Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

11 Haziran 2008

Nihal Atsız

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 

 


AKP: Türbanı Yasaklatan Parti


-Arif Ekim-


Bu siyasal İslamcı takımı garip bir kafaya sahip: Ellerindeki “türban” malzemesini sonuna kadar, inat ve ısrarla götürmeye niyetliler. Türban yasağı denilen uygulama 12 Eylül cuntasının hediyesidir. İstismarcısı ise, malum zevat!

 

Bu kurnaz takımı, 15 sene önce de, türbanı, inatlaşarak, Yargıtay ve Danıştay’a taşımıştı. Neticede, her iki yüksek yargı organının genel kurullarınca o senelerde alınan kararlarla yasa hükmünde bir uygulama zorunluluğu içtihat olarak gündeme gelmişti.

 

Kurnaz takımı bunları unutuveriyor, çünkü işine öyle geliyor. Şimdi de, İspanya’dan kükreyip, MHP’nin dolduruşuna da gelip, DTP takımının desteğini de alıp, garip bir Anayasa düzenlemesi ile sorunu aşacaklarını sandılar.

 

Yapmayın, etmeyin, bu mümkün değil, Anayasa’nın temel ilkeleri ile oynamaya kalkışmayın, hukuken imkansızın peşinde dolanmayın, ülkeyi krize sokarsınız, bu sorun (üniversitelerde kıyafet sorunu) Anayasa ile oynamadan geniş bir uzlaşma sağlanarak çözümlenir dendi… Dinlemediler…

 

E yani, ABD’den verilen “ılımlı İslam” fetvalarının desteği arkalarında iken, yanlarına da böyle düşman başına bela “dostları” almışken, neden onu bunu dinlesinler ki?..

 

Olmadı, sayın Cumhurbaşkanı uyarıldı: Bu Anayasa değişikliğini TBMM’ne iade edin, iş çok daha karmaşıklaşacak, basit çözümü olan bir sorun tam bir çıkmaza girecek dendi. Takımın baş aktörlerinden Gül beyefendi dinler mi böylesi bir uyarıyı? Dinlemez tabii…

 

Türban dayatması, özellikle de bu konuda partinin ileri gelen heyeti tarafından yapılan zehir zemberek, içlerindeki hesapları açığa vuran açıklamalarla, AKP’nin kapatılma davasını da tetikledi üstelik… Aklı başından giden iktidar temsilcileri işi iyice azgınlaştırıp, inanılmaz meydan okumalara giriştiler.

 

Tam da bu dönemde, telekulaklar, dinlemeler, izlemeler peş peşe gündeme gelmez mi? Zaten beş senedir, azgın teke misali, iktidar ve kullandığı araçları, muhalif herkesin peşinde idi ve bunun da herkes farkındaydı. Öncesinde sayısız kanıt ortalığa dökülmüştü. Ama, yüksek yargı mensuplarının, Anayasa Mahkemesi üyelerinin izlenmesi ve dinlenmesi olayı, artık gelişmelerin – iktidarın sinirlerinin ne kadar yıprandığı ve delilik derecesinde neleri göze aldığının bir kanıtı olarak – dizginlenemez boyutlara vardığını dosta düşmana gösterdi.

 

Türbanın ne olduğu, ne olmadığı değil tartışılan konu. Türban bahane edilerek, 1924’ten bugüne, Cumhuriyet’in değiştirilemez temel vasfı ile oynanabileceği, istenirse, ama arkadan dolanarak, ama cepheden saldırılarak, bu temellerin de çökertilebileceği tartışılıyor ve bu konuda yollar aranıyordu.

 

Nitekim, DTP’lerin türban değişikliğine desteği ve Anayasa Mahkemesi kararından sonra da konu hakkındaki tepkili açıklamaları, tezgahın bu boyutunu açık olarak göstermektedir.

 

Kamuoyunun anlamakta zorlandığı, şahsen benim de zorlandığım, MHP’nin ve liderinin bu konudaki tutumudur. Milliyetçi ve muhafazakar olduğunu her daim ısrarla açıklayan bir parti, nasıl oluyor da, hem de tam bu dönemde, böylesi bir şer ittifakı içinde yer alıyor ve rol üstleniyor? Neyin milliyetçiliği, neyin muhafazası? Tarih bunu yargılayacaktır…   

 

Anayasa Mahkemesi’nin 5 Haziran 2008 tarihinde ezici bir çoğunlukla verdiği karar, eminiz, ülkenin gidişini sadece yakın tarih itibariyle değil, uzun vadede de etkileyecektir. Gerekçeli karar açıklandığında söylenecek çok sözümüz olacak…

 

AKP, tarihe, türbanı yasaklatan parti olarak geçecektir. Öyle bir yasaklatma ki, bu konuda sadece ve sadece üniversite öğrencilerine yönelik olarak 12 Eylül eseri olan bir uygulamayı esnetmenin bütün yollarını da, inatlaşarak, toplumsal uzlaşmaya kapıları kapatarak, Anayasa’yı arkadan dolanıp kurucu temel ilkelerle oynamaya kalkışarak, tümüyle olanaksız hale getirmiştir.

 

Böylesi bir aymazlığı,inanın,hiç kimse beceremezdi! 12 Eylül cuntası bile beceremezdi!...

 

Bu iktidara faşist diyenler haklı galiba!..

 

Arif Ekim

10 Haziran 2008




Kilit Taşı: "Allah İle Aldatmak" -Arif Ekim-


Öyle bir konu ki, sanki ateş topu. Kimi, elinden fırlatarak atıyor; kimi, kaçıp gizleniyor. Üstelik, neredeyse Tanzimat’tan bu yana da şöyle veya böyle en çok tartışılmış, en çok üstüne yazı yazılmış, ahkam kesilmiş konuların başında geliyor. Cumhuriyet’le birlikte bir dönem yeraltında kin ve garez dolu olarak yürütülmüş tartışmalar ama unutulmamış, unutturulmamış. Siyasetin kaşıması ile de, yeraltından dışarıya doğru sızmış, cerahat açıktan akmaya başlamış. Son beş senede de, kanser misali, tüm vücudu sarmış.



Özgürlük -Arif Ekim-


Köleler, kadim Roma’da özgürlükleri için başkaldırdıklarında başarı şansları var mıydı? Olsaydı, sinemaya bile defalarca konu olmazdı Spartaküs. 1789’da Paris’in barikatlarında direnen ve krallığı deviren halkın da gök kubbeyi inleten sedası özgürlüktü. Modern çağın bu inatçı öncüleri bu sefer davalarını kazanacak ve kralı ve kan dökücü taraftarlarını giyotinle cezalandıracaklardı. Paris, daha defalarca özgürlük nidaları ile sarsılmış, barikatlarında on binlerce insan kan banyosu yapmıştır. Hugo’nun Sefilleri de, Voltaire ve diğer aydınlanmacı yazarlar ve eserleri de bu özgürlük arayışının hala merakla okunan zirve isimleridir.



Hersekzade Ahmed Paşa'nın Vakfiyesi -Arif Ekim-


Osmanlı tarihinde sadrazamlık yapmış şahsiyetlerin, hele de İmparatorluğun en görkemli döneminde bu görevi ifa edenlerin, çoğunun vakfiyesi araştırılmış, bulunmuş ve yayınlanmıştır. Vakıf senetleri, sadece vakfeden kişinin ne tür hayır işleri yaptığının öğrenilmesi açısından değil, hangi yerlere ne tür kamu hizmeti götürüldüğü, sosyal doku, ihtiyaçların belirlenmesi ve giderilmesi vb. çokça konunun açığa çıkması açısından da tarihçi için zengin bilgi kaynaklarıdır. Örneğin, kolay yollu bir çok önyargı, vakfiyeler incelendiğinde yıkılabilmektedir. Bu önyargılardan birisi, Anadolu’ya Osmanlı döneminde hiç yatırım yapılmadığı önyargısıdır, ki vakıfları incelediğinizde bu önyargının içinin boş ve hiçbir inandırıcı değeri olmadığını hemen anlarsınız.


 

Arif Ekim


Yazar. Halen Hür Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.


 Umumi Siyaset



 


 


 Türkçülük



 


 


 Kitap


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar