Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

17 Ağustos 2008

Mustafa Kemal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Dünya

 

 

 


Appeasement


-Yağmur Atsız-


Yatıştırma’ demek olan İngilizce ‘appeasement’ (epiyzment) kelimesi 1938’den bu yana politik bağlamda ‘barış uğruna düşmana boyun eğme’ mánásına da kullanılır. O zamanki Britanya Başbakanı Neville Chamberlain sırf Adolf Hitler’i öfkelendirmemek için onun Avusturya’yı ve ardından, Çekoslovakya’ya áid olan, Südetler Bölgesi’ni işgálini sîneye çekmiş, ama Diktatör’ün kendisini küçümseyerek hiçe saymasını ve Polonya’ya da taarruz etmesini önleyemeyerek tárihin ‘Kalburüstü Budalalar’ Galerisi’ndeki mümtaz yerini almışdı. İkinci Dünyá Savaşı’na çanak tutan şahsiyet olarak. Fransa Devlet Başkanı Bay Nicolas Sarkozy ve Almanya Şansölyesi (Başbakanı) Bayan Angela Merkel’in şimdi Gürcistan Krizi karşısındaki tutum ve hallerini gördükçe aklıma hep 70 yıl öncesi geliyor. Yine bir Ağustos ayıydı...94 sene önce 1914’de Birinci Cihan Harbi’nin başlamasına yol açan Saraybosna Krizi de yine bir Austos ayında patlak vermişdi.

Ağaçlardan ormanı görememek kötüdür ama ormanın ağaçlardan teşekkül etdiği de unutulmamalıdır ki tablonun yapısı anlaşılsın!

Öyleyse ağaçlara bir göz atalım:

Rusya müreffeh ve demokratik bir Gürcistan istemez! Kendi boyunduruğundan canlarını zor belá kurtarmış öbür eski kölelerine ve hálá boyunduruğu altındaki kölelerine ‘kötü örnek’ olmasından korkar. Gerçi Gürcistan henüz ne tam müreffeh ne tam demokratikdir ama bu háliyle bile ‘ürkütücü’dür. Ağaç bir!

Rus gizli servisleri 2007 Kasımı’nda da Gürcistan Devlet Başkanı Mihayıl Saakaşvili’yi devirme teşebbüsünde bulunmuşlar, lákin başaramamışlardı. Ağaç iki!

Rusya Çeçenistan’da ‘auto/self-determinasyon’ (milletlerin kendi kaderlerini bizzat táyin hakkı) kavramını ayaklar altına almışdı. Bütün o ülkeyi bir toplu mezara çevirdikden sonra şimdi G. Osetya ve Abhazya’nın bu hakkını ‘savunuyor’ (!). Oysa bu iki bölgede Gürciler 1992’ye kadar báriz çoğunluğu oluşturuyorlardı. Meselá son Sovyet (Rus) sayımına göre Abhazya’da nüfûsun yüzde 80’i Gürci ve ancak yüzde 20’si Abhazdı. Bugün orada 100 Gürci bile kalmamışdır. Hepsini ya öldürüp ya sürdüler. Abhazlara ve hákezá G. Osetlere, yáni yabancı bir devletin vatandaşlarına, sebil gibi Rus pasaportu dağıtarak bir devletler hukûku suçu daha işlediler. Ağaç üç!

Başbakan Tayyib Erdoğan’ın ‘Kafkasya İstikrar ve İşbirliği Platformu’ teşebbüsü gerçi şu anda en ufak bir gerçekleşme şansına sáhib değildir, ama yine de yararlıdır. Kafkasya’da bütün ülkelerin birbiriyle önemli problemleri mevcuddur. Bunları hálen bir fincan çay için aynı masaya oturtmak bile muhaldir. Kaldı ki Rusya’nın bütün politikası bu kavgaların azarak devámı amacına yönelikdir. Ama teklîfin ortaya atılması ve nezáketen kabûl edilir gibi olması dahî Türkiye’ye nisbî bir faaliyet serbestîsi ve etkinlik sağlayacakdır. Ağaç dört!

Bu platforma behemehál ëran’ın da katılması gerekir ki siyáseten tecerrüdü (izolasyonu) kendi bakımından kaabil-i tahammül bir seviyeye gerilesin. Ağaç beş!

Záten ëran’ın Türkiye ile bağlarını güçlendirme çabası da aynı zarûretden kaynaklanıyor. Yoksa yönetici kadro Türkiye’yi her zaman bir hasım olarak görmüşdür. ëran’ın tárihsel olarak Doğu Akdeniz’de egemenlik emelleri vardır ve bu emellerin önündeki en önemli engel Türkiye’dir. O bakımdan ‘dostluk’ kerhendir. Ağaç altı!

Bu son Gürcistan Krizi’nden sonra artık gerek bu ülke gerekse Ukrayna, Ázerbaycan ve hattá Rusya’nın ‘Sádık Bendesi’ Ermenistan NATO’ya kapağı atmanın kendileri için nasıl bir ölüm-kalım meselesi olduğunu daha şiddetle fark edeceklerdir ki bu da Türkiye’nin ‘dürüst aracı’ rolünü oynamasını kolaylaştıracakdır. Ağaç yedi!

Kaldı ki G. Osetya ve Abhazya için bile Rusya’nın ‘Koruyucu Kanatları’ ideallerindeki ‘sıcak yuva’dan ziyáde ‘ehven-i şerreyn’dir, yáni iki şerden daha az beter olanı. Ağaç sekiz!

Bugün Rusya ile Batı arasında yeni bir ‘Soğuk Savaş’ başladığını söylemek belki acelecilik olur. Fakat bir ‘Serin Savaş’ başladığı kesindir. Bu savaşın öbüründen önemli bir farkı Komünist Moskova’nın vaktiyle bir ‘ideolojiyi’ yaymak amacıyla mücádele vermesiydi. ‘Putinist’ Moskova ise sırf gücünü göstermek amacıyla davranır görünüyor. Zîrá gerek Kafkasya’da ve gerekse diğer bölgelerdeki menfaatlerini korumak için kaba kuvvete ihtiyácı yokdu. Ağaç dokuz!

Kremlin’in Fransa ve Almanya hákimiyetindeki bir AB’den çekinmesi içinse hiçbir sebeb yokdur. Bu iki ülkenin maalesef yeterince geniş ufuklu oldukları izlenimini vermeyen iki lideri Rusya ile kendi ‘çok özel’ oyunlarını oynamak hırsı içindedirler ve bu arada birbirlerine ‘fake’ atmakdan bile çekinmeyecekleri izlenimi kendini hissetdirmiyor değil. Ağaç on!

Demişdik ki ağaçları inceleyelim ki orman daha iyi anlaşılsın...

Peki, on ağaçlık orman olur mu?

Beş milyonluk bir Gürcistan’ın 142 milyonluk nükleer dev Rusya için ‘hayátî’ tehlike yaratdığı bir sahnede neden olmasın?

 

Yağmur Atsız

17 Ağustos 2008



Frankfurt Kitab Fuarı Brüksel Çapsızlar Panayırı -Yağmur Atsız-


Önce ikincisinden başlayalım!Son Kafkasya Krizi’ndeki acınacak háli, ‘Avrupa Topluluğu’ (AB) adlı muazzam projenin de nasıl bir kriz içinde bulunduğunu ve tepeden tırnağa nasıl bir kalafata ihtiyácı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bundan yıllar önce hergelenin biri AB hakkında şu nükteyi savurmuşdu: ‘AB ekonomik bir dev, politik bir cüce ve askerî bir böcekdir.’ Şimdi Brüksel Güney Osetya’ya ‘gözlemci’ yollama ‘karárı’(!) alınca Rusya Cumhurbaşkanı Dmitriy Medvedyef ve Başbakan Vladimir Putin kimbilir kasıklarını tuta tuta nasıl da kahkahalar atmışlardır! AB inşallah gözlemcilerin eline iyi birer dürbün de verirler ki solucan esnese kaçırmasınlar!



Kafkasya'ya KKTC Modeli -Yağmur Atsız-


Evet, Batı Rus doğalgazına ve petrolüne muhtacdır ama Rusya da o sáyede kasasına giren yüzlerce milyar Dolar ve Avro’ya! Biri müşteriyse öbürü de satıcı. O bakımdan Moskova’nın Gürcistan Meselesi’nde ipleri aşırı gererek bir kopmaya sebebiyet vereceğini sanmıyorum. Sovyetler Birliği 1990’da tárih sahnesinden silinip Rus İmparatorluğu ‘periferisi’ni, yáni dış kuşağını oluşturan ülkeleri kaybedince Kremlin bu bölgelerde hep bir ‘kontrollü istikrarsızlık’ politikası yürütdü. Baltık Ülkeleri’nde, Moldova’da, Ázerbaycan’da Ortaasya’da ve Moldova’da (Transnistriya Cumhûriyeti!) hep bu oyunu izledik ve izliyoruz. Kremlin hattá Kafkasya’daki tek gerçek yandaşı ve ‘Truva Atı’ Ermenistan’da bile tam bir istikrár hüküm sürmesini istemez. Önler.



Çarpışan Çarpı Yáhut Onikiyi Beş Geçe -Yağmur Atsız-


Sovyetler Birliği tárih sahnesinden silinip Bölge’de yeni bir düzen ortaya çıkarken iki ‘eksen’ teşekkül etdi. Biri batı-doğu uzantısında ‘Ankara-Tiflis-Bakû Ekseni’ ve diğeri Kuzey-güney doğrultusunda ‘Moskova-Erivan-Tahran Ekseni’ . Mecázî anlamda bir ‘çarpı işáreti’ ve yıllardır bu ‘çarpı’nın iki hattı çarpışıyor. Altı gündür Gürcistan’da yaşanan kanlı olayları bu mücádelenin yeni bir raundu olarak kabûl etmek yerinde olur sanıyorum.


 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Ortadoğu Politikası


İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.

 

"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.


 Türk Dünyası



Muhammed Salih


Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu.


 Arayış



Türkiye'nin Gücü


Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet.