Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

1 Nisan 2008

III.Selim

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye


Çetelerin Üstüne Kim Gitmek İstemez


-Kürşad Kahramanoğlu-


İtalya’daki temiz eller operasyonlarını hatırlayacaksınız. İtalyan kültürünün bir parçası olarak, Hollywood’un romantikleştirip Batı’da neredeyse kabul edilebilir noktasına getirdiği, “Mafya” dediğimiz çeteler, toplumun ve devletin en derin köşelerine kadar sızmış; rüşvet, şantaj, kumar, fuhuş yollarıyla ülkenin kanını emiyordu. Temiz eller operasyonları, cesur savcılar tarafından yürütüldü ama bu cesur savcıların arkasında duran politik bir irade olmasaydı, çetelere karşı verilen savaşın başarı şansının olamayacağı da gün gibi aşikârdı.


Demek ki çetelere karşı savaşabilmek için, olmazsa olmaz iki öğe gerekiyor: Hukukun üstünlüğüne inanmış, tarafsız ve cesur savcılar ve bu savcıların arkasında durabilecek politik irade.

Bunları bu günlerde medyamızda, her AKP karşıtı ve AKP’ye güvenmediğini söyleyenlere karşı açık veya ima yoluyla, “Ergenekon çetesini ve darbecileri koruyan…” yaftası yükleyenlere söylüyorum.
 

Kimmiş, bu “Ergenekon çetesi ve darbe” yandaşları?
 

Geçtiğimiz Nevruz’da, Türkiye’nin 67 beldesinde, AKP hükümetinin valilerinin gözetiminde “yasadışı gösteriler yapılıyor” diye, iki ölü 187 yaralı ile sonuçlanan saldırılara itiraz edenler mi?
 

“Eğitim sistemimiz kötüden berbata gidiyor”, “üniversite mezunlarımız işsiz güçsüz dolaşıyor” diye, kadrolaşan Milli Eğitim Bakanlığı’ndan şikâyet eden insanlar mı?
 

Katledilmesinin üzerinden bir seneden fazla zaman geçtiği halde, devlet içindeki çete bağlantıları ortaya çıkarılamadığı için, iç hukuk yollarını tükettikleri duvarı ile karşılaşan ve AHİM’e gitmeye hazırlanan Hrant Dink ailesi mi?

Sanat alanları daraltılıyor, “dünya bankası ve IMF’ye kongre vadisi yapacağız” diye, İstanbul’un merkezinde, nadir nefes alabilen araziler üzerindeki zaten yetersiz olan tiyatrolardan en önemlilerden biri olan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin, yıkılmasına itiraz edenler mi?
 

Türkiye’de sansür gittikçe artıyor; ikide bir “Youtube” kapatmak, Huysuz’a ekran yasağı getirmek, Bülent”i, herkesin düşündüğünü söyledi diye, savcı önüne çıkarmak, “TRT’yi AKP’nin çiftliği yapmak memleketin yararına değildir”, diyenler mi?
 

“Ekonomimiz fevkalade” diye övünenlere, “neden öyleyse genç insan işsizliğinde dünyada ilk ona girdik” diye, soranlar mı?
 

Artvin, TEDAŞ’ta olduğu gibi, AKP ilçe başkanlıklarını, işçi bulma kurumuna çevirenlere itiraz edenler mi?
 

Esnaftan, neredeyse zorla “hayır yapacaksınız” diye, para toplayıp sonra da o paralarla, “AKP’li belediyeniz size destek oluyor” diye, seçim öncesi halka erzak dağıtan belediyelere diş bileyenler mi?


Geçtiğimiz seçimlerde, “Avrupa Birliği’ne girmek değişmez önceliğimizdir”, diyen AKP’ye, “şimdi ne oldu” diye, soranlar mı?

“Sosyal Güvensizlik yasası ülkenin yararına değildir” diye, eylem yapan çalışanlar mı?
 

Patronlar semirirken, her gün kurban veren tersane işçileri mi?
 

Üç senedir başbakan ve bakanlarının değişmesi gerektiğini söylediği, “Türkiye’nin bir numaralı demokrasi ayıbı” 301’den mahkemelerde 744 dava ve 1189 sanık görünce, “eşi başörtülü Cumhurbaşkanı” seçtirmek ve türbanlı kızları üniversiteye sokmak için, hem de jet hızıyla Anayasa’yı değiştiren iktidara güvenmiyoruz, diyenler mi?
 

Her vatandaşın, AKP dahil bir politik partiyi desteklemesi en tabii hakkıdır. Ama kanaat önderi olarak, fikir beyan eden insanlardan politik renklerini açıklamalarını beklemek de, bizlerin en tabii beklentisidir. Bakın benim çevremde, son seçimden sonra bile, oyların neredeyse yarısını alan AKP’ye oy verdiğini söyleyen, bir tane bile insan olmadı! Yukarıda saydığım ve nefesim kesildiği için daha sayamadığım milyonlarca insan, çetelerin üzerine gitmek istiyor. Tabii ki, bu ülkedeki devlet içinde ve dışındaki çetelerin kökünün kazınması hepimizin yararınadır. Yukarıdaki tabloya bakıp da, kapanmaktan kurtulabilmek için, AKP’nin “tarihi bir uzlaşmaya” gideceğini hanginiz garanti edebilir? Bir senedir devam eden Ergenekon davasında, en kritik tutuklamaların, AKP’ye kapatma davası açılışının ertesi günü gerçekleşmesini nasıl açıklıyorsunuz?

“Ak Parti’den üç aşamalı plan” gibi palavralara güvenilemez, gerek de yok. Parti kapatmayı zorlaştıran anayasa değişikliğine, ancak kapsamlı bir anayasa reform paketinin parçası olarak destek verilmeli. Meclis’te bu değişikliği kabul edebilecek çoğunluk var. Ancak böyle bir değişikliğe güvenilebilineceğini, doktoraları olmasa da, gazetelerde yazacak köşeleri olmasa da, başka iş bulamadıkları için E5’e işe çıkan travestiler, transseksüeller, gün aşırı kurban veren tersane işçileri biliyor da siz ne zaman öğreneceksiniz?

 

 

Kürşad Kahramanoğlu

1 Nisan 2008



Dünya, Dünya Maniki Dünya… -Kürşad Kahramanoğlu-


Türkiye’nin hakiki efendisi kim olacak kavgasını seyretmeye, milletçe angaje olduğumuz bu günlerde, dünyada neler olup bittiğine basınımız fazla vakit ayıramıyor. Ama iki gelişme var ki, üzerinde biraz durmak gerekir, diye düşünüyorum: Birincisi; herkesin ABD’den sonra geleceğin imparatorluğu olarak gördüğü Çin’in, Tibet’te yaptıkları. İslamiyet kadar eski olan Tibet Budizm’i Kırgızlar’da, Kalmuklar’da ve çeşitli Türk kavimlerinde de rastlanan Lamaizm’in, Tibet’te 7.yy.’dan önce mevcut olan Şamanî, özellikli Bon dininin Budizm ile karışmasından oluşmuş. Günümüzde, aynı ruhun yeniden doğmasıyla dünyaya geldiklerine inanılan 14. Dalai Lama’nın Hindistan’dan liderliğini yaptığı bu inanışta, ahlak üstünlüğü, nefisle mücadele ve tefekküre çok önem verilir.



ABD’leri ve onun Ortadoğu planları ve dünyayı kendi imajında şekillendirme iradesi olmasa, bu “kader”, bu ‘eziklik’ değiştirilip biraz olsun hafifletilebilir. ABD’nin, Ortadoğu’daki çoktandır değiştirmeye karar verdiği dengeler ve dünyanın almasını istediği şekil, İsrail ve Türkiye’yi (değişik oranlarda olsa bile) vazgeçilmez ortaklar haline getirdiği gibi, Filistinlileri ve Kürtleri de (yine değişik derecelerde olsa bile) gerektiğinde harcanabilir birer piyon durumuna düşürüyor.



Şef -Kürşad Kahramanoğlu-


Çok tatsızdır bu şark kurnazlığı, birazda eksikliğin verdiği bir aşağılık kompleksi ile akıllı olduklarını sandıkları bir zavallılık vardır şark kurnazlığında. Politikadan falan anlamak gerekmiyor; on bir gün bekleyip ordusunu yabancı bir ülkeye gönderdiği gün, ülkesinin gündemindeki 'en ihtilaflı kanun tasarısını' onaylayıveren bir cumhurbaşkanı, attığı imzayı ne kadar "başkalarının haklarını da verin, Avrupa Birliği'ni unutmayın", diye yumuşatmaya çalışsa da, nasıl bir kurnazlık hesabında olduğunu görmemek mümkün mü? Ortadaki anlaşmayı hepimiz görüyoruz, anlıyoruz: Ordu, ABD istihbaratı ile Irak'ta operasyon yapacak ve böylece iç politikada pasifize edilecek, muhalefetin milliyetçi kanadı 'Müslüman oyları kaçırmayım' korkusu ile yandaşlaştırılacak, ana muhalefet ise zaten Allahlık! Anayasa Mahkemesi "sadece şeklen inceleyebilirsiniz", diye baskı altına alınılacak.



Öf! -Kürşad Kahramanoğlu-


Yaz yaz insana gına geliyor. Ama ne yapalım, mintan dikmek için elimizdeki malzemeler bunlar. Türkiye'nin hiç değişmeyen kaderi tutucu bir ülke olması. Oyların yüzde 47.5'i ile iktidar olmuş dinci bir hükümet iş başında. Ona muhalefet etmesi beklenen, Meclis'teki muhalefet partileri ya 'biz bu dincilerden daha tutucuyuz' iddiasındalar ya da milyonların umudunu söndürmüş politik hayatımızda, devamlı muhalefete mahkûm, etkisiz ve politik olarak ne olduğu pek belirsiz bir grup işe yaramaz temsilciler! Meclis dışındaki muhalefet olmasını beklediğiniz entelektüel, aydın, solcu insanlar ise asker, Kemalist korkusunu bahane ederek 6 yıldır İslamcı iktidara destek veriyor.


 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar