Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

11 Kasım 2008

 

 

Siyaset-Dünya

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

www.turkdirlik.com


O, Benden Daha Beyaz -Ege Cansen-


Bu yılın mart ayında bizim evde, hanım tarafından kırk yıllık dostumuz olan Amerikalı bir aile kaldı. Ailenin babası Chris, felsefe tahsil etmiş ama geçimini konser piyanisti olarak sağlayan keskin dilli İrlanda kökenli bir Amerikalıdır. Ailenin tüm fertleri Bush'tan hiç hoşlanmıyordu. Tartıştığımız konuların başında da pek tabii yaklaşmakta olan ABD'deki başkanlık seçimleri geliyordu. O günlerde Bayan Clinton'la yarışmakta olan Obama, henüz Demokrat Parti'nin başkan adayı değildi. Ama olacak gibi duruyordu. Her yabancı gibi ben de bir siyahinin ABD'ye başkan olmasının zor olduğunu düşünüyordum. Chris'e bunu sordum. Teni káğıt beyazı olan Chris "Obama, benden daha beyazdır" dedi. Bu yanıttan anladım ki Amerikan seçmeninin Obama'yı algılaması benim zannettiğim gibi "siyah" olmayacaktı.



Astro-Ekonomi -Ege Cansen-


Finansal krizi aşmak için alınan veya alınacağı söylenen önlemlerin hepsi sanaldır. Mesela AB ülkelerinin hepsinin bütçesi açıktır. (Ayrıca bütçe açığı mutlaka kötü bir şey değildir.) Yani halk değimi ile bu devletlerin kesesi boştur. Hiç boş kesenin ağzı açılınca, içinden 2.5 trilyon dolar çıkar mı? Bundan daha "okus pokus" yani sanal bir şey olur mu? Bütün finansal kararların reel ekonomi üzerinde iki reel etkisi vardır. Birincisi, milli gelirin artması veya azalması, ikincisi ise milli gelirin bölüşümüdür. Alınan önlemleri bu kıstaslardan değerlendirmek gerekir. Toksik kağıt veya kesenin ağzı açıldı láflarına takılıp kalmayın.



Bor Pazarında Yeni Ufuklar -Galip Türkmen-


Bor piyasasında alarm zilleri çalmaktadır ve bu makale, alarm zillerinin çaldığının duyurulması için hazırlanmıştır. Çalan ziller, elbette US Borax için kaçınılmaz bir sonu işaret ederken, ülkemiz ve Eti Maden için büyük fırsatları ifade etmektedir. Eti Maden’in her ne kadar rakipleri bulunmaya devam edecekse de –ki, bu gereklidir de- en büyük rakibi piyasadan çekilmektedir. Bunun sonucunda piyasada oluşacak boşluğun doldurulması ve bor pazarında daha büyük bir payın alınması için hızlı davranmak gerekmektedir. Yavaş davranmak müşterilerin alternatif ürünlere kaymasına yol açabilir ki, bu Türkiye’nin lehine olmayacaktır. Dünya bor piyasası yeniden düzenlenecektir ve bütün kozlar Eti Maden’e geçecektir. US Borax’lı pazarda liderliği ele geçiren bir kadro ile yönetilen Eti Maden, bu yeni duruma hızla uyum sağlayacak ve süreci Türkiye lehine yönetecek kurumsal bilgi birikimi ve beceriye sahiptir.



Soğuk Rusya -Hadi Uluengin-


Saldırgan ve yayılmacı Rusya tecrit durumdadır. Üstelik, bu yalnızlaşma sırf Batı ülkeleriyle sınırlı değildir. "Doğu" (!) açısından da geçerlilik taşımaktadır. Nitekim, Tacikistan başkenti Dûşanbe’de gerçekleşen "Şanghay İşbirliği Örgütü" (ŞİÖ) zirvesi, Moskova’nın istediği doğrultuda bir karar almayı reddetti. Tamam, ortak bildiri Kremlin’in Kafkas’taki "müdahillik hakkı" yarım ağızla kabullendi ama, metin esas olarak ülkelerin, yani Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü vurguladı. Her halükárda da, aynı ŞİÖ’de temel direği oluşturan Çin, fiili ilhak anlamına gelen ve Rusya’nın Güney Osetya ve Abhazya’yı tanımasıyla orta çıkan oldu bittiye cevaz vermedi. Zaten de veremezdi!



"Yalaka" Le Figaro -Yağmur Atsız-


Vaktiyle bir süre Belçika’da sürtdüm. Çok yıllar önce. Dámad Ferid Paşa’nın ilk sadáreti sırası felan... Orada Ergin adında bir Türk arkadaşım, Ergin’in de Justine adlı bir sevgilisi vardı, Çifte Kumrular... Bir gün Ergin Justine’e okkalı bir tokat atdı. Ben o ánı görmedim ama Justine’in, burnundan kanlar akarak bana doğru koşduğunu ve arkasından da Ergin’in boş ve donuk nazarlarla bakınarak yaklaşdığını fark etdim. Kız kollarımın arasına ádetá yığılırken dehşetle irkilerek Türkçe seslenmişim: ‘Oğlum, bu ne kepázelik?’  Bakışları kadar donuk bir sesle cevab verdi: ‘Evet, onu resmen tokatladım. Ama dün olduğu gibi bugün de hálá çok seviyorum.’



Notlar... Notlar... -Yağmur Atsız-


Dış politika doludizgin öylesine üzerimize üzerimize geliyor ki iç politika geri plana düşdü. İyi de oldu çünki öğürmekden bir hál olmuşdum. Biz zamánında bir Çiller’e bir Yılmaz’a bile bana mısın demezken... Yaşlanıyoruz, monşer... Onun için lütfen geliniz bir dış politik bir ufuk turu yapalım, bir devr-i áfak, bir tour d’horizon:



Kedi Gibi -Yağmur Atsız-


Olayların tabiatı gereği Kafkasya-Rusya-Batı problemlerine sıkça değiniyorum şu sıralar. Gerekçem bu meselelerden belki en fazla etkilenecek ülkenin Türkiye olması. Bu konuyla ilgili olarak aldığım okuyucu mesajlarından azımsanamayacak bir bölümü ise beni irkiltiyor. Hattá içlerindeki bázı ifádelerden tedehhüş ediyorum, yáni dehşete kapılıyorum. Özü şu: ‘Ey Amerikan Yalakası, onlar Irak’da yapmadıkları rezillik bırakmazken iyiydi, sesin çıkmıyordu da şimdi Ruslar Gürcistan’a girince mi telaşlanıyorsun?’ Türkiye’de ne kadar kolaylıkla ‘yalaka, uşak, satılmış vs.’ olunduğu ibretlikdir.



21. Yüzyılı Anlamak -Yağmur Atsız-


Fakat burada şunu da unutmamak gerekir ki demokrasiler, dikta rejimleri tarafından baskına uğradıkları ilk anlarda hantal ve şaşkın gibi görünseler bile uyanınca fená uyanırlar. İkinci Dünyá Savaşı bunun en báriz örneklerinden biridir. Çok kuvvetle muhtemeldir ki bu ‘başarı’ Rusya’nın yanına kár kalmayacakdır. Sovyetler Birliği gibi bir silahlanma yarışına girmesi için Rusya bütçesinin yüzde 40’ını askerî harcamalara ayırmak zorundadır ki SSCB záten bu yüzden batmışdır. Gürcistan Harekátı’nın ikinci günü Moskova Borsası’nın zararı on bir milyar dolardır!!! İkincisi bu olay Kremlin’in gerçek çehresini göstermesi bakımından da bir ‘şok terapi’ etkisi uyandırmışdır. Bunu Bayan Merkel ve Bay Sarkozy’nin bile kavramış olduğu izlenimi yaygındır.



Hâramîler Hangi Dağı Bastı? -Yağmur Atsız-


Sakın yanlış anlaşılmasın: Gürcistan’ın da Oset ve Abhazlara karşı sütden çıkma ak kaşık olduğunu iddia etmiyorum. Fakat 1992’de Abhazya ve G. Osetya’dan toplam 300.000 Gürci’yi 80.000 Abhazla 60.000 Oset mi sürdü? Onbinlercesini Rus yardımı olmaksızın öldürebilirler miydi? Rusların en az ‘Enerji Koridorları’ kadar nefret etdikleri ikinci bir proje de ‘İpek Yolu’! Türk Kamuoyu’nun dikkatini çekmedi ama Ruslar Perşembe günü, Tiflis’in 45 km. batısında bulunan Kapsi Kasabası yakınındaki köprüyü tahrîb etdiler. Yáni Bakû-Tiflis-Kars Demiryolu’nu, yáni İpek Yolu’nu kestiler!!!



Appeasement -Yağmur Atsız-


Yatıştırma’ demek olan İngilizce ‘appeasement’ (epiyzment) kelimesi 1938’den bu yana politik bağlamda ‘barış uğruna düşmana boyun eğme’ mánásına da kullanılır. O zamanki Britanya Başbakanı Neville Chamberlain sırf Adolf Hitler’i öfkelendirmemek için onun Avusturya’yı ve ardından, Çekoslovakya’ya áid olan, Südetler Bölgesi’ni işgálini sîneye çekmiş, ama Diktatör’ün kendisini küçümseyerek hiçe saymasını ve Polonya’ya da taarruz etmesini önleyemeyerek tárihin ‘Kalburüstü Budalalar’ Galerisi’ndeki mümtaz yerini almışdı. İkinci Dünyá Savaşı’na çanak tutan şahsiyet olarak. Fransa Devlet Başkanı Bay Nicolas Sarkozy ve Almanya Şansölyesi (Başbakanı) Bayan Angela Merkel’in şimdi Gürcistan Krizi karşısındaki tutum ve hallerini gördükçe aklıma hep 70 yıl öncesi geliyor.



Frankfurt Kitab Fuarı Brüksel Çapsızlar Panayırı -Yağmur Atsız-


Önce ikincisinden başlayalım!Son Kafkasya Krizi’ndeki acınacak háli, ‘Avrupa Topluluğu’ (AB) adlı muazzam projenin de nasıl bir kriz içinde bulunduğunu ve tepeden tırnağa nasıl bir kalafata ihtiyácı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bundan yıllar önce hergelenin biri AB hakkında şu nükteyi savurmuşdu: ‘AB ekonomik bir dev, politik bir cüce ve askerî bir böcekdir.’ Şimdi Brüksel Güney Osetya’ya ‘gözlemci’ yollama ‘karárı’(!) alınca Rusya Cumhurbaşkanı Dmitriy Medvedyef ve Başbakan Vladimir Putin kimbilir kasıklarını tuta tuta nasıl da kahkahalar atmışlardır! AB inşallah gözlemcilerin eline iyi birer dürbün de verirler ki solucan esnese kaçırmasınlar!



Kafkasya'ya KKTC Modeli -Yağmur Atsız-


Evet, Batı Rus doğalgazına ve petrolüne muhtacdır ama Rusya da o sáyede kasasına giren yüzlerce milyar Dolar ve Avro’ya! Biri müşteriyse öbürü de satıcı. O bakımdan Moskova’nın Gürcistan Meselesi’nde ipleri aşırı gererek bir kopmaya sebebiyet vereceğini sanmıyorum. Sovyetler Birliği 1990’da tárih sahnesinden silinip Rus İmparatorluğu ‘periferisi’ni, yáni dış kuşağını oluşturan ülkeleri kaybedince Kremlin bu bölgelerde hep bir ‘kontrollü istikrarsızlık’ politikası yürütdü. Baltık Ülkeleri’nde, Moldova’da, Ázerbaycan’da Ortaasya’da ve Moldova’da (Transnistriya Cumhûriyeti!) hep bu oyunu izledik ve izliyoruz. Kremlin hattá Kafkasya’daki tek gerçek yandaşı ve ‘Truva Atı’ Ermenistan’da bile tam bir istikrár hüküm sürmesini istemez. Önler.



Çarpışan Çarpı Yáhut Onikiyi Beş Geçe -Yağmur Atsız-


Sovyetler Birliği tárih sahnesinden silinip Bölge’de yeni bir düzen ortaya çıkarken iki ‘eksen’ teşekkül etdi. Biri batı-doğu uzantısında ‘Ankara-Tiflis-Bakû Ekseni’ ve diğeri Kuzey-güney doğrultusunda ‘Moskova-Erivan-Tahran Ekseni’ . Mecázî anlamda bir ‘çarpı işáreti’ ve yıllardır bu ‘çarpı’nın iki hattı çarpışıyor. Altı gündür Gürcistan’da yaşanan kanlı olayları bu mücádelenin yeni bir raundu olarak kabûl etmek yerinde olur sanıyorum.



Vladikavkaz (Kafkaslara'ya Hükmet!) -Yağmur Atsız-


Kuzey Osetya Başkenti’nin adı ‘Vladikavkaz’dır ve Rusça ‘Kafkas’a Hükmet!’ anlamına gelir. Aslında Rusya buraları zabtederken 1820’lerde kurdukları bir garnizon şehriydi. İsim değil ‘program’. Kuzey Osetya Rus Federasyonu’na bağlıdır. Güney Osetya ise Gürcistan’nın bir parçasıdır ama 16 yıldır Tiflis’den kopuk olarak varlığını sürdürüyor ve Rusya’ya katılıp Kuzey Osetya ile birleşmek istiyor.



Kraliçe Hazretleri -Kürşad Kahramanoğlu-


Basınımızın sadece ‘İngiltere Kraliçesi’ diye adlandırdığı, ama aslında bütün Birleşik Krallığın (BK) hükümdarı olan ve hatta yine bizde, sadece “İngiliz Milletler Topluluğu” diye bahsedilen “Commonealth” milletler topluluğunun da başı olan ikinci Elizabeth; İngiliz Kilisesinin Başı, Normandi Dükü, Mann’ın Lordu ve Fiji’nin Mutlak Şefi; Emine Erdoğan’dan yüzük, Bursalı esnaftan ipek kumaşlar, daha bilmem kimden ne hediyeler alıp ülkelerine (kendilerinin birden fazla ülkeleri var da– tamtamına 16 tane!) döndü.

Sınır Eğlenceleri -Trever Royle- -Çeviri:İskender Öksüz-


Kokkus gidişattan memnun değildi. Hava sıcaktı ve Basra Körfezi'nde, al- Hasa limanı yakınındaki Ukair'de çatılmış İngiliz ordu çadırının içi az sonra daha da yapış yapış olacaktı. Mönüsünde soğuk içecekler vaat edilen öğle yemeği vakti yaklaşmaktaydı. Irak, Kuveyt ve Suudî Arabistan sınırlarını belirlemek üzere beş gündür devam eden fakat daldan dala atlayan tartışmaları sonlandırmak için Sir Percy Cox—Arap şivesiyle 'Kokkus'- artık listeleri ortaya dökme zamanının geldiğine karar verdi.



Kötülüğü Tanımlamak, İmal Etmek, Sonunda Öldürmek -Hüseyin Özbek-


ABD film endüstrisinin Amerikan halkının dünyaya bakışının, siyasal kültürünün, tüketim alışkanlıklarının, giderek ortalama kişiliğinin belirlenmesindeki etkisi bilinmektedir. ABD’ nin ekonomik, siyasal düzeninin, ülke içi, ülke dışı politikasının tanziminde finans kapitalin, silah tekelleri başta olmak üzere, ekonomik gücü elinde bulunduranların mutlak hakimiyetini göz ardı etmemek gerekir. ABD halkının düşünce kalıplarını, davranış biçimlerini belirleyen güçlerin etkisi ABD ile sınırlı değildir. Pasifik’ i ve Atlantik’ i aşıp, dünyayı sarmalayan ABD emperyalizmi, diğer ulusların, toplumların, toplulukların değer yargılarının oluşturulmasında silahlı güçlerinden daha etkin bir diğer gücünü devreye sokmaktadır. O da Holivut” tur.



Bush'u Kim Asacak? -Arif Ekim-


Komediye dönüşen bir yargılamanın sonunda, nihayet, Saddam asıldı. ABD’nin eşkıyalığı, hedeflerinden birini yerine getirmiş oldu. Pekiyi de, ABD’nin Irak’ı işgal ederken ilan ettiği diğer hedefleri ne oldu? Hani, kitle imha silahları falan vardı ya! Hani, uluslararası  terörün kaynağını kurutacaktı ya! Hani, 11 Eylül saldırısının sorumlularını bulup tepeleyecekti ya! N’oldu  bu hedeflere? Saddam’ı asmadan çok daha evvel bu hedeflerin tamamının kocaman birer yalan olduğu ortaya çıkmadı mı? Bu, baştan beri konuya duyarlı herkesin bildiği ve ifade ettiği, yalanları bizzat ABD’li yetkililer kendileri yalanlamadılar mı?



Türkiye İran Savaşı Kime Hizmet Eder? -Muharrem Kılıç-


Türk Milleti, devlet ve millet olarak Önasya diye tanımlanan bu coğrafyaya, birilerinin bize anlattığı gibi 1071 Malazgirt savaşı ile gelmemiştir. Malazgirt savaşı, Türklerin en az 5000 (yazıyla beş bin) yıldır var oldukları bu kadim Türk yurdunun, Bizans işgalinden kurtarılarak gerçek sahiplerinin eline geçmesine vesile olmuştur. Yoksa, Türkler bu coğrafyaya ilk kez 1071 de ayak basmış değiller. Bu konuda söylediklerimiz sadece bize ait değildir. Yaptığımız araştırmalarla ve bugüne kadar yapılan araştırmalarla varılan sonuç budur. Ancak toplumun büyük bir kesiminin bundan haberi olmayabilir.



Soykırımcı Belçika Kralı? -Mevlüt Uluğtekin Yılmaz-


Bugün “Zaire” olarak da bilinen Belçika Kongosu (Kongo Bağımsız Devleti) 19. yüzyıl sonlarında acımasız bir sömürüyle karşı karşıya geldi. Bu öyle bir sömürüydü ki, sadece maddi varlıklar değil, bizzat ‘insan’ canı yok oldu; insan varlığı bitirildi! Milyonlarca insan ‘sarf malzemesi’ olarak harcandı. Günümüzün terimiyle ‘gerçek bir soykırım’ yaşandı Kongo’da!



Medeniyetler Çatışması: Küreselleşmenin Sonu -Haldun Çancı-


Ne Batıcılığımız, ne NATO üyeliğimiz, ne ılımlı İslamcılığımız, ne dinler arası diyalogculuğumuz ve ne de hiçbir zaman ciddiye alınmayan, Batı ile İslam dünyası arasında arabuluculuk tekliflerimiz, bu konuda fayda sağlayacakmış gibi görünmüyor. Bizler için zor, çetrefil ve çelişkili bir dönemin başlangıcı olan bu süreç, aynı zamanda başka bir şeyin de sonunu ilan ediyor.



Küresel Vatandaşlar  -Haldun Çancı-


Söz konusu bu küresel insan, ulusal değerlerden de yoksundur. Dünyaya tozpembe gözlüklerle bakar. Dolayısıyla, dünyaya baktığında, eşitsizlik, sömürü, çelişki, haksızlık, savaş görmez. Örneğin, ABD’nin bugün Irak’ta yaptığının, emperyalist bir işgal ve katliam değil, terörle mücadele olduğunu düşünür.  Söz konusu bu insan tipi, hem küresel merkez güçlerin ürettikleri ürünlerin potansiyel tüketicisidir, hem de yine aynı güçlerin her tür (siyasal, ekonomik, kültürel, toplumsal) yönlendirmelerine sonuna kadar açıktır.



Fikir Özgürlüğü  -Can Macit-


Bundan yıllarca önce Avusturya’nın Linz kenti yakınlarındaki Mauthausen toplama kampına gitmiştim. Mauthausen kampı, İkinci Dünya Savaşı öncesi Almanya’nın Avusturya ile birleşmesinden sonra, 8 Ağustos 1938 yılında açılmış.

 

Kamp bir granit ocağının kenarına kurulmuş. Çeşitli milletlere mensup tutuklular bu ocakta çalıştırılmış ve ürettikleri granitler de yakında bulunan demiryolu ve Tuna nehri üzerinden tekneler ile gerekli yerlere ulaştırılmış.



HAMAS ve Türk İradesi  -Atila Demirkasımoğlu-


Hükümet HAMAS ile görüşmeli ve bunu saklamadan gizlemeden gerçekleştirmelidir. Türk ulusunun itibarını temsil eden hükümet, iradesinin ipotek altında olduğunu düşündürtemez. Türkiye'nin çıkarları ilkelere dayalı politikalarla belirlenmelidir. Filistin'de seçim mekanizması, gerek ABD gerek İsrail gerek Filistin Halkı tarafından, hatta uluslararası konjonktür tarafından da kabul edilmişdir. Bu sistemin bir gereği devlet başkanı seçilmiş ve bu kişi tüm taraflarca meşru sayılmışdır. Meşru bir sistemden çıkan sonuç da meşrudur. Dolayısı ile Filistin direniş hareketlerinden biri, yöntemleri hoş görülmese de, meşru bir sistem tarafından meşru alana sokulduğundan meşru kabul edilmek zorundadır.



AB'nin En Büyük Siyasi Krizi ve Jeopolitikçilerin Hezimeti! -İbrahim Karagül-


Fransız halkının Avrupa Birliği Anayasası hakkında verdiği veto oyları dikkatle değerlendirilmeli. AB'nin karşılaştığı en büyük kriz olarak nitelenebilecek olan red kararı, söylenenin aksine, Türkiye'nin üyeliği üzerinde derin etkilere neden olacak. Hayır kararını sadece Fransız milliyetçiliği ile açıklamak ya da 2006'da yeni bir referandumla aşılacağına dair temennilerle hafife almak kesinlikle rasyonel bir bakış değil. Resmin bütününü göremeyenler elbette kararı hafife alacak, AB'nin temel felsefesi, hedefi üzerinde nasıl bir sorgulamaya neden olduğunu göremeyecek. Dolayısıyla Türkiye'nin üyeliğini, bu karardan bağımsız düşünmeye devam edecektir.



Kırım Savaşı90. ve 60. Yıldönümü  -Yağmur Atsız-


Federal Şansölye (Başbakan) Gerhard Schröder'in de son ziyaretinde, birkaç zamandır Türk Hükûmeti tarafından nihayet benimsenen bu tezi kabul etmesi Türkiye için son derece önemli bir başarıdır. Şansölye Schröder'in konuşması, Almanya'nın bu konuda "resmen" Türk Tezi'ne çarketmesidir!!! Anlayana...Gürcistan, sabık Cumhurbaşkanı Şevardnadse'nin tabiriyle "Rusya'nın güney uzantısı değil Türkiye'nin kuzey uzantısı" olduğuna nazaran bu mesele Ankara'yı da çok yakından ilgilendirse gerekdir. Washington Hazar Havzası'nda "Bakü Merkezli" ve son derece geniş çaplı bir yeni düzenleme planlamakdadır. Sırf planlaması için ayrılan meblag 100 milyon Dolar...



Çin Komünizmi İhraç Ediyor  -Galip Türkmen-


Kapitalist sistemin iki temel dayanağı var. Biri ucuz girdi temini, diğeri ise ürünlerin yüksek fiyatla satılması. Aradaki farkın, yani rantın/katma değerin adıdır kapitalizm. Çin ne yapıyor?  Bir, yoğun talepte bulunarak hammadde fiyatlarını yükseltmek suretiyle girdi maliyetini artırıyor. İşçilik maliyeti itibariyle kendisi en düşük noktada. İki; ürettiğini inanılmaz düşük fiyatla satıyor. Rekabeti mümkün kılamayacak bir fiyatla pazara giriyor.



Osmanlı TulumbacılarıÜçüncü Dalga ve Uzayıp Giden Tren Yolları -Galip Türkmen-


Ticaret yolları ve bu yollara hakimiyet dünyanın kaderini belirleyen en önemli unsurdur. İpek yolu güzergahı bu nedenle, kaderimizde 1600'ün başına kadar önemli olmuştur. Türk tarihinin en kritik kararı 1595 yılında alınmıştır. Bu senede Divan'a sunulan bir takrirle, Amerika kıtasına daha çok sefer yapılması, kaputanı derya tarafından talep ediliyordu. Takrir reddedilmiştir. Gerekçe, Ecnebilerle karada temas daha emniyetlidir şeklindedir.



İsrail'in düşürdüğü Suriye MIG'leri, Hariri'ye suikast ve topyekün savaş -İbrahim Karagül-


Tarih, 14 Eylül 2004. İsrail F-16'ları Suriye savaş uçaklarıyla Doğu Akdeniz üzerinde kapışır. Bu olay, İsrail ve Suriye savaş uçakları arasında 1980'den bu yana ilk çatışmadır. İsrail savaş uçaklarının tazyikiyle başlar. İsrail uçakları Doğu Akdeniz'in kuzeyine ilerler ve Suriye hava sahasına girer. İran'ın, Suriye'nin Lazkiye limanından Hizbullah'a silah sevkıyatı yaptığını iddia eden İsrail, bölgeden yoğun uçuşlar yapmaktadır. 14 Eylül'de yaşanan çatışmada İsrail F-16'ları Suriye'ye ait iki adet MİG-29'u düşürür. Uçaklardan biri İsrail yapımı Python-4 füzesiyle, diğeri de Amerikan yapımı AIM-9M Sidewinder füzesiyle düşürülür. Düşen uçakların pilotları Yüzbaşı Ahmed El Hatib ile Binbaşı Erşad Mithat Suriye helikopterleri tarafından kurtarılır. Haberin kaynağı, Washington'da üslenen Suriye muhalefeti, yani Reform Partisi'dir…



Hariri'ye Suikast ve Düşündürdükleri -Cengiz Çandar-


Dün öğle saatlerinde Lübnan'ın eski başbakanı Refik Hariri'nin konvoyunun Beyrut'ta havaya uçtuğunu duyduğumda, olayın "faili"ni tahmin etmem güç olmadı. Refik Hariri'ye yapılan suikast, Ortadoğu politikasının çalkantılı sularının daha nice fırtınalara tanık olacağının habercisi sayılabilir. Refik Hariri, Forbes dergisine göre "Dünyanın En Zengin 100"ü arasındaydı. 20 yıl boyunca Suudi Arabistan'da yaptığı müteahhitlik hizmetlerinden edindiği serveti ve iş bilgisini, ülkesini ayağa kaldırmak için harcadı. 1990'lı yılların başlarında iç savaştan hemen çıkmış olan Lübnan'ın ve özellikle Beyrut'un her yerinde görülen iş makinelerinin hemen hepsi, Hariri'nin şirketinin damgasını taşıyordu. 1992'de Sünniler için ayrılmış başbakanlık makamına oturdu.



İbni SinaEmperyalist Politikalar ve Türkiye -Mustafa İltekin-


Soğuk savaşın sona ermesiyle birlikte, karşısında denge unsuru kalmayan ve başını ABD’nin çektiği Batı emperyalizmi, dünya hakimiyetini perçinlemek için asıl olarak iki şeyi hedeflemiş ve stratejisini buna göre düzenlemişti. Bunlar: 1.“Verimli güçlerin dünya çapındaki entegrasyonu”(1) olarak tanımladığı, aslında sömürüsünün önündeki sınırları kaldırma anlamına gelen küreselleşme ve, 2. Dünyanın en büyük ve verimli ve hammede kaynakları olan Ortadoğu ve Avrasya’daki enerji ve hammadde kaynaklarını ele geçirme hedefleridir.



Bush'un Bayram Hediyesi  -Yağmur Atsız-


TANINMIŞ gazeteci Seymour Hersh, Bush Yönetimi'nin yakında İran'a da taarruz edeceğini iddia etti. Pek çok 'bomba haber'e, bu arada Ebu Gureyb Mahbushanesi'ndeki rezilliklerin ortaya çıkarılmasına dair olanına imza atan kalburüstü bir muhabir olduğu için bu iddia dünya çapında yankılar uyandırdı. Doğru dürüst toplumlarda muhabirlik daima gazeteciliğin belkemiğini teşkil etmişdir. İyi muhabirler büyük itibar sahibidirler. Bizdeki gibi 'parya' muamelesi görmezler. İşte Seymour Hersh, bildiğim kadarıyla, bunlardan biridir. Nitekim bu haberi de 'Pentagon', yani ABD Savunma Bakanlığı tarafından apaşikare yalanlanmamış, ancak 'içindeki bazı unsurların' gerçeğe 'tam olarak' uygun düşmediği gibi esasen 'ikrar' manasına gelen bir yalap-şalap açıklamayla yetinilmişdir.



Sudan da Parçalanmanın Eşiğine Geldi -Ferruh Sezgin-


8 Ocak 2005 günü, Sudan Devlet Başkan Yardımcısı Ali Osman Muhammed Taha ile Sudan'dan ayrılmak için ülkenin güneyinde isyan başlatmış olan Sudan Halk Kurtuluş Ordusu'nun (SPLA-Sudan People's Liberation Army) lideri John Garang, Kenya'nın başkenti Nairobi'de bir "barış anlaşması"  imzalayarak ülkenin parçalanma sürecini başlattılar.



Bir "Aptal"ın "Hayalperestliği" mi?  -Cengiz Çandar-


Bayramın birinci günü, Amerika'da George W.Bush'un "ikinci dönemi"nin başlangıç günüydü. Bush, "tahta ikinci kez çıkışı" münasebetiyle düzenlenen törende dünyanın her köşesinde tartışılmaya devam eden çok önemli bir konuşma yaptı. Türkiye, "bayram tatili"ne girmiş olduğu için bu konuşmayı büyük ölçüde ıskaladı. Dünyanın "tek süperdevleti"nin, hem de Bush gibi bir başkanı varsa, öyle bir vesile ile yaptığı konuşma, önümüzdeki dört yıl içinde dünyadaki bir çok ülkenin ve yüzmilyonlarca insanın kaderini belirleyecek etki içerir. O nedenle, konuşmanın "otopsisi" gerekliydi.


Kaşgarlı MahmudBilgiemece Hakkında


Türk Dirlik


Bilgimece, Türkleri ilgilendiren belli başlı konularda önemli gördüğümüz bilgilerin birarada sunumunu ve bu sunumu işleyerek zenginleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma özellikle temel bilgilerin biraraya getirilmesinden başlayacakdır. Türk Dirlik,  bilgi den başka, soruların, sorguların, ilişkilerin bir uyum içerisinde sunumunu da hedeflemektedir. Burada yeniden birlikte bilgi oluşturma-işleme-yaratmanın bir yöntemi denenecekdir. Bu yöntemi de sorgulanabilir ve güncellenebilir görmekteyiz. Taslak geliştikçe sizlere bilgilendireceğiz. Katılımı önemsediğimiz bilinsin isteriz.  İlgili konu başlıkları ve yöntem taslakları daha sonra burada sizlerin bilgisine sunulacakdır.

 

 

 

 

Türk Dirlik

 




Biz olmasak gökyüzü, biz olmasak üzüm,

Biz olmasak üzüm göz, kömür göz, ela göz;

Biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak;

Biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday,

Ayın onbeşi;

Biz olmasak Taşova'nın tütünü, Kütahya'nın çinisi,

Yani bizsiz

Anne dizi, kardeş dizi, yar dizi

Güzel değildir.

Enver Gökçe


 12 Eylül Hailesi



12 Eylül Hailesi  -Yağmur Atsız-



Önce ülkemizin 3 Ekim arefesi düşürülmek istendiği tuzak karşısında ana fikrimi ve bundan çıkarılması gereken sonucu özetlemek istiyorum.
ANA FIKIR: Kahrolsun TÜRK-Kürd Kardeşliği! Yaşasın KARDEŞLİK!
SONUÇ: Eğer her şeyin eskisi gibi kalmasını istiyorsanız her şeyi değiştirmek zorundasınız!
25. Yıldönümü

BUGÜN '12 Eylül Hailesi'nin 25. Yıldönümü.
İşte bu trajedinin kısa bilançosu:


 Bu Ülkenin Adı:Türkiye, Dili Türkçe'dir


 


"Mutedil" Kürd Milliyetçileri

-Yağmur Atsız-


Bu devlet, kurulduğu 11. Yüzyıl'dan (1040!) bu yana bütün Avrupa, dolayısıyla bütün dünya tarafından 'Türkiye' (Turchia/Turquie/Türkei) olarak adlandırılmış ve resmi dili de daima Türkçe olmuşdur! İnanmayan eski metinlere bakar. Bu, elbet ülkede yaşayanlardan anadili farklı olanların kendi dillerini tamamen hürrolarak kullanmaları hakkını zerre kadar bile ortadan kaldırmaz. O konuda ben de şu moruk halimle barikadlara fırlayıp mücadeleye hazırım! Ama bu ülkenin Adı Türkiye, Dili de Türkçe'dir!

 


 

 Siyasi Partiler Siyaseti



Küreselleşme ve Türk Milliyetçiliği -Devlet Bahçeli-


Türkiye, her şeyden önce, evrensel imparatorluklar kurmuş büyük bir tarih ve kültür mirasının varisidir. Bu imparatorluk mirası geçmişe dönük bir özlem veya geçmişle övünme vesilesi olarak görülmemelidir. Türkiye'nin sahip olduğu bu büyük miras, imparatorluğun sadece coğrafyasıyla değil, siyasetiyle, ekonomisiyle, uluslararası anlayışıyla ve daha önemlisi uygarlık birikimiyle yaşanan yoğun bir ilişkiyi temsil etmektedir. Türkiye'nin sahip olduğu tarihsel mirası, tarihsel olmaktan çıkarıp, bugüne taşıyan en önemli sebep de, o uygarlık birikiminin kültürümüzden siyasetimize, ekonomimizden insan anlayışımıza kadar çok yönlü boyutlarının bugün hala canlı ve diri olmasıdır.


 

 

-

AÇILIMLAR

- 

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

SİYASİ VERİ

- 

 

- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

 

-

KÜLTÜR ALGISI

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 
- 
- 

-

 
- 
- 
- 
- 

-

DIŞ DÜNYA ALGISI

- 

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

MORAL ALGI

-

 

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 
- 
- 

-

GÜNCEL

- 

 

 

- 
- 
- 
- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

SİYASİ TARİH

-

 

 

- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 
- 
- 
- 
- 

-

SİYASİ PARTİLER

- 

 

 

- 
- 
- 
- 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-

 

-