Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

27 Kasım 2007

Sultan Galiyev

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


Bizi “Medeniyet” Öldürdü Atam…


-Bedri Baykam-


O kadar çok şey yaşadık ki senden sonra Atam… Şöyle yukarlardan bize doğru baksan, önce gurur duyarsın: Köprüler, tüneller, gökdelenler, tüten fabrikalar, ortalarda dalgalanan bayraklar, göklerden süzülen koca uçaklar… “Attığımız tohumlar nerelere varmış, istikbal göklerdedir dedik, bak şimdi bulutların ortasına zıpkın gibi binalar dikmişler”, dersin…

 

Yine bir bakarsın bulutların arasından, on binlerce araba… Bir tereddüte düşebilirsin, herkes almış, ama niye bir saattir aynı yolda duruyorlar, ömür bu kadar mı değersizleşti acaba, yoksa ölümsüzlüğün sırrınımı buldular” diye sorabilirsin kendine.

 

Bu tereddüt seni diğerlerine de taşıyabilir Atam: “Yeşillikler biraz azalmış mı acaba?” dersin. Büyükada’da gençlik yıllarında bir ağacın altında ilk defa tadına baktığın rakıyı yudumladığın güzel ortam gelir aklına. Bu ağaçların altında yaşanmış aşkları, yazılmış şiirleri hatırlarsın, “acaba hala günlerini ayırıyorlar mı bu güzelliklere” diye kendi kendine düşünürsün…

 

Bir de ötesini merak edip, aşağıya aramıza karışırsan yerin dibine kaçıp, nerelere saklanırız?  Göreceklerini ne yazık ki biz çok iyi biliyoruz Atam. Her gün anlatıyoruz bu akıl almaz tabloyu. İnanamayacaksın… Onları kendi yobazlıklarına malzeme olarak kullanan şeriatçı erkeklerin kuklası haline gelmiş, özgürlüklerinden, bilimden, sanattan uzaklaşmış Türk kadınları…  Hepsi başlarına lastikli torbamsı birşeyler geçirmiş, gri türbanlar, kapkara çarşaflar, yaz-kış üzerlerine geçirdikleri mantolar, her yerde başlarını öne eğerek dolaşıyorlar. Gözlerde anlamsız ve donuk bakışlar var. Onları gördüğünde için cız edecek, hatta isyan edeceksin, “nasıl bu ihaneti yapabildiniz?” diye haykıracaksın! Her yerde, her yerde o sakallı, şalvarlı, sarıklı adamları göreceksin, “kim devrimlerimi iptal etti,”diye feryat edeceksin. Sonra bu kızgınlıkla yeri göğü inletirken, gözüne Cumhuriyet manşetleri takılacak: Genç kızlara yapılan kapanma baskıları, Milli Eğitim Bakanlığı’nın akıl almaz kararları, hükümetin içler acısı durumu, örümcek ağlarının üzerimize artık hızla indirilmesi…

 

O anda “durumu kavradıktan sonra “Peki buna tepki veren, Gençliğe Hitabemi veya Bursa Nutkumu hatırlayan kalmadı mı?” diye ayağa kalkacaksın. Sonra da sıra, sana en büyük manevi darbeyi vuracak görüntüye gelecek: Bir bakacaksın, her yerde, hala heykellerin dimdik ayakta! Hiç hazmedilir mi bu? “Hadi devrimlerimi koruyamadınız, şeriatçılığa  teslim oldunuz, iyi de neden benimle alay edercesine heykellerimi tutuyorsunuz? Demez misin?

 

Sonra en güvendiğin kurumlara koşturup, onlardan bir çare gelsin diye içini paralayacaksın. CHP mi? Sorma lütfen Atam, neden senin partinin kara dalgayı durduramadığını… Türk gençliği mi? Onların kafası karıştırıldı, Atam. Medya ruhundan sonra, önce gençliğini, sonra Kemalizm’i sattı… Onlar da 10 Kasım’da portreni yayınlayıp sonra yobaz hocalara “caiz midir?” sütunları açıyorlar. Gençlik, senin arkadaşlarınla bu Cumhuriyeti hangi bedellerle kurduğunu da, Gençliğe Hitabene verdikleri o şatafatlı yanıttaki sözleri de unutup gitti.

 

En son da “Peki benim Orduma ne oldu?” diye etrafına bakacaksın Atam… Aman sus, seni bir duyan olur sonra… Sana da “demokrasi düşmanı” damgasını vurmaya zaten o kadar çok rezil meraklı varki! Devir, gözü kapalı, Orduya düşmanlık, yobaz tarikatçılara “geç” deme devri…

 

Senin ordun ise, altı-yedi 2. Cumhuriyetçi yazara ve AB’ye teslim olmuş gibi, köşesine çekildi Atam.  2. Cumhuriyetçiliğin ne olduğunu anlatıp seni o kadar üzmek istemem.

 

Bizi medeniyet öldürdü Atam. Senin nutuklarını hala okuyup, ses kayıtlarını birbirlerine yolluyorlar ama… Şiir niyetine! Senin onlardan talep ettiğin özveriyi gösterecek bir genç, ortada gözükmüyor Atam. Hepsi dolu. Dizi izliyorlar, bilgisayarda birbirleri hakkında her gece dedikodu yapıyorlar, günlerce tartışıyorlar, para kazanma yarışı içinde çırpınıyorlar.

 

Ama bırak yaşam planlarını alt-üst etmeyi, kimse günlük programını değiştirip elini taşın altına koymaya zaman ayırmıyor. Yani senin o “ben size taarruzu emretmiyorum, ben size ölmeyi emrediyorum” diye komut verdiğin o muhteşem gençliğin yerinde kavak yelleri esiyor. Bırak ölmeyi, çoğu bir protesto eylemine katılıp, bir cop yemeyi bile göze alamaz, acı gerçek bu. Aileleri de izin vermez zaten!

 

Bizi medeniyet fazlalığı öldürdü Atam. Kendi güvenceleri, kendi geleceği, kendi maaşını düşünen bir toplum yaratıldı. Bölücülerle süren savaşta kolunu bacağını kaybedenlere bile biraz bakıp “vah vah, olacak şey değil” deyip kendi işlerine dönüyorlar.

 

Atam sen bizi affet! O medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar, önce bizi uyuşturdu, sonra yuttu. Tüm kurduğun kurumlar da “demokrasi” tarafından bir bir yokedildi. 3-4 gazeteden eleştiri ve AB’den nota almamak için, Cumhuriyet’in çöküşü seyrediliyor Atam…

 

Bedri Baykam

27 Kasım 2007



Lütfen Artık Samsun’dan Ankara’ya Yürümeyin! -Bedri Baykam-


Bir Suudi Kralı düşünün… 10 Kasım’da Devleti, Cumhurbaşkanı ve Başbakanı’yla ayağına çağırdı ve getirdi… Bulunduğu otelin barını alçıpanla kapattıran, kendi fotoğrafını ve bayrağını tahtıyla beraber bu buluşma “makamının” göbeğine yerleştiren, kendisini dünyada şeriatın başmakamı sanan bu adam, yine küstahça Anıtkabir’e gitmeye de gerek görmedi. VE bütün bunlar yetmiyormuş gibi, Türk bayraklarının gönderde yarıya indirildiği bir ulusal anma gününde, Atatürk’e olan saygısızlığını tekrar kanıtlarcasına, utanmadan kendi bayrağını yarıya indirmedi. İşte Türkiye adına, bu kişiye “şeref madalyası” verildi! Erdoğan ve Gül “takım”ını tebrik etmek lazım. Ne hac kotasıymış ama!



Erdal İnönü’nün Ardından Düşünceler -Bedri Baykam-


Erdal Bey, siyaseti kişisel bir hırs vesilesi olarak kullanmadı hiçbir zaman. 12 Eylül sonrası mecburen, üzerine binen ağır sorumlulukların karşılığını verebilmek için siyasete girdi, SHP Başkanı olarak döneme damgasını vurdu. Siyaset normal mecrasında kesintisiz aksaydı, Erdal Bey yalnız üniversitedeki fizik kürsüsüyle ve tarihle, kaleme aldığı anılarıyla, ailesiyle, entellektüel faaliyetleriyle meşgul olurdu.



Kovulduk Ey Halkım; Unutma Bizi! -Bedri Baykam-


Emin Çölaşan, arada ender de olsa görüşüp, daha sık telefonlaşma fırsatı bulduğum, yaşayan en değerli araştırmacı gazetecimiz. Onun susturulması, okuyucularıyla buluşma haklarının elinden alınması, Türk demokrasisi ve basın özgürlüğü açısından çok önemli bir kayıp. Bu görüşlerimi daha önce de sizlerle paylaştım. Tabii ki Uğur Mumcu susturulduktan sonra, onun “Vurulduk ey Halkım, Unutma Bizi” dizelerinin çok ağır bir etkisi vardı üzerimizde.


 

Bedri Baykam


Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.

1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti.


1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.

Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.

Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
 

1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı.
 

2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.

Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 


1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.


 Umumi Siyaset



 


 


 Dünya



 


 


 Kavram




...


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar