Yazar | 
M. Cemil Kılıç |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | | | |
| 
Ey Devlet!
-Mustafa Cemil Kılıç-
İnsan halkına küser mi? İnsan devletine darılır mı? İnsan bir millete mensup olduğu halde kendini yapayalnız ve milletsiz hisseder mi? İnsan kendisinin devletin üvey vatandaşı olduğu kanısına kapılır mı?
Şahsım adına söyleyeyim ki evet ben kimi zaman kendimi böyle hissediyorum. Ve bu “ kimi zamanlar “ gitgide çoğalıyor. Soğuyorum halkımdan, korkuyorum devletimden!
Kendimi güvende hissetmiyorum. Ve eminim benim durumumda olan binlerce insan var.
Vergimi verdiğim ve askerlik yaparak hizmet ettiğim devletimin benim fikirlerim ve inançlarıma karşı tahammülsüz oluşuna, beni bir inanca ve mezhebe göre yeniden şekillendirmek istemesine için için bir acı büyütüyorum. Bu acı her geçen gün büyüyor. Tüm varlığımı kaplamak üzere!
Halkıma olan tepkim ise devletimin bu politikasına destek vermesindendir. Benim kimliğim ve kişiliğim yok edilirken halkım susuyor. Hatta destek oluyor beni yok etmek isteyen güce…
İnançlarıma saygı duyulmuyor. Geleneklerim aşağılanıyor. Ve böylece tüm gönül bağlarım kanırta kanırta koparılıyor.
Ben bir Türküm ! Ama devletim Türklüğümü kabul etmiyor. Evet etmiyor!
Ben Bilge Kağan gibi, Tonyukuk gibi, Kürşad gibi, Dede Korkut gibi, Timur gibi, Pir sultan gibi, Bedrettin gibi, Şah İsmail gibi Türküm.
Ben türbelerle, yatırlarla, dilek ağacına bağladığım bezlerle, döndüğüm semahlarla, okuduğum nefeslerle, çaldığım bağlamalarla, taktığım nazar boncuklarıyla, döktürdüğüm kurşunlarla Türküm! Oysa devletim bunları hiçe sayıp hurafe diyor. Kurduğu Diyanet İşleri Başkanlığının Araplaşmış bilginleri bunlara batıl deyip vicdanıma dikenler batırıyor. Ruhum kanıyor.
Yüz sürüyorum Hacı Bektaş, Karacaahmet, Şah kulu dergahının eşiğine… Şirk diyor devletimin “din görevlileri”
Ta binlerce yıl öteden Şamanlarla getirdiğim ne varsa hurafe denilip aşağılanıyor.
Beni İslam adına kimliğimden koparıyorlar.
Dergahıma, cemhaneme “cümbüş yeri”, semahıma "oyun" deniliyor.
Kılmadığım namaz, tutmadığım oruç dayatılıyor.
Kıldığım namaz / niyaz, tuttuğum oruç ise yok sayılıyor.
Öz dilimde ettiğim dualar değersiz görülüp Arap diliyle ibadete zorlanıyorum.
Türkçe’mi anlamıyor onların tanrısı!
Evet ben Türküm ve devletim beni öldürmek istiyor!
Anadolu adlı bu yayladan şimdi ona sesleniyorum:
Ey Devlet!
İlk ateşi yakan biziz bu topraklarda İlk fide ellerimizle yeşerdi hayat buldu Sütü ilk biz sağdık toprak kaplara Ve dahi sen yoktun kimse yoktu Sen geldin kardeş kanını tattı toprak Ana kızına, ata oğula düşman oldu Hep soysuzları yeğ tuttun Hak dedin, hakkımızı yedirdin Hukuk dedin, hukukumuzu çaldırdın Üç otuzluk kanı bozuklara ezdirdin
Ey Devlet!
Yemedik yedirdik Giymedik giydirdik Gel dedin de gelmedik mi? Öl dedin de ölmedik mi? En olumsuz anda bile Sana omuz vermedik mi? İt soyu kudurmuşcasına saldırırken Sınırsızca sevmedik mi? Niyedir bize düşmanlığın Niye emlik kuzumu yoldurursun? Niye zürriyetimi soldurursun?” Beni niye Araplaştırmak istersin ?
Neden semahıma saygı duymazsın ? Neden türbeme, yatırıma kem bakarsın ? Ne istersin dilek ağacına bağladığım bezden ? Ne istersin döktürdüğüm kurşundan ?
Ben Türküm ey devlet !
Binlerce yıl öteden gelen şamanlar kadar Türküm !
Hurafe değil benim inançlarım, batıl değil !
Söyle neden beni terk ediyorsun ? Mustafa Cemil Kılıç İstanbul 31 Ekim 2006
|
Kürd Zaferi -Mustafa Cemil Kılıç-
Batılı emperyalistlerce dünyadaki devletsiz en kalabalık " ulus " olarak nitelenen Kürtler, bu vasıflarını yitirmek üzereler. Yaklaşık yüz yıllık bir proje son aşamaya gelmiş bulunuyor. Emperyalizmin malumlar dünyasındaki üç büyük devletleştirme projesinin son halkası olan Kürdistan Devleti doğmak üzere… Deyim yerindeyse emperyalizmin bir kukla devleti daha olsun diye “ Kürt Ulusu “ doğum sancıları çekiyor.
|
Aleviler Olmasaydı Ne Olurdu -Mustafa Cemil Kılıç-
Aleviler bu ülkenin inkarı mümkün olmayan bir gerçeğidir. Bu öyle bir gerçektir ki, bu gerçek olmasaydı belki de bu ülke ve bu halk diye bir gerçek de olmayacaktı. Türk ulusal varlığı Alevi varlığıyla öylesine bir ilişki içerisindedir ki Alevilik ulusal kimliğin hayat sahası durumundadır. (Her ne kadar Türk kökenli olmayan Aleviler varsa da Alevilerin yüzde doksandan fazlası Türk / Türkmendir.)
|
Sarı Saçlı, Mavi Gözlüm Nerdesin -Mustafa Cemil Kılıç-
Bulutlar geliyor, kara bulutlar Sarı saçlı, mavi gözlüm nerdesin? Tükendi mi yoksa umutlar Sarı saçlı, mavi gözlüm nerdesin?
|
| | 
Cemil Kılıç
İlahiyatçı / Sosyolog
1975 İstanbul doğumludur. Sinop nüfusuna kayıtlıdır. İlk öğrenimini Sinop ve İstanbulda tamamladı. İstanbul^da Küçükköy İmam Hatip Lisesi^nin ardından Marmara Üniv. İlahiyat Fakültesinin Kelam ve İslam Felsefesi Bölümünü bitirdi. 1998 de aynı Üniversitenin Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü, Sosyoloji ve Sosyal antropoloji Anabilimdalında master eğitimine başladı.1999 yılında Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliğine atandı. 2001 yılında master eğitimini tamamladı. 2005 Yılında " Laik Türkiye İçin Yükselen Alevilik " adlı kitabını yayımladı. Kitabı nedeniyle soruşturma geçirdi. Sürgün edildi. 2006 yılında 2. kitabı olan "Türk Ulusçuluğunun Yeniden Doğuşu" adlı yapıtını yayımladı. www.turkcutoplumcu.com ve www.sultangaliyevinyolunda.com adlı web sitelerinin yöneticiliğini yapmaktadır. Halen eğitimcilik görevini sürdürmektedir.
|
| 
| Alevilik |

| Alevilik İslam'ın Türk'e Özgü Yorumudur
Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın ve İslam’dan önce gelen bütün göksel dinlerin özüdür. Alevi / Bektaşi inancını İslam dışı olarak nitelemek olanaksızdır. Alevilik / Bektaşilik, İslam’ın Türke özgü yorumudur. Bir anlamda “ İslamiyetin Türkçe konuşmasıdır.” Kadim Türk inançlarının tanrısal vahiyle birleşimidir.
|
| 
| 21 yy'a Girerken Türkçülük |

| Türk Tanımı
Türk, Türklük soyundan gelen ve Türklük soyundan gelenler kadar Türkleşerek kendini TÜRK BİLENDİR. Başka bir kimliğe sahip olduğu halde kendini Türk hisseden veya hissettiğini söyleyen kimseleri Türk kabul etmeye imkan yoktur. Çünkü; böylesi kimseler bilinçaltlarında bir yerde o gayri Türklük kimliğini muhafaza etmektedir. Bu ise daima potansiyel bir kopuşun mevcudiyetini bildirmektedir. O halde biz, tıpkı Yusuf AKÇURA gibi Türklüğü ırk temelli tanımlıyoruz ki, gerçekten bilimsel olan da budur.
|
| 
| Tarih Algısında Seçkincilik Sona Ererken |

| Tarih Algısı
Türk tarihi, içinden çıktıkları Türk / Türkmen halkına yabancılaşmış olan, Türkmenlerden “ Etrak-ı Bi İdrak “ Araplardan ise “ Kavm-i Necib-i Arap “ diye bahseden kimi Osmanlı Sultanlarının ve elitlerinin tarihi değil, Türk ve Moğol halklarını bir devlet altında toplayıp Emevi / Abbasi zulmünün öcünü kanırta kanırta Araplardan alarak Türkün yanan bağrına soğuk sular serpen Cengizlerin, Türk katliamlarının planlandığı Bağdat’ı yakan Hülagu'ların, Sekizinci yüzyılda Azerbaycan’da Arap ordularına ve Arapların satın aldığı Türk soylu Afşın ile onun satılmışlar ordusuna karşı kahramanca direnen Babek'lerin, “Biz Türkün başbuğuyuz !” diye haykıran Timur'ların, Uzun Hasan'ların tarihidir…
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|