Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

20 Haziran 2007

Ebulfeyz Elçibey

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye


Hayaller, Yalanlar, Ortadoğu ve Batı


-Samed Naimi-


ABD ordusu Kuzey Irak’ta yer alan Erbil, Dohuk ve Süleymaniye illerinin yönetimini 30 Mayıs günü Kürt Bölgesel Yönetimine devretti; böylece, Irak’ın kuzeyinden çekilen ABD güçleri konuşlandığı 18 ilin 7’sini terk etmiş oldu. Bu devir teslime ilişkin anlaşma ile Kuzey’deki güvenlik her ne kadar Kürtlere verilmiş olsa da bu anlaşma Irak ve ABD ordusu ile  koordinasyonu da öngörmektedir. 

 

KDP lideri, 30 Mayıs 2007 ’de ABD kuvvetlerinin Irak’ın kuzeyindeki bu üç ilin yönetimini Kürt Bölgesel Yönetimi’ne devretmesiyle hayallerine biraz daha yaklaştığını düşünmektedir.

 

Geçmişte Araplar da Ortadoğu’da hayallere sahiplerdi. Onlar da Batı’ya güvenmişti. Kendilerine her zaman hoşgörü ile davranmış olan Türklere 1. Dünya Savaşı’nda ihanet edip bağımsız, büyük Arap Ülkesi için, Hıristiyan olan üstüne üstlük sonrasında Araplara oldukça acı yaşatacak olan Yahudiler ile sıkı fıkı ilişki içinde bulunan İngiliz ve Fransızlar ile beraber Müslüman Türklere karşı savaşmışlardır. Bu işbirliği sonucunda Türkler Ortadoğu’nun o kesiminden kuzeye doğru çekilmişlerdir. Bu noktaya kadar her şey Arapların lehine gözükürken hiç kimse gerçeklerin farkında değilken 1916 yılında gizlice imzalanan “Sykes-Picot Antlaşması” ile Arapların aslında boşa kürek çektiği ortaya çıkmıştır.

 

“Sykes-Picot” ile Mekke Şerifi Hüseyin’in “Irak ve Filistin toprakları üzerinde kendine bağlı bir Arap Devleti kurma” hayali, kendisinin çok güvendiği zamanın ABD’si olan İngiltere ve onun ortağı Fransa tarafından yıkılacak, yerle bir edilecektir. Üstüne üstlük Mekke Şerifi’nin yediği darbe bununla kalmayacaktır. Zira, Hüseyin bu durumdan 1917 yılının sonlarına kadar  haberdar  olamayacaktır. Hüseyin’in hayal ettiği toprakları aralarında bölüşen İngiliz ve Fransızların entrikaları bununla sınırlı kalmamıştır. Hüseyin ile anlaşma zemini ararken Necd Emiri İbn-i Suud ile de anlaşmışlardır. İbn-i Suud’e vaat edilen topraklar aslında Hüseyin’e verilen topraklardır. Gerçekleşen bu el sıkışmadan habersiz olan Hüseyin kendini “Arabistan Kralı” ilan etmiştir. Sonuçta ise eline hiçbir şey geçmemiştir. Bu olay büyük devletlerin “iyi geçindiklerini insanları” ne kadar kısa zamanda harcayabileceklerinin bir örneği olmuştur. Bu devletler insanları kullanıp kullanıp bir paçavra gibi atmışlardır.

 

Geçmişi bugüne uyarladığımızda; Mekke Şerifi Hüseyin’in deneyimlerinden bir ders çıkartmayan Kürtler de kendilerini yaşadıkları bölgenin kralı ilan etmiş gibi görünmektedir.  Kürtlerin hayallerinin benzerini kuran Hüseyin’in sonu hüsran olmuştur. Fakat bu ihanetin Araplar için en acı veren sonucu İngiliz Dış İşleri Bakanı Balfour’un 2 Kasım 1917’de, Siyonist Dernekler Başkanı Lord Rothschild’a yazdığı daha sonra “Balfour Deklarasyonu” adını alacak mektup olacaktır. Bu deklarasyon Türkler çekildikten sonra geride kalan Arapların topraklarını başka bir ulusa yani Yahudilere tahsis edilmesi için verilen bir sözdü. Doğal olarak bu bildiri Araplar tarafından tepkiyle karşılanmıştır. Görüldüğü gibi Batı’nın yalanları ve boş vaatleri Araplara pahalıya mal olmuştur. Üstelik günümüzde Ortadoğu’daki kanayan yara olan Arap-İsrail çatışması böylece ortaya çıkmış olup Arap Devletleri’nin Ortadoğu’daki “Habis Ur” diye tarif ettikleri İsrail Devleti’nin kurulacağı artık kesinleşmiştir.

 

Bir Arap Şerifi’nin büyük hayali bumerang gibi geri dönüp kendine çarpmış ve Arapların günümüzdeki en büyük derdi olan Yahudi Devleti’nin kuruluşuna yardımcı olarak Siyonist ideolojinin işini kolaylaştırmıştır. Kürtlerin de “Büyük Kürt Devleti” hayali gördüğü bilinmektedir. Kürtler 1. Körfez Savaşı’ndan sonra kendilerine ciddi anlamda kol kanat geren Türkiye Cumhuriyeti’ne aklı sıra kafa tutmaktadır.

 

Mekke Şerifi Hüseyin’in İngilizlerin desteğini alması gibi “günümüzün Hüseyin’i” Kürtler ise, ABD desteği almaktadır. Hüseyin’in aldatılması; geçmişte ihtiraslı şahısların kendilerini tatmin etmek için büyük devletlerin büyük vaatlerine kanarak boylarından büyük laf etmelerinin sonuçlarından biridir. Kürtler de onunla aynı yolda gözükmektedir. Kürtler şunu bilmelidir ki kapalı kapılar ardında Ortadoğu görüşülmektedir. Üstelik onlar bu toplantılara dahil değildir. Dolayısı ile kendilerine destek veren ülkelere fazla güvenmeleri onların sonu olabilecektir.

 

KDP ve KYB etrafındaki devletler ile iyi geçinmek zorundadır. Kendi topraklarından komşu devletlere sızan tehditlere ev sahipliği yaparak ellerine bir şey geçmeyecektir. Hatırlatmakta fayda vardır ki, Batılı devletler bu bölgenin yerlisi değildir. İşleri ve çıkarları bitince günümüzde uyguladıkları politikaları değiştireceklerdir.

 

 

Samed Naimi

20 Haziran 2007



Ahmedinejad Yönetimi'nin Hastalığı: 'Logofobi' -Samed Naimi-


Eylül’den bu yana, Güney Azerbaycanlıların yaşadığı bölgelerde bizler için simgesel değer taşıyan Babek Kalesi'nin yer aldığı ve kurt motiflerinin bulunduğu tişörtlerin satışını da yasaklayan İran Yöneticileri son olarak, İran-Irak Savaşı sonrasında "gazi" unvanı alan Mensur Ciddi isimli kardeşimizi, milli kahramanımız Babek Hürremdin ile Bazz Kalesi'nin Güney Azerbaycan tarihi açısından önemine değinen bir kitap yazma hazırlığı içerisinde olması nedeniyle, Ekim ayı ortalarında gözaltına almıştır. İran güvenlik güçleri tarafından, Erdebil'deki evine yapılan baskında ayrıca, kardeşimizin bilgisayarı, CD ve kitaplarına da el konulmuştur.  



İran'da Kürdler Türk Topraklarına Göz Dikti!.. -Samed Naimi-


Son dönemde, Güney Azerbaycan’da Türklere ait olan Urumiye, Salmas, Makü, Çaldıran, Sayın Kala, Tikan Tepe, Soyuk, Bulak, Biçar, Sulduz, Sungur, Kürve, Hasan Abad gibi bir çok yerleşim yerine, Kürtler tarafından sahip çıkıldığı  görülmektedir. Anılan toprakların “Kürt bölgesi olduğu” yönündeki propaganda faaliyetleri, Iran Yönetimi’nin gizli desteği ile yurt içinde ve dışında sürdürülmekte ve Iran Kürdistan Demokratik Partisi (IKDP) tarafından hazırlanan uydurma haritalar ile topraklarımız “Kürtlerin yoğunlukta olduğu yerler olarak” gösterilmektedir. 



Güney Azerbaycan Türklerine Yeni Baskılar... Samed Naimi


İran/Tebriz’de, Güney Azerbaycan Eyaleti İslam Şurası Başkanı Peruz Tagavi’nin organizasyonu ile yapılan bir toplantıda, Güney Azerbaycan Türkleri için büyük önem taşıyan Babek Kalesi’nin bulunduğu Keleyber bölgesi ele alındı. Toplantıda Keleyber’in, İran Hükümeti tarafından turizm bölgesi olarak kabul edildiği vurgulanarak, Keleyber’de arkeolojik kazı çalışmalarına başlanması, ayrıca Babek Kalesi civarındaki yürüyüş ve mitinglerin yasaklanması, giriş ve çıkışlara izin verilmemesi kararlaştırıldı.


 

Samed Naimi


İran Türklerindendir. İran Türklüğünün siyasi haklarını elde etmesi için mücadele vermektedir.


 İran Türklüğü



İran Ekonomisinde Ayrımcılık


Bilinçli ekonomik politikalar yüzünden, Güney Azerbaycan'da fakirlik artmakta, düşük gelir düzeyi ve işsizlik sonucu uyuşturucu kullanımı yayılmaktadır. İran’ın petrol ürünleri dışındaki üretiminin büyük bir bölümü Güney Azerbaycan’dan çıksa da, İran yönetimi bu bölgenin kalkınmasına oldukça düşük bütçe ayırmaktadır. İran Yönetimi’nin, Güney Azerbaycan toprakları hesabına yeni eyaletler kurma planı bu defa Maraga’ya uygulanmaktadır. Maraga’nın parlamentodaki temsilcisi Seyid Mustafa Haşimi Binab; Gosaçay, Hesteri, Ecebser ve Melikendi şehirleri de dahil, Sehend Eyaleti kurulmasını istemiştir. Maraga ve diğer şehirler ile ayrı bir eyalet kurulması teklifini protesto ediyoruz….


 İran Türklüğü



İslam Devrimi ve Dış Politika


İslam devrimini ihraç politikası çerçevesinde, aşırı İslamcı örgütlere destek verdiği öne sürülen İran İslam Cumhuriyeti’nin, Hıristiyan bir ülke olan Ermenistan’a sağladığı imkanlar diğer İslam ülkeleri arasında tepkiyle karşılanıyor. Ermenistan ise, mevcut politikası ile İran sınırları içindeki Ermeni Diasporasının haklarını koruduğuna da inanıyor. Bu arada ABD’nin, İran’ı kontrol etmek pahasına söz konusu ikili ilişkilerden faydalandığı bir gerçek. Siyasi gözlemciler, İran’ın nükleer faaliyetlerini kendisine gerekçe gösteren ABD’nin, Ermenistan’da kurulması planlanan bir nükleer santrale destek vermesinin, Ermenistan’da halen faaliyet gösteren “Metsamor” santralinin kapatılması konusunda ısrarcı olan Avrupa Birliği’nde yaratacağı etkiye dikkat çekiyor.


 İran Türklüğü



İran'da Türklüğün Durumu


Çünkü, biz Güney Azerbaycanlılar, maruz bırakıldığımız kültürel asimilasyon ve yabancılaştırma politikalarının son bulmasını istemekteyiz. İnsan haklarının korunması uluslararası kamuoyunun görevlerinden birisi olduğuna göre, Güney Azerbaycan sorununun barışçıl yollarla çözümü için BM ve AB zaman geçirmeden üzerine düşeni yapmalıdır.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar