Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

23 Ağustos 2007

İsmail Gaspıralı

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


"Tesettürsüz Kadınlar Zihin ve Hayal Dünyamızı Kirletiyor"


-Mustafa Cemil Kılıç-


Türkiye’nin içinden geçtiği siyasal sürecin sonunda toplumu nelerin beklediğini anlatan ibretlik bir yazıyı idrakinize sunmak istiyorum. Söze konu yazı 22 Ağustos 2007 Çarşamba günlü Zaman Gazetesi’nde yayımlandı. Yazarı Ahmet Şahin…
 


Şahin yazısına şu sözde felsefi görüşlerle başlıyor:

“Maruz kalınan her bir günah, her bir yanlış hayal kirlenmesine yol açıyor, zihinde kirli bir iz bırakıyor... İnsan çok defa böyle bir zihin kirlenmesinin sonucunu moralindeki düşüşlerle yaşıyor...”

Günahlar insanın hayal ve zihin dünyasının kirlemesine yol açıyor, diyor yazar. Peki neymiş acaba insanın zihin ve hayal dünyasını kirleten bu günahlar ?


Yanıtını yazısının sonuna doğru veriyor yazar. Ancak ip uçlarını daha yazının girişinde bile bulabiliyoruz. Bakalım siz de bulabilecek misiniz bu ip ucunu ?


“…günlük hayatımızda bizlerde de böyle zihin ve hayal kirlenmesi söz konusu oluyor mu? Her bakışımızda gözler yoluyla birtakım haramlara maruz kalmak neredeyse muhakkak gibi mi?.. Ruh dünyamızda bulantılar hasıl edecek manzaralar günlük hayatımızda sanki normal görüntüler haline mi gelmiş?.. Hayalimizde hep çöplük mü seyrediyoruz?..”


İşte yazarın hayal ve zihin kirlenmesi ile neyi kastettiğini bizzat Hazreti Muhammed’e dayandırdığı uydurma bir olayla anlattığı cümleler:


“…İsterseniz burada, Efendimiz (sas) Hazretleri'nin, hayal kirlenmesi tehlikesini önlemek için gösterdiği şu tarihî hassasiyeti bir daha hatırlayalım:


Kadın-erkek herkesin iffete kilitlendiği hac mevsiminde, Arafat vakfesini yapıp döndükleri bir sırada, terkisine aldığı (Hazreti Abbas'ın oğlu) Fazlı'nın başını eliyle sağa sola çeviriyor ve böylece etraftaki kadınlara gözünün ilişmemesi için gayret gösteriyordu. Şu dikkate bakın!.. Asır, saadet asrı, mevsim hac mevsimi, terkisine binilen zat Allah Resulü ve harama bakmaması için başı sağa sola çevrilen de iffetinde hiç kimsenin şüphe edemeyeceği Hazreti Fazlı idi!.. Bu olay, Efendimiz'in hayali temiz tutma adına nasıl bir hassasiyet içinde olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek teşkil ediyor bizlere...”

Kadınlara bakmak insanın hayal ve zihin dünyasını kirletiyormuş. Üstelik bu olayda anlatılan kadınlar tesettürlü kadınlar. Tesettürlü kadınlara bakmak bile hayal ve zihin dünyamızı kirletiyorsa ya tesettürsüz kadınlara baktığımızda, onlarla konuştuğumuzda, selamlaştığımızda, tokalaştığımızda Allah bilir neler oluyordur ?

Ne olduğunu da söylüyor aslında değerli yazarımız:

“…Hayalimizde hep çöplük mü seyrediyoruz?..”

Demek ki çöplük seyrediyormuşuz…

Yazara göre Müslümanların bir numaralı meselesi bu hayal ve zihin kirlenmesine sebep olan unsurlardan yani tesettürsüz kadınlardan kurtulmakmış. İşte buyurun onun cümleleri:

“…günümüz Müslüman'ının bir numaralı meselesi, hayalini haramlardan koruma temizliğidir. Çünkü bu türlü zihin ve hayal kirlenmeleri beden kirlenmesine benzemiyor, dinî hayatta duyulan aşk ve şevkin önce azalmasına, sonra da kademe kademe düşerek yok olmasına bile sebep olabiliyor...”

Yazara göre tesettürsüz kadınları görmek insanda pişmanlık ve üzüntüye sebep oluyor. Yani yazar tesettürsüz kadınlardan sanırım iğreniyor. Üstelik bir de acıyor. Tesettürsüz kadınları kendilerinden korunulması gereken varlıklar olarak gösteriyor.

İşte onun cümleleri:

“…Ne dersiniz? Bu olay bizim de bir numaralı meselemiz mi? Her hayal kirlenmesinden sonra duyduğumuz pişmanlık ve üzüntü ile tövbe istiğfar temizliğimizi yapıyor, kirlenmeye karşı korunma tedbirimizi alıyor muyuz?..”

Şimdi Ilımlı İslam hareketini demokrat görenlere soralım;
Sizce bu yazı tıpkı İran’daki gibi bir hicap / örtünme yasasının psikolojik zeminini oluşturmak için yazılmış olabilir mi ?

Sizce bu yazı gizli bir gündemin ip ucu mudur ?

Tesettürsüz pek çok kadın yazarın demokratlık adına Ilımlı İslam hareketine destek vermesi acaba yarın onları kurtarabilecek mi ?

Sahi, Tuğçe Baran ve benzeri demokrat, liberal, ikinci cumhuriyetçi tesettürsüz kadın yazarlarımız demokrat islamcı kardeşlerinin zihin ve hayal dünyalarını kirlettiklerinin farkındalar mı acaba ?

Atatürkçüleri, laik cumhuriyet yanlılarını sindirmeye çalışan malum liberal yazarlarımız kadın özgürlüğü konusunda İslamcı liberal yoldaşlarının ne denli büyük bir potansiyele sahip olduklarını fark edebiliyorlar mı?

Zaman gazetesinin yazar kadrosu içinde yer alan liberal, 2. cumhuriyetçi yazarlarımız meslektaşlarının bu görüşleri hakkında neler düşünüyorlar acaba?

Yoksa onlar da hayal ve zihin dünyalarının tesettürsüz kadınlar tarafından kirletilmekte olduğunu mu düşünüyorlar ?

Baş örtüsü yada türbanı bir insan hakkı olarak gördüklerini söyleyenler tesettürsüz kadınlardan kurtulmayı Müslümanların bir numaralı meselesi şeklinde gören Ahmet Şahin ve ona binlerce teşekkür mesajı gönderen okurları hakkında nasıl bir kanaate sahipler ?

Ve son soru…

Bu yazının Türkiye’deki en ılımlı / mutedil İslamcı bir gazetede yayınlanabilmiş olması ne tür bir cüreti anlatıyor ?

Ilımlısı bunu yazıyor ve bu niyeti taşıyorsa radikali neler tasarlıyor acaba ?

Mustafa Cemil Kılıç

İstanbul, 23 Ağustos 2007



Sayın Halaçoğlu'nu Destekliyorum -Mustafa Cemil Kılıç-


Sayın Halaçoğlu açıklamasında;
1. Alevilerin yüzde 99’nun Türkmen olduğunu belirtmektedir.
2. Türkiye’de bugün Kürt olarak bilinen insanların yüzde 30’unun Türkmen asıllı olduğunu,
3. Tehcirden kurtulmak için bazı Ermenilerin kendilerini “Alevi Kürt “ olarak gösterdiklerini ve Alevi Kürt olarak bilinen kimselerin önemli bir bölümünün Ermeni kökenli olduğunu ifade etmektedir.
4. Açıklamalarını bilimsel olarak belgelendirmektedir.



Laik Türkiye Cumhuriyeti'nde Alevilik -Mustafa Cemil Kılıç-


Alevilik inançsal çeşitlilik açısından Türkiye için yaşamsal öneme sahiptir. Zira, inançsal açıdan homojen olmayan ülkelerde rejimin laik olması nispeten daha elverişlidir. Farklı inançsal/dinsel gruplar arasındaki sosyal denge ülkedeki laik sitemi de takviye etmektedir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de laikliğin dinsel/mezhepsel anlamda heterojen toplum yapısından güç aldığı anlaşılmaktadır. Nitekim İslam dünyasındaki sayılı laik devletlerden birinin de Türkiye olmasının sosyolojik nedenlerinden biri Alevi/Bektaşi kitlenin varlığıdır. Alevi/Bektaşiler, Türkiye’nin Sünni İslam din devleti haline dönüşmesinin önündeki en önemli engellerden biridir.



Kırklar Meclisi Masal mı? -Mustafa Cemil Kılıç-


Kırklar Meclisi ve Cemi, Alevi teolojisinin en temel ögelerinden biridir. Bu konuda Sünni ve Şii teologlar, Alevi inancına yönelik mütecaviz bir tutum içerisindedirler. Alevi inancı, söze konu bu saldırgan tutumlara karşı gerekli teolojik güce ve kendi dinsel paradigması çerçevesinde berrak bir tutarlılığa sahip bir akım olarak susturucu yanıtlar verme aşamasına gelmiş bulunmaktadır. Verilen yanıtların doğru anlaşılabilmesi ve kavranabilmesi için öncelikle bilinmesi gerekli kimi hususları anımsatmak bizce yaşamsal öneme sahiptir. Şöyle ki; Alevilik, Sünnilik ve Şiilik İslam orijinli akımlar olmakla birlikte, teolojik açıdan bağımsız kimlikler konumuna ulaşmış durumdadırlar. Diğer bir deyişle her üç akım artık farklı ve özgün teolojik yapılar olarak kabul edilmek zorundadır. Bu gerçeği görmeden yapılacak tüm yorum ve analizler sağlıklı bir sonuç doğurmayacaktır.


 

Cemil Kılıç


İlahiyatçı / Sosyolog

1975 İstanbul doğumludur. Sinop nüfusuna kayıtlıdır. İlk öğrenimini Sinop ve İstanbul'da tamamladı. İstanbul'da Küçükköy İmam Hatip Lisesi'nin ardından Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesi'nin Kelam ve İslam Felsefesi Bölümünü bitirdi. 1998'de aynı Üniversitenin Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü, Sosyoloji ve Sosyal Antropoloji Anabilimdalında master eğitimine başladı.1999 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğine atandı. 2001 yılında master eğitimini tamamladı. 2005 Yılında " Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik " adlı kitabını yayımladı. Kitabı nedeniyle soruşturma geçirdi. Sürgün edildi. 2006 yılında 2. kitabı olan "Türk Ulusçuluğunun Yeniden Doğuşu" adlı yapıtını yayımladı. 2007 yılında ise " Alevi İbadetlerinin İslam'daki Yeri " adlı kitabı yayımlandı. www.turkcutoplumcu.com web sitesinin yöneticiliğini yapmaktadır. Halen eğitimcilik görevini sürdürmektedir.


 Alevilik



Alevilik İslam'ın Türk'e Özgü Yorumudur


Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın ve İslam’dan önce gelen bütün göksel dinlerin özüdür. Alevi/Bektaşi inancını İslam dışı olarak nitelemek olanaksızdır.

 

Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın Türke özgü yorumudur. Bir anlamda “ İslamiyetin Türkçe konuşmasıdır.” Kadim Türk inançlarının tanrısal vahiyle birleşimidir.


 21 yy'a Girerken Türkçülük



Türk Tanımı


Türk, Türklük soyundan gelen ve Türklük soyundan gelenler kadar Türkleşerek kendini TÜRK BİLENDİR. Başka bir kimliğe sahip olduğu halde kendini Türk hisseden veya hissettiğini söyleyen kimseleri Türk kabul etmeye imkan yoktur. Çünkü; böylesi kimseler bilinçaltlarında bir yerde o gayri Türklük kimliğini muhafaza etmektedir. Bu ise daima potansiyel bir kopuşun mevcudiyetini bildirmektedir. O halde biz, tıpkı Yusuf AKÇURA gibi Türklüğü ırk temelli tanımlıyoruz ki, gerçekten bilimsel olan da budur.


 Tarih Algısında Seçkincilik Sona Ererken



Tarih Algısı


Türk tarihi, içinden çıktıkları Türk / Türkmen halkına yabancılaşmış olan, Türkmenlerden “ Etrak-ı Bi İdrak “ Araplardan ise “ Kavm-i Necib-i Arap “ diye bahseden kimi Osmanlı Sultanlarının ve elitlerinin tarihi değil, Türk ve Moğol halklarını bir devlet altında toplayıp Emevi / Abbasi zulmünün öcünü kanırta kanırta Araplardan alarak Türkün yanan bağrına soğuk sular serpen Cengizlerin, Türk katliamlarının planlandığı Bağdat’ı yakan Hülagu'ların, Sekizinci yüzyılda Azerbaycan’da  Arap ordularına ve Arapların satın aldığı Türk soylu Afşın ile onun satılmışlar ordusuna karşı kahramanca direnen Babek'lerin, “Biz Türkün başbuğuyuz !” diye haykıran Timur'ların, Uzun Hasan'ların tarihidir…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar