Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

18 Temmuz 2007

Mirze Elekber Sabir

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar

Siyaset-Türkiye

 


Bağımlı Bağımsızlar


-Hüseyin Özbek-


Bilincin esir alınmasında, duyuların körleştirilmesinde sözün önemi büyüktür. Son yılların büyülü sözcüğü Küreselleşme bunun en çarpıcı örneğidir. Küreselleşme; emperyalist toplum mühendisliğinin, algı sihirbazlığının ortaya attığı mıknatıslı bir terim. Çekimine kapılıp, kendisini küreselliğin bir parçası, küreselliğin paydaşı olarak kabul etme, sömürünün nesnesi olan çoğunluğa özne olduğu sanısını verme, küresel efendilerin toplumsal bilince ne ölçüde müdahale edebilmiş olduklarının da göstergesidir. Aynı dakikada, aynı saniyede dünyanın değişik yörelerinde kola içen, burger yiyen sıradan insanların,  kendilerini farklı, ayrıcalıklı, neredeyse holding sahibi gibi hissetmeleri, bireyleri sürüleştirmeye, tüketim şartlanmasına yönelik mühendisliğin parlak başarısı olarak kabul edilmelidir.

 

Sermayenin faaliyet sahasının ulusal sınırlar içine hapsolmasını emperyalizmin kabulü mümkün değildir.  Emperyalizmin günümüzde ulaştığı aşamada, su gibi, hava gibi, atmosferdeki bileşimler gibi, hiçbir ulusal kayıtla, milli mevzuatla kısıtlanmadan tüm dünyayı istediği gibi dolanabilmelidir. Sermayenin küresellikten kastı; hiçbir engelle karşılaşmadan sömürü ve soygununu dünya ölçeğinde katmerleştirmektir. Küresel sermayenin soygununa, vurgunlarına karşı çıkanlar, devlet olsun, kişi olsun tasfiye edilmelidir.

 

Dünyada son yıllarda yaşanan savaşlar, kışkırtılan etnik kavgalar, dinsel kutuplaşmalar,  üretilen yeni kimlikler, küresel sermayenin sömürü işleyişini ebedileştirecek olan küresel sistem inşasından kaynaklanmaktadır.

 

Kapitalist emperyalizmin, küresel sermayenin dayattığı Yeni Dünya Düzenine uygun düzenlemeler ülkemizde de epeydir sürüyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesinin temeli olan, bağımsız, ulusçu, tekil, laik, Ankara merkezli ulus devlet yerine, yerelliğin, etnik ve mezhepsel kümelenmenin, cemaatleşmenin temel alındığı Ortadoğu karakterli kabile gelenekli bir model dayatılmaktadır. Dayatılan model doğrultusunda, ekonomik, siyasal, hukuksal alanlarda düzenlemeler topluma çağ atlatacak yenilikler olarak sunuldu. Dayatılan modele uygun hukuksal düzenlemeler sonucu kabul edilen uyum paketleriyle, ulus devlet olarak kurulan Türkiye Cumhuriyetinin küresel sisteme aykırı yönleri uyumlu hale getirilmiş oldu!   

Emekliliklerinde Sivil Toplum ideologluğuna terfi eden(!) kıdemli CİA ajanlarının çabaları, Soros’ un akçeli desteği, AB Komiseriyle Kör Agop meyhanesinde demlenmelerin boşa gitmediği anlaşılıyor. Ülkemizde her boydan, her yaştan sürüsüne bereket sivil toplumcu piyasası oluştu. Bu arada sivil toplum piyasasındaki unutulmaz hizmetlerine ek olarak TBMM ’de piyasa etmek isteyen bazı bağımsızlar piyasaya çıktılar. 

 

Aşiret yapılanması sosyolojik olarak çağdaş aşamaya ulaşamamış toplumlarda görülür.  Çağdaş topluma göre geri bir sosyolojik evre olarak tanımlanmaktadır. Çağdaş toplumların insanları siyasal tercihlerini özgürce, birey olmanın verdiği hakla bağımsız olarak kullanır. Aşiret hiyerarşisi içinde, birey haline gelememiş kişinin özgür tercihi olamaz. Aşiret reisinin gösterdiğine oy vermek zorundadır. Çünkü aşiret hiyerarşisi sadakat kültürü geliştirir. Resin gösterdiğine oy vermek sadakat borcunun doğal sonucudur.

 

Atlantik ötesinden ve Brüksel’den desteklenen siyasal aşiret, günümüzde sadakat gösterilecek büyük reis olarak ABD ve AB’yi gösteriyor. Büyük Reis, petrol ve enerji coğrafyasına göre çizdiği yeni haritaların oluşturulmasında sadakatini göstermesini bekliyor siyasal aşiretten. Küresel sermayeye aşiret sadakatiyle bağlı, emperyalizmin desteğiyle ulus devlete karşı kalkışma içindeki terör örgütünün siyasal uzantılarının bağımsızlığı da aşiret kültürünün izin verdiği ölçüdedir kuşkusuz.

 

Bu seçimde, bağımsızlık kavramını, ulusal bağımsızlığı, emeği yadsıyan, kapitalist sistemle mücadele yerine ulus devletiyle kavgayı temel alan bağımlı bağımsızlar çıktı ortaya.  Son günlerde sermaye yapacak dişe dokunur sermaye bulamadıklarından olsa gerek; bu pek derin bağımsız sosyalistleri büyük sermayenin medyası pek sevdi. Bağımlı bağımsızlar ekranlardan, manşetlerden inmiyorlar…

 

Emekçi halkımıza dürbünün tersiyle bakan bağımlı bağımsızlara, halkımız da elinin tersiyle sandıkta bağımsız bir cevap verecektir her halde…                                                                      

 

Hüseyin Özbek

Avukat, İstanbul Barosu Genel Sekreteri,

18 Temmuz 2007

 

İliştiri: Sayın Hüseyin Özbek'in seçim öncesi gönderdiği bu yazıyı elimize geçtiği tarihte seçim yasakları nedeniyle yayınlayamadığımız için kendisinden özür dileriz.



Türkiye ve Savaş -Hüseyin Özbek-


Jabotinsky,  İngiltere-Fransa-Çarlık Rusya’sı-İtalya bağlaşıklığından yana bir yaklaşımla kaleme almış yazılarını.Yazarın, Almanya-Avusturya-Macaristan- Osmanlı ittifakının savaşı yitireceği öngörüsü gerçekleşti.Yazar savaşın çıkış nedeninin İtilaf devletlerinin iddialarının aksine Alman militarizmi değil, “Doğu Sorunu” olduğunda ısrarlıdır. Savaşın Osmanlı Asyası’nı paylaşmaktaki uzlaşı yoksunluğundan çıktığına işaret eden Jabotinsky’ e göre Fransızlar Suriye’ye, İngilizler Mezopotamya’ya, Rusya Doğu Anadolu ve Boğazlara, Yunanlılar ve İtalyanlar İzmir’e göz dikmişken, Almanya Osmanlı’yı tümüyle himaye altına alma gerekçesiyle Doğu’nun tüm zenginliklerine talipti. Ona göre Osmanlının parçalanması artık kaçınılmazdı.



Türk Kalesi Yıkılınca -Hüseyin Özbek-


Kitabımıza ad olan Türk Kalesi Yıkılırken makalemiz Mayıs 2001 tarihinde Yeni Hayat dergisinde yayınlandığında,  Osmanlı’nın Mekke’yi korumak amacıyla inşa ettiği Ecyad Kalesi ayaktaydı. Yazının amacı, Ecyad Kalesi’ni yıkıp yerine Zemzem Kulelerini dikmeyi kafaya koymuş Suudi girişimine karşı Türk Dış İşlerini, hükümeti, devleti uyarmanın yanında, kamuoyu duyarlılığı oluşturmaya yönelikti. Ne acıdır ki; Suudileri küstürmeyi göze alamadı bizimkiler. Mehmetçiğin çöl sıcağında, bitmez tükenmez bedevi isyanları arasında terini kanına karıştırarak inşa ettiği kale yerle bir edilirken, arkalarını dönerek duymazdan, görmezden, geldiler…Tıpkı, birileri Cumhuriyetin temellerini yerle yeksan ederken arkalarını dönüp duymazdan, görmezden, bilmezden geldikleri gibi…



Eve Erken Dönen Oğullar! -Hüseyin Özbek-


Diyarbakır Dicle Kurşunlu Köyü kırsalında uzaktan kumandalı mayının patlatılması sonucu şehit düşen komando çavuş Muharrem Yalanız’ın Artvin Şavşat Ilıca köyünde toprağa verildiğini yazdı 26 Mart 2007 tarihli gazeteler. Anne Müfide Yalanız’ın askerlerce taşınan oğlunun fotoğrafını  “Evine hoş geldin oğlum” diye öpüp kucakladığını, al bayrağa sarılı tabutuna sarılıp, kanından kan, canından can verdiği Muharrem’ine; “Asker elbisesiyle gittin, bayrağa sarılı geldin, bize ne büyük şeref yaşattın. Allah iki evlat verdi, biri vatana, biri bana “ diye yas ettiğini, cenazenin ardından el sallayarak “Elveda oğlum!” diye uğurladığını da yazdılar.


 

Hüseyin Özbek


Kastamonu Araç Yukarı Yazı Köyü doğumludur. Çorum Öğretmen Okulu’ndan sonra Erzurum Kazım Karabekir Eğitim Enstitüsü Türkçe bölümünü bitirdi. Değişik okullarda Türkçe-Edebiyat öğretmenliği yaptı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Halen İstanbul’da serbest avukatlık yapmaktadır. Yeni Hayat, Ufuk Ötesi dergilerinde yazılan yazmaktadır. Türk Kalesi Yıkılırken ve İngilizce Ninnilerle adlı yayınlanmış kitaplarıdır. Hikayeleri yayınlanma aşamasındadır.


 Hukuk Bizim Olacak mı?



Konsolosluk Mahkemelerinden Sömürge Yargısına


Günümüzde bize çok ırak olmayan Irak’ ta hukuka, insan haklarına, evrensel değerlere saygılarına yakından tanık olduğumuz (!) işgalcilerden, Sevr’in baş mimarı İngiltere’nin mütareke dönemi İzmir’indeki hukuksal uygulamalarından kısa bir kesit sunalım: Mondros Ateşkesi imzalanmıştır ama, Yunan Ordusunun İzmir’e çıkmasına daha 3 ay vardır. İşgale direnmeyi düşünen Kolordu Komutanı-Vali Nurettin Paşa görevden alınır.Yerine koyu İtilafçı Ahmet İzzet Paşa atanır.Bu atama sonrasında İşbirlikçi  Hürriyet ve İtilaf  Partisi  İzmir şubesi, daha da pervasızlaşır. Ulusal direnişe hazırlananları işgalcilere ve saraya ispiyon eder. Hatta bazıları işgalden sonra Yunan yönetimiyle açıkça işbirliğine gider:


 Televizyon Dünyası Yabancılaşırken



Helenistik pazarlama


Kuvayı Milliye’ yi karikatürleştirerek, millici Zeynep’ i Hristo’ nun koynuna atarak Tuğçe Kazaz’ın Yunanlıya varıp vaftiz edilerek Maria’ laşması misali, bilinçaltımızdaki ulusal reflekslerde kısa devre yaptırılmaktadır.

 

Son yıllarda küreselleşmenin dayattığı, milli olan her şeyin bilincimizden boşaltılması, gayri milli olan her şeyin de boşalan bilince yerleştirilmesi, kutsanması ve içselleştirilmesi sürecini yaşıyoruz.


 Bizim Masallarımız



Tık Tık Eden Kabacuğum


Babam Tahsin Çavuş bu dünyadan göçeli artık bana uzannama anlatan yok. Fatma abla da çok uzaklarda.Hacı Emin Ağa da çoktan terki diyar etti.Sergenine tavanına, her köşesine binlerce uzannama sinen hanemiz seneler var ki boş.Binlerce kez ilk günkü heyecanla dinlediğim, saldır saldır ezbere anlattığım masalların bir çoğunu unuttum. Tahsin Çavuş torunlarına, Aslı’ya, Şirin’e de aynı masalları senelerce anlattı. Benim bildiğim Tahsin Çavuş’ta Eyüp sabrı vardır. O güzelim uzannamaları, Aşık Keremleri, Aşık Garipleri, dağı delen Ferhad’ı, Çamlıbel’i mesken tutan Koç  Köroğlu’ nu yeni baştan anlatacaktır bana…


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
 

Başsayfa

Hüseyin Özbek

Yazarlar