Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

28 Ağustos 2007

Nihal Atsız

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye


Zenginlik


-Kürşad Kahramanoğlu-


Ramazan'ın yaklaştığı şu günlerde aklıma zengin sofralar geldi... Ben Ramazan'ın en çok bu zenginliğini severim. Zengin sofra çeşidi çok olan demektir. İftarda o kahvaltının çeşitleri pide ile şahane olur, sonra çorba, et ve pilav, arkasından sebze yemekleri ve bir hamur işi ve mutlaka bir iki zeytinyağlı... Tatlılar da ramazanda bir başka olur, benim çocukluğumdan beri en çok sevdiğim güllaçtır. Bizim evde fincanların içinde taze kavrulmuş fındıkla yapılırdı. Ah, ah Ramazanların da mı tadı kaçtı ne?

Demokrasilerde biraz böyle. Ülkede ne kadar çok seslilik, ne kadar alternatif varsa demokraside o kadar sağlıklı, hoş ve tatmin edici oluyor. Son AKP zaferinin en çekilmez yanlarından birisi de bu olacak galiba. Ülkenin dengesi bozuldu. Bu da en güzel basınımızdan anlaşılıyor.

Şöyle bir bakın basınımıza: Ana akımın, iktidarın sesi kim? Bekir Coşkun'a bile tahammül edemeyen Vakit, Yeni Şafak, Zaman ve Bugün. Bunların ikisi zaten ABD'den kumandalı. Seviyeleri Gül'ü desteklemedi diye bir kadın gazeteciye "Gül'ü niye cumhurbaşkanı olmasını istemiyorsun sürtük" diye yazma düzeyinde. Bugünlerde çıkacağı programda kimin ne sorular sorabileceğini dikte eden bir başbakan...

Peki ya muhalefetin sesi kim? Hani o alternatif, o muazzam birikimli, o ezilenin, çalışanın, sıradan vatandaşın yanında olan cesur ve hür basın? Hani o yazdımı en kendini beğenmiş megaloman politikacıyı bile titreten gazeteci? İkinci iktidar dönemini büyük bir çoğunlukla yaşayan hükümeti denetleyecek, "dayımız devleti ele geçirdi nasıl olsa" diye rüşvet ve her türlü haksızlığı yapan mahalli idareleri takip edebilecek? Başka alternatifleri yazacak, bu alternatiflerin var olduğunu kitlelere duyuracak entelektüel gazeteciler. Evet, bildiniz: ADAD-Aydın Doğan'ın Aydın Dilleri.

24 Ağustos 2007'de Murat Belge Radikal'de ki köşesinde şöyle yazdı: "...insanlar var olduklara ortama, koşullara alışır, hatta ısınırlar da. Bir süre sonra, hayat zaten başka türlü olmazmış gibi görünmeye başlar." Ne kadar doğru! 2000'li yıllarda dünyanın demokrasi ile idare edilen başka ülkelerinde dinin rakik ve şefik rolünü bireylere verilen önem ve insan hakları prensipleri alırken Türkiye'de, kadınları kontrol etmenin simgesi olan, bir bez parçası bayrak gibi Çankaya'ya çekiliyor. Basınımızın ana akımı bunu alkışlamakta, Denizlerin asılmasından sonra ikinci golde atılmıştır. Onların alternatifleri (!) yani ADAD'ın bu konuda fazla söyleyecek sözleri yok. Kader ne yapalım?

Türk basını acınacak bir durumda. İkinci AKP iktidarı ile Batı'nın Türkiye böyle diye zaten hep bildiği Ilımlı İslam Türkiye'de hakikaten iktidar da, asker korkusu ikinci Cumhuri-yet'çileri üretti, CHP'nin kendine umut olacak hali bile yok. İktidarın sesi olan basın zengin bir Ramazan'a hazırlanıyor, onların alternati-fi(!) ADAD da kederci... Ne yapsınlar halk onlara muhalefet görevi verdi! Birkaç ay sonra bizlerde alışırız, basını bu sanmaya başlarız, demokrasilerde basın böyle olur sanmaya, başka türlü olmazmış gibi düşünmeye başlarız. Birde Cumhurbaşkanı ve Başbakan'ın gezilerinde uçaklarına ana basınımızın baş isimleri ile birkaç ADAD bindi mi. Benim gibi çokbilmiş ukalalardan kurtulur BirGün'ü dağıtmayı veririz. Zar zor ayakta duran BirGün'ü kim dağıtıyor zaten? İşte o zaman ADAD tamamen yegâne alternatif olur. Zaten on bin kişinin okuduğu gazete dağıtılsa ne olacak dağıtılmasa? Çankaya'da ki Türk basınının selam durduğu bayrağı görmüyor musun?

Not: Merak edip elektronik posta ile soranlar için yazıyorum: Geçen haftaki yazımda ki Çankaya randevu isteğimize henüz bir cevap gelmedi. Herhalde giden Cumhurbaşkanı'na saygısızlık olmasın diye olsa gerek. Çankaya Gül kokmaya bir başlasın bakalım.

 

Kürşad Kahramanoğlu

28 Ağustos 2007



Sevgili Anneciğim -Kürşad Kahramanoğlu-


Bizler iyiyiz ama Ankara hâlâ susuz. Korkacak bir şey yok çünkü AKP'liler susuzluğun nedenlerini buldular. Küresel ısınmanın yanı sıra en büyük kabahat Atatürk ve arkadaşlarındaymış. 80 küsur sene önce başkenti, suyu hâlâ idare eden İstanbul'dan Ankara'ya taşıdılar ya, işte bu yüzden bozkırın ortasındaki Ankara'da 4 milyonu aşan nüfusa yetecek su bulamıyorlarmış. Zaten Atatürk ve Atatürkçülük Anayasa'dan silinecek ya işte bu arada ufak bir değişiklikle belki başşehir de Ankara'dan Konya'ya falan taşınır ve böylece Türkiye'nin 21. yüzyılda dünyanın yegâne susuz başşehrine sahip olma ayıbı ortadan kaldırılır.



Uzun İnce Bir Yol -Kürşad Kahramanoğlu-


Liderin en önemli sınavı vakti geldiğinde bırakabilme kararını alabilmesidir. İnsanlara yol göstermiş, önder olmuş hakiki liderlerle hasbel kader başa gelmiş liderler arasında bu fark kolayca görünüyor. Yaşayan örnekler arasında bu fark en bariz olarak Nelson Mandela ve Robert Mugabi arasında görülmekte. Aynı yaş gurubu, benzer geçmiş, aynı ırktan ve zaman zaman omuz omuza beraber emperyalizme ve ırkçılığa karşı mücadele vermiş bu iki insandan vakti geldiği zaman iktidarı bırakan Nelson Mandela halkının ve dünyanın gönlünde vezir, devlet başkanlığını bir türlü bırakamayan Robert Mugabi ise rezil olmuş durumda hâlâ yaşamlarını sürdürüyorlar. Dünya; Nelson Mandela her ağzını açışında kulak kesiliyor, Robert Mugabi her ağzını açışında ise "yahu gariban Zimbabililer hala bu adamdan kurtulamadı mı?" diye söyleniyor!

İçimizdeki Düşman -Kürşad Kahramanoğlu-


Britanya'da Blair dönemi bitti ve Brown dönemi başladı ama Birleşik Krallık'ta fazla bir değişiklik beklemek doğru olmaz. Tutucu İngilizlerin hüküm sürdüğü bu adalarda hiçbir şey iyice zorlamadan değişmez. Kilisenin iyice zayıfladığı ama alttan alta hâlâ bazı şeyleri kapalı kapılar arkasından etkilediği bu enteresan ülkede demokrasi, insan hakları, hukuk devleti gibi bireyin hayatını koruyan ve yücelten şeylerin dinin fonksiyonlarını zaman içinde yüklendiğini görüyoruz.

 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar