Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

6 Kasım 2007

Ali Şir Nevai

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 

 


Kuşatma Tamamlanıyor


-Arif Ekim-


Türkiye, son senelerde daha açık görüldü, 1919 yıllarını aratmayan bir çemberin içine alındı. 1919 ile arasındaki tek fark: Açık askeri işgalin, şimdilik, yapılmaması; buna da 1 Mart 2003 tezkeresi ile girişilecekti ama sağduyu engel oldu. Çember, siz buna kurt kapanı deyin isterseniz, giderek netleşti ve giderek daraldı.

 

Şu son haftalarda bazısını herkesin izlediği, bazısını da nedense kamuoyu oluşturucularının önemsemediği bir takım haberleri değerlendirdiğinizde, kuşatmanın tamamlandığını görüyorsunuz. Gelin bunlara hep beraber bir göz atalım:

 

İlk önce, ajans haberlerine düşen, ama, fazla irdelenmeyen bir konuyu ele alalım. Haber medyada “Küresel kiliseye Süper Papa” başlığıyla yer aldı (16.11.2007). Okuyalım: “Katolik ve Ortodoks kiliseleri, resmen ayrılmalarından yaklaşık 1000 yıl sonra yeniden birleşmeye hazırlanıyor. Geçen ay Ravenna’da çizilen 46 maddelik ‘yol haritası’, Vatikan’ın ve Fener Rum Patrikhanesi’nin temsilcileri tarafından imzalandı. Vatikan’ın ‘çok önemli’ diye nitelediği yol haritası başarıya ulaşırsa, Protestanlar ve ‘asi Ortodoks’ Moskova Patriği’nin de katılımıyla tüm Hıristiyanlar, Papa 16. Benedikt’in liderliğinde birleşebilir”.

 

Bu “yol haritası” daha 1960’lı yıllarda Vatikan tarafından, ABD’nin olağanüstü teşvikiyle, belirlenmişti ve o zamanlarda hedefi komünist Moskova’ya karşı bir cephe kurmak gibi sözde masumane bir içerik taşıyordu. Bir yanda Vatikan etrafında birleşecek Hıristiyan kiliseleri, öte yanda “Yeşil Kuşak” harekatı! 1980’lerde, açıklamalarda da yer alıyor, İstanbul, Atina ve Kıbrıs Patrikhane yetkilileri bu sürece eklendiler ve resmi görüşmelere başladılar. İşin Moskova ve diğer Ortodoks ulusal patriklikleri ayağı ise, üzerinde çokça gayret sarf edilmesine rağmen, hala kucağa gelmediler ve özellikle Moskova direneceğe benziyor.

 

Bunca derdin arasında bazıları, “bize ne canım, al birini vur ötekine, papazlarla mı uğraşacağız bir de” diyebilir. Hatta, birileri daha da ileri gidip, eski soğuk savaş günlerinden kalma hezeyanlarla, Moskova düşmanlığını da hatırlatıp, “aman canım, ne güzel, tarihi düşmanımıza bir tokat atma fırsatı doğdu” diye sevinç naraları da atabilir!

 

Detayına girmek demek, ciltler dolusu kitap yazmak demektir. Kısaca özetlemek gerekirse, eğer bu bin yılı aşkın süredir devam ede gelen mezhepsel çatışma olmasaydı, Türklerin Anadolu ve Balkanlar hakimiyeti acaba gerçekleşir miydi? Fatih Sultan Mehmet’in son seferi tarihçiler tarafından tartışılır ama, biliniyor ki, nifak ve şeytanlığın merkezi görülen Roma, yani Vatikan, ulu Hakan’ın stratejik hedefiydi ve çok da doğru bir karar idi.

 

Yine unutmamalıyız ki, 1800’lerden beri Batı emperyalizminin Truva atı rolünü oynayan Rumlardır, Yunanistan’dır. Vatikan ise, Türk düşmanlığını hiçbir zaman terk etmemiştir ve tarihi bir hıncı inatla sürdürmektedir. Soğuk savaş yıllarının meşum rolünde Moskova karşıtlığını organize eden, CIA’nin payandası olan bu Ortaçağ kalıntısı odak, şimdi bütün gücüyle ve belli merkezlerle diyalog içinde Türk düşmanlığını yürütmektedir. AB kapısında da en büyük engellerden birisi, Vatikan’dır.

 

Diğer Kiliseler bir yana, Fener Patrikliğinin Vatikan’la  kader birlikteliği yapması demek, bu “şer odağı”nın inanılmaz bir güç kazanması demektir. Nitekim bu haberin hemen ertesinde bir televizyon kanalının Fener Rum Patrikhanesi Basın Sözcüsü Rahip efendi ile yaptığı söyleşide, sevinçlerini gizleme zahmetinde dahi bulunmamışlardır (NTV, 18.11.2007).

 

Türkiye ne yapıyor? Her zamanki gibi uyuyor. Malum medya, “Dinler arası diyalog” şampiyonları, hatta, gelişmelerden içten içe mutlu da oluyorlar. Nasıl olmasınlar ki? İşin içinde “küresel efendi ABD” ve ortak çıkarları yok mu?

 

Bu zina hareketinde ana hedef, Türkiye’dir. Biline… İrtica, ister Hıristiyanlık çerçevesinde ister ise Müslümanlar arasında olsun, emperyalizmin dün de bugün de kullana geldiği baş aracıdır.  

 

İktidarın sürekli ikna etmeye çalıştığı ve efelenmelerin ardında da satır aralarında sıcak mesajlar gönderdiği DTP hakkında Yargıtay Başsavcılığının kapatma davası açması ise, gündemin en önemli bir başka halkasını oluşturmuştur. İktidarından, 2. Cumhuriyetçisine, liboş dinci takımından, eski milliyetçi yeni liberal bazı köşe yazarlarına kadar geniş bir cephe aynı lafı ediyorlar: “DTP kapatılmasın!”

 

Bu talep, “stratejik” ırz düşmanımız ABD’nin talebidir. Daha seneler önce, zamanın Dışişleri Bakanı şimdinin Cumhurbaşkanı sayın Gül ile ABD’nin karar merciindeki bir kişi arasında gizlice yapılan ve o tarihlerde Gül’ün kendi ağzından bir röportajında ifade ettiği mutabakatta, PKK’nın siyasallaştırılması talebi, başka taleplerle birlikte, yer almaktadır.

 

Yargı bağımsızlığı mi dediniz? Küresel efendinin taleplerini yerine getirmek varken, bağımsız düşünerek Türk Milleti adına hareket eden Yüksek Yargı, bizzat iktidarın en tepesindeki yetkililer tarafından da hedef tahtasına konan açıklamalara muhatap olmadı mı, olmuyor mu?  

 

Sınır ötesi harekat, Barzani’nin susturulması ve etkisizleştirilmesi, Kuzey Irak’ta Türkmen kardeşlerimizi de sindirerek bir kukla devlet kurulması vb işler ise, Amerika’nın orta ve uzun vadeli hedefleri doğrultusunda adım adım yürütülüyor, yani yürümüyor…  

 

Bunlara eklenecek daha bir çok konu var: Ermenistan sorunu, AB’nin 2007 İlerleme Raporu vs.

 

Hepsini birden değerlendirdiğiniz vakit, Türkiye üzerinde oynanan kuşatma harekatının tamamlanma aşamasına doğru hızla ilerlediğini görmekteyiz.

 

Sonraki aşama nedir? Sonraki aşamanın ne olduğunu da iktidarın Kuzey Irak’la ilgili taleplerinde görebiliyoruz: BM göreve çağrılıyor. Hangi BM derseniz, ABD’nin hakim-i mutlak olduğu, malum BM. Bu, eğer gerçekleşirse, son perdenin ilk adımı olacaktır. Arkasından, şu veya bu zaman dilimi içerisinde gelecek açık askeri işgal ise, kimseyi şaşırtmasın!.. Acı, ama, gerçek bu…

 

Soru önemli: 40 yıl öncesinden bugüne, neden bu şer olaylarının tamamının içinde stratejik ırz düşmanımız ABD yer almaktadır? ABD, 20. Yüzyıl başında İngiltere’nin oynadığı unutulması imkansız o iğrenç rolü, İngiltere ile birlikte, yürürlüğe mi koymuştur? Şüphesi olan, aksini düşünen, anlaşılır bir dille, izah etsin!

 

Soru önemli: Tüm kurum ve güçleriyle, Türkiye ne yapıyor? Ne yapmalı? Bu aymazlığın sonu var mı?

 

Soru önemli: “Bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Mustafa Kemal’in “istiklal-i tam” ilkesi gündeme getirilmeden çıkış yolu bulunabilir mi? Yani, tam bağımsızlık olmadan…

 

Soru önemli: Türkiye bu tarihsel kuşatmadan nasıl kurtulacak? Kurtulabilecek mi?

 

Söz konusu olan vatan ise, gerisi teferruattır” inancını paylaşanlar, neredesiniz?

 

  

Arif Ekim

20 Kasım 2007



Kimin Umurunda? -Arif Ekim-


Son haftalar içinde Yalova ile ilgili üç önemli haber yerel ve ulusal basında yer aldı. Aşağıda, bu haberlerin kısa bir özetini ve konularla ilgili düşüncelerimizi okuyacaksınız. Birbirinden önemli bu üç haberin Yalova’da sessizlikle geçiştirilmeye çalışılması ise kayda değer bir konudur.



İhanetin Başı Ankara'da -Arif Ekim-


Seçimler ve şimdi de ne anlama geldiği belirsiz, hukuk garabeti bir referandum… Türkiye’nin gündemi ne, kamuoyu nelerle meşgul ediliyor? Son beş ayın anlı şanlı medyasını tarayın, siyasilerimizin, hele de iktidar sahiplerinin açıklama ve kamuoyu oluşturma becerilerine bir bakın, ülke gündemi ile sanal gündemlerin arasındaki farkı göreceksiniz.



Sandık Başına -Arif Ekim-


22 Temmuz, yani seçim sandığı, halkın önüne geldi. Seçim kampanyalarının sürdürüldüğü son haftaların olaylarını değerlendirdiğinizde bile, inanılması zor bir sürecin içinde yuvarlandığımızı dehşetle gözlemliyoruz. Bu inanılması zor olayların başında da, Irak’ta ABD ve destekçilerince yaratılan bataklıkta boy veren ülkemizi hedefleyen terör ve bölünme tehdidi gelmektedir. Bu tehdidin baş sorumlusu, ABD ve onun Irak içindeki destekçileri olan Barzani ve Talabani adlı aşiret lideri soytarılarıdır.


 

Arif Ekim


Yazar. Halen Hür Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.


 Umumi Siyaset



 


 


 Türkçülük



 


 


 Kitap


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar