Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

6 Ocak 2007

Ali Şir Nevai

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Türkiye

 

 


AKSA'nın Derdi Ne?


-Arif Ekim-


AKSA kömürle çalışan kojenerasyon santrali kurmaya çalışıyor diye bir haber duyduğumuzda çok şaşırmış ve inanamamıştık. Kendi elektriğini ve buhar ihtiyacını doğalgaz çevrim santrali ile fazlasıyla üreten, alanında dünya devi, karlı mı karlı bu kuruluşun kömür santrali ile, üstelik de ithal kömüre dayalı çalışacak bir santralle, alakası ne olabilir ve bu girişimin nedeni ne?

 

Derken, haber kesinleşti ve ÇED halkı bilgilendirme toplantısı yapılacağı haberi geldi. Gittik, dinledik ve itirazlarımızı dile getirdik. Aşağıda, özet mahiyetinde, bu itirazlarımızın ana başlıklarını okuyacaksınız. İleride de, ısrar devam ederse, detaylı açıklamalarda bulunacağım.

 

AKSA’nın fabrika alanı içerisinde kurmayı düşündüğü ve geçtiğimiz günlerde ÇED halkı bilgilendirme toplantısı ile kamuoyunun da bilgilendirildiği ithal kömür yakıtlı kojenerasyon santrali, hem Yalova, hem AKSA ve hem de ülkemizin ulusal enerji politikaları açısından son derece yanlış bir girişimdir. Şöyle ki:

 

  1. Ülkemiz linyit kömürü rezervleri açısından dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer almaktadır. Bu rezervlerin büyük çoğunluğu hala işletmeye açılmamış olup, kalori değeri açısından da bir kısmı son derecede yüksek kalitede kömüre sahiptir. Son yıllarda giderek artan oranlarda ülkemize ithal kömür girmekte ve bunun için yurt dışına ödenen para yılda 2 milyar dolar düzeyine tırmanmaktadır. Kendi ulusal kaynaklarımızı öncelikle değerlendirmemiz gerekirken, ithal kömür kullanımına gidilmesi, yanlış ve reddettiğimiz bir politikadır. Bu çerçevede, modern teknolojiler kullanılarak ve bu sayede çevreye vereceği zararlar asgariye indirilerek yerli kaynaklar kullanılacağı yerde, ithalata dayalı bir kömür santrali kurulmasını, üstelik işletme maliyetinin yüksek olacağı da bizzat yatırımcı firma tarafından ifade edilmiştir, ülkenin olması gereken ulusal enerji politikası açısından yanlış bir enerji politikası olarak değerlendiriyoruz. Bu konuda zaaf, Ankara’dadır. Ankara, enerji dendi miydi, rüşvetin, ülke menfaatlerini bir kenara itmenin, ülke kaynaklarını yabancılara peşkeş çekmenin adeta merkezi olmuştur. Yüzlerce kirli dosyaya, anlaşılan, bir yenisi daha eklenmektedir.

 

  1. AKSA Fabrikası, topluluğun bir başka şirketi AKENERJİ’ye bağlı bir doğalgaz çevrim santrali ile hem elektrik hem de buhar ihtiyacını yıllardır kendi olanakları ile karşılamakta, hatta üretim fazlası elektriği de kamuya satmaktadır. Birkaç sene önce de hemen yanı başında daha büyük bir doğalgaz çevrim santrali yapımı için ön izin de alınmış bulunmaktadır. İthal kömüre dayalı bu tür bir elektrik santrali söz konusu fabrika için rantabl bir yatırım olarak görülmemektedir. Sanayicilerimizin kısa vadeli hesaplarla yatırım kararları almaları, ülkemizin nasıl yönetildiği ve milli hassasiyetleri olması gereken yatırımcımızın günü kurtarmadan başka hiçbir endişeleri olmaması açısından, düşündürücüdür.

 

  1. Böylesi bir tesis, çok sayıda kimya fabrikasının bulunduğu o yörede, insan ve çevre sağlığı açısından da kabul edilebilir bir yatırım değildir. Toplam hava kirliliği değerlerini 1997 ile 2002 yılları arasında yapılan araştırmalarla çok iyi bildiğimiz, 1998 Yalova Kongresinde de bilimsel bir tebliğle Yalova kamuoyunun da bilgi sahibi olduğu, yörenin sanayi kaynaklı hava kirliliği dikkate alındığında, kurulacak termik santralin zaten mevcut olan ve zaman zaman da tüm eşik değerleri katlayarak aşan hava kirliliğine olumsuz ve kabul edilemez bir ilave yük getireceği açıktır. Bu nedenle de, mevcut kimya sanayiinin neden olduğu ve her nedense bir türlü giderilemeyen hava kirliliği de dikkate alınarak, toplam hava kirliliğini hangi teknoloji kullanılırsa kullanılsın katlayarak arttıracak olan bu tür bir tesisin kurulmasına karşı olduğumuzu bir kere daha ifade edelim. Tesise yapılacak baca ise, hakim rüzgar yönü ve yörenin topografik özellikleri dikkate alındığında, tesisin kurulacağı alanın güneyinde yer alan tepelerin seviyesine çıkarsa ancak bir nebze yerleşim yerleri daha az kirliliğe maruz kalacaklardır. Bu ise imkansızdır, çünkü en az 400 m. yüksekliğinde bir baca yapılması söz konusu dahi değildir.

 

İnsan ve çevre sağlığı, düşünülen yatırımlarda, temel alınmak zorundadır. Hala, insan ve çevre sağlığı açısından, sorunlarını giderememiş olan sanayi kuruluşlarımızın, kısa vadeli karlar uğruna, yörenin istihdam sorununa da hiçbir katkı sağlamayacağı açık olan, mevcut kirlilik sorunlarını daha da arttıracak bu tür yatırımlara kalkışması anlamlıdır. Hele bir de, kömür santrali kurulmazsa AKSA kapanır türünden bir şantaj ise sadece sanayicimizi gülünç duruma düşürmektedir. Çünkü, tam yirmi yıldır, arıtmanız nerede, havayı kirletiyorsunuz, kanun dışı taleplerde bulunuyorsunuz vs. diye gösterilen her haklı tepkide bu bayat lafı dinledik. Bir taktik üç-beş kere kullanılır ve etkili olabilir; ama böyle olur olmaz her yerde tekrarlanırsa, artık komik olmaktadır.

 

Sahiden, AKSA’nın derdi ne? Yalova’dan intikam mı almak istiyorlar? Sürekli zarar verdikleri komşularını o bölgeden uzaklaştırmak için son buldukları çare bu mu?

 

  

Arif Ekim

2 Mart 2007



Rayından Çıkan Türkiye -Arif Ekim-


Aşağıdaki alıntıları dikkatli okumanızı öneririm: “... bizim bildiğimize göre, müstakil bir memleketin toprakları üzerinde, ister general olsun ister teknisyen, ister üniforma giysin, ister sivil, ister yaya dolaşsın, ister jeep otomobiline binsin, yabancı bir devletin ordusuna mensup birlikler, devamlı vazife ile bulunamazlar. Bizim bildiğimize göre müstakil bir memleketin topraklarından bir karışı bile askeri maksatlarda kullanılmak için, yani üs olarak, sulh zamanında yabancı bir devletin kara, deniz, hava kuvvetlerinin veya teknik personelinin emrine verilemez.



Bush'u Kim Asacak? -Arif Ekim-


Komediye dönüşen bir yargılamanın sonunda, nihayet, Saddam asıldı. ABD’nin eşkıyalığı, hedeflerinden birini yerine getirmiş oldu. Pekiyi de, ABD’nin Irak’ı işgal ederken ilan ettiği diğer hedefleri ne oldu? Hani, kitle imha silahları falan vardı ya! Hani, uluslararası  terörün kaynağını kurutacaktı ya! Hani, 11 Eylül saldırısının sorumlularını bulup tepeleyecekti ya! N’oldu  bu hedeflere? Saddam’ı asmadan çok daha evvel bu hedeflerin tamamının kocaman birer yalan olduğu ortaya çıkmadı mı? Bu, baştan beri konuya duyarlı herkesin bildiği ve ifade ettiği, yalanları bizzat ABD’li yetkililer kendileri yalanlamadılar mı?



Nobel, Pamuk ve Maalouf Üzerine -Arif Ekim-


Hiçbir eserini zevkle okuyamadığım Orhan Pamuk’un, Nobel Edebiyat Ödülü alması nedeniyle yaptığı konuşma metnini, önce meraktan, dikkatlice okudum ve okudukça da sevdim, tadına vardım. Garibime gitmedi değil, üslup farklı, verdiği mesajlar değişik ve sıcak bulduğum bir metin. Bu metin üzerinde düşünürken ve neden önceki yapıtlarını sevemediğim Pamuk’un bu metninde beni saran ve ısıtan satırlar bulduğumu düşünürken, usta bir yazarımız, Demirtaş Ceyhun, teşhisi koyuverdi: Diğer eserlerinde post-modern örnekler ortaya koyan Pamuk, bu eserinde, günah çıkartırcasına, modern bir söylem ve yazın örneği ortaya koymuştur ve başarılı da olmuştur, hem başarılı hem de anlaşılır...


 

Arif Ekim


Yazar. Halen Hür Parti Genel Başkan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.


 Umumi Siyaset



 


 


 Türkçülük



 


 


 Kitap


The image “http://dukkan.dharma.com.tr/img/books/t/975-333-058-8.jpg” cannot be displayed, because it contains errors.


 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar