Yazar | 
Kürşad Kahramanoğlu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
Türban İnsan Hakkı mı?
-Kürşad Kahramanoğlu-
Bugünlerde, Türkiye'de yaşayıp da, bu soruyla yüz yüze gelmemek mümkün değil. Bu yıllardır tartışılan soruya akıllıca cevap veren birkaç kişiden -mesela Ayşe Böhürler bunlardan biri- benim duyduğum şu: "Ben ve benim gibi kadınlar inancımız gereği başımızı örtüyoruz. Bu politik bir simge değil. Başımızı erkek, mahalle, tarikat, parti falan baskısı nedenleriyle değil, kendi irademizle kapattık. Modern kent hayatında yer almak isteyen biz inançlı kadınlar, kitabımızın böyle emrettiğine inandığımız için kapandık. " Tartışma burada bitmeli, çünkü 'ben inanıyorum', diyen insanın inancının doğruluğu veya yanlışlığı bilimsel olarak tartışılamaz. Bilimsel tartışma, "inanıyorum" ifadesi karşısında çaresizdir. Medeni, laik ve insan haklarına saygılı toplumlarda insanların inançlarına saygı duyulur, bu anlayışlar diğer insanlara ters gelse bile tolerans gösterilir ve bu inançlı insanların önlerine engeller çıkarılmaz; bu insanlar ayrımcılığa uğratılmaz.Hıristiyanlardan bir örnek vereyim: Hıristiyanların çoğunluğu "bakir doğuma" inanırlar. Yani Hz. Meryem'in Tanrı'nın emriyle hamile kaldığını ve Hz. İsa'yı hiçbir erkekle ilişkiye girmeden doğurduğuna inanırlar. Benim buna inanan birçok akıllı, eğitimli, bilim insanı tanıdıklarım var. Ben ise, buna bir türlü inanamadım! Bırakın beni, Ba-tı'da da Hıristiyan dini ile büyümüş ve bir kadının erkek spermi olmadan hamile kalabileceğine hem de klonlamanın falan bilinmediği, 2009 sene önce ikna olamayan milyonlarca Hıristiyan var. Ama bu inananların hakları gasp edilmiyor, ayrımcılığa uğratılmıyorlar. 'Sizden bilim insanı, doktor, mühendis, sosyolog olmaz', diye okuma hakları ellerinden alınmıyor. İnsan haklarına saygılı bu medeni ülkelerde size ne kadar komik, ters, mantıksız gelse de, bu insanlarla yan yana eşit bireyler olarak var oluyorsunuz. Ama Türkiye'yi, en aşağı seksen senedir meşgul eden türban konusunun ana nedeninin bu olmadığını hepimiz biliyoruz. Tartışmanın bir sürtüşme konusu olmasının ana nedeni, bu konuyu devamlı kaşıyan, sömüren politikacılar. Milyonlarca avro harcayarak, "medeniyetler ittifakı" yapmaya İspanya'ya giden Türk heyeti orada ne yaptı? İspanyol partnerleri ile hangi insan haklarını konuştular? AKP tarafından hazırlanmakta olan anayasa değişiklikleri için ne gibi fikirler aldılar? İspanya kanlı bir iç savaştan sonra, uzun bir faşist dönem geçirdi. Ancak 70'lerin ortalarında, tekrar demokrasiye dönebilen bu ülke nasıl oldu da ciddi bir ekonomik hamle yaparak, insan haklarına saygılı, demokratik bir AB ülkesi haline gelebildi? Mesela Başbakan Erdoğan, ortak eş başkanı Zapatero'ya sormuş mudur acaba "Sevgili Joce, biz 'dördüncü kuşak' haklardan sanıyorduk, siz nasıl oldu da bu koyu Katolik ülkede eşcinsel evliliğini kanuni bir hak olarak vatandaşlarınıza verebildiniz?" diye. Veya "Ayrılma istekleri olan Basklı, Katalan ve diğer etnik azınlıklarınıza ne haklar sağladınız?". Veya "Siz de ABD'nin stratejik ortaklarındandınız, iktidara gelince nasıl Irak'tan çekilebildiniz?" diye. Bilmiyoruz, sorduysa bile İspanya'dan gelen mesaj bunlardan bahsetmiyordu. Başbakandan, Türkiye'de yapmayı tasarladıkları anayasa değişikliklerinde türbanın, "bir siyasi simge bile olsa", öncelikleri olduğu mesajı geldi! Tam da Türkiye'de yerel seçimlere yaklaşırken! Eh, ne de olsa türban bir cumhurbaşkanı seçtirdi. Neden üç beş belediyeyi daha AKP saflarına katmasın? Sadece başbakan mı? 'İslamcı basın' diye bilinen, aslından tarikat ve patron güdümlü basın, türban meselesini ta baştan beri politikanın göbeğine oturtmuyor mu? Her türlü söz vermeye rağmen, Madımak Oteli Katliamını vicdanları rahatlatacak bir çözüme kavuşturamayan, üzerinden bir sene geçmesine rağmen Hrant'ın katillerinin arkasındaki mekanizmayı aydınlatamayan ve daha birçok kolayca yapabilecekleri insan hakları ve demokratik açılımları rafa kaldıran bir AKP hükümetinin, şimdi türban meselesini hem de ta İspanya'dan kaşıması ne anlama geliyor? Bu sorunun cevabını 'kadın dayanışmasıdır' diye susan eski feministlerden, Gül seçilir seçilmez Çankaya'ya koşan eski solculara kadar bütün solcu, feminist, demokrat ve aydınlar düşünmeliler. Diğer insan haklarını yok kabul ederken, MHP desteği ve parlamentodaki çoğunluklarını kullanarak, türban sorununu anayasayı zorlayarak çözmenin anlamı ve sonuçları bana göre şu demektir: "Biz kadın bedeni üzerinden politika yapmaya devam ederiz." AKP, askeri darbe ve muhtıralarla üniversitelerde solu silen, devlet içinde tarihi bir anlaşmaya varmaya çalışıyor. Bütün Müslüman ülkelerde üniversitelerde İslamcı öğrencilerin ciddi ağırlığı vardır ve türban bu öğrenci gruplarının adı konmamış, ortak sembolüdür. Bu anlaşmada AKP ve MHP oy tabanını genişletecek, türbanı üniversiteye sokacak ve üniversiteleri dinciler lehine politikleşti-recek. Evet, maalesef türban her ne kadar sadece bireyin vicdan hürriyetleri içinde düşünülmesi gerekiyorsa da aynı zamanda bütün dünyada siyasi İslam'ın sembolü. Olan, hakikaten inandıkları için kapanan kadınlarımıza oluyor. Türban bireylerin hür iradeleri ile seçebildikleri bir insan hakkı olmalı, ama sömüreni çok.
Kürşad Kahramanoğlu 23 Ocak 2008
|
Tarkan-Who? -Kürşad Kahramanoğlu-
Popüler müzik yapan bir sanatçı, bu müziği yaptığı toplumdan kopmuş olarak nasıl yaratıcılığını, inandırıcılığını devam ettirebilir? Aşklarının bilinmediği, söylediklerini yaşamış olduğunu ve böylece paylaşabileceğimizi hissetmediğimiz bir Sezen Aksu, Miami'den yüreklerimizi bu kadar hoplatabilir mi? Tarkan yanlış yönlendiriliyor ve git gide, içi kof karton bir levhaya dönüşüyor. Bütün bu yazdıklarımın uzun bir süre Tarkan'a mali bir sorun çıkaracağını zannetmiyorum.' Koyunun bulunmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler' hesabı bugüne kadar biriktirdiği ünle uzun bir süre Tarkan Türkiye'de para kazanır, yılbaşlarında TRT'ye çıkar ama Türkiye popüler kültümde, jenerasyonun en umut veren yıldızının hiçbir yere varamadığını görür.
|
? -Kürşad Kahramanoğlu-
Vikipidi'ye göre "Türk yazar, çevirmen, öğretim üyesi ve siyasi aktivist. Türkiye'nin en tanınmış sol-liberal aydınlarından biri... İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölü-mü'nü bitirdi... 12 Mart döneminde iki yıl cezaevinde kaldıktan sonra, 1974'te üniversiteye döndü... İstanbul Bilgi Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'nin 'Karşılaştırmalı Edebiyat Bölümü' başkanı... Açık Rad-yo'da programlar yapmakta ve Radikal gazetesinde köşe yazarlığını sürdürmekte..." 4 Ocak 2008'de çıkan Radikal Gazetesindeki köşesinde, "Tarih niçin sevilir?" başlıklı yazısında aynen şöyle diyor: Shakespeare gibi, Türkler hakkında söz etmemiş birinin iyi bir yazar olup olmadığını...". Yukarıdaki CV'si olan bir insandan, böyle bir hata beklenmez ama tabii ki yanlış.
|
Barbarlar -Kürşad Kahramanoğlu-
Dünyamızda, içinde yaşadığımız çağda medeni olmanın en önemli göstergelerinden biri, bir ülkenin idam cezasına karşı olan tutumudur. Basitçe özetlersek, hangi nedenle olursa olsun devletin, millet adına veya birçokları tarafından daha yüksek bir adalet makamı olduğuna inanılan tanrı adına dahi olsa, cellatlık görevine soyunması o ülkenin barbarlıktan kurtulamadığının göstergesidir.
|
| | 
Kürşad Kahramanoğlu
Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.
|
| 
| İran Türklüğü |

|
.
|
| 
| İran Türklüğü |
| 
| İran Türklüğü |
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|