Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

5 Şubat 2006

Behbudi

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar

Siyaset-Türkiye

 



-Hüseyin Özbek-


Ata sözlerimiz ulusumuzun geçmişten geleceğe uzun yolculuğunda edindiği deneyimlerin,  bedeli çok ağır olan  derslerin deneysel, mantıksal sonuçlarını ifade eden öz sözlerdir. İronin, mizahın ,felsefenin, bir ulusun kişilik, kimlik şifrelerinin, derin bilinçaltının bu kısacık sözlere nasıl sığabildiğine şaşar, çözmekte zorlanırsınız.

 

DİSK Genel Başkanı Süleyman ÇELEBİ’ nin solda parti kurma girişimine ilişkin haberleri okudukça nedense aklıma hep babamdan dinlediğim bazı ata sözleri geliyor: Kendi başını düzemeyen gelin başı düzer-Ayağında kör mıh yok Hasan Dağı’ na oduna gider Kıçı külde gönlü Kaf dağında “ .

 

DİSK  1967’ de solun yükseliş yıllarında TÜRK-İŞ’ i sarı sendikacılıkla suçlayarak ayrılan ,sosyalist eğilimli bazı sendikalar tarafından kurulmuştu. Kısa sürede anti kapitalist bir söylemle, burjuvaziye , sömürü düzenine, emperyalizme karşı tavrıyla ülkemizin  en önemli sol dinamiklerinden biri haline geldi. İstanbul-İzmit-Adapazarı eksenli, özel sektör ağırlıklı  bir örgütlenme geliştirdi.

 

15-16 Haziran 1970’teki yığınsal  işçi eylemleri DİSK önderliğinde gelişti. Sonraki yıllarda çeşitli sol akımlar DİSK üzerinden bir güç mücadelesine giriştiler. Bu mücadele belli ölçülerde DİSK’ in yönetimine yansıdı.  DİSK’ in sınıf mücadelesini esas alan bir sendikal anlayışı 12 Eylül 1980 tarihine kadar devam etti.

 

12 Eylül yönetiminin ülke genelindeki uygulamaları,  solun tasfiyesine yönelik programı DİSK’ i de etkiledi. Gerek TÜRK- İŞ, gerekse DİSK, 12 Eylülden inisiyatif, güç ve üye kaybederek çıktılar.

 

Özellikle DİSK  ülkemizdeki bir kısım sol gelenekler ve kümelenmelere koşut olarak Avrupa Birliği emperyalizminin çekim ve ilgi alanına dahil oldu. Sınıf mücadelesi, anti emperyalizm, burjuvaziye karşı tavır, emek eksenli bir uğraş, günümüzde  DİSK’ in  sandık odasında naftalinlenmiş olarak, uzak geçmişin gelinlik hatırası olarak durmaktadır...

 

Ulusal sınırlar, ulusal devletler tanımayan finans kapitalin, uluslar arası sermayenin, küresel emperyalizmin  çağında DİSK, ülkemizde Sivil Toplumculuğun en etkili oyuncularından olma uğraşını vermektedir.

 

DİSK’ i fabrikalarda, grev çadırlarında, sendikal uğraşı alanlarında boşuna aramayın, göremezsiniz.  AB’ nin siyasal ve parasal destekli  Sivil Toplumculuk  piyasası DİSK’ in mesaisinin 24 saatini de almaktadır.

 

Ülkemizin siyasal, toplumsal yapısının  çalışanların  aleyhine, emperyalizmin ve işbirlikçi sermayenin lehine değiştirilmesi ,dönüştürülmesi için  AB dayatmalı  hukuksal  düzenlemeler gerçekleştirilirken DİSK hangi taraftadır? Ne yapmaktadır? Abant’ ta  başlayıp başka mekanlarda da devam eden AB destekli; solda yeni parti kurma partileri ile Süleyman  Çelebi neyi amaçlamaktadır?

 

DİSK Genel Başkanı

Süleyman Çelebi

AB desteğinde düzenlenen bu partilerin ( ! ) sonucunda Süleyman Çelebi gerçekten parti mi kuracaktır, yoksa kapağı partilerden birine mi atacaktır?  İşçi sınıfı üzerinde hiçbir gücü ve saygınlığı kalmamış bir DİSK bu partilerle ve sivil toplumculuk gösterileriyle vaziyeti kurtarmak istese de acaba kurtarabilecek midir?  TÜSİAD’ ın önde gelenlerinden Rahmi Koç mahdumu Mustafa KOÇ’ a  İstanbul’ dan Van’ a kadar yol arkadaşlığı teklif etti geçenlerde  Süleyman ÇELEBİ.

 

Sosyalist terminolojide sınıfsal dayanışma ve kapitalizme karşı aynı safta bulunma anlamında yoldaş sözcüğü ve yoldaşlık kavramı vardır. Anlaşılan Süleyman ÇELEBİ sınıf yoldaşlarını ekti, yolunu, yoldaşını ve omuzdaşını yeniden belirledi. Bundan sonra Mustafa Koç’la  yol arkadaşlığına, yoldaşlığa  devam edecek. Uzun yol şarkısız, türküsüz bitmez. Koç-Çelebi yoldaşlığına uyan şarkı bizden olsun: Beraber yürüdük biz bu yollarda..!

 

Şaka bir yana, iyi niyetle de olsa, emperyalizmin sivil toplumculuk oltası’ na bir kez takıldınız mı, ulustan, emek safından koptunuz mu nereye savrulacağınız pek belli olmaz. Emperyalist sömürünün devam etmesi için, ulusun etnik ve mezhepsel alt kimliklere bölünmesi, devletin ulusçu, tekil, bütüncül yapısının dağıtılarak, çözülme ve çöküşün sivil toplumculuk  olarak kutsanması sürecini yaşıyoruz. Ulustan, emekten kopan sivil toplum oyuncuları insanlıktan, ezilenlerin safından da koptuklarını düşünmelidirler.

 

Süleyman Çelebi’ nin  15.yüzyılda Bursa’da yazdığı Mevlid adlı mesnevisinin o zamandan günümüze   ölenin ardından yedisinde, kırkında, senesinde makamla okunması adet olmuştur. Mevlid’ i yanık sesiyle, makamıyla okuyanlara  mevlidhan  denir. Bazıları o kadar ün kazanırlar ki, bunlara varlıklı kesimin mevlid okutması  ayrıcalıklı bir adet olmuştur.

 

AB destekli  sivil toplumculuk  falan derken sakın bizim çağdaş Süleyman Çelebi de DİSK’ in mevlidini  okuyor olmasın?

 

Hüseyin Özbek, Avukat

05.02.2006


 

 

Hüseyin Özbek


Serbest avukatlık yapmaktadır.

.............. ................. ............. .......... ..... ..........


 Hukuk Bizim Olacak mı?



Konsolosluk Mahkemelerinden Sömürge Yargısına


Günümüzde bize çok ırak olmayan Irak’ ta hukuka, insan haklarına, evrensel değerlere saygılarına yakından tanık olduğumuz (!) işgalcilerden, Sevr’in baş mimarı İngiltere’nin mütareke dönemi İzmir’indeki hukuksal uygulamalarından kısa bir kesit sunalım: Mondros Ateşkesi imzalanmıştır ama, Yunan Ordusunun İzmir’e çıkmasına daha 3 ay vardır. İşgale direnmeyi düşünen Kolordu Komutanı-Vali Nurettin Paşa görevden alınır.Yerine koyu İtilafçı Ahmet İzzet Paşa atanır.Bu atama sonrasında İşbirlikçi  Hürriyet ve İtilaf  Partisi  İzmir şubesi, daha da pervasızlaşır. Ulusal direnişe hazırlananları işgalcilere ve saraya ispiyon eder. Hatta bazıları işgalden sonra Yunan yönetimiyle açıkça işbirliğine gider:


 Televizyon Dünyası Yabancılaşırken



Helenistik pazarlama


Kuvayı Milliye’ yi karikatürleştirerek, millici Zeynep’ i Hristo’ nun koynuna atarak Tuğçe Kazaz’ın Yunanlıya varıp vaftiz edilerek Maria’ laşması misali, bilinçaltımızdaki ulusal reflekslerde kısa devre yaptırılmaktadır.

 

Son yıllarda küreselleşmenin dayattığı, milli olan her şeyin bilincimizden boşaltılması, gayri milli olan her şeyin de boşalan bilince yerleştirilmesi, kutsanması ve içselleştirilmesi sürecini yaşıyoruz.


 Bizim Masallarımız



Tık Tık Eden Kabacuğum


Babam Tahsin Çavuş bu dünyadan göçeli artık bana uzannama anlatan yok. Fatma abla da çok uzaklarda.Hacı Emin Ağa da çoktan terki diyar etti.Sergenine tavanına, her köşesine binlerce uzannama sinen hanemiz seneler var ki boş.Binlerce kez ilk günkü heyecanla dinlediğim, saldır saldır ezbere anlattığım masalların bir çoğunu unuttum. Tahsin Çavuş torunlarına, Aslı’ya, Şirin’e de aynı masalları senelerce anlattı. Benim bildiğim Tahsin Çavuş’ta Eyüp sabrı vardır. O güzelim uzannamaları, Aşık Keremleri, Aşık Garipleri, dağı delen Ferhad’ı, Çamlıbel’i mesken tutan Koç  Köroğlu’ nu yeni baştan anlatacaktır bana…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar