi bütün engelleri temizleyip, kendisine arka verip, iktidarın yolunu açan Atlantik ötesinin ve AB”nin bölgeye yönelik emperyal arzularına, kırmızı çizgilerine karşı çıkmayı düşünmemektedir. Esasen bu mümkün de değildir. AKP nin bırakın  iktidar olmayı;  siyasal parti olarak  varlığını sürdürmesi bile dış dinamiklerin desteğinin devamına bağlıdır. Bu nedenle, bizim küresel sermayenin yanaşması neo liberal oliğarşik sermaye ile neo İslamcı AKP” nin çıkarları bütün enlem ve boylamlarda uyuşmaktadır.

 

Ülkesinin kurtuluş ve kuruluşunda emeği, payı olmayan, burjuva kültürünün imbiğinden geçmeyen, burjuva devrimlerinin öncüsü, yaratıcısı olamamış, dünün tefeci bezirganı, günümüzün sanal burjuvazisiyle, yerli, milli değerlerini kaybetmiş, seccadeyi bazen Brüksel’e bazen Atlantik ötesine çeviren, emperyalizmin kırmızı çizgilerine hapsolmuş sanal İslamcılar bu nedenle yapışık ikizler gibi birlikte olmak zorundadırlar.

 

Yapışık ikizlerin iki cepheden kıskaç harekatıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerine yönelik son dönem operasyonlarının nedeni budur. Türk Ordusu’nun Kuzey Irak’taki  aşiret devletine ve bölücü teröre yönelik olası operasyonuna karşı başlatılan medya operasyonuyla amaçlananları kısaca sıralayalım:

 

1) Yaklaşan Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi medyaya servis edilen Andıç, Sarıkız, Ayışığı kampanyalarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin aktif pozisyonunu bozmak, gardını düşürmek, savunma psikozu içine sokarak süreçteki etkinliğini sıfırlamak.

 

2) Faşizan, darbeci, demokrasi karşıtı bir asker profili çizerek, halk nezdindeki itibarını sarsmak, küçük düşürmek, milletten soyutlamak, kışlaya hapsetmek.

 

3) Gelecekte Türkiye’nin devlet yapılanmasında askerin ağırlığını asgariye indirecek yasal düzenlemelerle, siyasal iktidarın denetimine sokup, toplumsal yapımızın en önemli dinamiklerinden biri olma özelliğini kaybettirmek,siyasal ve toplumsal olarak çok dar bir hukuksal alana hapsetmek, inisiyatif alanını mümkün olduğunca daraltmak.

 

4) Bunaltılmış, suçlanmış, itibar erozyonuna uğratılmış ordunun ardındaki toplumsal destek ve güveni yok ederek, Kuzey Irak’a yönelik olası bir operasyonun önünü kesmek, orduyu yalnızlaştırmak.

 

Kuşkusuz başka amaçları da bu sıralamaya eklemek mümkündür, ama bu kadarı bile ikizlerin stratejik amacını açıklamaya yetecektir.

 

Milletimizin tarihsel sağduyusuyla algıladığı bölücü tehlikeyi, sürdürülen psikolojik harekatla tersyüz edip, Kuzey Irak’taki suni oluşumu kamuoyuna adeta bölgenin İsviçre’si gibi yutturma operasyonuna dönelim isterseniz:

 

4 Nisan tarihli Milliyet Gazetesinin tanıtım yazısının başlığı : “Kuzey Irak’ta Ticari Operasyon: Türkiye”nin Kuzey Irak’taki kırmızı çizgileri aşınırken, artık ticari çıkarların belirlediği yeni çizgiler geleceğe damga vuruyor. Türk firmaları bölgeyi baştan inşa ediyor”

 

Aslında bu tanıtım başlığına hiçbir şey eklenmese, manşetten başlayan ve devam eden günlerde tam sayfa sürdürülen dizi okunmasa bile amaç anlaşılıyor. Türkiye’nin milli devlet olmasının ve gelecekte de bağımsız olarak bu coğrafyada var olma iradesinin göstergesi  olan, kukla devlet oluşumunu engellemeye yönelik olası operasyonuna karşı, işbirlikçi sermayenin operasyonu… Yani kendi elimizle Kürdistan”ı inşa operasyonu! Ayrıca ulusumuzun bilincini ters yüz etme operasyonu!

 

Dizinin yazarı Serpil Yılmaz İstanbul-Erbil hattındaki uçuşunu gövdesinde Freebird yani Özgür Kuş yazan uçakla gerçekleştirmiş. Sözü Erbil’ e inen yazara verelim : Erbil İnterkontinental’ a vardığımızda, etraftaki yıkık dökük şantiye görüntüsü silindi, İngilizcenin ortak dil olduğu lobide iş bağlantılarının yapıldığı arenaya katıldık. Otelin girişindeki Türk bayrağı, Türkiye’nin Kandil”de PKK operasyonu yapacağını açıklamasının ardından kaldırılıyor.”

 

Otel izlenimleri daha uzun ama biz yazarın kent gözlemlerine gelelim:“Erbil merkez olmak üzere Süleymaniye ve Dohuk’a uzanan, Habur Gümrük Kapısı’ nda biten bir yolun öyküsü değil bu; nüfusu 5 milyona dayanan Irak Kürdistan bölgesini( IKB ) sıfırdan inşa eden Türk işadamlarının öyküsü”  ABD ile bizimkiler anlaşılan bir anlaşma yapmışlar: ABD Kürdistan’ı  tüm kurumlarıyla anahtar teslimi devlet olarak inşa edecek, bizim yapsatçılar da binalarını, yollarını, alt yapısını!...Yazının devamından bizim yapsatçıların bitirdikleri ve imzaladıkları kontratlarla 2 milyar dolarlık iş üstlendiklerini, Türkiye”den yapılan ithalatla birlikte 10 milyar dolarlık bir pazarı sürüklediklerini öğreniyoruz. Yapsatçı kişilerin, şirketlerin dökümü veriliyor. Çakılan her çivinin arkasında 913 Türk firmasının olduğunu da böylece öğrenmiş oluyoruz.  Barzani”nin başkanlık sarayının görkeminden, mimari özelliklerinden sonra, Erbil’ deki konutların 165 bin dolardan başladığını öğreniyoruz.

 

Sözün burasında bir alıntı daha yapalım :’Kürdistan bölgesinde tüm resmi binalarda yönetici odaları, otel gibi yatak odalı, banyolu yapılıyor. Bizde bu türün örneği, Ankara”da yeni inşa edilen AKP Genel Merkezi’nde görülüyor.”

 

Dizinin 6 Nisan tarihli bölümüne gelelim:”Kürdistan Bölgesinin kalbi olan Erbil’ deki şantiyeleri dolaşıyorum, karşıma AKP kulislerinde adı en çok geçen iki grup çıkıyor. Bunlardan biri AKP”nin grup toplantıların yaptığı ve Başbakan Erdoğan’ ın tatillerini geçirdiği Antalya’daki IC Otelin sahibi İbrahim Çeçen’in sahibi olduğu IC İçtaş şirketi, diğeri de İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ a yurt dışı gezilerinde eşlik eden Mehmet Alp Delimollaoğlu’ nun ortağı olduğu Günay İnşaat.”

 

Yazar yapsatçıların Türkiye Cumhuriyeti’nden beklentilerini de dillendiriyor:” Buraya Kore bilgisayarlar, belediye araçları hibe ediyor. Türkiye ise elini uzatmıyor. Bu şartlarda pazarın yüzde 80’ ini alıyoruz.” Yazarın arzusu da Türkiye”nin Kürdistan inşasına yönelik askeri operasyon yerine, Kürdistan”ın inşasına ve inşaatına omuz vermesi!

 

Bu arada gazeteci, iş arayanlara AB ülkeleri yerine yeni bir ekmek kapısı da bulmuş: “300 dolara Alanya’ ya mı, 1000 dolara Erbil’ e mi? Adanalı, Antepli inşaat işçisinin cevaplandıracağı soru bu.”

 

Daha kaç gün süreceği belli olmayan medya operasyonundan, yani diziden, gazeteci İlnur Çevik’in Kuzey Irak’ta büyük ihaleler aldığını, 40 milyon dolara Süleymaniye Havaalanı’ nı inşa ettiğini, toplam 250 milyon dolarlık iş yaptığını öğreniyoruz: “ Çevik’in Cumhurbaşkanlığı döneminde Demirel ile Kürdistan Yurtseverler Birliği Başkanı Celal Talabani’ yi Güniz Sokak’ taki meşhur evde buluşturması “sıkı dostluğunun” ilk halkasıydı. Irak Kürt bölgesi sıfırdan inşa edilirken, bu dostluktan bir şirket, gazeteciden de müteahhit doğdu.”

 

Diziyle okurların bilincindeki, dağlık, aşiret hiyerarşisi içinde, kamusal ve bireysel özgürlüklerin olmadığı, aşiret ağalarının, uyuşturucu baronlarının denetiminde, köleci bir kast sisteminin yaşandığı Kuzey Irak algısının, Şark İsviçre’si olma yolunda hızla ilerleyen bir masal ülkesiyle yer değiştirmesi amaçlanıyor.

 

İşbirlikçi sermaye medyasının şırıngası mı, yoksa Türk milletinin uzun tarihsel deneyimlerin imbiğinden süzülüp gelen derin bilinçaltının şaşmaz sağduyusu mu sonucu belirleyecek? Hep birlikte göreceğiz… 

 

Hüseyin Özbek

Avukat, 6 Nisan 2007



Diyasporanın Soykırım Kamapanyasına İç Destek -Hüseyin Özbek-


1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında başlayıp, 1983 Paris Orly katliamına kadar geçen sürede ASALA başta olmak üzere Ermeni terör örgütlerince yoğun bir  kampanya sürdürüldü. Bu süreçte kırka yakın Türk diplomatı hayatını kaybetti. Suikast sorumlularının bulunup yargı önüne çıkarılmasında her nedense cinayetlerin gerçekleştiği ülkelerin resmi makamları pek istekli davranmadılar.Üstelik her suikast sonrası dünya medyası tarihsel gerçekleri çarpıtarak; 1915 Ermeni Tehciri”ni dillerine dolayıp ulusumuzu mahkum etme yoluna gittiler.



Yaylaya Çıkmak -Hüseyin Özbek-


Hıdırellezden sonra Yukarı Yazıyla Aşağı Yazı Köyünün uslularına danışılır, keşfe gidenler dinlenir, muhtarlar imleşir, böylece yaylaya çıkış günü belli olurdu. Biz o gece sabahı zor ederdik. Anam denkleri akşamdan hazırlardı. Kap kacaktan sacayağa, undan bulgura, yatak yorgandan aba kebeye, yayıktan sitile, çalmaca kadar yükler bir yana ayrılırdı.



İnce Memed Yandaşlığından ABDİ Ağa Yanaşmalığına -Hüseyin Özbek-


Topraklarına el koyup adeta köleleştirdiği köylülerin Abdi Ağa’ ya  ırgat, yarıcı, maraba olmak dışında bir seçenekleri yoktur. Abdi Ağa’ nın yarıcılarından biri de İnce Memet’ tir. Gelişen olaylar sonucu silaha sarılıp Toroslara çıkan eşkıya İnce Memet çukurdaki yoksulların umudu, Abdi Ağa’ nın korkusudur. At ayağı çabuk, ozan dili çevik olur, biz romanın sonuna gelelim: İnce Memed Abdi Ağa’ yı cezalandırır, topraklarını da yoksul köylülere taksim eder.


 

Hüseyin Özbek


Serbest avukatlık yapmaktadır.

.............. ................. ............. .......... ..... ..........


 Hukuk Bizim Olacak mı?



Konsolosluk Mahkemelerinden Sömürge Yargısına


Günümüzde bize çok ırak olmayan Irak’ ta hukuka, insan haklarına, evrensel değerlere saygılarına yakından tanık olduğumuz (!) işgalcilerden, Sevr’in baş mimarı İngiltere’nin mütareke dönemi İzmir’indeki hukuksal uygulamalarından kısa bir kesit sunalım: Mondros Ateşkesi imzalanmıştır ama, Yunan Ordusunun İzmir’e çıkmasına daha 3 ay vardır. İşgale direnmeyi düşünen Kolordu Komutanı-Vali Nurettin Paşa görevden alınır.Yerine koyu İtilafçı Ahmet İzzet Paşa atanır.Bu atama sonrasında İşbirlikçi  Hürriyet ve İtilaf  Partisi  İzmir şubesi, daha da pervasızlaşır. Ulusal direnişe hazırlananları işgalcilere ve saraya ispiyon eder. Hatta bazıları işgalden sonra Yunan yönetimiyle açıkça işbirliğine gider:


 Televizyon Dünyası Yabancılaşırken



Helenistik pazarlama


Kuvayı Milliye’ yi karikatürleştirerek, millici Zeynep’ i Hristo’ nun koynuna atarak Tuğçe Kazaz’ın Yunanlıya varıp vaftiz edilerek Maria’ laşması misali, bilinçaltımızdaki ulusal reflekslerde kısa devre yaptırılmaktadır.

 

Son yıllarda küreselleşmenin dayattığı, milli olan her şeyin bilincimizden boşaltılması, gayri milli olan her şeyin de boşalan bilince yerleştirilmesi, kutsanması ve içselleştirilmesi sürecini yaşıyoruz.


 Bizim Masallarımız



Tık Tık Eden Kabacuğum


Babam Tahsin Çavuş bu dünyadan göçeli artık bana uzannama anlatan yok. Fatma abla da çok uzaklarda.Hacı Emin Ağa da çoktan terki diyar etti.Sergenine tavanına, her köşesine binlerce uzannama sinen hanemiz seneler var ki boş.Binlerce kez ilk günkü heyecanla dinlediğim, saldır saldır ezbere anlattığım masalların bir çoğunu unuttum. Tahsin Çavuş torunlarına, Aslı’ya, Şirin’e de aynı masalları senelerce anlattı. Benim bildiğim Tahsin Çavuş’ta Eyüp sabrı vardır. O güzelim uzannamaları, Aşık Keremleri, Aşık Garipleri, dağı delen Ferhad’ı, Çamlıbel’i mesken tutan Koç  Köroğlu’ nu yeni baştan anlatacaktır bana…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar