Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

1 Şubat 2008

Cengiz Han

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar

Siyaset-Türkiye

 


Türk Milleti'ni Yeniden Ergenekon'a Kapatmak


-Hüseyin Özbek-


Türk mitolojisinde ağır bir yenilgi sonrası yok olmakla karşı karşıya kalan ulusumuzun sığındığı aşılmaz dağlarla çevrili, Ergenekon denilen yeryüzü cennetinde çoğalması, güçlenmesi, günü gelince de demir dağı delerek yeniden görkemli günlerine kavuşması anlatılır. Destana göre Ergenekon’ a sığınışta ve çıkışta Türk ulusunun yol göstericisi bir bozkurttur.

 

Birinci Dünya Savaşı yenilgisi sonrasının 30 Ekim 1918 Mondros Ateşkesi ve 10 Ağustos 1920’de işbirlikçi İstanbul hükümetine imzalatılan Sevr Anlaşması, emperyalizmin Türk ulusuna Ergenekon’a sığınma olanağı bile vermeyen bir idam hükmüydü.

 

İşgal İstanbul’unun mütareke medyasının işgalcilerin çizmelerini yalayıp, milli mücadeleyi yürüten TBMM’ye ve Ankara’ya hayâsızca saldırdığı günlerden bahsediyoruz. Türkler için tarihin sonunun geldiğini düşünen, haysiyet yoksunu, aidiyet duygusunu yitirmiş kalem erbabı ve İstanbul seçkinlerinin bu aşağılık tavırları romanlara edebi eserlere konu olur.

 

Mütareke medyası, mütareke münevverleri ve mütareke İslamcılarını gayrı milli paydada buluşturan bazı dernekleri okurlarımıza kısaca hatırlatalım: İngiliz Muhipleri Cemiyeti, Kürt Teali (yükselme ) Cemiyeti, İslam Teali Cemiyeti’nin kurucularının aynı kişiler olmasına dikkat çekelim. İngiliz emperyalizminin kucağının, kollarının Kürtçüleri, sahte İslamcıları, köksüz aydınları sarıp sarmalayacak kadar geniş ve uzun olduğu anlaşılıyor.

 

Aidiyet duygusunu, onurunu, insanlığını yitirmemiş bazı yazarların döneme ilişkin romanları, anıları ve gazete yazılarından günümüz için de çıkarılacak dersler çoktur. Yakup Kadri Karaosmanoğlu’ nun Sodom ve Gomore, Yaban ve Ergenekon’u Halide Edip Adıvar’ın Türk’ün Ateşle İmtihanı, Dağa Çıkan Kurt ve Vurun Kahpeye’ si ihaneti, soysuzluğu, teslimiyeti ve direnmeyi bir arada okurlarına sunarlar.

 

İngiliz ajanı Armstrong’un Atatürk’ün biyografisini yazdığı gri propaganda kitabı’na verdiği ad ilginçtir: Bozkurt! Yakup Kadri Karaosmanoğlu ulusal kurtuluşun ölüm kalım mücadelesini anlattığı deneme ve makalelerine verdiği ad Ergenekon’dur. Nazım Hikmet Kuvayı Milliye Destanı’nda Büyük Taarruzu Kocatepe’den yöneten Mustafa Kemal Paşa’yı sarışın bir kurda benzetir.

 

Kurtuluş Savaşı zaferiyle emperyalistlerin arkaladığı Yunan Ordusu denize dökülür. İstanbul’u yıllarca işgal çizmeleriyle çiğneyen mağrur emperyalistlerin kibirli komutanları  al bayrağı selamlayarak ülkemizi terk ederler. Emperyalizmin Türkleri Anadolu coğrafyasından söküp, dönemin İngiliz başbakanının dediği gibi yeniden Orta Asya’ya sürmek, Ergenekon’a bir daha çıkamayacak şekilde hapsetmek düşleri gerçekleşmemiştir. Sarışın kurt kurtuluşa önderlik etmiştir…

 

Günümüzün küresel emperyalizmi Türkleri bir kez daha çıkış olanağı bulamayacakları şekilde Ergenekon’a hapsetmek için işbaşındadır. Mitolojik Ergenekon’un dört bir yanı aşılmaz, geçilmez demir dağlarla çevriliydi. Günümüz Ergenekon’unun etrafı GOP’la BOP’la çevrilidir. ABD ve AB tarafından paylaşım yarışı yapılan enerji coğrafyası, petrol kuyuları, doğal gaz ve her türlü yeraltı kaynakları, yeryüzü zenginlikleriyle örülen, çevrelenen bir Ergenekon’dur günümüzde bahse konu olan.

 

Emperyalistlerin, mütareke İstanbul’unun iktidarının, medyasının, münevverinin günümüzdeki mirasçılarına fazlasıyla bel bağladıkları anlaşılıyor. Türk ulusunun Ergenekon’u aşma, demir dağı eritme azmi karşısında İngiliz büyükelçiliğinden maaşlı muhip Sait Mollanın sarığı, Ali Kemal’in kalemi, Damat Ferit’in peşin teslimiyeti pek işe yaramamıştı. 

 

Uğursuz Mütareke ruhunun günümüzdeki mirasçılarına ve efendilerine, mazlum bir halkın bağımsızlık iradesinin, özgürlük tutkusunun hapsedilebileceği bir Ergenekon’un mümkün olamayacağının yeniden hatırlatılması gerekiyor. 

 

Hüseyin Özbek

Avukat, İstanbul Barosu Genel Sekreteri,

1 Şubat 2008



Lozan Öncesi ve Sonrasında Patrikhanenin Hukuksal Konumu -Hüseyin Özbek-


II.Mehmet İstanbul’un fethinden sonra Georgios Scholarios’un II.Gennadios adıyla Ortodoks Hrıstiyan tebaanın Patrikliğine seçilmesini sağladı. Balkanlardaki Ortodokslar da İstanbul Patrikhanesine bağlandı.Patrik protokolde vezirle eşit tutuluyor, bir yeniçeri muhafız birliği tarafından korunuyordu. Osmanlının belirlediği vergiyi Rumlardan toplama görevi kiliseye verilmişti. Kilise mahkemesi evlenme, boşanma, velayet, miras, vasiyet davalarına bakmakla yetkiliydi.



Kraliçenin Uşağı, Bakkalların Lordu! -Hüseyin Özbek-


18 ve 19.yüzyılların süper gücü İngiltere, 20.yüzyılın ilk çeyreğine kadar bu durumunu sürdürdü. 2.Dünya Savaşı sonrası emperyalizmin amiral gemisi olma görevi ABD’ ye geçse de klasik sömürgecilik döneminden sanayi kapitalizmine, oradan da günümüzün küresel emperyalizmine uzanan birkaç yüzyıllık sömürü tecrübesinin mirasçısı İngiltere asla yabana atılacak bir güç değildir!



Etnik Virus ya da Etnik Radyasyon -Hüseyin Özbek-


İşçi sınıfının ekonomik demokratik mücadele aygıtı sendikalardır. İşverenlere karşı işçi sınıfının çıkarlarını savunmak, sınıf dayanışmasını örgütlü hale getirerek güçlendirmek, kapitalist düzene karşı demokratik alanı emek açısından genişletmek sendikal uğraşıların başında gelir. Dar anlamda işçi sınıfının dışındaki çalışan kesimlerce oluşturulan birlikler ise yakın zamana kadar demokratik kitle örgütleri olarak adlandırılmaktaydı. Kamu görevlileri, öğretmenler, sağlık çalışanları, teknik hizmetler, üretici kooperatifleri ve daha başkaca emek kesimlerini kapsayan geniş yelpazedeki dayanışma amaçlı yapılanmalar demokratik kitle örgütü tanımının içinde kalmaktadır.


 

Hüseyin Özbek


Kastamonu Araç Yukarı Yazı Köyü doğumludur. Çorum Öğretmen Okulu’ndan sonra Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünü bitirdi. Değişik okullarda Türkçe-Edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Halen İstanbul’da serbest avukatlık yapmaktadır. Yeni Hayat, Ufuk Ötesi dergilerinde yazılan yazmaktadır. Türk Kalesi Yıkılırken ve İngilizce Ninnilerle adlı yayınlanmış kitaplarıdır. Hikayeleri yayınlanma aşamasındadır.


 Hukuk Bizim Olacak mı?



Konsolosluk Mahkemelerinden Sömürge Yargısına


Günümüzde bize çok ırak olmayan Irak’ ta hukuka, insan haklarına, evrensel değerlere saygılarına yakından tanık olduğumuz (!) işgalcilerden, Sevr’in baş mimarı İngiltere’nin mütareke dönemi İzmir’indeki hukuksal uygulamalarından kısa bir kesit sunalım: Mondros Ateşkesi imzalanmıştır ama, Yunan Ordusunun İzmir’e çıkmasına daha 3 ay vardır. İşgale direnmeyi düşünen Kolordu Komutanı-Vali Nurettin Paşa görevden alınır.Yerine koyu İtilafçı Ahmet İzzet Paşa atanır.Bu atama sonrasında İşbirlikçi  Hürriyet ve İtilaf  Partisi  İzmir şubesi, daha da pervasızlaşır. Ulusal direnişe hazırlananları işgalcilere ve saraya ispiyon eder. Hatta bazıları işgalden sonra Yunan yönetimiyle açıkça işbirliğine gider:


 Televizyon Dünyası Yabancılaşırken



Helenistik pazarlama


Kuvayı Milliye’ yi karikatürleştirerek, millici Zeynep’ i Hristo’ nun koynuna atarak Tuğçe Kazaz’ın Yunanlıya varıp vaftiz edilerek Maria’ laşması misali, bilinçaltımızdaki ulusal reflekslerde kısa devre yaptırılmaktadır.

 

Son yıllarda küreselleşmenin dayattığı, milli olan her şeyin bilincimizden boşaltılması, gayri milli olan her şeyin de boşalan bilince yerleştirilmesi, kutsanması ve içselleştirilmesi sürecini yaşıyoruz.


 Bizim Masallarımız



Tık Tık Eden Kabacuğum


Babam Tahsin Çavuş bu dünyadan göçeli artık bana uzannama anlatan yok. Fatma abla da çok uzaklarda.Hacı Emin Ağa da çoktan terki diyar etti.Sergenine tavanına, her köşesine binlerce uzannama sinen hanemiz seneler var ki boş.Binlerce kez ilk günkü heyecanla dinlediğim, saldır saldır ezbere anlattığım masalların bir çoğunu unuttum. Tahsin Çavuş torunlarına, Aslı’ya, Şirin’e de aynı masalları senelerce anlattı. Benim bildiğim Tahsin Çavuş’ta Eyüp sabrı vardır. O güzelim uzannamaları, Aşık Keremleri, Aşık Garipleri, dağı delen Ferhad’ı, Çamlıbel’i mesken tutan Koç  Köroğlu’ nu yeni baştan anlatacaktır bana…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar