Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

25 Eylül 2007

III.Selim

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye


AKP'nin Erkekleri


-Kürşad Kahramanoğlu-


Türkiye bölünmüş bir ülke. Kabul etmesi hoş değil ve bu bölünmüşlük hiç kimseyi mutlu etmiyor ama yanlış veya eksik teşhis koymak veya hiç teşhis koyamamak veya koymamak sadece hastayı iyileştirmeyi güçleştirir ve geciktirir. Bu bölünmüşlüğün simgesi ise türban. Bunda şaşacak bir şey yok.

 

Türban sadece bir bez parçası değil. Dünyanın her köşesinde değişik mesajlar veren bir simge. ABD'ki 12 Eylül saldırılarından sonra Ba-tı'da artan İslamafobi genellikle kendine türbanı hedef seçti. Örneğin Birleşik Krallık'ta ve diğer Hıristiyan ülkelerde türbanlı kadınlara karşı gerek sözlü gerekse de fiziki saldırılar arttı. Bunun ana nedeni görünürlük, yani başı kapalı olduğu için Müslüman bir kadını teşhis etmek bir erkeğin Müslüman olduğunu anlamaktan daha kolay. Aynı zamanda kapanmak, kapattırılmak Batı demokrasilerinde gizlilik, zorlama, farklılaştırarak ayrımcılık yapmak olarak görüldüğünden Avrupa İnsan Hakları Mahkeme-si'nin (AİHM) Leyla Şahin davasında "türbanın Cumhuriyetin temel prensipleri ile uyuşmadığı" yolundaki görüşüne şaşmamak lazım. Batılı Cumhuriyet anlayışı şeffaflık ve seçim özgürlüğü öngörüyor.

 

Cumhurbaşkanı Gül "Türkiye'de mahalle baskısı olmaz. Düşünün ki aynı mahallede ya da aynı yerde, başı örtülü bir kızımızla başı açık bir kızımız kol kola yürüyorlar. Bir ailede hem başı örtülü hem başı açık kızlar olabiliyor" diyor. Başbakan kadınlarımızı kast ederek "Hiç endişe etmesinler. 5 yıllık iktidarımızda nerede, hangi sıkıntı doğdu? Birbirimize güvenmek zorundayız" diyorsa da bu güveni duymak zor. Hem de çok zor çünkü Türkiye'de başı kapalı olduğu için okuyamayan kızlara duyulan geniş kesimlere yayılmış bir sempati var ama bu iki beyefendi Türkiye'nin direksiyonuna geçer geçmez ilk icraatları olarak bu kızların sorunlarına eğilmediler ama devletin başına eşi türbanlı bir insanı geçirme işlemini her türlü muhalefete karşı gerçekleştirdiler!

 

İnsanın birisi Başbakan diğeri Cumhurbaşkanı iki insana güvensizlik göstermek ağırına gidiyor ama durum ortada: Hadi diyelim bu insanların eşleri kendi istek ve iradeleri ile kapandı... Ya ikinci jenerasyon kadın ve kızlar? Erdoğan, Gül, Erbakan gibi erkeklerin kızlarının gelinlerinin başları açık olabilir mi? Bunu bütün AKP ve Türkiye'deki "dinci", "İslami", "tarikatçı", hangi terminolojiyi kullanırsanız kullanın erkekleri için soruyorum. Bu erkekler arasında eşi kapalı olup da hangisinin başı açık bir kızı, gelini var?

 

Sorun AKP erkeklerinde. Sadece türban konusunda değil ama her konuda tutucu olan, mesela hakaret etmek dışında "eşcinsel" kelimesini ağızlarına alamayan bu erkeklerin bütün icraatları ortadayken nasıl kadınları zorla kapattırmak istemediklerine inanalım? Herkesi kucaklamak için Çankaya'ya davet eden ama bütün LGBT'leri dışlayan Cumhurbaşkanının sözleri nasıl bize güven versin? Bir yandan "itham değil katkı istiyoruz" diyen başbakan yardımcısının geçmiş icraatlarını biliyoruz, ortaya çıkmış katkılara ilgi bile göstermeyişine şaşmadık. Demokrasi, insan hakları, kadın-erkek eşitliğine inanan milyonlarca insanın, kadınların başını örttürmenin, bu ortamı yaratan şartları yaratmanın AKP erkeklerinin samimiyetsizliği olduğuna inanmaları doğal değil midir?

 

Umarım erkek egemen AKP liderliği bu konuda da askeri öcü göstererek yine yan çizmez. Türkiye bölünmüş bir ülke ve bu bölünmüşlüğün simgesi de türban. Benim gördüğüm kadar bunu en çok istismar eden de şu anki erkek egemen AKP liderliği. Bu konuda maalesef en büyük destekçileri de bazı başı açık(!) kadın köşe yazarları. Tam Türkiye'ye yaraşan bir durum: Artık bu konudan bıktık usandık deyip en çok türban konusunu yazan bu hatun kişilerin hiç utanması yok. Burun kıvırdıkları Atatürk Devrimlerinin direkt sonucu olarak onlar okuyup yırtmışlar ya onlar için şimdi önemli olan iktidar olmak. Parti liderinin lütufuna maruz olup milletvekili falan seçilemedilerse; bu yeterince iktidar yalakalığı yapmadılar demektir. Öyleyse AKP'nin her yaptığı doğrudur demek gerekiyor! Sıradan kadınlarımız, kızlarımız onların beslendiği imtiyaz ve ayrıcalıklardan faydalanacak değiller ya! Kapansınlar!

 

Not: Yüzünde bakan olabilmenin verdiği o kocaman gülümseme ile ne kadar Müslüman olduğunu ispatlarcasına kameralara doğru kocaman bir Bismillah ile işe başlayan Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'a sinemalarda bugünlerde gösterimde bulunan "Go-ya'nın Hayaletlerini" mutlaka izlemesini tavsiye ederim. Umarım "Lorenzo" karakterini içine sindirmez!

 

Kürşad Kahramanoğlu

25 Eylül 2007



Göç ve Sığınma -Kürşad Kahramanoğlu-


Yaşadığımız çağda bir ülkenin medeni olup olmadığını anlamanın en önemli ölçeklerinden birisi o ülkenin "göç ve sığınmaya" karşı olan tutumu olmalı. Kelimelerden de belli zaten göç etmek veya sığınma istemek insanların yapmak zorunda kaldıkları ama aslında gönüllü olarak kimsenin yapmak zorunda kalmaması gereken şeyler. Dikenli teller, polis ve askerler, büyük duvarlar, mayınlar, ekonomik zorluklarla insanları yaşamakta zorlandıkları coğrafyalarda tutmak insanlık ayıbı; ama maalesef sınırların olmadığı bir dünyada yaşayamıyoruz. Farklı oldukları, farklı düşündükleri veya farklı inandıkları için doğdukları coğrafyalarda yaşayamayan insanlara kucak açmak insan olmanın, en önemli göstergelerden birisi olsa gerek.



Zenginlik -Kürşad Kahramanoğlu-


Demokrasilerde biraz böyle. Ülkede ne kadar çok seslilik, ne kadar alternatif varsa demokraside o kadar sağlıklı, hoş ve tatmin edici oluyor. Son AKP zaferinin en çekilmez yanlarından birisi de bu olacak galiba. Ülkenin dengesi bozuldu. Bu da en güzel basınımızdan anlaşılıyor. Şöyle bir bakın basınımıza: Ana akımın, iktidarın sesi kim? Bekir Coşkun'a bile tahammül edemeyen Vakit, Yeni Şafak, Zaman ve Bugün. Bunların ikisi zaten ABD'den kumandalı. Seviyeleri Gül'ü desteklemedi diye bir kadın gazeteciye "Gül'ü niye cumhurbaşkanı olmasını istemiyorsun sürtük" diye yazma düzeyinde. Bugünlerde çıkacağı programda kimin ne sorular sorabileceğini dikte eden bir başbakan...

Sevgili Anneciğim -Kürşad Kahramanoğlu-


Bizler iyiyiz ama Ankara hâlâ susuz. Korkacak bir şey yok çünkü AKP'liler susuzluğun nedenlerini buldular. Küresel ısınmanın yanı sıra en büyük kabahat Atatürk ve arkadaşlarındaymış. 80 küsur sene önce başkenti, suyu hâlâ idare eden İstanbul'dan Ankara'ya taşıdılar ya, işte bu yüzden bozkırın ortasındaki Ankara'da 4 milyonu aşan nüfusa yetecek su bulamıyorlarmış. Zaten Atatürk ve Atatürkçülük Anayasa'dan silinecek ya işte bu arada ufak bir değişiklikle belki başşehir de Ankara'dan Konya'ya falan taşınır ve böylece Türkiye'nin 21. yüzyılda dünyanın yegâne susuz başşehrine sahip olma ayıbı ortadan kaldırılır.


 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar