Yazar | 
Atila Demirkasımoğlu |  | | Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |  | | | | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
| 
"Başbuğ Tayyip"
Atila Demirkasımoğlu
Bir eşek var idi zâif ü nizâr / Yük elinde kat'i şikeste vü zâr Gâh odunda vü gâh suda idi / Dün ü gün kahr ile kısuda idi Ol kadar çeker idi yükler ağır / Ki teninde tü komamışdı yağır Harname, Şeyhi Umut Özkırımlı'nın yönettiği ankette Tayyip Erdoğan'ın en milliyetçi lider olarak “algılanması” özellikle milliyetçi kesimde şaşkınlıkla karşılandı. Anketi yapanlara karşı kızgınlık ve art niyet aranması gözlendi. Oysa gerçek başkaydı ve bu gerçek anlaşılmadan milliyetçilerin nerede yanlış yaptığı anlaşılamayacaktı. Anlaşılması beklenebilir miydi? Bu mümkün olsaydı MHP koalisyon ortağı olarak iktidarda tüketilmezdi. Ankette yer alan sonuçlar içerisinde birbirine zıt görünen durumların tespit edilmesi çoğu çevrede şaşkınlıkla karşılanırken milliyetçi kesimin ankete olan güvensizliğine kanıt olarak sunuldu. Türkler hem AB taraftarı hem de AB'nin tehlike olduğu biçimindeki algısını sergilemesi birbirinin zıddı gibi duran görüşlerin imkânsızlığı ve anketin güvensizliğine yorumlandı. Milliyetçiler de bunu özellikle kullandı. Oysa MHP bunu herkesten iyi anlamalıydı. Çünkü iktidar ortağı olarak AB' nin ciddi bir seçenek olarak önünde durduğunu ve kendisinin karşısında duramadığını yakından görmüş ve yaşamıştı. Yaşadığı ikircikli hali, bir yanda tehlikeli riskler öte yanda iktisadi ve stratejik zorunlulukları, anket sonuçlarında tescillenmiş olarak görmeliydi. Halk MHP'nin bulunduğu hali kendi hali olarak tasvir etmişti. MHP'nin AB ne “onurlu "evet”i anlatmasında neden büyük zorluk yaşadığı kanıtlanmıştı. Halkımız riske evet diyordu. Çünkü AB tehlikelerinin farkında olduğunu ama göze alabileceğini ifade ediyordu. Çünkü olası pozitif riskleri kazanıma çevirebileceğine inanıyordu. Türkiye'nin siyasi ve entelektüel çevrelerinden daha cesur ve girişimci olduğunu gösteriyordu bir başka ifade ile. Bürokratik dar görüşlülük ve korkaklık halka yansısa da halk buna yüz vermiyordu bir yandan da. Halkımızın cesaretine, siyasi içerik eklenemediği için, Türkiye, bugün, AB konusunda haklı olacağı bir 'evet' ya da 'hayır' kararı oluşturamamıştır. 1980'li yıllardan bu yana giderek yükselen bir milliyetçi dalga olduğu zaten belliydi. ANAP'ın söylemlerinde yer alan milliyetçi vurgular, tanışık olunmayan ifade biçimleri olduğu için fark edilemedi. Dış dünya ile kurulan iletişim, ki hem yazılı ve görsel basın yoluyla hem internet yoluyla hem de bizzat yabancıların gelmesi bizimkilerin gitmesi ile yaşanan kültür karşılaşmaları halkımızın farklılıklarını ve kendine güvenini yerine getirmişti. Yabancı ülkelere gidenler ve yurtdışında çalışan işçilerimiz, Türkiye'de her şeyin bulunduğunu ifade ediyorlardı. Yabancıya gerek yoktu. Yeterince fark edilemese de yabancı ülkelerde yaşayan Türklerde ve özellikle okumuş görmüş zihinlerde, Türkiye'nin yaşanılabilir olduğuna dair kanılar yükseliyordu. Yurtdışına çıkan girişimciler, yurtdışındaki girişimciler hızla mesafe kat ediyordu. İşin özü karşılaşma Türkler tarafından riskli ama üstlenilebilir bulundu. Öte yandan ankette ortaya çıkan milliyetçi damarın “güçlü” ve “zengin” bir damar olduğuna dair veriler de sağlıklı yorumlanmadı. Mesela en büyük milliyetçi unsur olarak “din”in gösterilmesi ile Tayyip Erdoğan'ın yükselişi arasında bir ilişki kurmak kolaydı ama bunu milliyetçilikle ilişkilendirmek zordu. RP ve AKP'nin yükselişi açıklanabilirdi. Oysa benim birçok kez ifade ettiğim gibi gerçekte Türkiye’de yükselen bir din olgusu yoktur. Türkler Dini, itikadi ve ameli olmaktan ziyade kültürel olarak algılıyor. Dini algının büyük bölümü, gerçekte, ahlak ile dolu. Gelenek ve adetlerle dolu. Kültürün unsurlarını yeterince ayrıştırmayan ve bunu ayrıştırması öğretilmeyen Türkler kültüre din adını veriyor. Din sözcüğünün yerine kültür sözcüğünü koyduğumuzda bütün “laikçi” çevreler derin bir oh çekeceklerdir. Ancak laikçiliğin aslında dini değil halkı tehlike olarak gördüğü ve bunun aşılması daha zor bir engel olduğu, Türkiye’nin güçlü oligarşisi tarafından hemen anlaşılacaktır. Öte yandan Türkiye’de din, himayenin yeni biçimi olarak, 1980’lerden sonra görünmeye başladı. Devlet himayesini tüketen Türkiye’nin siyasi ve düşünce aktörleri dini tüketmek üzere bir himaye aracı olarak piyasaya sürdü. Bu bir zorunluluktu. Ve bu zorunluluk Türkiye’nin oligarkları tarafından da oldukça iyi anlaşılmıştır. Oligarklarla İslamcılar arasında bir çelişki yoktu. Hiç olmadı da. Üstelik o kadar güzel birbirini besliyorlardı ki… İşi bozan sermayenin demokratikleşmesini temsil eden muhafazakâr görünümlü Türk sermayesinin yükselişi oldu. Bir himaye şemsiyesi olarak dinin bir başka avantajı daha vardı. O da dinin, maddi himaye dışında moral himaye imkanlarını içinde barındırıyor olmasıdır. Din çevresinde toplanıp dağıtılan himaye küçük gurupları, özellikle tarikat çevrelerini zengin ederken, bu zenginlik bir vitrin malzemesi olarak geniş kitlelere ulaştırıldı. Beklentilerle yaşamanın güncel olduğu ülkemizde bu vitrin malzemesinin bir süre daha “yalan rüzgarı” estireceğini ifade edebiliriz. Somut beklentilere ulaşamayan ya da haberi olmayanlara bir himaye çeşidi olarak din üzerinden moral himaye sunuldu ki, bunun işlevselliği küresel dalga karşısında bozguna uğrayan kültürel değerlere şemsiye olmaktır. Küresel dalga yükseldikçe dini himayenin kanatları altına daha çok insanın girmesi şaşırtıcı olmadı ve olmayacaktır. Şu anda AKP en milliyetçi parti ve Tayyip Erdoğan'da gerçekten Başbuğ'dur. Halkımızın algısı budur. Bu algıyı ve bu algının altında yatan dinamiği anlamayanlar, seçimlerde avuçlarını yalamaya devam edecektir. Türkiye, himaye dağıtma kültürünü ki çok moda ve çok güçlü temelleri var, yıkmadan sosyal ilerleme sağlayamayacaktır. Türkiye’nin hiçbir siyasal gurubunun bu anlamda herhangi bir hazırlığı yoktur. Eydür idi gören bu sûretlu / Tan degül mi yürür sünük çatlu Dudağı sarkmış u düşmiş enek / Yorılur arkasına konsa sinek Harname, Şeyhi Atila Demirkasımoğlu 04.05.2006 |
Bir Anlam Ahlaksızı: Taha Akyol -Atila Demirkasımoğlu-
Vincenzo Natali'nin ilk yönetmenlik girişimi olan Andre Bijelik ve Graeme Manson'un senaryosunu yazdığı "Küp" adlı film, karmaşık bir küpün içinde birbirinin aynısı olan odalar içinden çıkma mücadeselesini anlatır. Çıkmaz duyguları yükseldikçe bu altı zeki kişinin gerilimleri artar ve kişilikleri ortaya serilir. Normal koşullar ve gerilim altında değişen kişiliklerin farkını izleriz bu filmde. Taha Akyol neden gerilim içinde? Yoksa anketler onu çok mu ürküttü?.. Hani şu milliyetçilik yükseliyor mu anketlerinden bahsediyorum. Buna mı üzülüyorsun Taha Akyol! Sen canını sıkma! Bak şimdi ben onlara ne yapıyorum.
|
Katılım Közü -Atila Demirkasımoğlu-
Küresel statüko, insanın öncelenmesine ne kadar engel olsa da, küresel süreç katılımın kaçınılmazlığını fark edemeden yaşıyor ve giderek daha çok ve daha hızla o olmak haline geliyor.
|
Türkiye Nasıl Kurtulur? -Atila Demirkasımoğlu-
Unutma! Şu anda hangi işi yapıyorsan, ne ile meşgulsen. Onu çok iyi yap. Bir işi iyi yapıyorsan bir başkasını da iyi yapacaksın demektir. Bir işin hakkından geliyorsan, başka bir iş "çözülmek için" seninle olmak isteyecektir. İnsanın pek çok organı var. Bu organların hepsi farklı farklı işler yapıyor. Bir iş çözülürken, bu organlardan birisi hep başı çeker.
|
| | 
Atila Demirkasımoğlu
Atila Demirkasımoğlu, 27 Mart 1966 Niksar doğumludur. Baba tarafı 1475'li yıllarda Trabzon İli Of İlçesi'ne Karaman'dan gelip yerleşmiş bir aileden gelmektedir. Anne tarafı Tokat İli Niksar İlçesi'ndendir. İlkokulu İstanbul, Patnos ve Ağrı'da, Ortaokulu Ağrı, Bartın-Ulus ilçesi, Lise'yi Ankara Deneme Lisesi'nde, Üniversiteyi A.Ü. Tıp Fakültesinde okumuşdur. Radyasyon Onkolojisi İhtisası yapmış ve uzman hekim olmuşdur.
|
| 
| Dünyada Neler Oluyor |

| Açılabilir Kapılar
Yani etkileri anlayarak değil etkilerin dinamiğini kavrayarak geleceğe dair olguları resmedebiliriz.
|
| 
| Etkileşim Yönetimi |

| Başarma 'Know-How'ı
Bu etkileşmeleri gözlemlemenin nedeni belirsizliği azaltmak kadar, verilerden elde edilen çıktılara dayalı politikaları test etmek ve yönetme ve başarma ‘know-how’ı edinmektir.
|
| 
| Arayış |

| Aradığını Bulmak
Yeni bir düşünüş tarzı arayışına girmemiz ve bunu bulmamız gerekiyor.
|
|  | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | Sosyal Psikoloji, J.L. Freedman | | | Güç Merkezli Yönetim, Jeffrey Pfeffer | | | Güç İstenci, Nietzsche | | | Siyasetin Temel Sorunarı Leslie Lipson | | | Safahat, M.Akif Ersoy | | | Hunlar L.N. Gumuliev | | | Bir Acıya Kiracı, Metin Altıok | | | Mutezile ve Siyaset, Mahmut Ay | | | Kesinliklerin Sonu, İlya Prigogine | | | |  | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | Hz. Muhammed'in Hayatı Martin Lings | | | Beyaz Müslümanların Büyük Sırrı, Soner Yalçın | | | İşinizi Yeniden Yaratın, Tom Peters | | | Hedef Seçmen, Cihat Polat | | | Efendi, Soner Yalçın | | | Haray, Samir Kazımoğlu | | | Hilafetin Arka Planının İlgası, Mustafa Sabri Efendi | | | Araplar ve Yahudiler, Ahmed Susa | | | Geleceğin Toplumunda Yönetim, Peter Drucker | | | Siyon Türk Zelda, Cengiz Özakıncı | | | Benjamin Dar Geçitteki Aydın, Jay Parini | | | Hazar Tarihi, M.İ. Artamanov | | | Eski Türkler L.N.Gumuliev | | | Oğuzlar, S.G. Agacanov | | | Atlas Vazgeçti 1-2-3, Ayn Rand | | | Hayatın Kaynağı Ayn Rand | | | Kapitalizm Bilinmeyen İdeal Ayn Rand | | | Yaşamak İstiyorum Ayn Rand | | | İskitlerin Tarihi, Ekrem Memiş | | | Türk Ulusçuluğunun Temelleri Uriel Heyd | | | İran ve Bölge Jeopolitiği İzzetullah İzzeti | | | Pentagonun Yeni Haritası, Thomas Barnett | | | Şu Çılgın Türkler, Turgut Özakman | | | Son Denize Kadar W. Yan | | | Putları Yıkıyorum, Yalçın Küçük | | | Kapitalizm ve Yahudiler, Werner Sombart | | | Stratejik Derinlik Ahmet Davutoğlu | | | Dünya Nöbeti, Alev Alatlı | | | Alevilerin Etnik Kökeni, Cemal Şener | | | Ömrümün İlk 65 Yılı Yağmur Atsız | | | Kurtların Kardeşliği, Hakan Akpınar | | | İsyan 2, Yalçın Küçük | | | Etnogenez, L.N. Gumuliev | | | Yaban, Y.K Karaosmanoğlu | | | Küçük Anılarda Büyük Sırlar, Nurten Arslan | | | Nuh Tufanı, William Ryan | | | Ezop Masalları | | | Kızılbaş Türkler, Nihat Çetinkaya | | | Bir İdam Mahkumunun Son Günü, Victor Hugo | | | Hazarlar ve Musevilik, Peter Golden | | | Cengiz Han'a Küsen Bulut Cengiz Aytmatov | | | Sultan Murat, Cengiz Aytmatov | | | Ulusların Etnik Kökeni Anthony Smith | | | |
|
|