Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

24 Eylül 2006

Avşarlı Türkmen Ozanı Dadaloğlu

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar

Siyaset-Türkiye

 


Yurttaşlık Kültüründen Cemaat Kültürüne


-Hüseyin Özbek-


İnanç yönünden kendisini Müslüman olarak tanımlayıp, herhangi bir tarikatın veya cemaatin mensubu olmayan yurttaşlarımız çoğunluğu oluşturmaktadırlar. Bu tanım içine giren yurttaşlarımız yine ezici çoğunlukla kendilerini Türk olarak tanımlamaktadırlar. Kısacası dinsel inançları ulusal aidiyetleri konusunda bir sorun yaratmamaktadır.


Bu tanım içindeki insanlarımız için Türklük, Türkiye Cumhuriyeti, çağdaşlık, Atatürk ve Atatürk ilkeleri kavramsal, düşünsel ve duyusal anlamda olumsuz bir çağrışım içermemektedir. Bu çerçeve içindeki Türklük ve Müslümanlık birbirlerinin karşıtı çatışan kavramlar değildir.


Atatürk önderliğinde emperyalizme karşı verilen Ulusal bağımsızlık savaşı aynı zamanda İslamiyet’in Anadolu coğrafyasında Haçlı emperyalizm tarafından yok edilmesini de önlemiştir. Geçmişte yaşananları toplumsal belleğine kaydeden Türk ulusu, deneysel ve sezgisel olarak bu iki kavramın dengelerini derin bilinçaltında kurmuştur.


2.Dünya Savaşı sonrası Atatürk’ün bağımsız dış politikasının terk edilip, süreç içinde ABD ye iyice eklemlenmeyle birlikte batının tarikat ve cemaatler üzerindeki ilgisi artmaya başlamıştır. Emperyalizm bir yandan mazlum uluslara kötü örnek olan Türkiye Cumhuriyetini kuruluş felsefesinden uzaklaştırmaya çalışırken, diğer yandan potansiyel işbirlikçilerini güçlendirmeye başlamıştır.


Atatürk döneminde yer altına inmiş, uykuya yatmış bazı tarikatlar, güçlü dış müttefikler yanında, içerde siyasal iktidar tarafından da kollanmaya başlayınca adeta hormonlu bitkiler gibi çabucak serpilmeye, dallanıp budaklanmaya başlamıştır.


Cemaat ve tarikat oluşumlarının önünün açılmasının, palazlandırılmasının elbette bir karşılığı olacaktır. Zaten bu oluşuma yol verenler çerçeveyi de çizmişlerdir. Emperyalizmin ve işbirlikçi sermayenin sadık müttefiki olarak üzerine düşenleri yerine getirmek , ulus devletle, ulusçulukla, çağdaşlıkla kavga, emperyalizmle sorunu olmayan, antikomünist bir çizgi...


Cemaat ve tarikat mensubiyeti olmayan ortalama Müslüman, ulusuyla, ulusal değerleriyle barışık, yurttaşlık bilincine sahip, ulusal çıkarlar doğrultusunda bir değerler dizgesine sahiptir. İnancı, uzun bir tarihsel süreçle oluşan ulus bilinciyle ve gelenekten gelen kültürel, toplumsal değerleriyle iç içe geçmiş, yaşam kültürüne dönüşmüştür.


Her tarikatın, her cemaatin değerler dizgesi ise birbirinden oldukça farklıdır. Dinin tanımlanmasından, algılanmasından, yorumlanmasından ritüellerine kadar bu farklılıklar görülür. Cemaat ve tarikat hiyerarşisinde mensupların özgür düşüncesi ve özgün yorumu asla olamaz. Tarikat hiyerarşisinin başındaki efendi hazretlerinin düşüncesi, yorumu, davranışları mensuplar için uyulması, izlenmesi mutlak olan ölçüttür. Dinsel alanın dışında, günlük yaşamdaki giyinişi, konuşma ve davranış tarzı, yemesi, içmesi dahil akla gelebilecek her şey mutlak örnektir.


12 Eylül sonrasının ithal söylemiyle sivil toplumculuk olarak topluma sunulan tarikat işleyişinde cemaat mensuplarına düşen kayıtsız şartsız itaattir. Cemaat halkasına dahil olanlar için yaratılmış küçük dünyalarda, gettolaşmış mahallerde bu yaşam modeli uygulanmaya çalışılır. Giyim kuşamdan başlayarak tüm hayat tarzı cemaat öğretilerine göre düzenlenir. Dünya ’ya ve ülkeye ilişkin düşünce ve yargıları cemaat eksenli olduğu için çağdaş devlet ve çağdaş toplumla çatışmaları kaçınılmazdır. Cemaat anlayışında ulus yoktur, cemaat vardır. Özgür yurttaş, birey yoktur, cemaat halkasına dahil mürit ve mensup vardır. Onun için bireyin toplumsal sorumluluklarını, ülke ve ulusa karşı ödevlerini, yurttaş olmaktan doğan haklarını yadsırlar. Türkiye Cumhuriyeti ile doku uyuşmazlıkları bundandır. Ulus devlet olgusu, üniter yapı, milli sınırlar, milli sembol olan bayrak cemaat kültüründe olumsuz kavramlardır.


Ulus , ulusçuluk, ülke gibi sınırlayıcı kavramlar yerine cemaat işleyişinin ve efendi hazretlerinin yasa ve ulusal hukukla kayıt altına alınamayacağı her yer öz vatandan daha fazla tercihe şayandır.


Dünyanın her yanında İngilizce eğitim veren okullar açan bir cemaatin başının ABD de FBI’ nin tahsis ettiği çiftlikte yan gelip yatmasının bu açıdan yadırganacak bir tarafı yoktur. Yediği önünde, yemediği ardında olan efendi hazretleri ve müritler için vatan orasıdır. Vatan cemaatin hiçbir engelle karşılaşmadan faaliyetini sürdürebileceği her yerdir. Selam durulacak bayrak ise, cemaate kucak açıp, kuş sütüyle besleyen her devletin bayrağı olabilir...


Eteğine yüz sürmek için Atlantik’i aşan müritleri için ulusumuzun sembolü ay yıldızlı bayrağın ,efendi hazretlerinin sümüklü mendili kadar değerinin olmamasının nedeni de gönüllerindeki ulus, yurt bayrak sevgisini öldüren yetiştikleri zehirli cemaat atmosferidir.

 

Hüseyin Özbek

Avukat, 24 Eylül 2006



Pontus Masalı -Hüseyin Özbek-


Yunan Parlamentosu  Andreas Papendreu’nun başbakanlığı döneminde, 1994 yılında aldığı bir kararla 19 Mayıs’ı Pontus Soykırımını Anma Günü” ilan etmişti. 8 Mart 1994’te resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren  yasa  3 maddeden oluşuyor:



Tık Tık Eden Kabacuğum -Hüseyin Özbek-


Yoksul çocukluğumun en büyük zenginliği doyasıya dinlediğim masallardı. Köyümde masala uzannama denirdi. Babama bin kere aynı uzannamaları anlattırır, tekrarı için yalvarırdım. Başlayınca da bir sonraki cümlesinin ne olacağını şaşmaksızın bilir, yine de ilk kez dinlermişçesine haz duyardım.Ben de çevreme aynı masalları naklederdim.



Ermeni Sorununda Üçüncü Dalga Devam Ediyor -Hüseyin Özbek-


"Ermeni Sorununda Üçüncü Dalga “ makalemiz 1 Ocak 2006 tarihini taşıyor. Taşnak önderliğinde 1.Dünya Savaşı sürecindeki emperyalist arkalamalı kalkışmayı ve 1915-1922 yılları arasındaki terörü ilk dalga,1974 Kıbrıs Barış Harekatından sonraki süreçte ABD ambargosu ve Batı baskısına koşut olarak Asala’nın  diplomatlarımıza yönelik suikast kampanyasını ikinci dalga olarak nitelemiştik.


 

Hüseyin Özbek


Serbest avukatlık yapmaktadır.

.............. ................. ............. .......... ..... ..........


 Hukuk Bizim Olacak mı?



Konsolosluk Mahkemelerinden Sömürge Yargısına


Günümüzde bize çok ırak olmayan Irak’ ta hukuka, insan haklarına, evrensel değerlere saygılarına yakından tanık olduğumuz (!) işgalcilerden, Sevr’in baş mimarı İngiltere’nin mütareke dönemi İzmir’indeki hukuksal uygulamalarından kısa bir kesit sunalım: Mondros Ateşkesi imzalanmıştır ama, Yunan Ordusunun İzmir’e çıkmasına daha 3 ay vardır. İşgale direnmeyi düşünen Kolordu Komutanı-Vali Nurettin Paşa görevden alınır.Yerine koyu İtilafçı Ahmet İzzet Paşa atanır.Bu atama sonrasında İşbirlikçi  Hürriyet ve İtilaf  Partisi  İzmir şubesi, daha da pervasızlaşır. Ulusal direnişe hazırlananları işgalcilere ve saraya ispiyon eder. Hatta bazıları işgalden sonra Yunan yönetimiyle açıkça işbirliğine gider:


 Televizyon Dünyası Yabancılaşırken



Helenistik pazarlama


Kuvayı Milliye’ yi karikatürleştirerek, millici Zeynep’ i Hristo’ nun koynuna atarak Tuğçe Kazaz’ın Yunanlıya varıp vaftiz edilerek Maria’ laşması misali, bilinçaltımızdaki ulusal reflekslerde kısa devre yaptırılmaktadır.

 

Son yıllarda küreselleşmenin dayattığı, milli olan her şeyin bilincimizden boşaltılması, gayri milli olan her şeyin de boşalan bilince yerleştirilmesi, kutsanması ve içselleştirilmesi sürecini yaşıyoruz.


 Bizim Masallarımız



Tık Tık Eden Kabacuğum


Babam Tahsin Çavuş bu dünyadan göçeli artık bana uzannama anlatan yok. Fatma abla da çok uzaklarda.Hacı Emin Ağa da çoktan terki diyar etti.Sergenine tavanına, her köşesine binlerce uzannama sinen hanemiz seneler var ki boş.Binlerce kez ilk günkü heyecanla dinlediğim, saldır saldır ezbere anlattığım masalların bir çoğunu unuttum. Tahsin Çavuş torunlarına, Aslı’ya, Şirin’e de aynı masalları senelerce anlattı. Benim bildiğim Tahsin Çavuş’ta Eyüp sabrı vardır. O güzelim uzannamaları, Aşık Keremleri, Aşık Garipleri, dağı delen Ferhad’ı, Çamlıbel’i mesken tutan Koç  Köroğlu’ nu yeni baştan anlatacaktır bana…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar