Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

26 Ağustos 2008

Mustafa Kemal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Dünya

 

 

 


21. Yüzyılı Anlamak


-Yağmur Atsız-


Rus Çarı III. Aleksandr (salt.: 1881-1894) tárîhe geçecek tek bir söz söylemişdir:


‘Rusya’nın, güvenebileceği sádece iki yandaşı var - Ordusu ve Donanması!’

Öyle anlaşılıyor ki Kremlin için bu söz mûmáileyhin ölümünden 114 sene sonra geçerliğini hálá koruyor. İnanmayan Kafkasya’ya bir göz atsın!

Dün Rusya ‘Federasyon Konseyi’ (bir tür senato) ve ardından ‘Duma’ (Meclis) yıldırım hızıyla Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlıklarını tanıma karárı aldı. Gerçi bu karárların yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı Dmitriy Medvedyef’in onayı gerekiyor ama Sayın Cumhurbaşkanı, hálen anayasal zorunluluk yüzünden üçüncü kez seçilemeyeceği için hálen ülkeyi Başbakanlık koltuğundan yöneten Vladimir Putin’e ‘tam bir sadákatle bağlı’ olduğundan o parmaklarını şaklatdığı an bu onayı verecekdir. Záten Duma ve Federasyon Konseyi de birer bölük disiplini içinde Putin’in bir işáretine bakdıkları için bu bağımsızlığı tanıma karárı da onun emri üzerine alınmışdır. Putin istemeksizin böyle bir karár almaya ne Federasyon Konseyi cür’et edebilir ne Duma!

Bu gelişmeler karşısında etekleri tutuşan Fransa Devlet Başkanı, yáhut daha kolay anlamanız için ‘Carla’nın Beyi’ Nicolas Sarkozy, Dönem Başkanı sıfatıyla 1 Eylül’de bir ‘Olağanüstü AB Zirvesi’ toplamaya karar verdi. Hatırlanacağı üzere Bay Sarkozy Rus 28. Ordusu Gürcistan’ın altını üstüne getirirken alelacele Tiflis ve Moskova’ya giderek taraflara sözümona altı maddelik bir ‘barış planı’ kabûl etdirmiş, fakat bu arada işin özünden çok tv kameraları önünde atacağı pozlara ağırlık verdiğinden son derece çapaçulca bir metin hazırlamışdı ki Ruslar bu her tarafı dökülen metnin boşluklarından yararlanarak hálá Gürcistan işgálini sürdürüyorlar. Metnin ‘lafzına göre’ haksız da sayılmayabilirler.

Bu arada Almanya Başbakanı (Şansölyesi) Bayan Angela Merkel de, yine etekleri tutuşuk vaziyetde, Kuzey ülkelerini (İsveç vs.) dolaşarak AB’nin Rusya’ya karşı ‘ortak bir politik çizgi üzerinde’ yer almasına uğraşıyor.

Ba’de harábi-l-Basra! Basra haráb oldukdan sonra! Basra’yı yağmalayan Moğollara karşı yardıma çok geç gelen bir ordu dolayısıyla söylenmişdir bu söz. Eğer geçen Nisan Bayan Merkel ve Bay Sarkozy adlı bu iki akl-ı evvel Bükreş NATO Zirvesi’nde Gürcistan ve Ukrayna’ya gerçek bir üyelik perspektifi vermiş olsalardı şimdi böyle dilleri bir karış dışarıda dört dönüyor olmayacaklardı.

Çünki 2008 Yılı’nda dünyáya hálá Çar III. Aleksandr kafasıyla bakan Bay Putin ‘Ordu ve Donanma’yı harekete geçirme cesáretini bulamayacakdı.

Şimdi Gürcistan’ın Doğu-Batı bağlantıları, ‘İpek Yolu’ Rus kontrolündedir ve Bakû-Tiflis-Ceyhan Hattı’ndan mádá yine Türkiye’den geçecek diğer enerji hattı projeleri de tehdît altına girmişdir.

Fakat burada şunu da unutmamak gerekir ki demokrasiler, dikta rejimleri tarafından baskına uğradıkları ilk anlarda hantal ve şaşkın gibi görünseler bile uyanınca fená uyanırlar. İkinci Dünyá Savaşı bunun en báriz örneklerinden biridir. Çok kuvvetle muhtemeldir ki bu ‘başarı’ Rusya’nın yanına kár kalmayacakdır. Sovyetler Birliği gibi bir silahlanma yarışına girmesi için Rusya bütçesinin yüzde 40’ını askerî harcamalara ayırmak zorundadır ki SSCB záten bu yüzden batmışdır. Gürcistan Harekátı’nın ikinci günü Moskova Borsası’nın zararı on bir milyar dolardır!!! İkincisi bu olay Kremlin’in gerçek çehresini göstermesi bakımından da bir ‘şok terapi’ etkisi uyandırmışdır. Bunu Bayan Merkel ve Bay Sarkozy’nin bile kavramış olduğu izlenimi yaygındır.

Şimdi Bay Putin’in yegáne ‘dostları’ , Çarşamba günü Tácikistan Başkenti Duşanbe’de buluşacağı Çin, Beyaz Rusya ve Ortaasya ‘Hanlıkları’nın müstebidlerinden ibáretdir. Genişletilmiş ‘Şanghay Beşlisi’ . İran Müstebîdi Ahmedînecad da gözlemci statüsüyle orada olacak!

Tam Ulusalcı kardeşlerimizin zevkıne uygun nezih bir cem’iyyet!!!

Putin 21. Yüzyıl’ı hiç, ama hiç anlamamış.

 

 

Yağmur Atsız

26 Ağustos 2008



Dördüncü Cumhuriyet -Yağmur Atsız-


Eğer bütün belirtiler yanıltıcı değilse Türkiye yeni bir cumhûriyetin eşiğinde. Dördüncü Cumhûriyet!  Şöyle îzáh edeyim:  Cumhûriyet rejimleri anayasalarıyla kaaimdirler. Rejime temel teşkîl eden anayasa yürürlükden kalkarsa o cumhûriyet de sona erer. Yerine başka bir rejim gelir. Bu kıstása göre Osmanlı İmparatorluğu sona erdikden sonra Türkiye’de üç cumhûriyet teşekkül etmişdir. BİRİNCİ CUMHÛRİYET: 20 Ocak 1921-27 Mayıs 1960 arasıdır.



Hâramîler Hangi Dağı Bastı? -Yağmur Atsız-


Sakın yanlış anlaşılmasın: Gürcistan’ın da Oset ve Abhazlara karşı sütden çıkma ak kaşık olduğunu iddia etmiyorum. Fakat 1992’de Abhazya ve G. Osetya’dan toplam 300.000 Gürci’yi 80.000 Abhazla 60.000 Oset mi sürdü? Onbinlercesini Rus yardımı olmaksızın öldürebilirler miydi? Rusların en az ‘Enerji Koridorları’ kadar nefret etdikleri ikinci bir proje de ‘İpek Yolu’! Türk Kamuoyu’nun dikkatini çekmedi ama Ruslar Perşembe günü, Tiflis’in 45 km. batısında bulunan Kapsi Kasabası yakınındaki köprüyü tahrîb etdiler. Yáni Bakû-Tiflis-Kars Demiryolu’nu, yáni İpek Yolu’nu kestiler!!!



Appeasement -Yağmur Atsız-


Yatıştırma’ demek olan İngilizce ‘appeasement’ (epiyzment) kelimesi 1938’den bu yana politik bağlamda ‘barış uğruna düşmana boyun eğme’ mánásına da kullanılır. O zamanki Britanya Başbakanı Neville Chamberlain sırf Adolf Hitler’i öfkelendirmemek için onun Avusturya’yı ve ardından, Çekoslovakya’ya áid olan, Südetler Bölgesi’ni işgálini sîneye çekmiş, ama Diktatör’ün kendisini küçümseyerek hiçe saymasını ve Polonya’ya da taarruz etmesini önleyemeyerek tárihin ‘Kalburüstü Budalalar’ Galerisi’ndeki mümtaz yerini almışdı. İkinci Dünyá Savaşı’na çanak tutan şahsiyet olarak. Fransa Devlet Başkanı Bay Nicolas Sarkozy ve Almanya Şansölyesi (Başbakanı) Bayan Angela Merkel’in şimdi Gürcistan Krizi karşısındaki tutum ve hallerini gördükçe aklıma hep 70 yıl öncesi geliyor.


 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Ortadoğu Politikası


İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.

 

"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.


 Türk Dünyası



Muhammed Salih


Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu.


 Arayış



Türkiye'nin Gücü


Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet.