Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

25 Kasım 2007

Cengiz Dağcı

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


Aleviler Hizaya Gelecek mi?


-Mustafa Cemil Kılıç-


Alevilik son yıllarda tarihin hiçbir evresinde görülmediği kadar yoğun bir baskıya maruz kalıyor. Aleviler kimliklerinden koparılmaya çalışılıyor.

Son dönemde Alevilere yönelik yapılan çalışmalar Alevi inancını hizaya getirme uğraşısıdır.

Alevilik hizaya gelecek mi ?

Yüz yıllardır varlığını reddeden egemenler şimdi ona elbise biçmeye çalışıyorlar.

Deniliyor ki; Alevilik tasavvufi bir akımdır. Yani tarikattır.

Bu ne demektir ?

Alevilik hiçbir zaman Sünnilik ile boy ölçüşemez. Sünniliğin altında tali bir unsurdur.

Cem evleri bir tekkedir. Hiçbir zaman camilerle eşit olamaz.

Camiye gidip namaz kılınmadığı sürece cem evine gidip cem ibadeti yapmanın hiçbir değeri ve önemi yoktur.

Önce camiye, sonra dilersen cem evine gidebilirsin.

Cem ibadeti bir tarikat zikridir. Kültürel ve folklorik bir unsurdur. Asla namazın yerini tutamaz.

Namaz kılmadığın sürece cem ibadeti yapmanın hiçbir hükmü yoktur.

Muharrem orucu, asla Ramazan orucunun yerini tutamaz. Gerçek oruç Ramazan orucudur. Ramazan orucu tutulmadığı sürece Muharrem orucunu tutmanın hiçbir anlamı ve değeri yoktur.

Semah, bir kültürel bir unsurdur. İlk semahın dönüldüğü Kırklar Meclisi ve Cemi bir efsanenden ibarettir.

Alevilerin Miraç inancı mitolojidir. Gerçek Miraç inancı Sünnilikteki Miraç inancıdır.

Miraç’ta Hazreti Muhammed’e semah, zikir ve secde yani cem ibadeti değil beş vakit namaz emredilmiştir. Aleviler de bu gerçeği kabul etmelidir.

Alevileri ve Aleviliği hizaya getirme çalışmasının içeriği işte budur.

Bunu gerçekleştirebilmek için de maaşlı dedeler ve zakirler sınıfı yaratılarak toplumsal bir rüşvetle Aleviler ve Alevilik, Diyanet İşleri Başkanlığı ve AKP yönetimi tarafından satın alınmak istenmektedir.

Aleviler bu saldırı karşısında teslim mi olacaklardır ? Bin yıldır süren direnişten vazgeçip hizaya mı geleceklerdir ?

Bekleyip göreceğiz.

Gerçekte yapılması gereken şudur:

Cem evleri, camilerle eşit statüde bir ibadethane olarak kabul edilmelidir.

Alevilik, Sünnilik ve Şiilikle eşit düzeyde bir yorumdur.

Alevi ibadetleri Sünni ve Şii ibadetlerinden aşağı ve ikincil ibadetler değil asli ibadetlerdir.

Alevi teolojisi, Sünni ve Şii teolojisi kadar muteberdir.

Alevi inanç önderleri Sünni ve Şii inanç önderlerinin altında bir konumda değil onlarla eşit düzeyde bir dinsel otoritedirler.

Devletçe bunlar kabul edilmediği sürece yapılacak çalışmalar bir asimilasyon çabası olmanın ötesine geçemeyecektir.



Mustafa Cemil Kılıç

İstanbul, 25 Kasım 2007



DİB, "Alevi-Bektaşi Klasikleri" ve Aleviliğin Teolojik Koordinatları -M. Cemil Kılıç-


Diyanet İşleri Başkanlığı (DİB), 3 Mart 1924 tarihinde “ Şer’iye ve Evkaf vekaleti “nin kaldırılmasının ardından 429 sayılı kanunla Başbakanlığa / Başvekalete bağlı olarak kurulmuştur. Bütçesi de Başbakanlığa dahil edilmiştir. Ulusal Mücadele yıllarında büyük hizmetler vermiş, yönetsel deneyimi olan ve uzun zaman Ankara Müftülüğü görevinde bulunan Börekçizade Mehmet Rıfat Efendi, 1 Nisan 1924 tarihinde Diyanet İşleri Başkanlığına getirilmiştir. En yüksek devlet memuru maaşı alan Diyanet İşleri Başkanına, bakanlara verilen kırmızı plakalı bir makam aracı tahsis edilmiş ve protokoldeki yeri de bu özelliklere göre belirlenmiştir.



Oruç Gerçekte Kaç Gün -Mustafa Cemil Kılıç-


Bizce Ramazan ayında oruç günleri sayısı on gündür. Ne var ki 29 – 30 gün oruç tutulmaktadır. On günden fazlasının tercihen yapılan bir ibadet olduğu kanısına varmak güç olmasa gerek. Bu noktada Hazreti Muhammed’in Ramazan ayında on gün süre için itikaf’a girdiği de anımsanmalıdır. Bu on günlük itikaf süresi aynı zamanda zorunlu oruç günü sayısının da işareti olarak görülebilir. Kanımızca tercihen tutulan bir aylık oruç uygulamada zorunlu hale gelmiştir. Dinde bunun örnekleri mevcuttur. Sünni inanışta Hazreti Muhammed’in 2 , 4, 8 rekatlık teravih namazı kıldığı rivayet edilmesine rağmen günümüzde teravih namazları 20 rekat olarak kılınmaktadır.



"Tesettürsüz Kadınlar Zihin ve Hayal Dünyamızı Kirletiyor" -M. Cemil Kılıç-


Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal sürecin sonunda toplumu nelerin beklediğini anlatan ibretlik bir yazıyı idrakinize sunmak istiyorum. Söze konu yazı 22 Ağustos 2007 Çarşamba günlü Zaman Gazetesi’nde yayımlandı. Yazarı Ahmet Şahin… Zaman gazetesinin yazar kadrosu içinde yer alan liberal, 2. cumhuriyetçi yazarlarımız meslektaşlarının bu görüşleri hakkında neler düşünüyorlar acaba? Yoksa onlar da hayal ve zihin dünyalarının tesettürsüz kadınlar tarafından kirletilmekte olduğunu mu düşünüyorlar?  Baş örtüsü yada türbanı bir insan hakkı olarak gördüklerini söyleyenler tesettürsüz kadınlardan kurtulmayı Müslümanların bir numaralı meselesi şeklinde gören Ahmet Şahin ve ona binlerce teşekkür mesajı gönderen okurları hakkında nasıl bir kanaate sahipler?


 

Cemil Kılıç


İlahiyatçı / Sosyolog

1975 İstanbul doğumludur. Sinop nüfusuna kayıtlıdır. İlk öğrenimini Sinop ve İstanbul'da tamamladı. İstanbul'da Küçükköy İmam Hatip Lisesi'nin ardından Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesi'nin Kelam ve İslam Felsefesi Bölümünü bitirdi. 1998'de aynı Üniversitenin Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü, Sosyoloji ve Sosyal Antropoloji Anabilimdalında master eğitimine başladı.1999 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğine atandı. 2001 yılında master eğitimini tamamladı. 2005 Yılında " Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik " adlı kitabını yayımladı. Kitabı nedeniyle soruşturma geçirdi. Sürgün edildi. 2006 yılında 2. kitabı olan "Türk Ulusçuluğunun Yeniden Doğuşu" adlı yapıtını yayımladı. 2007 yılında ise " Alevi İbadetlerinin İslam'daki Yeri " adlı kitabı yayımlandı.


 Alevilik



Alevilik İslam'ın Türk'e Özgü Yorumudur


Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın ve İslam’dan önce gelen bütün göksel dinlerin özüdür. Alevi/Bektaşi inancını İslam dışı olarak nitelemek olanaksızdır.

 

Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın Türke özgü yorumudur. Bir anlamda “ İslamiyetin Türkçe konuşmasıdır.” Kadim Türk inançlarının tanrısal vahiyle birleşimidir.


 21 yy'a Girerken Türkçülük



Türk Tanımı


Türk, Türklük soyundan gelen ve Türklük soyundan gelenler kadar Türkleşerek kendini TÜRK BİLENDİR. Başka bir kimliğe sahip olduğu halde kendini Türk hisseden veya hissettiğini söyleyen kimseleri Türk kabul etmeye imkan yoktur. Çünkü; böylesi kimseler bilinçaltlarında bir yerde o gayri Türklük kimliğini muhafaza etmektedir. Bu ise daima potansiyel bir kopuşun mevcudiyetini bildirmektedir. O halde biz, tıpkı Yusuf AKÇURA gibi Türklüğü ırk temelli tanımlıyoruz ki, gerçekten bilimsel olan da budur.


 Tarih Algısında Seçkincilik Sona Ererken



Tarih Algısı


Türk tarihi, içinden çıktıkları Türk / Türkmen halkına yabancılaşmış olan, Türkmenlerden “ Etrak-ı Bi İdrak “ Araplardan ise “ Kavm-i Necib-i Arap “ diye bahseden kimi Osmanlı Sultanlarının ve elitlerinin tarihi değil, Türk ve Moğol halklarını bir devlet altında toplayıp Emevi / Abbasi zulmünün öcünü kanırta kanırta Araplardan alarak Türkün yanan bağrına soğuk sular serpen Cengizlerin, Türk katliamlarının planlandığı Bağdat’ı yakan Hülagu'ların, Sekizinci yüzyılda Azerbaycan’da  Arap ordularına ve Arapların satın aldığı Türk soylu Afşın ile onun satılmışlar ordusuna karşı kahramanca direnen Babek'lerin, “Biz Türkün başbuğuyuz !” diye haykıran Timur'ların, Uzun Hasan'ların tarihidir…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar