Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

27 Eylül 2008

Babür Şah

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 

 


Termal'de Yağma Hazırlığı


-Arif Ekim-


Cumhuriyet tarihinde, özellikle kuruluş dönemi dikkate alındığında, ismi en çok duyulan kasaba Yalova’dır. Yalova’dan bahsedilirken de, kaplıcaları ve doğal güzellikleriyle, Termal adının da hemen yanı başında yer aldığını görürüz. Bu ilgi, Gazi Mustafa Kemal’in yöreye geldiği 1929 yılı başlar ve Gazi’nin sağlığında Yalova, adeta bir “yazlık başkent” gibi, devletin kalbinin attığı bir yer olarak öne çıkar.

 

Kurucu kadronun Yalova’ya ve Termal’e olan ilgisi boşuna değildir. Bu ilgi, aynı zamanda da, olağanüstü bir titizlenmeyi beraberinde getirir. Eğer Termal bugüne kadar bir gecekondu istilasına uğramamış, çarpık kentleşmeye maruz kalmamışsa, tarihi ve doğal güzelliklerini bunca yıl korumuşsa, bunda kurucu kadronun gösterdiği ilginin payı da çok büyüktür.

 

Şimdilerde bu güzide yurt köşesini yağmaya açmaya kalkışan bir hazırlık var. Bu hazırlığa haklı olarak tepki gösteren TEMA Vakfı’nın Yalova temsilcisi Feride UYAR hanımefendinin sesine önce kulak verelim:

 

“Yalova İli Termal İlçe Merkezi ile ilgili olarak hazırlanmış olan “Yalova Termal Turizm Merkezi Çevre Düzeni Planı”, yörenin gerçekleri ile bağdaşmayan, uygulanması halinde yörenin tarihsel, kültürel, orman ve su kaynakları üzerinde inanılmaz bir tahribata neden olacak olan bir plan olup; aşağıda belirttiğimiz noktalar çerçevesinde bu planın iptal edilerek, yörenin gerçeklerine uygun bir plan yapılmasını, böylesi bir plan yapılana kadar mevcut planın uygulamada kalması gerektiğini talep ediyor ve sizlerden gerekli duyarlılığın gösterilmesi hususunda olaya müdahil olmanızı bekliyoruz.

 

  1. Bilindiği üzere, Termal’e Ulu Önder Atatürk büyük ilgi göstermiş ve bu şirin köyümüz bu ilgi sayesinde hızla gelişmiştir. Atatürk’ün vasiyeti üzerine çıkarıldığı söylenen 1939 tarihli Termal Kaplıca alanını koruma altına alan kanun halen yürürlükte olup, çıkartıldığı tarih itibariyle bölgenin korunmasını sağlayan önemli bir kanundur. O tarihlerde Avrupa ülkelerinde dahi SİT kavramı yeni yeni gelişirken, ülkemizde SİT kavramının henüz mevcut olmadığını unutmayalım. Bu kanun sayesindedir ki, Termal kaplıca tesislerinin bulunduğu vadi korunmuştur. Tasarlanmış planda ise, bu hassasiyetten eser yoktur ve kaplıca vadisi önemli ölçüde yapılaşmaya açılmaktadır.

  2. 1990’lı yıllarda Termal, tarihi ve doğal SİT ilan edilmiş ve plan çalışmalarının buna göre yapılması gerektiği ilgililere bildirilmişti. Tasarlanan planda bu SİT kararından bahis edilmediği gibi, SİT kararı yok sayılarak planlamaya gidilmiştir. Termal bölgesi önemli bir arkeolojik araştırma bölgesi olup, yapılacak plan çalışmalarında SİT’le ilgili gerekli hassasiyetin gösterilmesi zorunludur.

  3. Termal ilçe merkezini oluşturan ve Kaplıca tesislerinin bulunduğu vadinin her iki yamacı üzerinde kurulu bulunan Gökçedere ve Üvezpınar Köylerinde orman kadastro çalışmaları 1947 yılında yapılmıştır. Kaplıca vadisi ve çevresindeki orman alanlarına daha o tarihte “Muhafaza Karakterli Devlet Ormanı” statüsü verilerek koruma altına alınmıştır. 1947 gibi oldukça erken bir tarihte bu yöremizde orman kadastrosunun tamamlanmış olması, buradaki ormanlara koruma statüsü verilmesi, vatandaşla Orman İdaresi arasında en az ihtilafın yaşandığı yerlerin başında bu yöremizin gelmesi çok anlamlıdır ve bu anlamın altında başta Ulu Önder Atatürk ve İkinci Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’nün yöreye gösterdikleri özel ilgi yatmaktadır. Bu çerçevede, Orman Kanununun 2/b maddesi ile ilgili çalışmalar da yörede senelerce önce tamamlanmış olup, vatandaşla ihtilaflı alan yoktur. Tasarlanmış plan çalışması ise, bütün bu karar ve uygulamaları yok sayıp, “Muhafaza Karakterli Devlet Ormanı” alanlarına ve tümüyle orman alanlarının içlerine çeşitli amaçlarla tesis vs. planlamaktadır ki, kabul edilmesi mümkün değildir. Termal ilçemizde yapılacak plan çalışmalarında orman alanları mutlak korunması gereken alanlardır. Hiçbir gerekçe, bu bölgemizdeki orman alanlarının yapılaşmaya açılmasına neden olamaz.

  4. Termal, 1980’li yıllarda tamamlanmış olan Gökçe Barajı ile ayrıca da önemli bir ihtiyaca cevap vermektedir ve bu baraj Yalova İli için değil, barajdan şehir suyu ihtiyacını karşılayan çok sayıda belediye, köy için de önemli ve vazgeçilmez bir ihtiyaca cevap vermektedir. Gökçe Barajı, yapılmış analizlerle biliyoruz ki, fiziksel, kimyasal, biyolojik özellikleriyle, içmeye elverişli mükemmel bir su kaynağıdır. Ayrıca, bu baraj, insan eliyle yapılmış olsa da, sulak alanlar statüsüne alınması gereken özelliklere de sahiptir. Dünyada susuzluk sorunlarının giderek daha fazla yaşanmaya başladığı böylesi bir dönemde, Gökçe Barajı’nın yakın ve uzak mesafeli koruma alanlarının tasarlanan imar planı ile tecavüze uğraması ve yapılaşmaya açılmaya çalışılması da kabul edilebilir bir olgu değildir. Böylesi bir tecavüz, mevcut kanun ve yönetmeliklere de aykırı olup, derhal engellenmelidir. Bu konuda, eski Belediye Başkanı Cengiz Koçal’ın yapmış olduğu itirazı destekliyor ve tasarlanmış planın derhal geri çekilmesini talep ediyoruz.

 

Termal gibi ulusun malı olan güzide bir merkezimizde, ormanı, tarihsel ve kültürel mirası, su kaynaklarını yok sayarak turizmin gelişeceğini sanmak, safça bir yaklaşımdır. Başta Avrupa ülkeleri olmak üzere, bir çok ülke böylesi alanları koruyarak o yörelerde turizmin gelişmesini sağlamaktadırlar. Termal’de de, mevcut orman alanlarını koruyup geliştirerek, tarihe saygı göstererek, su kaynaklarını sıkı sıkıya koruyarak turizmi geliştireceğimiz bilinmeli ve planlama çalışmaları da bu değerlere saygılı, sürdürülebilirlik ilkesi dikkate alınarak yapılmalıdır.

 

Bütün bu gerekçelerle, hazırlanmış olan “Yalova Termal Turizm Merkezi Çevre Düzeni Planı”nın iptal edilmesini, mevcut planın yörenin gerçeklerine uygun bir plan yapılana kadar yürürlükte kalmasını talep ediyoruz..” 

 

İlgili ve yetkili her kişi ve kuruma gönderilmiş bu çağrı, hem yörenin yakın geçmişindeki önemli kilometre taşlarını ortaya koymasıyla, hem de Termal’de tasarlanan yağmanın bütününü ele alıp değerlendirmesiyle takdire şayandır: Kısa ama sorunun tüm yanlarını birden ele alan ve doğruluğundan şüphe duyulmayacak bir çağrı.

 

Evet, Termal’de kelimenin tam anlamıyla bir yağma planlanıyor, bir “dişleme” harekatı başlatılıyor. Sorun sadece Gökçe Barajı ve bu barajın koruma alanından ibaret de değildir. Ormanı, SİT alanı, tarihsel dokusuyla bütün olarak Termal’i Termal yapan değerlerin tümü yok edilecek, yapılaşmaya açılacaktır; yapılaşmaya yani yağmaya…

 

Bu saldırıyı planlayanlar, dört önemli kanunu da çiğnemeyi göze almışlar. Bunlardan birincisi, 1939 tarihli Kanundur. Diğerleri ise, SİT, orman ve barajlarla ilgili kanun ve diğer mevzuatlardır. Bu cüreti gösterenler, geçmiş yıllarda yapılmış bazı yanlış işlerin arkasına saklanmaya çalışmasınlar boşuna: Kötü, emsal teşkil etmez…

 

En aptalca savunma da, söz konusu “plan” çalışmasının “turizm” amaçlı olmasıdır. Siz bölgede SİT kararlarına uymazsanız, orman alanlarını betonlaştırırsanız, barajın çevresini – bu barajdan Marmara’da hiçbir kentin sahip olmadığı kalitede içme suyu sağlayan onlarca yerleşim yerinin temiz su ihtiyacını da hiçe sayarak – yapılaşmaya açarsanız, Termal’de turizmin çıtasını olması gereken yere yükseltmek yerine daha da dibe indirmiş olursunuz.

 

57. Hükümet döneminde kaynak bulunarak yeniden yapılmış olan Büyük Otel ile, Ruhsal Rehabilitasyon Merkezi’ni, yıllardır inşaatları tamamlanmış olmasına rağmen, hizmete sokmayan bir iktidarı sorgulamak ve bu iki mükemmel tasarlanmış yatırımın hayat bulmasını bir an önce sağlamak yerine; Yalova kıyılarında geçmişte en çirkin örneğini gördüğümüz çarpık imar anlayışını bu güzide bölgemize taşımakla turizmin geliştirilemeyeceğini, sadece birkaç kişinin cebinin rantla doldurulacağını aklı başında herkes görmektedir. Böylesi bir saçmalığın turizm değil, olsa olsa, kumarhane ve kerhane bataklığı yaratacağı da, herkesin, özellikle de Termal’de yaşayan insanlarımızın dikkatle üzerinde durmaları gereken bir konudur.

 

Ne acıdır ki, bu yağma planına kalkışan Termal Belediyesidir. Termal Belediyesinin genç başkanına, hemen burnumuzun dibindeki bazı ülkelerin (örneğin Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Avusturya) kaplıca merkezlerine gidip, oralarda hem doğanın hem de tarihi-kültürel dokunun nasıl korunduğu ve böylesi bir koruma sonucunda da Avrupa’nın en zengin, en kültürlü kesiminin buralarda tatil yapmak ve şifa bulmak için nasıl sıraya girdiklerini görmesini isteriz. Unutmayalım ki, 1939 yılında Atatürk’ün vasiyeti ile çıkartılmış kanun da, 1947’de orman kadastrosu sırasında yörenin ormanları ile ilgili alınmış “muhafaza karakterli devlet ormanı” statüsü de böylesi bir kaygı ile gerçekleştirilmiştir.

 

Orman, baraj, SİT kararı dinlemeden yapılaşmayı dolu dizgin yayarak Termal bir turizm merkezi olamaz. Üstelik, Termal’de, böylesi bir adım atıldığında, bu adımın arkası da gelecektir ve yöre kısa süre sonra tanınmaz bir hal alacaktır.

 

Termal’de yağmaya fırsat verilmemelidir. Böylesi bir yağma sadece Termal’in sorunu da değildir. Ülkemizin UNESCO nezdinde imzaladığı uluslararası anlaşmalara da aykırı olan bu tür bir yağma, ilgili ve yukarıda bahsettiğimiz kanunların tanımlamasıyla milletin malına, çocuklarımızın geleceğine yönelik bir saldırıdır aynı zamanda.

 

TEMA temsilcisi hanımefendi, haklı olarak, bu konunun da altını çizmiştir açıklamasında.

 

Yalova’da, yaklaşan yerel seçimler nedeniyle mi bilmiyorum, bu konuda siyasi çevrelerde (Sayın Cengiz Koçal hariç) sessiz bir ortam gözlemliyorum. Doğruları şimdi dile getirip, yanlışı engellemek için ayağa kalkmayacaksak, seçimin de anlamı yitirilecektir.

 

Termal’de planlanan yağma bir an önce durdurulmalıdır.       

 

Arif Ekim

27 Eylül 2008




Dişlilerin Dünyası -Arif Ekim-


Türkçe sözlüklerde “dişli” bakın hangi anlamlara geliyor: Acar, baskın, erkli, forslu, güçlü, iktidarlı, kadir, kuvvetli, kudretli, muktedir, nüfuzlu, otoriter, pençeli, salahiyetli, şedit, şiddetli, yetkili, yağız, zorlu… Kubbealtı’nın Misalli Büyük Türkçe Sözlük’ünde de, “dediğini yaptıran, tuttuğunu koparan, sözünü gerekirse zorla geçiren, güçlü” karşılığını buluyoruz. Bu karşılıklara, isterseniz, son günlerde yaşanılanlara bakarak, şunları da ekleyebilirsiniz: Küstah, vurdumduymaz, korkusuz, hak hukuk nedir bilmez, edepsiz…



Deprem ve Dokuz Yılın Muhasebesi -Arif Ekim-


Depremleri hep uzaktan izlemiş, yaşanan yıkımları yörelerin geri kalmışlığına bağlamış, kendi başına benzerlerinin gelebileceğini hiç düşünmemiş, imar ve yapılaşma konusunda yaptıklarından emin, bilim adamlarının uyarılarına kulak asmayan, depreme duyarlı kişileri “biz yörenin kalkınmasını, yöreye yatırımcı gelmesini istiyoruz, siz ise deprem diye diye insanları buradan kaçırıyorsunuz” sözleriyle suçlayan ve sırtını dönen bir toplum… Sonuç ne?



Gladyo, Darbeler ve Darbeci -Arif Ekim-


Yabancı ülkelerin eteği altında saklanarak “kahraman” olunmaz! Yabancı ülkelerin eteği altında iş yaparak ülke çıkarları savunulmaz, ülke için hayırlı işler yapılmaz! Hele de, yabancı ülkelerin menfaatleri ile kendi kişisel menfaat ve ikbal beklentilerini birleştirerek hareket edenler, kendi başlarını belaya sokmanın ötesinde, ülkelerine de inanılmaz zararlar verirler! Tarih, bu konularda, hem bizde hem de dünyada, sayısız örnek ile doludur.  İlk önce bu tespitlerde anlaşmak gerekiyor.


 

Arif Ekim


Yazar. Halen Hür Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.


 Umumi Siyaset



 


 


 Türkçülük



 


 


 Kitap


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar