Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

10 Haziran 2008

Hasan Hüseyin Korkmazgil

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


Deniz Gezmiş'ten Mektup Var...


-Bedri Baykam-


Türkiye’nin gündemi Anayasa Mahkemesi’nin kararlarıyla sarsılıyor. Bu konuda biz Atatürkçülerin ne düşündüğümü öğrenmek için herhalde bu karara ihtiyacınız yoktu. Zaten son dört günde Türkiye’de bu konuda konuşmayan da kalmadı. “Referanduma götürelim” diyen zırvalardan başlayarak, tüm hazımsızlar, kurtlarını döktü! Çünkü onlara göre laik-demokratik Atatürkçü Türkiye’yi savunmak isteyen herkes “taraf” olmuş oluyor ve “demokrasi suçu” (!) işliyor!! Ancak kapanmayı  yayan görüşlere çarpık beyinleri demokrasi diye bakabildiği için, onları kendi aralarında yapacakları bayramlık, malum kanallara ve TRT’ye (içim acıyor) havale etmek lazım... Bu karar zaten başka türlü çıkamazdı ve laik-demokratik bir hukuk devletinde Millet Meclisi’nden bu yasayı geçirmiş olmak, bir AKP çılgınlığı ve MHP oportünizminden başka bir şey değildi.

 

Bu nedenle şu aşamada sütunumda, bu boş yere saptırılmaya çalışılan bitmiş kavgaya değil, başka bir noktaya yer vermek istiyorum. “Bir Rüzgarin Arkeolojik Kazısı” çalışma atölyesine getirilen katkılar arasında, Deniz’in, Gemerek’te yakalandıktan sonra Kayseri Cezaevi’nde geçirdiği sürede, kendisiyle mektup arkadaşlığı yapan Tülin isimli bir genç kıza yazdığı mektupları, bu hanımefendinin ablasının getirdiğini daha önce belirtmiştim. Şimdi bu mektupları olduğu gibi sizlere ve tarihe aktarmak istiyorum. Deniz’in ağzından olduğunu bildiğimiz kesin cümlelerle... (İlk mektubu Deniz yanlışlıkla “1970” tarihiyle yazmış. Doğrusu 1971 olacak.)

                                                                       ***

Birinci mektup:

18-4-970 Kayseri

Tülin Arkadaş,

Mektubunu aldım. Ben şimdi Kayseri cezaevinde bulunuyorum. Mektupların elime geçtikçe cevaplandıracağım.Cezaevinde yalnızlığa kapılmış değilim. Dünya halklarının emperyalizme karşı verdiği mücadele bütün hızıyla devam ederken yalnızlık duymak mümkün mü? Önemli olan bir insanın düşüncesinin özgür olması. Eğer düşünce özgür değilse, dışarıda da olsa özgür sayamaz kimse kendini. Ayrıca devrim savaşı her yerde devam eder, hapishanede bile. Yeter ki devrimciler başlarını dik tutmasını ve devrimci ateşlerini korumasını bilsinler.Yazdıklarımı okumakta güçlük çekeceğin muhakkak. Çünkü bulunduğum hücrede yazı yazmaya yarayan bir masa veya sıra yok. Ama yine de yazabiliyorum.Yazdıklarıma son verirken iyi günler dilerim.

D. Gezmis

 

İkinci mektup:                                               

6-5-971 Kayseri

Tülin,

Mektubun için teşekkürler. Mektupların kontrol edildiği doğru, fakat ben açık zarfta mektup almaya alıştım. Ayrıca fazla da önemli değil.Şimdilik kitap okuyarak vakit geçiriyorum. Günde iki saat kadar da bahçeye çıkmama izin verildi. Yakında Ankara’ya sıkıyönetim mahkemesine gönderileceğimizi tahmin ediyorum. Okulunu bitirmek istemen yerinde bir karar. Ben bitiremedim çünkü fırsat bulamadım. Bir yerde alacağın diploma maddi bakımdan daha da özgür olmanı sağlar. Fakat ne yazık ki ülkemizde iktisat bilimi aaltında ne kadar çağ dışı düşünce varsa hepsi okutulmaktadır. Çözüm yolları diye öğretilenler, kapitalist sömürünün devamını amaçlayan tedbirlerden başka şeyler değildir. Neyse! Senin yine de okulunu bitirmen iyi olur.Kitaplardan hoşlanmana sevindim. Okumak elbette ki güzel bir şey. Doğal ki önyargılardan uzak özgür bir kafayla okunursa. Özellikle bilimsel yapıtları okumaya çalış.Çevrendekilerin sözleri önemli değil. Mutluluğun insanlığın kurtuluşu için çalışmak olduğunu bilen kişiyi üzmemesi gerek, onların dediklerinin.

Hoşça kal. Gözlerinden öperim.

D. Gezmiş

 

Sonra niye mektuplar kesilmiş biliyor musunuz? Sivil polisler evine gidip bu olaya müdahele (!) etmişler de ondan... Deniz Gezmiş’in kimbilir başka daha ne yazı ve resimleri ortaya çıkacak! Bu mektupları isteyenler gelip o ünlü “Parka” ile beraber Piramid Sanat’taki sergide en az ay sonuna kadar görebilirler. Çalışma atölyesinin diğer bölümü bildiğiniz gibi UPSD Galerisi’nde. Türkiye üzerine oynanan malum oyunlara ve özellikle artık sibopu kaçmış “BOP” hakkında Deniz’in neler düşündüğünü öğrenmek isteyenler, onun ve arkadaşlarının savunusunu okuyup günümüzü anlayabilirler, hatta türban ve “Ilımlı İslam” senaryosunu da daha rahat deşifre edebilirler!

 

Bedri Baykam

10 Haziran 2008



Türk Sanatının Önündeki "Müzayede" Tehlikesi!.. -Bedri Baykam-


Türk Çağdaş Sanatı her türlü ilgisizliğe rağmen kendi yağıyla kavrulup, büyük bir atılımı yaşama geçiriyor. Batıdaki meslektaşlarıyla kıyaslanamayacak kadar zor şartlar altında bu mesleği seçen Türk sanatçıları, Atatürk dönemindeki onca maddi manevi destekten sonra öksüz kaldılar. Bu üzücü ortama rağmen özellikle son 30 yılda, çağdaş sanatımız çok yol aldı, Batı’yla eş zamanlı işler üretmeye başladı. Sanatçılar ve galericiler kendi özverili çabalarıyla koleksiyonerler ürettiler… Bugün ise, kendisini tüm bu sistemin tepeden inme kanun koyucusu ilan eden, kimseyle hiçbir yapıcı diyaloga girmeyen bazı müzayedeciler, bu ortam için artık büyük bir tehlike oluşturuyorlar.



27 Mayıs Coşkusu -Bedri Baykam-


Bugün 27 Mayıs 2008. 1960 Devrimi’nin 48. yılını kutluyoruz. Ankara’daki 27 Mayıs Milli Demokratik Devrim Derneği Başkanı Sn. Hüseyin Avni Güler’in Anıtkabir’e çelenk bırakma davetine katılamadığım için çok üzgünüm. Bu akşam 1961 Anayasası Vakfı’nın da kutlama yemeği var. Bugün ve yarın saat 18.00’de Piramid Sanat’ta 68 kuşağının 27 Mayıs ve 12 Mart’la ilişkileri üzerine forumlar olacak. Yarınkinde ben de konuşmacıyım.



Filmin Sonunu Bilmeden Yaşamak! -Bedri Baykam-


Yorgunum. Listemin yeniden kazandığı Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği Genel Kurulu yeni bitmiş… Önümde Facebook açık. Listemdeki arkadaşlarımdan Elif Bengü’den şu sözlere bakıyorum: “Hem çok zor, hem çok kısa bir macera ömür, ömür imtihanla geçiyor”. Kim aksini söyleyebilir? Sabah saat 02:00, televizyonda Lig TV açık. Ama konu futbol değil. “Gökkubbede Gezinti” isimli, nefis bir belgesel yayınlanıyor. Dünya, Güneş, Samanyolu, rakamlar uçuşuyor…


 

Bedri Baykam


Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.

1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti.


1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.

Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.

Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
 

1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı.
 

2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.

Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 


1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.


 Umumi Siyaset



 


 


 Dünya



 


 


 Kavram




...


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar