Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

12 Ağustos 2008

Cengiz Aytmatov

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


Edibe Hanım “Proce”sini Neden Çekti ki!


-Bedri Baykam-


Arkadaşlar, “Şu AKP de sırf kötü şeyler yapıyor” diyenler, emin olun halt etmişler. Bu kadar lunaparkta dönen fırıldak dolaplar ya da, korku tünelleri gibi, inişli-çıkışlı maceralar hazırlayan, bu kadar yaratıcı senaryolarla, kütüphaneler dolusu “eh daha daha nasılsın Osman” gibi geyik muhabbetleriyle iddianameler hazırlattırıp, bir milyon kişiye “dinleme işi” konusunda istihdam yaratan, onca vekili ve belediye başkanı her gün birkaç inci patlatan kaç tane partiniz oldu bugüne kadar? 80’lerde bir Özal’la idare ederdiniz. Şimdi ise, en üstünden en sıfatsızına kadar sağolsunlar, her AKP’li, Uykusuz, Penguen ve Leman dergilerine her gün malzeme sağlıyorlar…

 

Bakın en yeni yıldızımız, en edepli AKP’li Edibe Sözen. Edibe Hanım yememiş, içmemiş, 1,5 yıl çalışıp bir “proce” geliştirmiş ve gerçekten “Zihni Sinir”i solda sıfır bırakan bir yaratıcılıkla etrafa kendi çapına göre çeki düzen vermeye kalkışmıştı. Sıkı durun, bu yasa tasarısı “polis lojmanları” veya “Çocuk Esirgeme Kurumu” için değil. Edibe Hanım büyük bir alçakgönüllülükle tüm yurdum insanı için bir “edepli davranış biçimiyle taze yaşam tarzı”  uydurmuş. “Proce”yi basında okumuşsunuzdur. Harika buluşlarla dolu: Porno okuyanlar TC kimlik numarası ile fişlenecek, 18 yaş altı olanlar velisiz otellere giremeyecekler, 16 yaşından küçükler, yanlarında velileri bile olsa lokantalara gece alınmayacaklar, basın şiddet ve cinsellik içerikli yayın yapamayacak, yasalara uymayanlara altı aylık cirosu kadar para cezası verilecek, vs… Tam heyecanlanmıştık ki Edibe Hanım’ın proceyi geri çektiğini öğrenip üzüldük! Merak ediyorum, Edibe Hanım’ı “ıslah etmek” için kim düğmeye bastı da vekil aniden kendi kabusundan uyanıverdi?

 

Neden çekindiler ki? Böyle bir “toplu ıslah” hareketine şapka çıkartılmaz da ne yapılırdı? Helal olsun bu fışkıran zekaya! Adaletsiz Korku Patikasında İran yaşam tarzımıza hızla ulaşmak üzere, halkımızın zaafı olan “edep” konusunda bundan daha fıstık bir uygulama düşünülebilir miydi? Ha pardon! En önemlisini unuttum. “Her dinden öğrenci için” (!) devlet, okullarda ibadethane de açacaktı!

 

Bu kadar müthiş fikirler bir tek Atatürk kızında nasıl filizlenebilmiş, anlayana aşk olsun. Buna rağmen, Edibe Hanım’ın “laiklik karşıtı odak” olduğu en yüce mahkeme tarafından saptanmış partisi, zaten bu kadarcıkla yetinmemeliydi. Bu haksızlık olurdu! Bakın kürtaja uğrayan proce bize neler düşündürdü: Bir kere öyle kuru kuru fişlemek, porno yayınlar için yetmez. Bunların kullanımı da özel izne tabii olmalı. Örneğin muhtarlar, kendi kendilerini tatmin etmek isteyen gençlere belirli saatlerde, günde iki defalık izin vermeli. Ayrıca liselerde öğrencilerin kimlerle sevişmeyi hayal ettikleri yakın takibe alınmalı, son yıllarda gelişen yöntemlerle sınıflara, yatakhanelere gizli mikrofonlar konulmalı, öğretmenleri veya başka “VİP”lerle ilgili edepsiz rüyalar görenler hemen zapt-u-rapta alınmalı, cennete giriş kartı verilmemekle tehdit edilmeli, bunu tekrarlayanlar “Edibe Sözen Islah Evi”nde uyuşturucu iğneler eşliğinde dinlenmeye çekilmeli. Aynen Arabistan’daki gibi, kentlerde 70 yaşından genç insanların “birbirleriyle tanışmak için” bahane olarak kullandıkları köpek gezdirmeler yasaklanmalı, genç kızlar ve erkekler ayrı kaldırımlarda dolaşmalı. Okul giriş çıkışlarında özel bir x-ray tarama yapılmalı, ereksiyon halindekiler derhal emniyet müdürlüğünde falakaya yatırılmalı.

 

Sakın abarttığımı sanmayın. Mütevazı katkılarda bulunuyoruz hükümetin kursağında kalan ıslah hayallerine! Herhalde “Devlet İstatistik Enstitüsü o porno dergilerin kaç kişi tarafından kaçar kere kullanıldığını merak ediyordu” veya “ o fişlemeyle alıcılara yılbaşında hediye erotik fıkralar kitabı yollamak istiyorlardı” diyeceksiniz. Hayır siz ne zannettiniz? Biz de onlar gibi kalkıp “Cumaya-Hacca gidenler fişlensin” diyecek halimiz yok ya? Bu sayma hastalığı onlara has… Ya da şimdi yasa çıkartıp “Sabah 07, gece 21 arası haşemayla denize girmek yasaktır” mı diyelim? Veya “Camiden taşıp sokakta namaz kılanlar bir yıllık ciroları kadar ceza ödesinler” diye fetva verecek değiliz ya!

 

İşte ben bu işleri anlamadım! Hani Tayyip Erdoğan ve arkadaşları türbanı demokrasi için isteyen özgürlükçülerdi? Az mı dinledik bu tuluatları! Başta yeni gururumuz “Ortak Akıl Hareketi” ve sözcüleri Oral Çalışlar, Ali Bayramoğlu ve Etyen Mahçupyan gibiler az mı damardan verdiler? Yok “paradigmanın iflası”, yok “modern mahrem”, yok “ceberrut devlet”… Onların şimdi bize, geri çekilmiş olsa da, bu proceyi açıklamaları lazım: Hele Nazlı Hanım sivri zekasıyla kesin bir izahat uydururdu! Ama belli ki Edibe depremi AKP’yi hayli sarsmış ve basından okuduğumuza göre Tayyip Bey kendisini bayağ “haşlamış”. Düşünebiliyor musunuz, henüz gerekçeli kararın yazılmamış olduğu şu günlerde, insan AKP’nin yeni “odaksal” faaliyetlerini ve emellerini bu kadar açıkça ortalara serer mi hiç?

 

Allah iyiliğinizi versin! Acaba Mahçupyan şu günlerde mahçup mu? Hiç sanmam…

 

Bedri Baykam

12 Ağustos 2008



Anayasa Mahkemesi Üyelerine Açık Mektup -Bedri Baykam-


İşte bu nedenlerle, açıklayacağınız gerekçeli karar, öncekilerden çok farklıdır. Mahkemeniz, AKP’yi kapatmayarak, demokratik uzlaşma adına olduğu kadar, Cumhuriyetin sağlıklı devamı konusunda da büyük bir sorumluluk almıştır. Bu tarihi metin, sürmesini seçtiğiniz bu iktidarın, rejimin değişmez kuralları ile nasıl barışabileceğini ortaya koymalıdır. Nasıl bu “hazine yardımlarından kesinti yapma” ve “ihtar çekme” uygulamaları bir ilkse, ortaya çıkacak gerekçeli karar da bir ilk olmalı, bundan sonraki sürece net olarak ışık tutmalıdır. Aksi bir uygulamanın, Anayasa’yı ve laik rejimi tamamen korumasız hale getireceğini bizden çok daha iyi bildiğinizin tabii ki bilincindeyim.



Oral Çalışlar”ı Anlamak Na-mümkün!” -Bedri Baykam-


Tabii ki çevreniz her açıdan tarafsızlığını, mantığını yitirerek, medya üstünden Cumhuriyet’e saldıran, Ergenekon’un hergün canavarvari bir resmini çizmek için çabalayan, tüm soğukkanlılığını kaybederek savaş tamtamları çalan köşe yazarcıkları tarafından kuşatılmış durumda. Yeni Şafak ta Yağmur Atsız yolladığım düzeltiyi koyacağına, yine sözlerimi alıntıyla çarpıtarak kimliğini kanıtlıyor. T. Korkmaz, PKK’yı Ergenekon’a bağlamaya çalışıyor; satır aralarında bile inandırıcı bir kırıntı bulamadım bu masala dair. Ama öte yandan Neşe Düzel her zamanki “çalışkanlığıyla” Diyarbakır barosu başkanı Sezgin Tanrıkulu ile sohbetinden manşetini üretiyor: “Kürtler Ergenekon’a Tarafsız Kalamaz”.



Bir Atatürkçüyü Yok Edebilirsiniz, Ama Asla Korkutamazsınız! -Bedri Baykam-


Tarihe, “ibret alınacak karanlık günler” olarak geçecek bir bataklık içindeyiz. En doğru özeti Baykal yaptı:“Siz Türk halkını toptan enayi mi sanıyorsunuz? Bunlar Aziz Nesinlik hikayeler” . Haddini aşan “Ergenekon” davasında herhalde 2004 ile ilgili fazla bir şey bulamadılar ki, kargaları bile güldürecek iddiaları, besleme basın, manşet yapmaya başladı: “Aynı anda 30 ilde izinsiz gösterilerde kanlı eylemler başlatacaklarmış” (!) Bre gafiller, ADD veya USTKB ne zaman izinsiz yürüyüş yaptı da, balonun en civcivli anında sizi mutlu edecek kanıtları yaratmak için bunu yapacak? Aranızda bu masala inananları, Bakırköy paklar.


 

Bedri Baykam


Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.

1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti.


1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.

Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.

Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
 

1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı.
 

2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.

Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 


1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.


 Umumi Siyaset



 


 


 Dünya



 


 


 Kavram




...


 
 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar