-Abi nasılsın? Tebrikler, her şey mükemmel gidiyor.
-Sağol Ragıpcığım, sağol, nasıl herkes mahallede valide, çocuklar, senin işler…
-Abi sağol, her şey iyi bizim takım hariç.
-Yahu haklısın, halbuki o kadar sevinmiştik geçen sene!
-Neyse abi, sen onu bunu boşver, esas bizim “büyük maç” iyi gidiyor, mühim olan da o!
-Haklısın Ragıp, daha fethetmemizi istediğin sıfat ne kaldı geride? Bak bütün kaleleri teker teker düşürdük, on beş yıl önce rüyanda görsen inanmazdın değil mi? Bak ne acınacak hallere düştüler!
-Heh he! Valla abi, aynen öyle, feleklerini şaşırdılar! Daha geçen yıl, Temmuz’a kadar aldığın kararların yarısı direkten dönüyordu, şimdi ise, alimallah maçta hem futbolcu, hem hakemiz!.
-Ne diyorsun sen, maçı öyle bir bağladık ki, spor yazarları bile bizden! Onlar başka maç seyrediyorlar, biz başka şey yazdırıyoruz, kuduruyorlar Ragıp, kuduruyorlar!
-Hay ağzını öpeyim abi! Hele o Emin manevran öyle muhteşem oldu ki… Cart cart ötüyordu, bak şimdi haline, sustu çekildi köşesine! Hey yavrum hey…
-Var mı öyle! Meydanı boş bulacaksın, istediğin gibi atıp tutacaksın, öte yandan patronun istediği gibi at koşturmaya devam edecek! Yok öyle yağma!
-Ya abi, hala gözlerime inanamadığım için içimde bir kurt var. Ya son anda bi aksilik çıkarsa?
-Ragıpcığım, aşk olsun, ben seni daha akıllı bilirdim. Lütfen iki dakika ciddi düşün.
-Nasıl abi, bi rahatlat beni ya!
-Bak Ragıp, hani 28 Şubatçılar filan vardı ya? Ne durumdalar? Bak ‘ceeee-postacı’ durumuna düştüler, gece siteye sayfa koyup avunuyorlar, onları yok say, kendi kendilerini bloke ettiler.
-Peki altıokçular? Onlar son anda bir şahlanma yapamazlar mı?
-Yahu vallahi aklından şüphe ediyorum! Adamlar birbirleriyle uğraşırken, Çankaya’yı Bahçeli’nin frikik golüyle götürdük, Anayasayı hem yeniden yazıyoruz hem de zaten içten kuşattık.
-İyi ama ya yeni bir isim çıkarırlarsa?
-Raaaagıp! Yine az uyumuşsun! Aklını mı yitirdin? Orada kapı gibi Baykal’ımız var. Yüzde yirmi ile başarı türküleri söylettiriyor. Sen tarihte bizimkinden daha rahat bir iktidar gördün mü? Üstelik şimdi artık çalgıcı, boyacı filan da ortalarda yok, adamın göstermelik rakipleri bile eski çanta taşıyıcıları. Bu sevgili “büyük rakibimiz”, Allah sağlık iyiliğini versin, orada durduğu müddetçe bize “karada, denizde, havada” hiçbir kötülük gelmez!
-Peki ağabeycim, hani bizi o baharda korkutan nümayişçilere ne oldu?
-Ragıp ne demiş eski atamız “yollar yürünmekle aşınmaz”. Bırak yürüsünler kardeşim. Zaten sol partilerden farklılar mı sanıyorsun? Birbirlerine “obstrüksiyon” çekmekle meşguller.
-Ama abi, Atatürk var ya! Sen istediğin kadar kitaplardan sildir, istediğin kadar devrimlerini “demokrasi” diye diye yok et, benim korkum, ruhu son anda bir tepki verecek.
-Bak Ragıp, istersen sana hacıbabalar gibi rahatlatma nutukları çekeyim. Şu korktuğun o Pazar yürüyüşçüleri var ya? Siyasetle filan bir ilgileri yok. Ellerinde bayraklar, pankartlar, Atatürk resimleri, almış başlarını yürüyorlar!
-İyi de abi, baharda öyle bir coşmuşlardı ki!
-Baharda coşmayan mı var? Bırak isterse yine coşsunlar! Daha iyi, sistemin gazını almış oluyorlar. Üstelik onların hepsi ayrı bir ukala! Her birine Atatürk’ü sorsan, farklı anlatırlar, bunu iki kere kanıtlasan, hemen birbirlerine girmeye hazırdırlar! Atatürk onlar için aralarında bile olsa olsa kavga konusu! Yok öyle demişti, yok hayır böyle demişti, yok bugün yaşasa şunu yapardı, yok bunu yapardı, vay sen öyle diyorsan satılmışsın, vesaire!
-Abi vallahi ağzını öpeyim! Keşke şunları herkese söyleyebilsen!
-Böylesi daha iyi inan Ragıp. Bize fazla gerek yok, bırakalım birbirlerini batırmaya devam etsinler. Biz de keh keh gülüp, uzaktan keyiflenelim, çok sıkışırsak, nabızlarını yükseltmek için arada bir yüksek voltajlı provokasyon çekeriz. bak bu sefer bize gerek kalmadı, maşallah o Fazıl bizim adımıza hamle yapmış oldu farkında olmadan.
-Tamam ağabeycim, benim şöyle bir toparla rahat edeyim!
-Çok şey istedin! Bak AB masalları sayesinde 28 Şubatçılar zaten felç, sanal rüyalardalar, onu da sembolizm adına hoşgör! Altı ok, bildiğin gibi ne köy, ne kasaba, tek yararı bize, Atatürk desen, bak biz onun resmi önünde de rahatça nutuk atıyoruz. Onlar ise onun sayesinde birbirlerine düşman kesiliyorlar, onun için inan bana, az kaldı Ragıp, inşallah çooook az kaldı… Öptüm kardeşim.