Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

8 Temmuz 2008

Cengiz Aytmatov

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 


Bir Atatürkçüyü Yok Edebilirsiniz, Ama Asla Korkutamazsınız!


-Bedri Baykam-


Tarihe, “ibret alınacak karanlık günler” olarak geçecek bir bataklık içindeyiz. En doğru özeti Baykal yaptı:“Siz Türk halkını toptan enayi mi sanıyorsunuz? Bunlar Aziz Nesinlik hikayeler” . Haddini aşan “Ergenekon” davasında herhalde 2004 ile ilgili fazla bir şey bulamadılar ki, kargaları bile güldürecek iddiaları, besleme basın, manşet yapmaya başladı: “Aynı anda 30 ilde izinsiz gösterilerde kanlı eylemler başlatacaklarmış” (!) Bre gafiller, ADD veya USTKB ne zaman izinsiz yürüyüş yaptı da, balonun en civcivli anında sizi mutlu edecek kanıtları yaratmak için bunu yapacak? Aranızda bu masala inananları, Bakırköy paklar.

 

Tutukladığınız insanlardan Kuddusi Okkır’ı, ölmesine iki gün kala ailesine teslim ettiniz. Bu insanlık suçunun kime ait olduğuyla yüzleşmeniz gerekiyor. Ailesinden kim nasıl özür dileyebilecek? Bunları birisi, sizin kardeşinize uygulamış olsa, hangi kelimelerle o adama saldırırdınız? Ayrıca sorgulamalarınızı nasıl yapıyorsunuz da, onca insan hastanelik oluyor! Şunu unutmayın: Kemalistler, tehdit edilebilir, tutuklanabilir, ya da öldürülebilirler. Ama ne yaparsanız yapın, karanlıktan hiçbir zaman korkmazlar. Atatürkçüleri sindirebilecek bir bahtsızla, bu dünya hiç tanışmayacaktır…  

 

AKP, “kapatılıyorum” korkusuyla anlaşılan ne yapacağını şaşırdı, medyasıyla beraber hukuksuz saldırıya geçti. Bunlara “gazete” demeye dilim varmıyor. Kendini köşe yazarı sanan şeriat borazancısı, ağzından salyalar akarak, tüm Atatürkçü düşünce önderlerini sütununda sıralayıp, o zavallı beyninde bunları da “Ger-gene-kon”a bağlayıp, muhalefeti toptan yok etme operasyonuna girişildiğinin ipucunu veriyor. Bu zavallı jurnalcilerle önce tekziplerimle hesaplaşacağım.

 

Dönek profesörlerin elini tutup kendini demokrat ilan edenler de  bu kervana isim vermeden katılıp, medya ve sivil toplumdaki tüm Atatürkçülere saldırmışlar! Bunlar Gergenekon’un azımsanamaz yan faydaları: Herkesin gerçek rengini ortaya çıkardı.

 

Psikolojik savaşın en çirkinini yapan bu tipler, bir de kendilerine “demokrat gazeteci” sıfatını yakıştırmıyorlar mı, çıldırıyorum. Önce şunu bilsinler ki, bu seviyesiz saldırılarla, tarihe belge bırakıp, rezil oluyorlar, hepsi bu. Çocuk kandırır gibi, Dink cinayetini de “Ulusalcılara” fatura etmeye kalkışmışlardı. Halbuki katilin yobaz bir faşist olduğu demeçlerinden fazlasıyla ortaya çıkmıştı. Yine utanmadan Danıştay cinayetini de (!) ulusalcılara yıkmaya çalışacak kadar beyinleri sulanmıştı. Hem de adam her gün haykırarak “türbana karşı karar aldıkları için yaptım” demesine rağmen! Cumhuriyet‘e atılan bombaları da “Ulusalcılar”a ve hatta Ümraniye’de bulunanlara bağlamaya gayret etmişlerdi. Şimdi ne öğreniyoruz? Bu gülünesi fıkraların ilginç baş kanıtları, “imha edilmiş”(!) Daha hangisini sayalım? Sinan Aygün’ün bürosuna özenle yerleştirilmiş tabancayı mı? Yoksa  “Alemdaroğlu ile niye fotoğraf çektirdin?” diye arsız sorulara muhatap olan Büyükçelebi’nin yaşadıklarını mı? Yoksa “Beş milyon  sayfa delil toplandı” haberlerini mi? Beş milyonunu ne zaman okudunuz da delil oldu? Zaten korktuğu bir belgesi olan varsa, onu bir yılda 100 kere imha etmez mi?

 

Gözaltına aldıkları isimler, zaten Atatürkçülerin her biriyle fotoğraf çektiren, görüşen, ve beraber “Atatürkçü örgüt” (!) faaliyeti götüren Cumhuriyetçi insanlar. O zaman 25 milyon kişiyi de “Bunlar Atatürkçü, darbeci” diye hapse atın, rahat edin! Onlara yönelttiğiniz soruların, bırakın siyasal hakları, günlük sosyal yaşamın en sade kurallarına bile tecavüz ettiğinin farkında mısınız? Önce çelişkilerinizi görün: Burası, sizin de iddia ettiğiniz gibi, Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ise, o zaman ne şikayetleri olsun ki? Kendi kendilerine karşı, “karşı devrim” peşinde mi bu insanlar?  Yoksa yarattığınız polis devleti ve dinlemelerin esas hedefi, “Gergenekon”u kapatma davasına bağlayıp, işin içinden bu şekilde sıyrılma planı mı? Mesela, Sn. Başsavcının da bir düğünden birileriyle resmini mi “yakaladınız”?(!)

 

Bir de tarih yargıçları var. Utanmadan 27 Mayıs ve 1961 Anayasası’nı şimdi neredeyse “güncel suç” haline getiren bir zibidilik furyası. Peki sözde “darbelere karşı” oldukları için bu işlere girişenlerin, hiç İran’daki yobaz darbeye karşı ağızlarını açtıklarını gördünüz mü? Tabii ki hayır. Buyrun gidin, altı gün sonra Fransız Devrimi kutlamaları var. Hemen Fransız Elçiliği’ne müracaat edin: “Krala karşı darbe yapan bu densiz anti-demokratların eylem gününü kutlayarak hem suç işliyorsunuz, hem de bizim ülkemize kötü örnek oluyorsunuz. Bunu bu yıl da tekrarlarsanız ‘Gergenekon’ kapsamına alınacaksınız”. Haydi, ne bekliyorsunuz, yapsanıza!

 

Hiçbir Atatürkçü’nün “gizli örgüt” üyesi olma ihtiyacı yoktur. Hepimiz, AKP’nin demokratik yollarla, acilen iktidardan gitmesini istiyoruz. Biz de tabii ki “Ordu darbe yapmasın” diyoruz. İyi de, siz şimdi buna “yargı bize karışmasın, kimse bizi kapatmasın”, bir de “bize karşı yürüyüş düzenleyenler darbecidir”  komedisi ekliyorsunuz. Yok arkadaşım, o kadar uzun boylu değil! Esas olan siyasette tüm özgürlük ve demokrasileri yaşatmaktır, yobazlığı ve faşizmi korumak değil!

 

Bedri Baykam

8 Temmuz 2008



Çağdaş Futbol Kültürü” Genç Kızlarımızı da İçine Alsın -Bedri Baykam-


Futbol kültürü, yine yüz milyonlarca kadına “Tanrım bu ne zevkli spormuş meğer” dedirterek hayatımıza girdi çıktı. Ben geçen hafta söylediklerimde haklı olduğumu kanıtladım. Hala milli takımımızı 30 yıl önceki seviyesinde sananlar, bayağı şaşırdılar. “Almanlar bize beş çeker” diyenler, acaba rakibimizin son saniyeye kadar korkuyla titrediği ve maçın sonunda Brezilya’yı yenmiş kadar sevindiği sahneleri görünce acaba ne hissettiler?



Paris'te Gençliğime Rastladım... -Bedri Baykam-


Paris’te Saint-German Bulvarı’nda, 3-2 lik büyük Euro 2008 zaferinin keyfiyle cafe alternatifleri arasında elimde gazetelerim kalakalmışken, karşı kaldırımda gençliğimi gördüm. Yarı hızlı, yarı aylak adımlarla yürüyordu. Yanında anımsayamadığım kumral bir kız vardı. Acaba 70’lerin modasına uygun olarak İskandinav mıydı, yoksa Amerikalı mı? Onu süzmekle yetindim önce, şaşkınlığımı gizlemeye çalışarak. O hala “şerefli mağlubiyetler” dönemini yaşıyordu... Futbol patlamamızdan bihaberdi...



Deniz Gezmiş'ten Mektup Var... -Bedri Baykam-


Türkiye’nin gündemi Anayasa Mahkemesi’nin kararlarıyla sarsılıyor. Bu konuda biz Atatürkçülerin ne düşündüğümü öğrenmek için herhalde bu karara ihtiyacınız yoktu. Zaten son dört günde Türkiye’de bu konuda konuşmayan da kalmadı. “Referanduma götürelim” diyen zırvalardan başlayarak, tüm hazımsızlar, kurtlarını döktü! Çünkü onlara göre laik-demokratik Atatürkçü Türkiye’yi savunmak isteyen herkes “taraf” olmuş oluyor ve “demokrasi suçu” (!) işliyor!! Ancak kapanmayı  yayan görüşlere çarpık beyinleri demokrasi diye bakabildiği için, onları kendi aralarında yapacakları bayramlık, malum kanallara ve TRT’ye (içim acıyor) havale etmek lazım...


 

Bedri Baykam


Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.

1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti.


1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.

Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.

Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
 

1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı.
 

2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.

Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 


1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.


 Umumi Siyaset



 


 


 Dünya



 


 


 Kavram




...


 
 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar