Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

29 Ağustos 2008

Mustafa Kemal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Dünya

 

 

 


Kedi Gibi


-Yağmur Atsız-


Olayların tabiatı gereği Kafkasya-Rusya-Batı problemlerine sıkça değiniyorum şu sıralar. Gerekçem bu meselelerden belki en fazla etkilenecek ülkenin Türkiye olması. Bu konuyla ilgili olarak aldığım okuyucu mesajlarından azımsanamayacak bir bölümü ise beni irkiltiyor. Hattá içlerindeki bázı ifádelerden tedehhüş ediyorum, yáni dehşete kapılıyorum. Özü şu: ‘Ey Amerikan Yalakası, onlar Irak’da yapmadıkları rezillik bırakmazken iyiydi, sesin çıkmıyordu da şimdi Ruslar Gürcistan’a girince mi telaşlanıyorsun?’

Türkiye’de ne kadar kolaylıkla ‘yalaka, uşak, satılmış vs.’ olunduğu ibretlikdir.

Ben Amerika Birleşik Devletleri’ne ve hele Başkan Bush’un o akıllara ziyan, o tiksinç politikalarına bayılmıyorum. Ancak Washington ile Ankara arasında 1948-2008 tam 60 yıldır devám eden ve bütün krizlere rağmen iki tarafa da son derece büyük yararlar sağlayan ilişkilere de hayátî önem atfediyorum. Eğer ABD desteği olmasaydı gerek Soğuk Savaş yıllarında ve gerekse AB sürecinde tasavvuru zor sorunlarla yüzyüze kalmış olacağımız ve hálá da kalabileceğimiz gerçeğini unutmayalım istiyorum. Ayrıca diyorum ki Amerika’nın Irak’da çok hatálı bir politika izlemesi, başka bir devletin başka bir yerde ona benzer hatálar işlemesine mázeret teşkîl edemez! Bu, bir kaatilin, ‘Evet, ben adam öldürdüm ama geçen hafta filanca şahıs da üç kişiyi doğradı.’ demesi gibi birşeydir.

‘Sû-i misál misál olamaz.’ yazılıdır Mecelle’de.

Beni Amerikan yalakalığı ile suçlayan okurlarımdan (EĞER MÜSÁİDSELER!) şu hususları göz önünde tutmalarını istirhám ediyorum:

Rus İstîlácılığı şu anda ‘İpek Yolu’nu kesmişdir! Yol kesmenin öbür adı ‘eşkıyálık’dır!

İpek Yolu’nun kesilmesi demek Türkiye ile Ázerbaycan ve Hazar Denizi, dolayısıyla Ortaasya arasındaki bağlantının da kesilmesi, netîceten Türkiye’nin bir ‘Enerji Koridoru’ sıfatıyla safdışı kalması tehlikesi demekdir. Bu tehlike, eğer bertaraf edilmezse, Türkiye ve bu sözkonusu bölgeler arasındaki bütün diğer ekonomik ve kültürel bağların da sekteye uğraması anlamını taşır. Bana, eksik olmasınlar, sevábına ‘Tûrancılık’ dersi veren güzîde bázı okuyucularım acabá bu husûsu da hesablayıp sîneye çekiyorlar mı şáyán-ı tecessüsdür. Bu arada Moskova G. Osetya ve Abhazya’yı tanıdı diye göbek atan birtakım Kafkas kökenli yurddaşlarıma şunu sormak isterim: Acabá bu iki ülke ‘kabineleri’nde oturan bakanlardan hemen hepsinin emekli Rus generalleri olduğunu biliyorlar mı? Herkes Amerika’ya istediği kadar sövüp sayabilir. Küfür rûhun yelpázesidir demiş atalarımız. Ama 21. Yüzyıl’ın problemleri Üçüncü Dünyá Milliyetçiliği’yle çözülseydi Bay Ecevit çözerdi!!!

Rusya tarafından, Gürcistan’ın çanak tutması sonucu tepemizde patlatılan ve nereye varacağı henüz belli olmayan bunalım, ‘Kahır yüzünden lütuf’ fehvásınca muhtemelen tek bir işe yaramışdır ki o da bir dizi Batılı ‘bakar kör’e Rusya’yı baypas eden ve edecek enerji hatlarının önemini fark etme fırsatı vermesidir. Eğer bu tahmînim doğruysa o zaman Türkiye bir kere daha kendi dahli olmaksızın kedi gibi dört ayağı üzerine düşdü demekdir.

 

Yağmur Atsız

29 Ağustos 2008



21. Yüzyılı Anlamak -Yağmur Atsız-


Fakat burada şunu da unutmamak gerekir ki demokrasiler, dikta rejimleri tarafından baskına uğradıkları ilk anlarda hantal ve şaşkın gibi görünseler bile uyanınca fená uyanırlar. İkinci Dünyá Savaşı bunun en báriz örneklerinden biridir. Çok kuvvetle muhtemeldir ki bu ‘başarı’ Rusya’nın yanına kár kalmayacakdır. Sovyetler Birliği gibi bir silahlanma yarışına girmesi için Rusya bütçesinin yüzde 40’ını askerî harcamalara ayırmak zorundadır ki SSCB záten bu yüzden batmışdır. Gürcistan Harekátı’nın ikinci günü Moskova Borsası’nın zararı on bir milyar dolardır!!! İkincisi bu olay Kremlin’in gerçek çehresini göstermesi bakımından da bir ‘şok terapi’ etkisi uyandırmışdır. Bunu Bayan Merkel ve Bay Sarkozy’nin bile kavramış olduğu izlenimi yaygındır.



Dördüncü Cumhuriyet -Yağmur Atsız-


Eğer bütün belirtiler yanıltıcı değilse Türkiye yeni bir cumhûriyetin eşiğinde. Dördüncü Cumhûriyet!  Şöyle îzáh edeyim:  Cumhûriyet rejimleri anayasalarıyla kaaimdirler. Rejime temel teşkîl eden anayasa yürürlükden kalkarsa o cumhûriyet de sona erer. Yerine başka bir rejim gelir. Bu kıstása göre Osmanlı İmparatorluğu sona erdikden sonra Türkiye’de üç cumhûriyet teşekkül etmişdir. BİRİNCİ CUMHÛRİYET: 20 Ocak 1921-27 Mayıs 1960 arasıdır.



Hâramîler Hangi Dağı Bastı? -Yağmur Atsız-


Sakın yanlış anlaşılmasın: Gürcistan’ın da Oset ve Abhazlara karşı sütden çıkma ak kaşık olduğunu iddia etmiyorum. Fakat 1992’de Abhazya ve G. Osetya’dan toplam 300.000 Gürci’yi 80.000 Abhazla 60.000 Oset mi sürdü? Onbinlercesini Rus yardımı olmaksızın öldürebilirler miydi? Rusların en az ‘Enerji Koridorları’ kadar nefret etdikleri ikinci bir proje de ‘İpek Yolu’! Türk Kamuoyu’nun dikkatini çekmedi ama Ruslar Perşembe günü, Tiflis’in 45 km. batısında bulunan Kapsi Kasabası yakınındaki köprüyü tahrîb etdiler. Yáni Bakû-Tiflis-Kars Demiryolu’nu, yáni İpek Yolu’nu kestiler!!!


 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Ortadoğu Politikası


İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.

 

"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.


 Türk Dünyası



Muhammed Salih


Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu.


 Arayış



Türkiye'nin Gücü


Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet.