Yazar | 
Bedri Baykam |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | |  | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni |  | | |  | | |  | | |
| 
Pazar Gününü Çankaya’da Geçirmek…
-Bedri Baykam-
Ne buyurmuş Abdullah Gül? “Benden korkmayın”la başlamış söze (Çok teşekkür ederiz!) “Laiklik, demokrasi sosyal devlet gibi anayasal değerlere bağlılığım konusunda kimsenin kuşkusu, korkusu olmasın. AKP’yi bırakıyorum (!) tarafsız olacağım”. Ne dersiniz? Ben bu cümlelerden şunu anladım: “Artık tarikatlara eşit mesafede olacağım. Taraf tutmadan, Süleymancılar, Fethullahcılar, şunlar,bunlar hepsine karşı eşit davranacağım”. Bakın hemen ekleyelim: Bence Gül samimi.Gerçekten laikliğe ve saydığı her şeye bağlı olacak. Ama şu farkla: Onun anladığı laiklikle, bizimki arasında hiçbir kesişme yok!! Ayrı şeyler anlıyoruz laiklik deyince. Ona göre laiklik, dinin önünün her alanda açılması! “Sözde dindarlara” (bize göre dincilere) hiç baskı yapılmaması” arzusuyla şeriatçılığın önünün açılması, türbanın her yere girmesi. Bize göre ise din ve siyaset işlerinin tamamen ayrılması, dinin siyasete girememesi. O yüzden bu cümleler Gül’ün ağzından çıktığında, bize olsa olsa gülümsemek düşüyor. Bir yakınım, benimle telefonda konuşurken, “Şu adamların aldığı oya bak, akıl almaz bir şey, bundan sonra onlarla mücadele edilmez, bende o güç yok artık” dedi. Ben de “Oyla gelen her şey illa çok iyi şeylerin habercisi değildir, Hitler de oyla gelmişti” diye yanıtladım. Ancak herhalde toplumumuzda dostum gibi düşünenlerin sayısı çok fazla. Baksanıza, Hürriyet bir numaralı yazarını gözü kapalı infaz etti. İnsan düşünmeden edemiyor, böyle bir “kurban” istenirken karşılığında ne alınıyor diye… Aslında Yılmaz Özdil transferinden sonra Çölaşan’ın başına çoraplar örüldüğünün kokusu ortada gezinmeye başlamıştı. Hürriyet, bu kadar “iyi” bir hareket yapacak değil ya boş yere! Çölaşan’a ve bizlere bu affedilmez hatayı yapan Hürriyet’i artık okumuyorum. Zaten Sabah Gazetesi de şu anda TMSF’nin elinde Başbakan’ın haber bültenine döndü. Geçen gün çok güldüm. Bir kadınla tam sayfa röportaj yayınlamışlar. Manşet: “İnşallah Bir Gün Ben de Kapanacağım”. İnşallah hanımefendi, inşallah! Bu iki “beyin yıkayıcı” gazete hayatımdan çıktıktan sonra ne kadar rahatladım, anlatamam. Kesinlikle tavsiye ederim size de. Sevgili Mumcu’yu bombayla parçaladılar. Çölaşan’ı cımbızla çektiler kalbimizdeki yerinden. Şimdi, eski gazeteler elimden geçerken, sanki Emin’i de vurmuşlar gibi “bak işte son yazısı”, ya da “bak iki gün önceki yazısı, henüz durdurulacağını bilmiyor” diye içim içimi yiyerek çeviriyorum sayfaları. Mumcu’yu uluslararası bağlantılı alçak terör öldürdü. Çölaşan’ı durduran ise çok daha korkunç: İktidara çıkan yobazlık, çıkar ilişkileriyle “bizim” sahamıza el atıp bu felaketleri tetikleyebildi. Yani artık birbirimize kırdırmaya başladırlar bizleri. Sonuç olarak ciddi bir koca adım daha geri düşmüş oluyoruz. Aferin Hürriyet’e. Bu bilgiyi tescil etmiş oldu. Bu arada Abdullah Gül’ün “kayıp trilyon” davasından yargılanmasının gayet büyük bir olasılık olduğunu da unutmamak gerekir. Bu konuda Yargıçlar ve Savcılar Birliği Başkanı (YARSAV) Ömer Faruk Eminoğlu’nun 17/8/2007 tarihli uzun açıklaması şunları hatırlatıyor: “Cumhurbaşkanı’nın, gerek görev sırasındaki kişisel suçları nedeniyle, gerekse seçilmeden önce işlemiş olduğu suçlar nedeniyle ‘yargılanamayacağı yolunda’ özel bir düzenleme bulunmamaktadır… Genel kabul gören bir kural olarak, yargı yolu, açıkça kapalı olmadığı belirtilmeyen her konuda açıktır”. İlginç. Demek dünya basını bu sefer ülkeye bir Cumhurbaşkanını nasıl yargıladığımızı görmek için akın edecek. Bu sütundan “Orhan Pamuk aleyhine dava açılmasın” diye o kadar çağrı yapıp, başarılı olamamıştık Bu durum ise farklı. Bu rezaleti önlemenin tek yolu, Gül’ün milletvekili kalması ve böylece “dokunulmazlık” zırhını koruması!! Türkiye’nin üzerine bu senaryolarla ağır ağır çökertilmek istenen kara perdeyi reddediyorum. Çocuk kandırır gibi Erdoğan’ın Gül hakkında söylediği “Onu iyi tanırım, özü sözü birdir” sözleri bana dilimizdeki “şıracının şahidi bozacı” deyimini hatırlatıyor. Ama tekrarlıyorum, aslında Gül de, Erdoğan da “laiklik” deyince bizim tam ters yörüngemizde olan ve şeriatçılığın önünü açan yarattıkları o acayip kavrama referans yapmakta, “Demokrasi” deyince de o kerhen binip, ilk fırsatta, müsait durakta inecekleri tramvayı düşünmekteler.
Vallahi sizi bilemem. Ama ben önümüzdeki Pazar’ı bayrağımla Çankaya’da geçireceğim. Köşk’e baktığımda aklıma, Şehit Ersan Caddesi’nde geçen çocukluğum gelecek. O makama duyduğum saygı ve “Atatürk’ün Evi”nin manevi önemi… Sn Sezer’e tekrar tekrar teşekkür edeceğim bize hissettirdiği o güzel güven duygusu için. Sorarım size: Şu hayatta bu Pazar günü, hangimizin daha önemli bir işi olabilir ki? Bedri Baykam 21 Ağustos 2007
|
Türk Solu Hayal Hakkını Geri İstiyor -Bedri Baykam-
Sol nedir? Sol her şeyden önce toplum için daha insancıl bir dünya, daha hakça bir düzen istemektir. Sol haksızlıklara, faşizme, dini baskılara, tutucu yobazlara emperyalizmin tuzaklarına baş kaldırmaktır. Sol, inandığı liderle önüne konan her engeli aşabileceğine inanan dev kitlelerin ortak rüyası, ortak hedefidir. Sol her yaşta gençliktir, kararlılıktır, inancın içinde yanan ateştir. Sol gerektiğinde romantizm, gerektiğinde aşk, gerektiğinde masaya patlatılan yumruktur. Sol omuz omuza yürüyüp marş söylerken hedefledikleri o yeni ve farklı dünyaya ulaşacaklarına inancın insanların ortak rüya görme hakkının ta kendisidir.
|
CHP ve Özeleştiri Erdemi -Bedri Baykam-
Herkes geçtiğimiz hafta 22 Temmuz seçimini değerlendirmek için toplanan CHP Parti Meclisi’nin ne yorumlar yapacağını merak ediyordu. Acaba partide fatura kime kesilecek, kim görevini bırakacak, hangi özeleştiriler yapılacaktı? Sonra o şaka gibi vargılar dökülüverdi ortaya: MYK “Seçim Sonuçlarını AKP Lehine Etkileyen Temel Faktörler” başlığıyla bir rapor hazırlayıp “suçluları” kamuoyuna açıkladı: Beyin yıkayan 2. Cumhuriyetçi medya, AKP’ye destek veren tarikatlar, ABD ve AB, aynı şekilde cemaat ve aşiret ilişkilerinin Güneydoğu’daki etkileri, AKP lehine propaganda yapan imamlar, RTÜK ve YSK’nın AKP ihlallerine göz yummaları, halka dağıtılan rüşvetler…
|
CHP'de Sorun İdeolojiden Çok İç Demokrasi -Bedri Baykam-
Baykal ve ekibinin anlayamadıkları bir konu var: Bu halkın Cumhuriyetçi, demokrat, Kemalist kesimleri, CHP’yi büyük ölçüde ideolojisi nedeniyle eleştirmiyor ki! CHP 1 Mart tezkeresi konusunda haklıydı. Laikliği savunup, Cumhurbaşkanlığına eşi türbanlı bir AKP’linin çıkmasını engellerken de haklıydı. Kıbrıs ve AB konusundaki şantajlara taviz vermeyen tavrında da haklıydı. Şehitlerimize sahip çıkan ve PKK’yı lanetleyen tavrında da haklıydı. Dokunulmazlıklar konusunda da haklıydı. Yani CHP’nin gerçek tabanının ana kızgınlığı, bugün kimi aklı evvellerin dediği gibi “Bu parti faşist oldu, sağa kaydı, aşırı milliyetçi, ırkçı oldu” gibi saçma sözler değil.
|
| | 
Bedri Baykam
Bedri Baykam 1957 yılında Ankara'da CHP milletvekili Dr. Suphi Baykam ve Yüksek Mimar Mühendis Mutahhar Baykam'ın ikinci çocuğu olarak doğdu. İki yaşında resim yapmaya başladı. Altı yaşında Ankara, Bern ve Cenevre'de ilk eserlerini sergiledi. Harika çocuk olarak tanımlandığı 1960'lı yıllarda Avrupa ve Amerika'nın birçok sanat merkezinde sürekli olarak sergiler açtı, büyük ilgi gördü. İstanbul Fransız Lisesi'ne devam eden Bedri Baykam 1975 yılında Paris'e taşındı. Sorbonne Üniversitesi'nde işletme ve ekonomi tahsili yapan Baykam, bu fakülteden master aldı. Paris'te aynı süreç içinde L'Actorat isimli özel okulda aktörlük tahsili de yaptı. Baykam 1970'li yıllar boyunca aynı zamanda Türkiye Şampiyonaları'nda önemli dereceler alan ünli bir tenisçi oldu.
1980 yılında Amerika'ya taşınan sanatçı, 1984'e kadar California College of Arts and Crafts'de resim ve sinema eğitimi gördü. 1987 yılına kadar Amerika'da kalan Baykam, bu süre içinde de San Francisco, New York, İstanbul ve Paris'te birçok sergiler açmaya devam etti. 1987'de atölyesini İstanbul'a taşıyan Baykam, bugüne kadar 89 kişisel sergi açtı, birçok grup sergisine katıldı, birçok kısa metrajli film ve video filmleri çekti, kısa ve uzun metrajlı filmlerde aktörlük yaptı. Baykam'ın yayınlanmış 20 kitabı bulunuyor.
Çagdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Atatürkçü Düsünce Dernegi'nin aktif üyelerinden olan sanatçı, aynı zamanda UNESCO'ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Dernegi'nin de kurucularından ve halen bu örgütün Türkiye ulusal komitesi başkanı. Sosyal demokrat üç partinin birleşmesini sağlamak amacıyla kurulan Taban Operasyonu hareketini, çesitli demokratik kitle örgütleri başkanları ile beraber örgütleyen ve yönlendiren Baykam, 1995 yılı CHP kurultayında, CHP Parti Meclisi Üyeliğine seçildi ve bu göreve üç sene boyunca devam etti. Daha önce Güneş, Tempo, Siyah-Beyaz, Cumhuriyet, Aydınlık ve Aksam'da köşesi olan, üç yıl boyunca "Dönemin Rengi" isimli bir kültür tartışma programını Prima TV'de hazırlayan ve sunan, 2 yıl boyunca Artist-Skala sanat dergisinin genel yayın yönetmenliğini yapan Baykam, ayrıca Cumhuriyet Gazetesinde siyasi ve diğer sanat dergileri için de sanatsal makaleler yazıyor. FBTV'de "2 F 1 B" isimli bir futbol tartışması sunuyor.
Yeni Dışavurumculuk akımının öncülerinden olan ve ayrıca yaptığı multi-medya enstalasyonları (Livart) ve kolajli siyasi sanat eserleriyle de tanınan Baykam, sürekli kabuk değiştirmeyi seven bir sanatçı. 80'lerin başından bu yana birçok 16mm kısa film yönetti ve çesitli uzun metrajli filmlerde oyuncu olarak rol aldı.
1999 Aralık ayında, 40 yıllık sanat serüvenini ele alan retrospektif sergisi İstanbul'da, AKM'de açıldı. Amerikalı yönetmen Stefan R. Svetiev'in "This Has Been Done Before" isimli filmi, sanatçının tüm kariyerini ve siyasi yaşamını ele alan bir belgesel olarak aynı süreçte tamamlandı. Boyut Yayın Grubu aynı vesileyle Baykam'ın tüm dönemlerini biraraya getiren 480 sayfalık, "I'm Nothing But I'm Everything" isimli geniş monografiyi yayınladı. 2003 yılında CHP kurultayında Parti'nin Genel Başkan adaylarından olan ve "Yurtsever Hareket"in kurucusu ve yönlendiricilerinden olan Bedri Baykam, yıllardır ülkemizde siyaset sahnesinin ortasında yer alan aydınlardan biri.
Baykam ayrıca merkezi İstanbul'da bulunan Piramid Film Prodüksiyon Yapımcılık ve Yayıncılık şirketi ile Piramid Sanat'ın kurucusu. 1997 Mayıs ayında gazeteci Sibel (Yağcı) Baykam ile evlendi. Ocak 1999'da çiftin Suphi adını verdikleri oğulları oldu.
|
|
| 
| Umumi Siyaset |
| 
| Dünya |
| 
| Kavram |

|
...
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|