Yazar |

Yağmur Atsız |
 | |
Kişisel Web |
Ekim 1910, Yusuf Akçura
-----------------------
"...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki
kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün
ehalisidir..."
-----------------------
Sırat-ı Mustakim Dergisi |
 | |
 |
Maksim Gorki
-----------------------
"Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye
başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için
sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."
-----------------------
Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|

21.
Yüzyılı Anlamak
-Yağmur Atsız-
Rus Çarı III. Aleksandr
(salt.: 1881-1894) tárîhe geçecek tek bir söz söylemişdir:
‘Rusya’nın, güvenebileceği sádece iki yandaşı var - Ordusu
ve Donanması!’
Öyle anlaşılıyor ki Kremlin için bu söz mûmáileyhin
ölümünden 114 sene sonra geçerliğini hálá koruyor. İnanmayan
Kafkasya’ya bir göz atsın!
Dün Rusya ‘Federasyon Konseyi’ (bir tür senato) ve
ardından ‘Duma’ (Meclis) yıldırım hızıyla Güney
Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlıklarını tanıma karárı aldı. Gerçi bu
karárların yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı Dmitriy Medvedyef’in
onayı gerekiyor ama Sayın Cumhurbaşkanı, hálen anayasal zorunluluk
yüzünden üçüncü kez seçilemeyeceği için hálen ülkeyi Başbakanlık
koltuğundan yöneten Vladimir Putin’e ‘tam bir sadákatle
bağlı’ olduğundan o parmaklarını şaklatdığı an bu onayı
verecekdir. Záten Duma ve Federasyon Konseyi de birer bölük
disiplini içinde Putin’in bir işáretine bakdıkları için bu
bağımsızlığı tanıma karárı da onun emri üzerine alınmışdır. Putin
istemeksizin böyle bir karár almaya ne Federasyon Konseyi cür’et
edebilir ne Duma!
Bu gelişmeler karşısında etekleri tutuşan Fransa Devlet Başkanı,
yáhut daha kolay anlamanız için ‘Carla’nın Beyi’
Nicolas Sarkozy, Dönem Başkanı sıfatıyla 1 Eylül’de bir
‘Olağanüstü AB Zirvesi’ toplamaya karar verdi.
Hatırlanacağı üzere Bay Sarkozy Rus 28. Ordusu Gürcistan’ın altını
üstüne getirirken alelacele Tiflis ve Moskova’ya giderek taraflara
sözümona altı maddelik bir ‘barış planı’ kabûl
etdirmiş, fakat bu arada işin özünden çok tv kameraları önünde
atacağı pozlara ağırlık verdiğinden son derece çapaçulca bir metin
hazırlamışdı ki Ruslar bu her tarafı dökülen metnin boşluklarından
yararlanarak hálá Gürcistan işgálini sürdürüyorlar. Metnin
‘lafzına göre’ haksız da sayılmayabilirler.
Bu arada Almanya Başbakanı (Şansölyesi) Bayan Angela Merkel de, yine
etekleri tutuşuk vaziyetde, Kuzey ülkelerini (İsveç vs.) dolaşarak
AB’nin Rusya’ya karşı ‘ortak bir politik
çizgi üzerinde’ yer almasına uğraşıyor.
Ba’de harábi-l-Basra! Basra haráb oldukdan sonra! Basra’yı
yağmalayan Moğollara karşı yardıma çok geç gelen bir ordu
dolayısıyla söylenmişdir bu söz. Eğer geçen Nisan Bayan Merkel ve
Bay Sarkozy adlı bu iki akl-ı evvel Bükreş NATO Zirvesi’nde
Gürcistan ve Ukrayna’ya gerçek bir üyelik perspektifi vermiş
olsalardı şimdi böyle dilleri bir karış dışarıda dört dönüyor
olmayacaklardı.
Çünki 2008 Yılı’nda dünyáya hálá Çar III. Aleksandr kafasıyla bakan
Bay Putin ‘Ordu ve Donanma’yı
harekete geçirme cesáretini bulamayacakdı.
Şimdi Gürcistan’ın Doğu-Batı bağlantıları, ‘İpek Yolu’
Rus kontrolündedir ve Bakû-Tiflis-Ceyhan Hattı’ndan mádá yine
Türkiye’den geçecek diğer enerji hattı projeleri de tehdît altına
girmişdir.
Fakat burada şunu da unutmamak gerekir ki demokrasiler, dikta
rejimleri tarafından baskına uğradıkları ilk anlarda hantal ve
şaşkın gibi görünseler bile uyanınca fená uyanırlar. İkinci Dünyá
Savaşı bunun en báriz örneklerinden biridir. Çok kuvvetle
muhtemeldir ki bu ‘başarı’ Rusya’nın yanına kár
kalmayacakdır. Sovyetler Birliği gibi bir silahlanma yarışına
girmesi için Rusya bütçesinin yüzde 40’ını askerî harcamalara
ayırmak zorundadır ki SSCB záten bu yüzden batmışdır. Gürcistan
Harekátı’nın ikinci günü Moskova Borsası’nın zararı on bir milyar
dolardır!!! İkincisi bu olay Kremlin’in gerçek çehresini göstermesi
bakımından da bir ‘şok terapi’ etkisi uyandırmışdır.
Bunu Bayan Merkel ve Bay Sarkozy’nin bile kavramış olduğu izlenimi
yaygındır.
Şimdi Bay Putin’in yegáne ‘dostları’ , Çarşamba
günü Tácikistan Başkenti Duşanbe’de buluşacağı Çin, Beyaz Rusya ve
Ortaasya ‘Hanlıkları’nın müstebidlerinden ibáretdir.
Genişletilmiş ‘Şanghay Beşlisi’ . İran Müstebîdi
Ahmedînecad da gözlemci statüsüyle orada olacak!
Tam Ulusalcı kardeşlerimizin zevkıne uygun nezih bir cem’iyyet!!!
Putin 21.
Yüzyıl’ı hiç, ama hiç anlamamış.
Yağmur Atsız
26
Ağustos 2008
|
Dördüncü
Cumhuriyet
-Yağmur Atsız-
Eğer bütün belirtiler yanıltıcı değilse
Türkiye yeni bir cumhûriyetin eşiğinde. Dördüncü Cumhûriyet!
Şöyle îzáh edeyim: Cumhûriyet rejimleri anayasalarıyla
kaaimdirler. Rejime temel teşkîl eden anayasa yürürlükden kalkarsa o
cumhûriyet de sona erer. Yerine başka bir rejim gelir. Bu kıstása
göre Osmanlı İmparatorluğu sona erdikden sonra Türkiye’de üç
cumhûriyet teşekkül etmişdir. BİRİNCİ CUMHÛRİYET: 20 Ocak 1921-27
Mayıs 1960 arasıdır.
|
Hâramîler
Hangi Dağı Bastı?
-Yağmur Atsız-
Sakın yanlış anlaşılmasın: Gürcistan’ın da
Oset ve Abhazlara karşı sütden çıkma ak kaşık olduğunu iddia etmiyorum.
Fakat 1992’de Abhazya ve G. Osetya’dan toplam 300.000 Gürci’yi 80.000
Abhazla 60.000 Oset mi sürdü? Onbinlercesini Rus yardımı olmaksızın
öldürebilirler miydi? Rusların en az ‘Enerji Koridorları’
kadar nefret etdikleri ikinci bir proje de ‘İpek
Yolu’! Türk Kamuoyu’nun dikkatini çekmedi ama Ruslar
Perşembe günü, Tiflis’in 45 km. batısında bulunan Kapsi Kasabası
yakınındaki köprüyü tahrîb etdiler. Yáni Bakû-Tiflis-Kars Demiryolu’nu,
yáni İpek Yolu’nu kestiler!!!
|
Appeasement
-Yağmur Atsız-
Yatıştırma’ demek olan
İngilizce ‘appeasement’ (epiyzment) kelimesi 1938’den
bu yana politik bağlamda ‘barış uğruna düşmana boyun eğme’
mánásına da kullanılır. O zamanki Britanya Başbakanı Neville Chamberlain
sırf Adolf Hitler’i öfkelendirmemek için onun Avusturya’yı ve ardından,
Çekoslovakya’ya áid olan, Südetler Bölgesi’ni işgálini sîneye çekmiş,
ama Diktatör’ün kendisini küçümseyerek hiçe saymasını ve Polonya’ya da
taarruz etmesini önleyemeyerek tárihin ‘Kalburüstü Budalalar’
Galerisi’ndeki mümtaz yerini almışdı. İkinci Dünyá Savaşı’na çanak tutan
şahsiyet olarak. Fransa Devlet Başkanı Bay Nicolas Sarkozy ve Almanya
Şansölyesi (Başbakanı) Bayan Angela Merkel’in şimdi Gürcistan Krizi
karşısındaki tutum ve hallerini gördükçe aklıma hep 70 yıl öncesi
geliyor.
|
| |

Yağmur Atsız
4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn
Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel
Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha
ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha
sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve
incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program
sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve
“Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.
Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.
|
|
 |
Dünyada Neler Oluyor |

|
Ortadoğu Politikası
İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup
olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler
şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan
politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.
"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı
sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen
öğrenemedim.
|
|
 |
Türk Dünyası |

|
Muhammed Salih
Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek
Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı
daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih
canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam
Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan
"Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e
sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret
gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir
elini sıkmakdan bile korkdu.
|
|
 |
Arayış |

|
Türkiye'nin Gücü
Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı,
Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete
erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a
uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı
aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında
olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik
etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini
biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal
münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere
verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp
da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye
mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak
kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir
devlet.
|
|
|