Yazar |

Bedri Baykam |
 | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |
 | |
 | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |
 | | |
 | | |
 | | |
|

Deniz
Gezmiş'ten Mektup Var...
-Bedri Baykam-
Türkiye’nin
gündemi Anayasa Mahkemesi’nin kararlarıyla sarsılıyor. Bu konuda biz
Atatürkçülerin ne düşündüğümü öğrenmek için herhalde bu karara
ihtiyacınız yoktu. Zaten son dört günde Türkiye’de bu konuda konuşmayan
da kalmadı. “Referanduma götürelim” diyen zırvalardan
başlayarak, tüm hazımsızlar, kurtlarını döktü! Çünkü onlara göre
laik-demokratik Atatürkçü Türkiye’yi savunmak isteyen herkes “taraf”
olmuş oluyor ve “demokrasi suçu” (!) işliyor!! Ancak kapanmayı
yayan görüşlere çarpık beyinleri demokrasi diye
bakabildiği için, onları kendi aralarında yapacakları bayramlık, malum
kanallara ve TRT’ye (içim acıyor) havale etmek lazım... Bu karar zaten
başka türlü çıkamazdı ve laik-demokratik bir hukuk devletinde Millet
Meclisi’nden bu yasayı geçirmiş olmak, bir AKP çılgınlığı ve MHP
oportünizminden başka bir şey değildi.
Bu nedenle şu
aşamada sütunumda, bu boş yere saptırılmaya çalışılan bitmiş kavgaya
değil, başka bir noktaya yer vermek istiyorum. “Bir Rüzgarin
Arkeolojik Kazısı” çalışma atölyesine getirilen katkılar arasında,
Deniz’in, Gemerek’te yakalandıktan sonra Kayseri Cezaevi’nde geçirdiği
sürede, kendisiyle mektup arkadaşlığı yapan Tülin isimli bir genç kıza
yazdığı mektupları, bu hanımefendinin ablasının getirdiğini daha önce
belirtmiştim. Şimdi bu mektupları olduğu gibi sizlere ve tarihe aktarmak
istiyorum. Deniz’in ağzından olduğunu bildiğimiz kesin cümlelerle...
(İlk mektubu Deniz yanlışlıkla “1970” tarihiyle yazmış. Doğrusu 1971
olacak.)
***
Birinci
mektup:
18-4-970 Kayseri
Tülin Arkadaş,
Mektubunu
aldım. Ben şimdi Kayseri
cezaevinde bulunuyorum.
Mektupların elime geçtikçe
cevaplandıracağım.Cezaevinde
yalnızlığa
kapılmış değilim. Dünya
halklarının
emperyalizme karşı
verdiği mücadele bütün hızıyla
devam ederken yalnızlık
duymak mümkün mü? Önemli olan
bir insanın düşüncesinin
özgür olması. Eğer düşünce
özgür değilse, dışarıda
da olsa
özgür sayamaz
kimse kendini. Ayrıca devrim
savaşı
her yerde devam eder, hapishanede
bile. Yeter ki devrimciler başlarını
dik tutmasını ve devrimci
ateşlerini korumasını
bilsinler.Yazdıklarımı
okumakta
güçlük çekeceğin muhakkak.
Çünkü bulunduğum hücrede yazı
yazmaya
yarayan
bir masa
veya sıra
yok. Ama yine de yazabiliyorum.Yazdıklarıma
son verirken iyi günler dilerim.
D. Gezmis
İkinci
mektup:
6-5-971 Kayseri
Tülin,
Mektubun
için teşekkürler. Mektupların
kontrol edildiği doğru, fakat
ben
açık zarfta
mektup
almaya
alıştım. Ayrıca
fazla
da önemli değil.Şimdilik kitap
okuyarak
vakit geçiriyorum. Günde iki
saat
kadar
da bahçeye
çıkmama
izin verildi. Yakında
Ankara’ya
sıkıyönetim mahkemesine
gönderileceğimizi tahmin
ediyorum. Okulunu bitirmek istemen yerinde bir karar.
Ben bitiremedim çünkü fırsat
bulamadım.
Bir yerde
alacağın
diploma maddi
bakımdan
daha
da özgür olmanı
sağlar.
Fakat
ne yazık ki ülkemizde iktisat
bilimi
adı
altında
ne kadar
çağ dışı düşünce varsa
hepsi okutulmaktadır.
Çözüm yolları diye
öğretilenler, kapitalist
sömürünün devamını
amaçlayan
tedbirlerden başka
şeyler değildir. Neyse! Senin yine de okulunu bitirmen iyi olur.Kitaplardan
hoşlanmana
sevindim. Okumak elbette ki
güzel bir şey. Doğal ki önyargılardan
uzak özgür bir kafayla
okunursa. Özellikle bilimsel
yapıtları
okumaya
çalış.Çevrendekilerin sözleri
önemli değil. Mutluluğun insanlığın
kurtuluşu için çalışmak
olduğunu bilen kişiyi üzmemesi gerek, onların
dediklerinin.
Hoşça
kal. Gözlerinden öperim.
D. Gezmiş
Sonra niye
mektuplar kesilmiş biliyor musunuz? Sivil polisler evine gidip bu olaya
müdahele (!) etmişler de ondan... Deniz Gezmiş’in kimbilir başka daha ne
yazı ve resimleri ortaya çıkacak! Bu mektupları isteyenler gelip o ünlü
“Parka” ile beraber Piramid Sanat’taki sergide en az ay
sonuna kadar görebilirler. Çalışma atölyesinin diğer bölümü bildiğiniz
gibi UPSD Galerisi’nde. Türkiye üzerine oynanan malum oyunlara ve
özellikle artık sibopu kaçmış “BOP” hakkında Deniz’in neler
düşündüğünü öğrenmek isteyenler, onun ve arkadaşlarının savunusunu
okuyup günümüzü anlayabilirler, hatta türban ve “Ilımlı İslam”
senaryosunu da daha rahat deşifre edebilirler!
Bedri Baykam
10
Haziran 2008
|
Türk
Sanatının Önündeki "Müzayede" Tehlikesi!..
-Bedri Baykam-
Türk Çağdaş Sanatı her türlü ilgisizliğe
rağmen kendi yağıyla kavrulup, büyük bir atılımı yaşama geçiriyor.
Batıdaki meslektaşlarıyla kıyaslanamayacak kadar zor şartlar altında bu
mesleği seçen Türk sanatçıları, Atatürk dönemindeki onca maddi manevi
destekten sonra öksüz kaldılar. Bu üzücü ortama rağmen özellikle son 30
yılda, çağdaş sanatımız çok yol aldı, Batı’yla eş zamanlı işler üretmeye
başladı. Sanatçılar ve galericiler kendi özverili çabalarıyla
koleksiyonerler ürettiler… Bugün ise, kendisini tüm bu sistemin tepeden
inme kanun koyucusu ilan eden, kimseyle hiçbir yapıcı diyaloga girmeyen
bazı müzayedeciler, bu ortam için artık büyük bir tehlike
oluşturuyorlar.
|
27
Mayıs Coşkusu
-Bedri Baykam-
Bugün 27 Mayıs 2008. 1960 Devrimi’nin 48.
yılını kutluyoruz. Ankara’daki 27 Mayıs Milli Demokratik Devrim
Derneği Başkanı Sn. Hüseyin Avni Güler’in Anıtkabir’e
çelenk bırakma davetine katılamadığım için çok üzgünüm. Bu akşam
1961 Anayasası Vakfı’nın da kutlama yemeği var. Bugün ve yarın saat
18.00’de Piramid Sanat’ta 68 kuşağının 27 Mayıs ve 12 Mart’la ilişkileri
üzerine forumlar olacak. Yarınkinde ben de konuşmacıyım.
|
Filmin
Sonunu Bilmeden Yaşamak!
-Bedri Baykam-
Yorgunum.
Listemin yeniden kazandığı Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Genel
Kurulu yeni bitmiş… Önümde Facebook açık. Listemdeki arkadaşlarımdan Elif Bengü’den şu sözlere bakıyorum: “Hem çok zor, hem çok kısa bir
macera ömür, ömür imtihanla geçiyor”. Kim aksini söyleyebilir? Sabah
saat 02:00, televizyonda Lig TV açık. Ama konu futbol değil.
“Gökkubbede Gezinti” isimli, nefis bir belgesel yayınlanıyor. Dünya,
Güneş, Samanyolu, rakamlar uçuşuyor…
|
|
|
|
 Bedri Baykam
Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.
1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti. 1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.
Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.
Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı. 2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.
Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.
|
|
|
 | Umumi Siyaset |
|
 | Dünya |
|
 | Kavram |

|
...
|
|
 |
 | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
 | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|