Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

5 Ağustos 2008

Cengiz Aytmatov

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


Anayasa Mahkemesi Üyelerine Açık Mektup


-Bedri Baykam-


Anayasa Mahkememizin Değerli Üyeleri,

 

Ülkemizin çok kritik bir siyasi tünelden geçtiği bu yıllarda, tarihte hatırlanacak bir karar aldınız. Bu yargı süreci tamamlanmış olduğu için, size gönül rahatlığıyla yazıyorum.

 

Sn. Başkanınızın geçen çaamba günü yaptığı açıklamaların halkımız tarafından henüz “tatmin edici bir yorum” olarak algılandığını pek söyleyemem. Aldığınız karar, 6 üyenin AKP ‘nin kapatılması, 4 üyenin “mali yardım kesintisine uğraması” yönünde açıklandığına göre, 11 üyenin 10’u, Cumhuriyet Başsavcısının tezlerinin haklılığına kanaat getirerek AKP’nin anti-laik odak konumunu kabul etmiş oldu. AKP’nin, bir “tek parti iktidarı” olduğunu hatırlarsak, Mahkemenizin tespitinin vahameti, kendiliğinden ortaya çıkıyor. Öte yandan Sn. Başkanınızın söylediği gibi bunun bir “ihtar”a dönüşebilmesi, anladığım kadarıyla ancak “gerekçeli karar” açıklamanızda somutlaşabilecek. Çünkü “hazine yardımının yarısının kesilmesi” cezası, uzaktan yakından AKP’nin anti-laik icraatlarının hızını kesici bir önlem olarak kabul edilemez. Zaten Sn. Başbakan, karardan sonra yaptığı açıklamalarda hiçbir şekilde Cumhuriyet veya laiklik karşıtı bir odak olmadıklarını söyledi ve suçlamaları hiç üzerine almadı.

 

Dolayısıyla, Yüce Mahkemenizin aldığı kararın, içeriğine ve Siyasi Partiler kanununa uyum göstermesi açısından, açıklayacağınız gerekçeli karar, büyük önem kazanmaktadır: Bu metnin, çok net bir şekilde kararın nasıl bir “ihtara dönüştüğü, icraatların bundan sonra Anayasa’nın temel maddelerine uyumlu olması konusunda nasıl özenli ve gerektiğinde “caydırıcı” bir yargı takibi yapılacağını topluma açıklaması lazımdır.

 

Çünkü Anayasa Mahkemesi duyarlılıklarını özenle koruyacağını bildirmezse, AKP kendisine tam bir “yeşil ışık” yakıldığı hayaline kapılabilir ve ülkemiz bu ağır vakadan önemli toplumsal uzlaşma umuduyla çıkacağına, yine kaoslara itilir. AKP’nin, malum ağır laiklik ve demokrasi ihlalleri konusunda Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da, iktidarın bundan sonraki icraatlarında Anayasa Mahkemesi kararının ışığında davanın takipçisi olmaya devam edeceğini açıklayarak, ülkenin iç barışına sahip çıktığını kanıtlamalıdır. Bu şekilde, bu iki kurum tarafından, AKP iktidarına bugünden itibaren bir beyaz sayfa açılır ve yalnız bundan sonrasına bakılır.

 

Sonuçta rejim, toplumsal uzlaşma adına, AKP’ye bir şans vermiş ve “bunu iyi kullan, artık oyunun kurallarını kabul ettiğini kanıtla” demiştir. Bu yakın takip yapılmazsa, neler olur? Dediğimiz gibi, AKP iktidarı kendi geçmişinin “onaylandığı” yanılgısıyla, daha da sertleşir, daha da anti-laik/anti-demokratik yollara sapar. Üstelik bundan sonra varolan veya yeni kurulacak her partinin de, “hazine yardımından vazgeçerek, laiklik karşıtı faaliyet yapabileceği” gibi, kabul edilemez bir tablo ortaya çıkar. Herhalde ülkemizin bu şekilde tehlikeli mecralara çekilmesi, en başta sizleri rahatsız eder.

 

Değerli Üyeler; medyada sık sık “mühim olan AKP’nin sandıkta mağlup edilmesi” gibi sözler dolaşmaktadır. Takdir edersiniz ki bu konu, tarafsız olan mahkemenizin gündemine tabii ki giremez. Ama her partinin, oyunun kurallarına ve anayasaya uyması, kendini yasalardan üstün görmemesi ve hepsinden önemlisi T.C devletini değil, o devletin geçici bir hükümetini temsil ettiğini unutmaması lazımdır.

 

İşte bu nedenlerle, açıklayacağınız gerekçeli karar, öncekilerden çok farklıdır. Mahkemeniz, AKP’yi kapatmayarak, demokratik uzlaşma adına olduğu kadar, Cumhuriyetin sağlıklı devamı konusunda da büyük bir sorumluluk almıştır. Bu tarihi metin, sürmesini seçtiğiniz bu iktidarın, rejimin değişmez kuralları ile nasıl barışabileceğini ortaya koymalıdır. Nasıl bu “hazine yardımlarından kesinti yapma” ve “ihtar çekme” uygulamaları bir ilkse, ortaya çıkacak gerekçeli karar da bir ilk olmalı, bundan sonraki sürece net olarak ışık tutmalıdır. Aksi bir uygulamanın, Anayasa’yı ve laik rejimi tamamen korumasız hale getireceğini bizden çok daha iyi bildiğinizin tabii ki bilincindeyim.

 

Saygılarımla...

 

Bedri Baykam

5 Ağustos 2008



Oral Çalışlar”ı Anlamak Na-mümkün!” -Bedri Baykam-


Tabii ki çevreniz her açıdan tarafsızlığını, mantığını yitirerek, medya üstünden Cumhuriyet’e saldıran, Ergenekon’un hergün canavarvari bir resmini çizmek için çabalayan, tüm soğukkanlılığını kaybederek savaş tamtamları çalan köşe yazarcıkları tarafından kuşatılmış durumda. Yeni Şafak ta Yağmur Atsız yolladığım düzeltiyi koyacağına, yine sözlerimi alıntıyla çarpıtarak kimliğini kanıtlıyor. T. Korkmaz, PKK’yı Ergenekon’a bağlamaya çalışıyor; satır aralarında bile inandırıcı bir kırıntı bulamadım bu masala dair. Ama öte yandan Neşe Düzel her zamanki “çalışkanlığıyla” Diyarbakır barosu başkanı Sezgin Tanrıkulu ile sohbetinden manşetini üretiyor: “Kürtler Ergenekon’a Tarafsız Kalamaz”.



Bir Atatürkçüyü Yok Edebilirsiniz, Ama Asla Korkutamazsınız! -Bedri Baykam-


Tarihe, “ibret alınacak karanlık günler” olarak geçecek bir bataklık içindeyiz. En doğru özeti Baykal yaptı:“Siz Türk halkını toptan enayi mi sanıyorsunuz? Bunlar Aziz Nesinlik hikayeler” . Haddini aşan “Ergenekon” davasında herhalde 2004 ile ilgili fazla bir şey bulamadılar ki, kargaları bile güldürecek iddiaları, besleme basın, manşet yapmaya başladı: “Aynı anda 30 ilde izinsiz gösterilerde kanlı eylemler başlatacaklarmış” (!) Bre gafiller, ADD veya USTKB ne zaman izinsiz yürüyüş yaptı da, balonun en civcivli anında sizi mutlu edecek kanıtları yaratmak için bunu yapacak? Aranızda bu masala inananları, Bakırköy paklar.



Çağdaş Futbol Kültürü” Genç Kızlarımızı da İçine Alsın -Bedri Baykam-


Futbol kültürü, yine yüz milyonlarca kadına “Tanrım bu ne zevkli spormuş meğer” dedirterek hayatımıza girdi çıktı. Ben geçen hafta söylediklerimde haklı olduğumu kanıtladım. Hala milli takımımızı 30 yıl önceki seviyesinde sananlar, bayağı şaşırdılar. “Almanlar bize beş çeker” diyenler, acaba rakibimizin son saniyeye kadar korkuyla titrediği ve maçın sonunda Brezilya’yı yenmiş kadar sevindiği sahneleri görünce acaba ne hissettiler?


 

Bedri Baykam


Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.

1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti.


1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.

Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.

Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
 

1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı.
 

2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.

Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 


1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.


 Umumi Siyaset



 


 


 Dünya



 


 


 Kavram




...


 
 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar