Yazar | 
Kürşad Kahramanoğlu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
İçimizdeki Düşman
-Kürşad Kahramanoğlu-
Britanya'da Blair dönemi bitti ve Brown dönemi başladı ama Birleşik Krallık'ta fazla bir değişiklik beklemek doğru olmaz. Tutucu İngilizlerin hüküm sürdüğü bu adalarda hiçbir şey iyice zorlamadan değişmez. Kilisenin iyice zayıfladığı ama alttan alta hâlâ bazı şeyleri kapalı kapılar arkasından etkilediği bu enteresan ülkede demokrasi, insan hakları, hukuk devleti gibi bireyin hayatını koruyan ve yücelten şeylerin dinin fonksiyonlarını zaman içinde yüklendiğini görüyoruz.Son 30 seneye bir bakıldığında insan haklarının bazı uygulamalarında ciddi mesafe kaydeden Britanya'da ırkçılığa ve zenofobiye karşı bütün retoriğe rağmen fazla bir kazanım sağlanamadı. Hatta dünya sahnesini idare etmeyi bıraktığı eski sömürgesi ve yeni abisi ABD'nin de etkisiyle de son 30 senede Birleşik Krallık'ta, özellikle de İngiltere'de daha önceleri görülmeyen ırkçılık türlerinde artış var. Örneğin İngiltere'de her zaman biranti-semitizm vardı ama islamafobiya yeni ve ABD'ye yapılan 11 Eylül saldırılarından sonra ciddi bir yükselişte. Brown'un İşçi Partisi başkanlığını kabul konuşmasında, yukarıda özetlediğim durum açıkça görülüyordu. Tony Blair'i methederken, son 10 yılın İşçi Partisi hükümetlerinin kazanımlarını sıralarken eşcinsel haklarındaki kazanımlarla öğünen Brown, ırkçılık ve zenofobiye* karşı mücadelede tatminkâr şeyler söyleyemedi. Gerek İşçi Partisi içinde gerekse de ülkede hâlâ ciddi bir huzursuzluk nedeni olan Irak'ın işgalini ise tamamen es geçti! Bu tutarsızlığın nedeni nedir? Bir yandan kiliseleri boş bırakacak kadar eşitlik ve sosyal adalete önem vereceksiniz, öte yandan konu ırkçılık, zenofobi olduğunda eski emperyalist reflekslerinizden kurtulamayacaksınız... İşte bu, İngilizlerin bir türlü yenemedikleri "içimizdeki düşman" kompleksidir. Britanya'nın yüzde 3'ü Müslüman, yüzde 5'i siyah. Büyük çoğunluğu eski İngiliz sömürgelerinden göç etmiş ve ülkenin bir türlü içine sindiremediği bu "ötekilere" hep şüpheyle bakıldı. Böyle dile getirilmese bile bu azınlıklar hep "içimizdeki düşman" oldular, ayrımcılığa maruz kaldılar ve kalmaya devam ediyorlar. İşin acı tarafı bu "içimizdeki düşman" formülü modern zamanlarda Thatcher hükümetlerinin, özellikle de kömür madeni işçilerine karşı kullandıkları bir söylemdi! On sene başbakan olmuş İşçi Partisi lideri ayrılırken "ülkemde ırkçılığı yendik" diye övünebilmeliydi. Hiç olmazsa bir özeleştiri yapıp "ABD çok güçlü, Britanya'nın dünya sahnesinde ki yerini koruyabilmek için Bush'la işbirliğine girdim, bile bile İslam'ı terörizm ile özdeşleştirdim, Irak'ı sizleri yanıltarak işgal ettim" demeliydi. Böyle yapmadı Katolik olacağı açıklandı ve gitti! Aman dikkat, böyle bir insandan Ortadoğu'ya hiçbir hayır gelmez. Yıllar önce Diyarbakır'a bir grup sendikacı ile bir ziyaret gerçekleştirmiştik. Her ne kadar bir Britanya sendikasını temsil ediyordumsa da delegasyonda ki yegâne Türk bendim. Oradaki bir toplantıda görüştüğümüz Türkiyeli Kürt sendikacılardan biri herhalde delegasyondaki tek Türk olduğum için olacak sormuştu "Özellikle siz Kürtlerin nasıl kurtulacağını düşünüyorsunuz" diye. Ben de bütün "ötekiler" için bildiğimi söylemiştim "Kürtleri ancak Kürtler kurtarabilir" diye. Hâlâ da böyle düşünüyorum. Hangisi olursa olsun, kadınlar, Kürtler, eşcinseller, özürlüler aralarında organize olmaz, kendi sorun ve isteklerini dillendirmezlerse başkalarının onları "kurtarmasını" beklemek nafile. Umarım 22 Temmuz'da TBMM'sinde grup kurabilecek bir Kürt milletvekili sayısı çıkacak. Bunun bu topraklara çok faydası olacağına inanıyorum. Türkiye henüz, İngiltere'nin etnik azınlıklarını yaptığı gibi, Kürtlerini statüsüne sokmadı. Parlamentoda ki güçlü bir Kürt sesinin, bu kabul edilemez İngiliz kompleksinin Türkiye'ye de sirayet etmesinin önüne geçeceğine inanıyorum.
Kürşad Kahramanoğlu 10 Temmuz 2007 * Zenofobi: Yabancı Korkusu, Yabancı Milletlere Düşmanlık
|
Tarafsız Ördek -Kürşad Kahramanoğlu-
21 Haziran 2007 tarihli Radikal gazetesinde yine böyle bir iddia var. Hasan Celâl Güzel Bey yazısına "Ben tarafsız bir köşe yazarıyım..." diye başlamış. Ben artık isim vererek tenkit etmemeye çalışıyorum çünkü öğrendim ki Türkiye'de ördeğe ördek demekten çok, vakvaklıyor, yalpalayarak yürüyor, yüzebilen bir kümes hayvanı demek kabul görüyor. Yazılarımı okuyan bazı arkadaşlarım birçok kez uyardılar; "ördeğe ördek deme, burası Türkiye, nasıl olsa herkes biliyor" diye! Kaldı ki adı geçen bey o kadar önemli bir kamuoyu oluşturanı da değil ama onun gibi etik olmayı dilden düşürmeyen, tarafsızlığı kimselere bırakmayan, ama aslında bal gibide taraf tutan, sık sık zenofobik o kadar yazan çizen insan var ki. İnsanın doğrusu ördek, ördek diye bağırası geliyor.
|
Demokrasi -Kürşad Kahramanoğlu-
Bu demokrasi denen şey nasıl şeydir ki sadece Türkiye'de değil bütün dünyada herkes demokrat olma savaşında? Kırk çeşit demokrasi var! Liberal Demokrasi, Atina Demokrasisi, Sovyet Demokrasisi, Direkte Demokrasi, Cumhuriyet Demokrasisi, Katılımcı Demokrasi, Defansif Demokrasi, Demokratik Diktatörlük, Pazar Demokrasisi, Yeni Demokrasi, Sosyal Demokrasi, Radikal Demokrasi, Seçimsiz Demokrasi, Konsensüs Demokrasisi, say efendim say...
|
Sarko -Kürşad Kahramanoğlu-
Türkiye'de köşe yazarları reyting düşkünü müdürler ne? Genellikle, sanki muhabirlermiş gibi, olayları hep güncelken yazıyorlar. Türkiye'nin genel dış politikasını ama özellikle AB'ye giriş sürecini çok etkileyecek Fransa başkanlığına Sarkozy'nin seçilmesi AKP'yi desteklemek için birbirleriyle itişen "sol" ve "liberal" yazarlarımız tarafından şöyle bir geçildi. Oysa Türkiye açısından Sarko'nun Fransa Başkanı olmasının ciddi sonuçları olacak. Sarko'yu iktidara taşıyan dalgayı anlamak için biraz 68 kuşağının Fransa'da ki etkisini ve 68'den beri dış politikada gittikçe marjinalleştiğini hisseden Fransa'nın komplekslerini anlamak lazım! Sadece De Gaulle'cü bir gelenekten gelen Sarko değil ama bütün Fransız Başkanları mümkün olan her fırsatta şöyle konuşmalar yaparlar: "Güneş 14. Lui'den beri Fransa'dan doğuyor! Medeniyet demek Fransa demektir!".
|
| | 
Kürşad Kahramanoğlu
Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.
|
| 
| İran Türklüğü |

|
.
|
| 
| İran Türklüğü |
| 
| İran Türklüğü |
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|