Yazar | 
Hanifi Altaş |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|
 İyonya, Türkiye Cumhuriyeti ve Mozaik A.Ş.
-Hanifi Altaş-
Sakarya yenilgisinden sonra geri çekilen Yunan ordusu Eskişehir- Afyon savunma hattını oluşturmuştu. Yunan devleti de işgali altında tuttuğu bu yurt parçasını uzun vadede Yunanistan toprağı yapmak, Yunanistan’a katmak amacıyla bir ara formül geliştirmişti. Buna göre Yunan işgali altındaki Batı Anadolu’da sözde bağımsız bir İyonya Cumhuriyeti kurulacaktı. Eğer böyle bir İyonya Cumhuriyet kurulmuş olsa idi, Yunan Orduları Başkomutanı; yerli Rumların ezici çoğunluğunu oluşturacağı, işbirlikçi Çerkezler, Giritliler, Pomaklar, Boşnaklar vesaire ile işbirlikçi sözde Türklerin de temsil edileceği Meclis’in açılışında, o bölgede mevcut diğer bütün etnik döküntülerin adlarını da bir bir sayarak ve hatta İzmir’deki Tepecik Çıngenelerini dahi ihmal etmeyerek; ama Türklerden yalnızca Müslümanlar diye bahsederek; “bu cumhuriyeti biz birlikte kurduk” derdi. Nitekim Yunanistan, beşinci kolu aracılığıyla, savaşta kabul ettiremediği ama asla vazgeçmediği İyonya düşüncesini benimsetmek üzere 1998 yılında Eskişehir’de aynı adla bir dernek kurdurmuş, bu derneğin kuruluşuna da hemen bütün siyasi parti temsilcileri aktif olarak katılmış ve katkıda bulunmuşlardı. Bir avuç Türkçünün protestoları ve karşı çıkışları sonrasındadır ki siyasi parti temsilcileri –güya- uyanmış ve bu dernekten çekilmişlerdi. *** Eğer Yunanlılar Sakarya’da yenilmeselerdi ve Ankara’yı da ele geçirselerdi, böyle bir durumda yine İyonya benzeri bir Mozaik Federasyonu veya Anatolia Federal Cumhuriyeti veyahut Bülent Arınç’ın hoşuna gidecek biçimiyle “Federal Anadolu İslam Cemahiriyesi” kurarlar ve bu kez de yine muhtemelen Yunan Orduları Başkomutanı veya Yunan Kralı, Meclisin açılışında imparatorluk bakiyesi ne kadar etnik döküntü varsa sayar ve belki lütfedip Türklerin de adını bu arada anarak “bu cumhuriyeti biz birlikte kurduk” derdi! *** 30 Ağustos 1922’de Türk orduları başkomutanı Mustafa Kemal Atatürk, Dumlupınar’a hakim bir tepeden Yunan Ordusunun tamamen kuşatılmış olduğunu görüp gözetledikten sonra, Yunan Ordusu Başkomutanına hitaben şöyle haykırıyordu: “Hacıanesti neredesin? Gel de ordularını kurtar!”
2 Kasım 2006 tarihinde, Yunanlıların adına Küçük Asya faciası dedikleri bozgundan sorumlu tutularak idam olunan General Hacıanesti’nin ruhunun bu kez Atina’nın Akropol’ünden yükselerek mağrur ve muzaffer bir edayla; Afyon ovasına doğru, geçen seksen dört yılda ruhu afyonlanmış bir milletin ebedi başkomutanına seslendiğini duyar gibiyim: “Mustafa Kemal! Neredesin? Gel de ordularını kurtar!” Hanifi Altaş 4 Kasım 2006
|
Havanda Su Dövme Kurultayının Ardından -Hanifi Altaş-
Görünen o ki, Türkiye'nin rolü, Amerika'nın ve AB'nin bu ülkeler için geliştirdiği politikalar ekseninde Türkiye'ye verilen rolleri oynamakla sınırlı kalmaktadır. Bakü-Ceyhan hattı olayında gözlendiği üzere, Türkiye zamanında milli politikalar üretemediği için başkalarının peşinden sürükleniyor; sürüklendikçe zaman kaybediyor ve bu kaybedilen zamanda da Türkiye'nin aleyhine olan yeni seçenekler ortaya çıkıyor.
|
Kurt mu, Kangal mı Tartışması Üzerine: Türk Kültürü, Tarih bilimi ve Şarlatanlık! -Hanifi Altaş-
Türköne’nin talihsizliğine bakar mısınız? Bizim Erzurum yöresinde “Tilki eşerken kurt çıkarmak!” diye bir deyim vardır. Bay Türköne de, Bozkurt’a çukur kazıp onun yerine Kangal destanı yazmaya kalkışırken, bir de ne görsün; karşısına yine bir Bozkurt çıktı! Üstelik tam da Ergenekon destanının bir türevi olarak. Hem de o pek hayranı olduğu Kangal köpeklerinin en iyilerinin yetiştiği yerde! Demek yalnızca koca bir tarih değil, talih de Türköne’ye karşı….
|
Ulusalcılık, Siyasal Dincilik ve Totalitarizm -Hanifi Altaş-
Fetullah’ın “saman adamlarına*” çıkarttırdığı ve adı da samana benzeyen bir gazetede Türkçülüğe, Türklüğe ve Türklüğün sembollerine saldırarak öne çıkıp ün salmakla, kendine malum cemaat nezdinde mümtaz bir yer edindiği anlaşılan bir akademisyen, gördüğü tepkiler üzerine kendini savunmak ihtiyacı hissetmiş; "Türklerin Bozkurt diye bir sembolü olamaz" yönündeki görüşlerine gelen eleştirileri yanıtlamış. (Kaynak: http://www.haber10.com/haber/35699/) Hazret yanıtlarının son bölümünde de, kendisinden bekleneceği üzere yine Türk milliyetçiliğine saldırmış; aklınca ulusalcılığı mahkum etmiş ve tabii hizmet ettiği cemaata yani Fetullahçılara övgüler dizerek yazısını noktalamış.
|
| | 
Hanifi Altaş
Yeni Hayat Dergisi'nin sahibidir. Serbest avukatlık yapmaktadır.
| 
| Türkçülük ve Devrimcilik |

| Yeni Hayat
"Yeni Hayat programının önemli bir özelliği de devrimcilikle ülkücülüğü bağdaştırmasıdır. Bu iki kavramın bugün birer sözcük olarak bile yan yana durmasının ne kadar garipseneceğini söylemeye dahi gerek yoktur. Ne var ki, asil garipsenmesi gereken şey, bir ülküsü bulunmayanların devrimcilik iddiasına kalkışmalarıdır. Gerçekte ülkücülük, bugün var olan düzeni beğenmeyerek onun yerine tasarlanmış olan ideali koymak demek olunca, bu ideali yani ülküyü gerçekleştirmenin adına devrim, bu uğraşının adına da devrimcilik demek gerekmez mi? Bu mantığın dışında bir devrimcilik yani ülküsü olmayan bir devrimcilik düşünülebilir mi? Öylesinin adi devrimcilik değil, olsa olsa anarşizm olur; çünkü, devrim yalnızca beğenilmeyen bir şeyi, bir kurumu, bir düzeni yıkmak demek değildir. Yıktığınız şeyin yerine koyacak bir "idealiniz" yoksa, siz yalnızca yıkıcı bir anarşist olabilirsiniz; ama devrimci asla!
|
| 
| Türkçülük |

| Enver Paşa
Enver Paşa’nın hem kişisel olarak, hem de devlet adamı ve asker olarak yanlış, eksik, kusurlu tarafları bulunabilir. Elbette bu yönleri eleştiri konusu da yapılabilir. Ancak işin şu yanı çok iyi bilinmelidir ki, onun ve ittihatçı arkadaşlarının gerek Meşrutiyetin ilanı, gerek 31 Mart irtica ayaklanmasının bastırılması, gerek Trablusgarp savaşı ve gerekse Bab-ı Ali baskını sırasında sergiledikleri cesaret ve ataklık, imparatorluğun çöküş döneminde yurtsever ve idealist kadroların önünü açmak bakımından bile çok çok önemlidir. Çöküş dönemlerinde devletin sivil ve askeri kadrolarına hakim olan karamsarlık, yılgınlık, ürkeklik, korkaklık ve tembellik gibi hastalıkları bünyeden söküp atan ve taa Milli Mücadeleye kadar uzayan, hatta onu kazandıran yenilmezlik ruhunu ve devrimci dinamizmi onlara kazandıran Enver Paşa ve İttihatçı arkadaşları olmuştur.
|
| 
| Din Geleneğinde Yanlışlar... |

| Kulluk Düzeni
Kölelik ve/veya kölecilik; bir sosyal ve ekonomik düzenin adıdır. Müslümanlık yahut İslamiyet de, Arapların yarı köleci-yarı feodal sosyo-ekonomik düzeni içerisinde meydana gelmiştir. Adına Cahiliye dönemi denilen İslam öncesi çağlarda Arapların sosyal yaşantısı, ancak böyle tanımlanabilir. Sayıları belirli Arap kentlerindeki bir kısım etkin (nüfuzlu) kabile üyelerinin ülke içinde ve dışında ticaret serbestisine sahip olmaları bu durumu değiştirmez. Bugün dahi Suudi Arabistan’da bu köleci sistemin veya kulluk düzeninin somut izlerine rastlanabilir. Sözgelimi bu ülkede bir yabancının işçi olarak çalışması için de, bir işyeri açması için de ancak bu ülke yönetimince makbul bir Arab’ı kefil olarak göstermesi gerekir. Bu kefalet; bizim bildiğimiz anlamda bir krediye veya borca kefil olmak anlamında değildir; insanın insana kefil olması demektir. Daha doğrusu kefil olunanın kefile mahkumiyeti ve esaretidir. Öyle ki, kefil olunan kişi yıllarca çalışıp didindikten sonra kazanıp biriktirdiği bütün serveti, kefilinin bir sözüyle kaybedip beş parasız olarak o ülkeden kovulabilir. Bu durum, hiç kuşkusuz kulluk düzeninin Arabistan’da hala ne denli güçlü bir sosyal geleneğe ve süregenliğe sahip olduğunun somut bir göstergesidir.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|