Yazar | 
Bedri Baykam |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |  | | |  | | |  | | |
| 
Irak, Özcan ve… Gerçek Gündem!
-Bedri Baykam-
Irak’a sekiz gün girip çıkmış olmamızın, askeri operasyon kapsamı ve sonuçları bakımından bize tam olarak neler kazandırdığını, beklenilen başarının elde edilip edilmediğini bir tek Genelkurmay bilir. Umarım terörü püskürtmeyi, ona gözdağı vermeyi başarmışızdır. Ama tabii gerçek gerekçe ne olursa olsun ABD dış işlerinin ziyaretinin hemen ertesinde çekilmemiz pek “şık” olmadı. Ne halkımızın gözünde, ne de uluslararası planda… Bir de yeri gelmişken hemen söyleyeyim: Umarım Bülent Ersoy’un demecinden yola çıkıp, ilginç hukuk sistemimizle, yeni bir yapay uluslararası gündem, yeni bir Orhan Pamuk davası yaratmayız! İnanın, bu kadar ek çabaya gerek yok, dünya zaten aleyhimize delil arayarak beslenen her türlü olay ile dolu. Bıçakları kendi sırtımıza bu kadar hevesle saplamaya gerek yok! Irak’ta bu vatan için yaşamını kaybeden tüm Mehmetçiklerimize ne kadar minnettar olsak, ne kadar arkalarından gözyaşı döksek de, haklarını ödeyemeyiz. Ailelerine başsağlığı, şehitlerimize Tanrıdan rahmet dileriz. Gündemimizin yeni değişmez yıldızı YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan. Kendisi herhalde Sn. Başbakan’dan bir liyakat nişanı alır. Gerçekten hukuku bu kadar hiçe sayan, iktidarın maşası ve borazanı haline gelmeyi kabullenen bir “bilim” (?) insanı bulmak, tüm dünyada zor iştir. Bir insanın sözde başkanı olduğu rektörler grubunun neredeyse tamamını karşısına alarak, kendisini atayan İslamcı iktidarın gücünü gözü kapalı temsil etmeye kalkışması, bu inadının arkasında kararlı olarak durması, ipleri koparan “sıkı” demeçler ve tavırlarla bu olağandışı durumun başaktörlüğüne soyunması, büyük bir kahramanlıktır. Bağlılık, liyakat ve üstün hizmet nişanlarını, Özcan almayacak da kim alacak, lütfen söyler misiniz? Abdullah Gül’ü de alkışlamak lazım. Sağlam bir atama yapmış Allah için! Bu kadar gözü pek ve “özgürlük düşkünü” (!) YÖK Başkanı olsa olsa göz yaşartır! Gül, herkesin Cumhurbaşkanı olmayı demek böyle anlamış, böyle bellemiş! Her atamanın olmazsa olmaz şartı türban olduğuna göre, Milli Takım antrenörlüğünde de Fatih Terim’den mi vazgeçilecektir? Ya da bu ucube mantıkla, AKP iktidarı, İsviçre’de mücadele edecek olan A Milli takım futbolcuları için de “türbanlı eş” mecburiyeti getirecek midir? Yoksa “tarikat üyesi” olmak, durumu kurtarmaya yetecek midir? Çok özür dilerim de, yaşadığımız bu şizofrenik komedinin aslında tarih kitaplarının kara sayfasına geçmiş, Demokrat Parti’nin “Vatan Cephesi” (!) rezaletinden çok daha vahim olduğunu, Anayasanın vatandaşlar arasında bulunması gereken eşitlik ilkesini bu şekilde delik deşik edildiğini görmek bu kadar mı zordur? DP hiç olmazsa, insanları partiye kaydolmaya devlet radyosu aracılığıyla (!) çağıran bir “ılımlı faşizm” yolu seçmişti. AKP ise, büyük bir gözü dönmüşlükle olayı 5. vitese çıkarıp, türban atamalarıyla, devlet memuru kalitesini, devlet ciddiyeti ve sürekliliğini hiçe saydığını dosta düşmana kanıtlamış oluyor. Lütfen filmi geri sarıp neler konuştuğumuza biraz dikkat edebilir miyiz? Irk çatışması, yobazlık gösterileri, dinselleşen bilim, sıkmabaş – daha doğrusu yeni peygamberleri haline getirdikleri “Şulebaş- yani dinin beş şartına eklenen uydurma uygulamalar ve daha neler neler… Bu mu 21. yüzyıl Türk insanının gündemi? Lütfen bu delirme alametlerini köşeye kaldırın ve normalde yeni Türk gencinin evrensel dünya ile beraber bu çağa ait kucaklaması gereken konulara göz atalım: İşte üniversitelerde, panellerde, televizyonlarda gerçek tartışmamız gereken konu başlıkları: Satranç mı daha çok zeka gerektirir, yoksa Go oyunu mu? -Dünyanın en komple sporu tenis midir? -Afrika ülkelerinin açlıktan kurtulması için bugün bize düşen görevler nedir? -Küresel ısınma ve yeşil alanların yok oluşu: Hangi felaketlere koşuyoruz? -Dünyanın en eski mesleği olan fahişelik, sözde yasaklanıp, ortadan kaldırılabileceğinin saçma bir şekilde iddia edildiği her ülkede nasıl mafyasını yaratır? -Özgür cinsel yaşam ve hastalıklardan korunma yolları. -Yeni Türk düşünürleri kimlerdir ve dünya felsefesine hangi katkıları yapmışlardır? -Başka galaksilerde yaşam var mı? Bilimsel ve felsefi bir irdeleme… -Türk sahne tarihinde bir karşılaştırma: Semiha Berksoy mu yoksa Bedia Muhavvit mi daha öncü sayılmalıdır? -Spor yapmamanın bedene olan kalıcı zararları. -Anadolu çapında yeni dans figürleri yarışması. -Sosyal adalette, eğitim ve sağlıkta sonsuz fırsat eşitliği nasıl sağlanır? -Nüfus artışındaki kontrolsüzlük ve işsizlik arasında makroekonomik dengeler. -Geri kalmış, aşırı tutucu bölgelerde 3. sayfa seks cinayetleri. -Yöresel Türk güzellerinin özellikleri nelerdir? -Medyada şeffaflık, çalışanların sendikal hakları ve sansüre karşı hukuki mücadele yolları nelerdir? -Irkçılık, dincilik ve mezhepçilik hastalıkları nasıl tedavi edilir, ruh bilim araştırmaları ne sonuç veriyor? Ne dersiniz? Daha güzel olmaz mıydı? Sizi, acil olarak bu gerçek gündeminize yoğunlaşmaya ve Ortaçağdan çıkmaya davet ediyorum. Bedri Baykam 4 Mart 2008
|
“Ergenekon”, Dink, Pamuk ve… AKP Davaları! -Bedri Baykam-
Gaziantep’te geçen hafta yaşanan El Kaide operasyonundan sonra, bir “ulusalcı” yazar, çıkıp hükümete veya “ılımlı” İslamcılara “gördünüz mü, siz türbancılar işte böyle teröristmişsiniz, maskeniz düştü” dedi mi? Hayır. Ama “Ergenekon” operasyonunun ardından, medyanın “İslamcı liberal” kanadı ince-kalın saldırılarla hemen tüm Cumhuriyetçilere yönelik kampanyasını başlattı. “Terör ve Çete” başlıklarıyla oklarını “derin devlet” üstünden Atatürkçülüğe yönelttiler.
|
1996’da “Hadi Çocuk Yapalım” Demiştim… -Bedri Baykam-
Neyse, belki bu konuyu da gereksiz uzatıyorum. Bu gözü kör denetimsiz gidişiyle, Erdoğan’ı 20 yıl sonra gelecek yeni kuşaklarla mı durduracaksınız? Beyefendi, kendileri, hali hazırda devlet kurumlarını İstanbul’a taşımakla meşguller. Başta türban ve kadrolaşma, her konuda açıkça yobazlaşma, tüm uygar demokratik insanlara meydan okuyorlar. Bazen bir okşama iki tokat, bazen iki okşama bir tokat da olsa, adım adım deniz bitiyor ve ucundaki nihai uçuruma yaklaşıyoruz. Çünkü bu dünya “yuvarlak” değil. İki cambaz aynı anda bu ipte daha fazla düello edemeyecekler.
|
Dinleme Bandı -Bedri Baykam-
-Abi nasılsın? Tebrikler, her şey mükemmel gidiyor. -Sağol Ragıpcığım, sağol, nasıl herkes mahallede valide, çocuklar, senin işler… -Abi sağol, her şey iyi bizim takım hariç. -Yahu haklısın, halbuki o kadar sevinmiştik geçen sene! -Neyse abi, sen onu bunu boşver, esas bizim “büyük maç” iyi gidiyor, mühim olan da o! -Haklısın Ragıp, daha fethetmemizi istediğin sıfat ne kaldı geride? Bak bütün kaleleri teker teker düşürdük, on beş yıl önce rüyanda görsen inanmazdın değil mi? Bak ne acınacak hallere düştüler!
|
| | 
Bedri Baykam
Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.
1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti. 1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.
Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.
Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı. 2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.
Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.
|
|
| 
| Umumi Siyaset |
| 
| Dünya |
| 
| Kavram |

|
...
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|