Sizleri bilemiyorum ama benim çevremde sadece geçtiğimiz yıl içinde kanser mücadelesi veren birçok yakınım var. Bu konuda istatistikler var mıdır, bilmiyorum ama kanserin ülkemizde gözle görülür bir şekilde arttığını hepimiz görmüyor muyuz? Bu kanser artışının birçok nedenleri vardır tabii ama Çemobil nükleer kazasının yarattığı ve Türkiye üzerinde de henüz bütün uzun dönem etkilerini bilemediğimiz katkısı kolektif belleğimizde. 1995'in sonlarına doğru yayınlanan bir Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) Raporu çocuk ve gençler arasında ki yaklaşık 700 tiroid kanser vakasını ve radyasyona bağlı 10 çocuk ölümünden direkt olarak Çernobil felaketini sorumlu tutuyor. Bu sadece buzdağının suyun üstünde kalan görünen kısmı çünkü uzun dönem sonuçları daha onlarca yıl bilemeyeceğiz.
Hâlâ Rize çayı içerken benim boğazıma takılıyor! Bir de işin Türkiye'nin sırtına yükleyeceği mali yönü var: Türkiye'nin nükleer santral kuracak teknolojisi ve bilgi birikimi yok ve bu santradan kurmak çok pahalı. Demek ki bu işi yabancı, uluslararası şirketlere yaptıracağız. Bayılarak yaparlar. Bu para ve güce tapan şirketlerin Türkiye'de ki çocuklar, gençler umurunda mı? Türkiye dünyanın kanser merkezlerinden biri olsa onlara ne? Hatta artık dünyamızı idare eden uluslararası sermaye o kadar yüzsüzdür ki kurdukları nükleer santralın yanında bir de kanser hastanesi hibe ederler!
Yalnız Türkiye'den ufak bir ricaları olacaktır! Türk hükümetleri üretilen elektriği 20, 25, hatta daha uzun bir süre onların belirleyeceği miktar ve ücretten satın almayı taahhüt etmelidir. Yoksa bu kadar büyük bir yatırımı ve kapital transferini Türkiye'ye gerçekleştirmeye-ceklerdir. Kâr edecekler ki ölüm saçan merkezlerini kurabilsinler! Ülkeyi orta vadede kendilerine enerji ve ekonomik anlamda bağımlı kılacaklar ki teknolojilerini bizimle paylaşsınlar.
Şimdi bir propaganda inisiyatifi başlatılmış durumda: "Korkacak bir şey yok. Biz teknolojisi güvenilir firma ve ülkelerle işbirliği yapacağız" diyecekler. Ben bu işi biraz bilirim. Birleşik Krallıkta da okul öğrencilerini nükleer santrallara günlük gezilere davet edip nükleer enerjinin ne kadar güvenilir, ne kadar ekonomik olduğunu anlattılar yıllarca. Ne var ki bu nükleer santralların kurulduğu yerlerde ki bir türlü izah edilemeyen kanser artışlarını durduramadı!
Aslında sorun Türkiye'nin bir enerji stratejisi olmamasında. "10, 20, 30 sene sonra ne kadar enerjiye ihtiyacımız olacak? Ne kadar dışarıya bağımlı olacağız? İç üretimimiz ne olacak?" m rakamlarını çıkarmak bir strateji değil. Bu ülkenin insanlarının üzerine bindirilmek istenen bu kamburun vebali bizi temsil ettiklerini söyleyen ve Nükleer Enerji Yasa-sı'nı çıkaran bugün ki TBMM'de oturan insanların. Sadece iktidar partisi AKP değil ama bireyi ön plana çıkarması gereken sosyal demokrat(!) CHP ve bizleri sevip koruduğunu iddia eden milliyetçi(!) MHP'nin de bir enerji stratejileri yok! Bana inanmıyorsanız son seçimlerde ki programlarına, Meclis'te Nükleer Enerji Yasası tartışmaları sırasında ki yaptıkları - veya yapamadıkları - konuşmalara bakın. İş "vatan elden gidiyor" hamaseti konuşmaları yapmakta değil, vatan asıl işte böyle elden gider.
Ben son oylama sırasında TBMM'nin bir üyesi olsaydım; Nükleer Enerji Yasası'na evet diyen bütün milletvekillerinin, onlara bu enerji güvenilirdir, insan sağlığına zararsızdır diyen bütün bürokratların kurulacak nükleer enerji santralları yakınlarında oturmaları koşulunu getiren bir öneri sunardım!
Kendi adaylarını cumhurbaşkanı seçtire-meyecekleri korkusu bacayı sardığında gözlerini kırpmadan milyarlar harcayarak halk oylamasına giden AKP hükümeti asıl şimdi halk oylamasına gitmeli. Bizlere sorulmalı: "Etrafı zehirli bir nükleer çöplükle çevrilmiş bu şahane toprak parçasını biz de yok etme yolunda bir adım daha atalım mı? Biri Sinop, diğeri Mersin kıyılarımıza uluslararası sermayeyi daha zengin edecek ölüm santralları kuralım mı?" diye.
Tabiî ki böyle bir halk oylaması yapılmayacak. Halk oylamaları bu topraklar üzerinde oturan insanlara istemedikleri anayasaları kabul ettirmek, türbanlı eşi olan cumhurbaşkanı seçtirmek için yapılır. Geleceğimizin ipotek edilip, uluslararası şirketlere peşkeş çekilme işleri KRİTER® TA-EK.GOV.TR sitesine göndereceğiniz itirazlarınız ile halledilir!
Vatan elden gidiyor! AKP, CHP ve MHP'den umut yok. KRİTER® TAEK.GOV.TR'ye protestolarınızı gönderin Greenpeace'a üye olun. http://www.greenpeace.org/turkey/
Kürşad Kahramanoğlu
27 Kasım 2007