Yazar |

Arif Ekim |
 | |
Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |
 | |
 | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|

Termal'de
Yağma Hazırlığı
-Arif Ekim-
Cumhuriyet tarihinde, özellikle
kuruluş dönemi dikkate alındığında, ismi en çok duyulan kasaba
Yalova’dır. Yalova’dan bahsedilirken de, kaplıcaları ve doğal
güzellikleriyle, Termal adının da hemen yanı başında yer
aldığını görürüz. Bu ilgi, Gazi Mustafa Kemal’in yöreye
geldiği 1929 yılı başlar ve Gazi’nin sağlığında Yalova, adeta
bir “yazlık başkent” gibi, devletin kalbinin attığı bir yer
olarak öne çıkar.
Kurucu kadronun Yalova’ya ve
Termal’e olan ilgisi boşuna değildir. Bu ilgi, aynı zamanda da,
olağanüstü bir titizlenmeyi beraberinde getirir. Eğer Termal
bugüne kadar bir gecekondu istilasına uğramamış, çarpık
kentleşmeye maruz kalmamışsa, tarihi ve doğal güzelliklerini
bunca yıl korumuşsa, bunda kurucu kadronun gösterdiği ilginin
payı da çok büyüktür.
Şimdilerde
bu güzide yurt köşesini yağmaya açmaya kalkışan bir hazırlık
var. Bu hazırlığa haklı olarak tepki gösteren TEMA Vakfı’nın
Yalova temsilcisi Feride UYAR hanımefendinin sesine önce
kulak verelim:
“Yalova İli Termal İlçe
Merkezi ile ilgili olarak hazırlanmış olan “Yalova Termal Turizm
Merkezi Çevre Düzeni Planı”, yörenin gerçekleri ile bağdaşmayan,
uygulanması halinde yörenin tarihsel, kültürel, orman ve su
kaynakları üzerinde inanılmaz bir tahribata neden olacak olan
bir plan olup; aşağıda belirttiğimiz noktalar çerçevesinde bu
planın iptal edilerek, yörenin gerçeklerine uygun bir plan
yapılmasını, böylesi bir plan yapılana kadar mevcut planın
uygulamada kalması gerektiğini talep ediyor ve sizlerden gerekli
duyarlılığın gösterilmesi hususunda olaya müdahil olmanızı
bekliyoruz.
-
Bilindiği üzere, Termal’e
Ulu Önder Atatürk büyük ilgi göstermiş ve bu şirin köyümüz
bu ilgi sayesinde hızla gelişmiştir. Atatürk’ün vasiyeti
üzerine çıkarıldığı söylenen 1939 tarihli Termal Kaplıca
alanını koruma altına alan kanun halen yürürlükte olup,
çıkartıldığı tarih itibariyle bölgenin korunmasını sağlayan
önemli bir kanundur. O tarihlerde Avrupa ülkelerinde dahi
SİT kavramı yeni yeni gelişirken, ülkemizde SİT kavramının
henüz mevcut olmadığını unutmayalım. Bu kanun sayesindedir
ki, Termal kaplıca tesislerinin bulunduğu vadi korunmuştur.
Tasarlanmış planda ise, bu hassasiyetten eser yoktur ve
kaplıca vadisi önemli ölçüde yapılaşmaya açılmaktadır.
-
1990’lı yıllarda Termal,
tarihi ve doğal SİT ilan edilmiş ve plan çalışmalarının buna
göre yapılması gerektiği ilgililere bildirilmişti.
Tasarlanan planda bu SİT kararından bahis edilmediği gibi,
SİT kararı yok sayılarak planlamaya gidilmiştir. Termal
bölgesi önemli bir arkeolojik araştırma bölgesi olup,
yapılacak plan çalışmalarında SİT’le ilgili gerekli
hassasiyetin gösterilmesi zorunludur.
-
Termal ilçe merkezini
oluşturan ve Kaplıca tesislerinin bulunduğu vadinin her iki
yamacı üzerinde kurulu bulunan Gökçedere ve Üvezpınar
Köylerinde orman kadastro çalışmaları 1947 yılında
yapılmıştır. Kaplıca vadisi ve çevresindeki orman alanlarına
daha o tarihte “Muhafaza Karakterli Devlet Ormanı” statüsü
verilerek koruma altına alınmıştır. 1947 gibi oldukça erken
bir tarihte bu yöremizde orman kadastrosunun tamamlanmış
olması, buradaki ormanlara koruma statüsü verilmesi,
vatandaşla Orman İdaresi arasında en az ihtilafın yaşandığı
yerlerin başında bu yöremizin gelmesi çok anlamlıdır ve bu
anlamın altında başta Ulu Önder Atatürk ve İkinci
Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’nün yöreye gösterdikleri özel
ilgi yatmaktadır. Bu çerçevede, Orman Kanununun 2/b maddesi
ile ilgili çalışmalar da yörede senelerce önce tamamlanmış
olup, vatandaşla ihtilaflı alan yoktur. Tasarlanmış plan
çalışması ise, bütün bu karar ve uygulamaları yok sayıp,
“Muhafaza Karakterli Devlet Ormanı” alanlarına ve tümüyle
orman alanlarının içlerine çeşitli amaçlarla tesis vs.
planlamaktadır ki, kabul edilmesi mümkün değildir. Termal
ilçemizde yapılacak plan çalışmalarında orman alanları
mutlak korunması gereken alanlardır. Hiçbir gerekçe, bu
bölgemizdeki orman alanlarının yapılaşmaya açılmasına neden
olamaz.
-
Termal, 1980’li yıllarda
tamamlanmış olan Gökçe Barajı ile ayrıca da önemli bir
ihtiyaca cevap vermektedir ve bu baraj Yalova İli için
değil, barajdan şehir suyu ihtiyacını karşılayan çok sayıda
belediye, köy için de önemli ve vazgeçilmez bir ihtiyaca
cevap vermektedir. Gökçe Barajı, yapılmış analizlerle
biliyoruz ki, fiziksel, kimyasal, biyolojik özellikleriyle,
içmeye elverişli mükemmel bir su kaynağıdır. Ayrıca, bu
baraj, insan eliyle yapılmış olsa da, sulak alanlar
statüsüne alınması gereken özelliklere de sahiptir. Dünyada
susuzluk sorunlarının giderek daha fazla yaşanmaya başladığı
böylesi bir dönemde, Gökçe Barajı’nın yakın ve uzak mesafeli
koruma alanlarının tasarlanan imar planı ile tecavüze
uğraması ve yapılaşmaya açılmaya çalışılması da kabul
edilebilir bir olgu değildir. Böylesi bir tecavüz, mevcut
kanun ve yönetmeliklere de aykırı olup, derhal
engellenmelidir. Bu konuda, eski Belediye Başkanı Cengiz
Koçal’ın yapmış olduğu itirazı destekliyor ve tasarlanmış
planın derhal geri çekilmesini talep ediyoruz.
Termal
gibi ulusun malı olan güzide bir merkezimizde, ormanı, tarihsel
ve kültürel mirası, su kaynaklarını yok sayarak turizmin
gelişeceğini sanmak, safça bir yaklaşımdır. Başta Avrupa
ülkeleri olmak üzere, bir çok ülke böylesi alanları koruyarak o
yörelerde turizmin gelişmesini sağlamaktadırlar. Termal’de de,
mevcut orman alanlarını koruyup geliştirerek, tarihe saygı
göstererek, su kaynaklarını sıkı sıkıya koruyarak turizmi
geliştireceğimiz bilinmeli ve planlama çalışmaları da bu
değerlere saygılı, sürdürülebilirlik ilkesi dikkate alınarak
yapılmalıdır.
Bütün bu gerekçelerle,
hazırlanmış olan “Yalova Termal Turizm Merkezi Çevre Düzeni
Planı”nın iptal edilmesini, mevcut planın yörenin gerçeklerine
uygun bir plan yapılana kadar yürürlükte kalmasını talep
ediyoruz..”
İlgili ve yetkili her kişi ve kuruma
gönderilmiş bu çağrı, hem yörenin yakın geçmişindeki önemli
kilometre taşlarını ortaya koymasıyla, hem de Termal’de
tasarlanan yağmanın bütününü ele alıp değerlendirmesiyle takdire
şayandır: Kısa ama sorunun tüm yanlarını birden ele alan ve
doğruluğundan şüphe duyulmayacak bir çağrı.
Evet, Termal’de kelimenin tam
anlamıyla bir yağma planlanıyor, bir “dişleme” harekatı
başlatılıyor. Sorun sadece Gökçe Barajı ve bu barajın koruma
alanından ibaret de değildir. Ormanı, SİT alanı, tarihsel
dokusuyla bütün olarak Termal’i Termal yapan değerlerin tümü yok
edilecek, yapılaşmaya açılacaktır; yapılaşmaya yani yağmaya…
Bu saldırıyı planlayanlar, dört
önemli kanunu da çiğnemeyi göze almışlar. Bunlardan birincisi,
1939 tarihli Kanundur. Diğerleri ise, SİT, orman ve barajlarla
ilgili kanun ve diğer mevzuatlardır. Bu cüreti gösterenler,
geçmiş yıllarda yapılmış bazı yanlış işlerin arkasına saklanmaya
çalışmasınlar boşuna: Kötü, emsal teşkil etmez…
En
aptalca savunma da, söz konusu “plan” çalışmasının “turizm”
amaçlı olmasıdır. Siz bölgede SİT kararlarına uymazsanız, orman
alanlarını betonlaştırırsanız, barajın çevresini – bu barajdan
Marmara’da hiçbir kentin sahip olmadığı kalitede içme suyu
sağlayan onlarca yerleşim yerinin temiz su ihtiyacını da hiçe
sayarak – yapılaşmaya açarsanız, Termal’de turizmin çıtasını
olması gereken yere yükseltmek yerine daha da dibe indirmiş
olursunuz.
57. Hükümet döneminde kaynak
bulunarak yeniden yapılmış olan Büyük Otel ile, Ruhsal
Rehabilitasyon Merkezi’ni, yıllardır inşaatları tamamlanmış
olmasına rağmen, hizmete sokmayan bir iktidarı sorgulamak ve bu
iki mükemmel tasarlanmış yatırımın hayat bulmasını bir an önce
sağlamak yerine; Yalova kıyılarında geçmişte en çirkin örneğini
gördüğümüz çarpık imar anlayışını bu güzide bölgemize taşımakla
turizmin geliştirilemeyeceğini, sadece birkaç kişinin cebinin
rantla doldurulacağını aklı başında herkes görmektedir. Böylesi
bir saçmalığın turizm değil, olsa olsa, kumarhane ve kerhane
bataklığı yaratacağı da, herkesin, özellikle de Termal’de
yaşayan insanlarımızın dikkatle üzerinde durmaları gereken bir
konudur.
Ne
acıdır ki, bu yağma planına kalkışan Termal Belediyesidir.
Termal Belediyesinin genç başkanına, hemen burnumuzun dibindeki
bazı ülkelerin (örneğin Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Avusturya)
kaplıca merkezlerine gidip, oralarda hem doğanın hem de
tarihi-kültürel dokunun nasıl korunduğu ve böylesi bir koruma
sonucunda da Avrupa’nın en zengin, en kültürlü kesiminin
buralarda tatil yapmak ve şifa bulmak için nasıl sıraya
girdiklerini görmesini isteriz. Unutmayalım ki, 1939 yılında
Atatürk’ün vasiyeti ile çıkartılmış kanun da, 1947’de orman
kadastrosu sırasında yörenin ormanları ile ilgili alınmış
“muhafaza karakterli devlet ormanı” statüsü de böylesi bir kaygı
ile gerçekleştirilmiştir.
Orman,
baraj, SİT kararı dinlemeden yapılaşmayı dolu dizgin yayarak
Termal bir turizm merkezi olamaz. Üstelik, Termal’de, böylesi
bir adım atıldığında, bu adımın arkası da gelecektir ve yöre
kısa süre sonra tanınmaz bir hal alacaktır.
Termal’de yağmaya fırsat
verilmemelidir. Böylesi bir yağma sadece Termal’in sorunu da
değildir. Ülkemizin UNESCO nezdinde imzaladığı uluslararası
anlaşmalara da aykırı olan bu tür bir yağma, ilgili ve yukarıda
bahsettiğimiz kanunların tanımlamasıyla milletin malına,
çocuklarımızın geleceğine yönelik bir saldırıdır aynı zamanda.
TEMA temsilcisi hanımefendi, haklı
olarak, bu konunun da altını çizmiştir açıklamasında.
Yalova’da,
yaklaşan yerel seçimler nedeniyle mi bilmiyorum, bu konuda
siyasi çevrelerde (Sayın Cengiz Koçal hariç) sessiz bir
ortam gözlemliyorum. Doğruları şimdi dile getirip, yanlışı
engellemek için ayağa kalkmayacaksak, seçimin de anlamı
yitirilecektir.
Termal’de planlanan yağma bir an
önce durdurulmalıdır.
Arif Ekim
27
Eylül 2008
|
Dişlilerin
Dünyası
-Arif Ekim-
Türkçe sözlüklerde “dişli” bakın
hangi anlamlara geliyor: Acar, baskın, erkli, forslu, güçlü,
iktidarlı, kadir, kuvvetli, kudretli, muktedir, nüfuzlu,
otoriter, pençeli, salahiyetli, şedit, şiddetli, yetkili, yağız,
zorlu… Kubbealtı’nın Misalli Büyük Türkçe Sözlük’ünde de,
“dediğini yaptıran, tuttuğunu koparan, sözünü gerekirse zorla
geçiren, güçlü” karşılığını buluyoruz. Bu karşılıklara,
isterseniz, son günlerde yaşanılanlara bakarak, şunları da
ekleyebilirsiniz: Küstah, vurdumduymaz, korkusuz, hak hukuk
nedir bilmez, edepsiz…
|
Deprem
ve Dokuz Yılın Muhasebesi
-Arif Ekim-
Depremleri hep uzaktan izlemiş,
yaşanan yıkımları yörelerin geri kalmışlığına bağlamış, kendi
başına benzerlerinin gelebileceğini hiç düşünmemiş, imar ve
yapılaşma konusunda yaptıklarından emin, bilim adamlarının
uyarılarına kulak asmayan, depreme duyarlı kişileri “biz yörenin
kalkınmasını, yöreye yatırımcı gelmesini istiyoruz, siz ise
deprem diye diye insanları buradan kaçırıyorsunuz” sözleriyle
suçlayan ve sırtını dönen bir toplum… Sonuç ne?
|
Gladyo,
Darbeler ve Darbeci
-Arif Ekim-
Yabancı ülkelerin eteği altında
saklanarak “kahraman” olunmaz! Yabancı ülkelerin eteği altında
iş yaparak ülke çıkarları savunulmaz, ülke için hayırlı işler
yapılmaz! Hele de, yabancı ülkelerin menfaatleri ile kendi
kişisel menfaat ve ikbal beklentilerini birleştirerek hareket
edenler, kendi başlarını belaya sokmanın ötesinde, ülkelerine de
inanılmaz zararlar verirler! Tarih, bu konularda, hem bizde hem
de dünyada, sayısız örnek ile doludur. İlk önce bu
tespitlerde anlaşmak gerekiyor.
|
|
|
|
 Arif Ekim
Yazar. Halen Hür Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.
|
|
 | Umumi Siyaset |
|
 | Türkçülük |
|
 | Kitap |
|
 | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
 | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|