Yazar |

Yağmur Atsız |
 | |
Kişisel Web |
Ekim 1910, Yusuf Akçura
-----------------------
"...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki
kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün
ehalisidir..."
-----------------------
Sırat-ı Mustakim Dergisi |
 | |
 |
Maksim Gorki
-----------------------
"Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye
başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için
sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."
-----------------------
Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|

Kedi
Gibi
-Yağmur Atsız-
Olayların tabiatı gereği
Kafkasya-Rusya-Batı problemlerine sıkça değiniyorum şu sıralar.
Gerekçem bu meselelerden belki en fazla etkilenecek ülkenin Türkiye
olması. Bu konuyla ilgili olarak aldığım okuyucu mesajlarından
azımsanamayacak bir bölümü ise beni irkiltiyor. Hattá içlerindeki
bázı ifádelerden tedehhüş ediyorum, yáni dehşete kapılıyorum. Özü
şu: ‘Ey Amerikan Yalakası, onlar Irak’da yapmadıkları
rezillik bırakmazken iyiydi, sesin çıkmıyordu da
şimdi Ruslar Gürcistan’a girince mi
telaşlanıyorsun?’
Türkiye’de ne kadar kolaylıkla ‘yalaka, uşak,
satılmış vs.’ olunduğu ibretlikdir.
Ben Amerika Birleşik Devletleri’ne ve hele Başkan Bush’un o akıllara
ziyan, o tiksinç politikalarına bayılmıyorum. Ancak Washington ile
Ankara arasında 1948-2008 tam 60 yıldır devám eden ve bütün krizlere
rağmen iki tarafa da son derece büyük yararlar sağlayan ilişkilere
de hayátî önem atfediyorum. Eğer ABD desteği olmasaydı gerek Soğuk
Savaş yıllarında ve gerekse AB sürecinde tasavvuru zor sorunlarla
yüzyüze kalmış olacağımız ve hálá da kalabileceğimiz gerçeğini
unutmayalım istiyorum. Ayrıca diyorum ki Amerika’nın Irak’da çok
hatálı bir politika izlemesi, başka bir devletin başka bir yerde ona
benzer hatálar işlemesine mázeret teşkîl edemez! Bu, bir kaatilin,
‘Evet, ben adam öldürdüm ama geçen hafta
filanca şahıs da üç kişiyi doğradı.’ demesi gibi birşeydir.
‘Sû-i misál misál olamaz.’ yazılıdır Mecelle’de.
Beni Amerikan yalakalığı ile suçlayan okurlarımdan (EĞER MÜSÁİDSELER!)
şu hususları göz önünde tutmalarını istirhám ediyorum:
Rus
İstîlácılığı şu anda ‘İpek Yolu’nu kesmişdir! Yol
kesmenin öbür adı ‘eşkıyálık’dır!
İpek Yolu’nun kesilmesi demek Türkiye ile Ázerbaycan ve Hazar
Denizi, dolayısıyla Ortaasya arasındaki bağlantının da kesilmesi,
netîceten Türkiye’nin bir ‘Enerji Koridoru’
sıfatıyla safdışı kalması tehlikesi demekdir. Bu tehlike, eğer
bertaraf edilmezse, Türkiye ve bu sözkonusu bölgeler arasındaki
bütün diğer ekonomik ve kültürel bağların da sekteye uğraması
anlamını taşır. Bana, eksik olmasınlar, sevábına
‘Tûrancılık’ dersi veren güzîde bázı okuyucularım acabá bu
husûsu da hesablayıp sîneye çekiyorlar mı şáyán-ı tecessüsdür. Bu
arada Moskova G. Osetya ve Abhazya’yı tanıdı diye göbek atan
birtakım Kafkas kökenli yurddaşlarıma şunu sormak isterim: Acabá bu
iki ülke ‘kabineleri’nde oturan bakanlardan hemen
hepsinin emekli Rus generalleri olduğunu biliyorlar mı? Herkes
Amerika’ya istediği kadar sövüp sayabilir. Küfür rûhun yelpázesidir
demiş atalarımız. Ama 21. Yüzyıl’ın problemleri Üçüncü Dünyá
Milliyetçiliği’yle çözülseydi Bay Ecevit çözerdi!!!
Rusya tarafından, Gürcistan’ın çanak tutması sonucu tepemizde
patlatılan ve nereye varacağı henüz belli olmayan bunalım,
‘Kahır yüzünden lütuf’ fehvásınca muhtemelen tek bir işe
yaramışdır ki o da bir dizi Batılı ‘bakar kör’e
Rusya’yı baypas eden ve edecek enerji hatlarının önemini fark etme
fırsatı vermesidir. Eğer bu tahmînim doğruysa o zaman Türkiye bir
kere daha kendi dahli olmaksızın kedi gibi dört ayağı üzerine düşdü
demekdir.
Yağmur Atsız
29
Ağustos 2008
|
21.
Yüzyılı Anlamak
-Yağmur Atsız-
Fakat burada şunu da unutmamak gerekir
ki demokrasiler, dikta rejimleri tarafından baskına uğradıkları ilk
anlarda hantal ve şaşkın gibi görünseler bile uyanınca fená
uyanırlar. İkinci Dünyá Savaşı bunun en báriz örneklerinden biridir.
Çok kuvvetle muhtemeldir ki bu ‘başarı’ Rusya’nın
yanına kár kalmayacakdır. Sovyetler Birliği gibi bir silahlanma
yarışına girmesi için Rusya bütçesinin yüzde 40’ını askerî
harcamalara ayırmak zorundadır ki SSCB záten bu yüzden batmışdır.
Gürcistan Harekátı’nın ikinci günü Moskova Borsası’nın zararı on bir
milyar dolardır!!! İkincisi bu olay Kremlin’in gerçek çehresini
göstermesi bakımından da bir ‘şok terapi’ etkisi
uyandırmışdır. Bunu Bayan Merkel ve Bay Sarkozy’nin bile kavramış
olduğu izlenimi yaygındır.
|
Dördüncü
Cumhuriyet
-Yağmur Atsız-
Eğer bütün belirtiler yanıltıcı değilse
Türkiye yeni bir cumhûriyetin eşiğinde. Dördüncü Cumhûriyet!
Şöyle îzáh edeyim: Cumhûriyet rejimleri anayasalarıyla
kaaimdirler. Rejime temel teşkîl eden anayasa yürürlükden kalkarsa o
cumhûriyet de sona erer. Yerine başka bir rejim gelir. Bu kıstása
göre Osmanlı İmparatorluğu sona erdikden sonra Türkiye’de üç
cumhûriyet teşekkül etmişdir. BİRİNCİ CUMHÛRİYET: 20 Ocak 1921-27
Mayıs 1960 arasıdır.
|
Hâramîler
Hangi Dağı Bastı?
-Yağmur Atsız-
Sakın yanlış anlaşılmasın: Gürcistan’ın da
Oset ve Abhazlara karşı sütden çıkma ak kaşık olduğunu iddia etmiyorum.
Fakat 1992’de Abhazya ve G. Osetya’dan toplam 300.000 Gürci’yi 80.000
Abhazla 60.000 Oset mi sürdü? Onbinlercesini Rus yardımı olmaksızın
öldürebilirler miydi? Rusların en az ‘Enerji Koridorları’
kadar nefret etdikleri ikinci bir proje de ‘İpek
Yolu’! Türk Kamuoyu’nun dikkatini çekmedi ama Ruslar
Perşembe günü, Tiflis’in 45 km. batısında bulunan Kapsi Kasabası
yakınındaki köprüyü tahrîb etdiler. Yáni Bakû-Tiflis-Kars Demiryolu’nu,
yáni İpek Yolu’nu kestiler!!!
|
| |

Yağmur Atsız
4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn
Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel
Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha
ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha
sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve
incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program
sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve
“Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.
Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.
|
|
 |
Dünyada Neler Oluyor |

|
Ortadoğu Politikası
İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup
olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler
şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan
politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.
"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı
sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen
öğrenemedim.
|
|
 |
Türk Dünyası |

|
Muhammed Salih
Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek
Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı
daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih
canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam
Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan
"Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e
sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret
gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir
elini sıkmakdan bile korkdu.
|
|
 |
Arayış |

|
Türkiye'nin Gücü
Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı,
Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete
erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a
uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı
aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında
olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik
etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini
biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal
münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere
verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp
da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye
mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak
kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir
devlet.
|
|
|