Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

4 Mayıs 2006

Farabi

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 

 

 


"Başbuğ Tayyip"


Atila Demirkasımoğlu


Bir eşek var idi zâif ü nizâr / Yük elinde kat'i şikeste vü zâr

Gâh odunda vü gâh suda idi / Dün ü gün kahr ile kısuda idi

Ol kadar çeker idi yükler ağır / Ki teninde tü komamışdı yağır

Harname, Şeyhi

 

Umut Özkırımlı'nın yönettiği ankette Tayyip Erdoğan'ın en milliyetçi lider olarak “algılanması” özellikle milliyetçi kesimde şaşkınlıkla karşılandı. Anketi yapanlara karşı kızgınlık ve art niyet aranması gözlendi. Oysa gerçek başkaydı ve bu gerçek anlaşılmadan milliyetçilerin nerede yanlış yaptığı anlaşılamayacaktı. Anlaşılması beklenebilir miydi? Bu mümkün olsaydı MHP koalisyon ortağı olarak iktidarda tüketilmezdi.

 

Ankette yer alan sonuçlar içerisinde birbirine zıt görünen durumların tespit edilmesi çoğu çevrede şaşkınlıkla karşılanırken milliyetçi kesimin ankete olan güvensizliğine kanıt olarak sunuldu. Türkler hem AB taraftarı hem de AB'nin tehlike olduğu biçimindeki algısını sergilemesi birbirinin zıddı gibi duran görüşlerin imkânsızlığı ve anketin güvensizliğine yorumlandı. Milliyetçiler de bunu özellikle kullandı. Oysa MHP bunu herkesten iyi anlamalıydı. Çünkü iktidar ortağı olarak AB' nin ciddi bir seçenek olarak önünde durduğunu ve kendisinin karşısında duramadığını yakından görmüş ve yaşamıştı. Yaşadığı ikircikli hali, bir yanda tehlikeli riskler öte yanda iktisadi ve stratejik zorunlulukları, anket sonuçlarında tescillenmiş olarak görmeliydi. Halk MHP'nin bulunduğu hali kendi hali olarak tasvir etmişti. MHP'nin AB ne “onurlu "evet”i anlatmasında neden büyük zorluk yaşadığı kanıtlanmıştı. Halkımız riske evet diyordu. Çünkü AB tehlikelerinin farkında olduğunu ama göze alabileceğini ifade ediyordu. Çünkü olası pozitif riskleri kazanıma çevirebileceğine inanıyordu. Türkiye'nin siyasi ve entelektüel çevrelerinden daha cesur ve girişimci olduğunu gösteriyordu bir başka ifade ile. Bürokratik dar görüşlülük ve korkaklık halka yansısa da halk buna yüz vermiyordu bir yandan da. Halkımızın cesaretine, siyasi içerik eklenemediği için, Türkiye, bugün, AB konusunda haklı olacağı bir 'evet' ya da 'hayır' kararı oluşturamamıştır.

 

1980'li yıllardan bu yana giderek yükselen bir milliyetçi dalga olduğu zaten belliydi. ANAP'ın söylemlerinde yer alan milliyetçi vurgular, tanışık olunmayan ifade biçimleri olduğu için fark edilemedi. Dış dünya ile kurulan iletişim, ki hem yazılı ve görsel basın yoluyla hem internet yoluyla hem de bizzat yabancıların gelmesi bizimkilerin gitmesi ile yaşanan kültür karşılaşmaları halkımızın farklılıklarını ve kendine güvenini yerine getirmişti. Yabancı ülkelere gidenler ve yurtdışında çalışan işçilerimiz, Türkiye'de her şeyin bulunduğunu ifade ediyorlardı. Yabancıya gerek yoktu. Yeterince fark edilemese de yabancı ülkelerde yaşayan Türklerde ve özellikle okumuş görmüş zihinlerde, Türkiye'nin yaşanılabilir olduğuna dair kanılar yükseliyordu. Yurtdışına çıkan girişimciler, yurtdışındaki girişimciler hızla mesafe kat ediyordu. İşin özü karşılaşma Türkler tarafından riskli ama üstlenilebilir bulundu.

 

Öte yandan ankette ortaya çıkan milliyetçi damarın “güçlü” ve “zengin” bir damar olduğuna dair veriler de sağlıklı yorumlanmadı. Mesela en büyük milliyetçi unsur olarak “din”in gösterilmesi ile Tayyip Erdoğan'ın yükselişi arasında bir ilişki kurmak kolaydı ama bunu milliyetçilikle ilişkilendirmek zordu. RP ve AKP'nin yükselişi açıklanabilirdi. Oysa benim birçok kez ifade ettiğim gibi gerçekte Türkiye’de yükselen bir din olgusu yoktur.  Türkler Dini, itikadi ve ameli olmaktan ziyade kültürel olarak algılıyor. Dini algının büyük bölümü, gerçekte, ahlak ile dolu. Gelenek ve adetlerle dolu. Kültürün unsurlarını yeterince ayrıştırmayan ve bunu ayrıştırması öğretilmeyen Türkler kültüre din adını veriyor. Din sözcüğünün yerine kültür sözcüğünü koyduğumuzda bütün “laikçi” çevreler derin bir oh çekeceklerdir. Ancak laikçiliğin aslında dini değil halkı tehlike olarak gördüğü ve bunun aşılması daha zor bir engel olduğu, Türkiye’nin güçlü oligarşisi tarafından hemen anlaşılacaktır.

 

Öte yandan Türkiye’de din, himayenin yeni biçimi olarak, 1980’lerden sonra görünmeye başladı. Devlet himayesini tüketen Türkiye’nin siyasi ve düşünce aktörleri dini tüketmek üzere bir himaye aracı olarak piyasaya sürdü. Bu bir zorunluluktu. Ve bu zorunluluk Türkiye’nin oligarkları tarafından da oldukça iyi anlaşılmıştır. Oligarklarla İslamcılar arasında bir çelişki yoktu. Hiç olmadı da. Üstelik o kadar güzel birbirini besliyorlardı ki… İşi bozan sermayenin demokratikleşmesini temsil eden muhafazakâr görünümlü Türk sermayesinin yükselişi oldu.

 

Bir himaye şemsiyesi olarak dinin bir başka avantajı daha vardı. O da dinin, maddi himaye dışında moral himaye imkanlarını içinde barındırıyor olmasıdır. Din çevresinde toplanıp dağıtılan himaye küçük gurupları, özellikle tarikat çevrelerini zengin ederken, bu zenginlik bir vitrin malzemesi olarak geniş kitlelere ulaştırıldı. Beklentilerle yaşamanın güncel olduğu ülkemizde bu vitrin malzemesinin bir süre daha “yalan rüzgarı” estireceğini ifade edebiliriz. Somut beklentilere ulaşamayan ya da haberi olmayanlara bir himaye çeşidi olarak din üzerinden moral himaye sunuldu ki, bunun işlevselliği küresel dalga karşısında bozguna uğrayan kültürel değerlere şemsiye olmaktır. Küresel dalga yükseldikçe dini himayenin kanatları altına daha çok insanın girmesi şaşırtıcı olmadı ve olmayacaktır.

 

Şu anda AKP en milliyetçi parti ve Tayyip Erdoğan'da gerçekten Başbuğ'dur. Halkımızın algısı budur. Bu algıyı ve bu algının altında yatan dinamiği anlamayanlar, seçimlerde avuçlarını yalamaya devam edecektir.

 

Türkiye, himaye dağıtma kültürünü ki çok moda ve çok güçlü temelleri var, yıkmadan sosyal ilerleme sağlayamayacaktır. Türkiye’nin hiçbir siyasal gurubunun bu anlamda herhangi bir hazırlığı yoktur.
 

Eydür idi gören bu sûretlu / Tan degül mi yürür sünük çatlu

Dudağı sarkmış u düşmiş enek / Yorılur arkasına konsa sinek

Harname, Şeyhi

 

Atila Demirkasımoğlu

04.05.2006


Bir Anlam Ahlaksızı: Taha Akyol -Atila Demirkasımoğlu-


Vincenzo Natali'nin ilk yönetmenlik girişimi olan Andre Bijelik ve Graeme Manson'un senaryosunu yazdığı "Küp" adlı film, karmaşık bir küpün içinde birbirinin aynısı olan odalar içinden çıkma mücadeselesini anlatır. Çıkmaz duyguları yükseldikçe bu altı zeki kişinin gerilimleri artar ve kişilikleri ortaya serilir. Normal koşullar ve gerilim altında değişen kişiliklerin farkını izleriz bu filmde. Taha Akyol neden gerilim içinde? Yoksa anketler onu çok mu ürküttü?.. Hani şu milliyetçilik yükseliyor mu anketlerinden bahsediyorum. Buna mı üzülüyorsun Taha Akyol! Sen canını sıkma! Bak şimdi ben onlara ne yapıyorum.



Katılım Közü -Atila Demirkasımoğlu-


Küresel statüko, insanın öncelenmesine ne kadar engel olsa da, küresel süreç katılımın kaçınılmazlığını fark edemeden yaşıyor ve giderek daha çok ve daha hızla o olmak haline geliyor.



Türkiye Nasıl Kurtulur?  -Atila Demirkasımoğlu-


Unutma! Şu anda hangi işi yapıyorsan, ne ile meşgulsen. Onu çok iyi yap. Bir işi iyi yapıyorsan bir başkasını da iyi yapacaksın demektir. Bir işin hakkından geliyorsan, başka bir iş "çözülmek için" seninle olmak isteyecektir. İnsanın pek çok organı var. Bu organların hepsi farklı farklı işler yapıyor. Bir iş çözülürken, bu organlardan birisi hep başı çeker.


 

Atila Demirkasımoğlu


Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.


 Dünyada Neler Oluyor



Açılabilir Kapılar


Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.


 Etkileşim Yönetimi



Başarma 'Know-How'ı


Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.


 Arayış


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


Aradığını Bulmak


Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.


 Okumakta Olduğu Kitaplar
 Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman
 Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer
 Güç İstenci, Nietzsche
 Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson
 Safahat, M.Akif Ersoy
 Hunlar L.N. Gumuliev
 Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok
 Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay
 Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar
 Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings
 Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın
 İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters
 Hedef Seçmen, Cihat Polat
 Efendi, Soner Yalçın
 Haray, Samir Kazımoğlu
 Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi
 Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa
 Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker
 Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı
 Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini
 Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov
 Eski Türkler L.N.Gumuliev
 Oğuzlar, S.G. Agacanov
 Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand
 Hayatın Kaynağı Ayn Rand
 Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand
 Yaşamak İstiyorum Ayn Rand
 İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş
 Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd
 İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti
 Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett
 Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman
 Son Denize Kadar W. Yan
 Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük
 Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart
 Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu
 Dünya Nöbeti, Alev Alatlı
 Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener
 Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız
 Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar
 İsyan 2, Yalçın Küçük
 Etnogenez, L.N. Gumuliev
 Yaban, Y.K Karaosmanoğlu
 Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan
 Nuh Tufanı, William Ryan
 Ezop Masalları
 Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya
 Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo
 Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden
 Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov
 Sultan Murat, Cengiz Aytmatov
 Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith