Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

15 Ağustos 2008

Mustafa Kemal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Dünya

 

 

 


Frankfurt Kitab Fuarı Brüksel Çapsızlar Panayırı


-Yağmur Atsız-


Önce ikincisinden başlayalım!Son Kafkasya Krizi’ndeki acınacak háli, ‘Avrupa Topluluğu’ (AB) adlı muazzam projenin de nasıl bir kriz içinde bulunduğunu ve tepeden tırnağa nasıl bir kalafata ihtiyácı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bundan yıllar önce hergelenin biri AB hakkında şu nükteyi savurmuşdu: ‘AB ekonomik bir dev, politik bir cüce ve askerî bir böcekdir.’

Şimdi Brüksel Güney Osetya’ya ‘gözlemci’ yollama ‘karárı’(!) alınca Rusya Cumhurbaşkanı Dmitriy Medvedyef ve Başbakan Vladimir Putin kimbilir kasıklarını tuta tuta nasıl da kahkahalar atmışlardır! AB inşallah gözlemcilerin eline iyi birer dürbün de verirler ki solucan esnese kaçırmasınlar!

Medvedyef ve Putin AB içinde Almanya ve Fransa gibi çok güçlü ‘yandaşları’ bulunduğunu ve onların Moskova’yı nasıl canlarını dişlerine takarak savunacağını iyi bilirler. Záten bunu bilmek için keskin bir zekáya da ihtiyaç yokdur. Fransa Cumhurbaşkanı, Ünlü variété İllüzyonisti Bay Nicolas Sarkozy’nin Moskova ve Tiflis’de şapkasından bir ‘tavşan’ çıkarma numarasına da onun için müsaade etmişlerdir. Önümüzdeki günlerde Almanya Başbakanı Bayan Angela Merkel’in ‘huzûra’ çıkıp ‘bilgece’(!) sözler söylemesi de pek umurlarında olmayacakdır. Zîrá yine çok iyi bilmekdedirler ki hem Sarkozy’nin hem Merkel’in enerji konusunda Moskova bir huysuzluk eder ve doğalgazla petrol sevkıyátını aksatır diye ödleri patlamakdadır. Bu işin karşılıklı olduğunu ve Rusya’nın da en az aynı şiddetle onlardan gelecek milyarlarca Avroya ihtiyácı bulunduğunu hesába katmaz görünmekdedirler ve bunun temelinde Rusya ile başka alanlarda da çok daha sıkı ekonomik ilişkilere girip ‘avantajlı’ duruma geçme hinoğluhinliği yatmakdadır. Yáni Lenin ‘Son kapitalist, eğer iyi fiyat verilirse kendi îdam kemendini celladına satmakdan çekinmez.’ derken neden bahsetdiğini mükemmelen biliyordu. Gürcistan’ın sindirilmesi ve budanması aslında ne Frau Merkel’in pek umurundadır ne Monsieur Sarkozy’nin. O bakımdan şimdi bu iki mümtaz şahsiyetin Maskva Nehri ve Terek Irmağı taraflarına yaptıkları tenezzüh seferleri ‘politik mastürbasyon’ faslına girer. Ben náçizáne durumu tam mánásıyla kavrayabilecek kapasitede olduklarını pek sanmıyorum. Ufukları elverişli değildir. AB ve NATO içinde fáciánın hakıykî boyutlarını kavrayabilecek olanlar ancak İngiltere ile Rus çizmesi ve süngüsü altında inlemiş sábık SSCB ülkelerine iláveten sábık Varşova Paktı üyeleridir. Bir de ABD...

Ancak aktörler ister becerikli olsun ister beceriksiz tárihin kendi dinamikleri hükümlerini icrá etmekden geri kalmaz. Onun için Rusya’nın orta vádede bu oyunu kaybetdiği de bir vákıadır. Çünki bundan böyle gerek Gürcistan gerek Ukrayna gerek Ázerbaycan ve hattá gerekse Rusya’nın Kafkaslar’daki ‘Truva Atı’ Ermenistan can havliyle Batı’ya (NATO, AB, ABD) daha da sıkı sarılacaklardır. Rusya ise buna engel olmak için bu ülkelerdeki azınlıkları kışkırtmaya devám ederse o zaman kendi içindeki irili ufaklı düzinelerce azınlığı nasıl zabtedeceği sorusu ortaya çıkacakdır. Çünki bugün Rusya eski Sovyetler Birliği’nin sádece biraz ufalmış şeklidir ve SSCB’nin yıkılmasına yol açan sebebler Rusya için de aynen geçerlidir. İnsanları sádece kırbaç ve darağacıyla ebediyyen esáret altında tutamazsınız.

Bu durumda Bayan Merkel ve Bay Sarkozy, marîz bázı gerekçelerle AB dışında bekletmek istedikleri Türkiye’nin önemini bundan böyle kavrar mı bilemem. Kaldı ki bunu bizzat Türkiye’nin anladığından bile emin değilim.

Neyin protestosu?

Bázı Türk yazarları, bu yıl Türkiye’nin ‘Onur Konuğu’ ünvánını taşıyacağı Frankfurt Kitab Fuarı’na katılmayacaklarını açıkladılar. Anlayabildiğim kadarıyla AK Parti İktidárı ile onun Kültür Bakanı’nı protesto ediyorlarmış. Anlayamadığım kadarıyla ise bu yıla kadar akıllarının nerede olduğu. AK Parti 2002 Yılı’ndan bu yana iktidarda değil mi, bu bir. İkincisi daha önceki iktidarlar bulunmaz Hind kumaşı mıydı ki protesto edilmediler? Üçüncüsü Frankfurt Kitab Fuarı bir AK Parti organizasyonu olmadığına göre şikáyetleri Kültür Bakanlığı’nın hangi davranışından? Bakanlık Fuar’a katılacak yazarların seçimini;

Yazarlar Sendikası, Yazarlar Birliği, Türkiye PEN Kulübü vs.gibi meslek kuruluşlarına bırakmadı mı?

O zaman kime ‘posta’ konuluyor veyá hangi ‘tribünlere’ oynanıyor?

Frankfurt’da Türkiye’yi temsîl edecek olan yazarlar oraya AK Parti’nin parasıyla değil Türk vergi mükelleflerinin paralarıyla gitdiklerini unutmasalar iyi olur. Yáni onların oraya gitmelerini herhangi bir hükûmet değil Türk Devleti ricá ediyor ki Türk Milleti’nin ‘aydınlık’ çehresini gösterebilsinler.

Kimse kusûra bakmasın, biraz Halkevi müsámeresi üslûbu oldu ama seviyeyi seçen ben değilim.

Bir de şu var: Eğer devletle pek içli dışlı olmak istemiyorlarsa eskiden bu kendilerini neden rahatsız etmiyordu?

Evet, bázı yontulmamış alt düzey AKP yöneticilerinin bázı yazarlarımıza karşı edebsizce davranışlarını protesto edelim ama işin ölçüsünü de kaçırmasaydık ne iyi olurdu.

Bu yazının ilk bölümünde ‘politik mastürbasyon’dan bahis vardı.

Bu da záhir ‘edebî istimná’ ...

 

Yağmur Atsız

15 Ağustos 2008



Kafkasya'ya KKTC Modeli -Yağmur Atsız-


Evet, Batı Rus doğalgazına ve petrolüne muhtacdır ama Rusya da o sáyede kasasına giren yüzlerce milyar Dolar ve Avro’ya! Biri müşteriyse öbürü de satıcı. O bakımdan Moskova’nın Gürcistan Meselesi’nde ipleri aşırı gererek bir kopmaya sebebiyet vereceğini sanmıyorum. Sovyetler Birliği 1990’da tárih sahnesinden silinip Rus İmparatorluğu ‘periferisi’ni, yáni dış kuşağını oluşturan ülkeleri kaybedince Kremlin bu bölgelerde hep bir ‘kontrollü istikrarsızlık’ politikası yürütdü. Baltık Ülkeleri’nde, Moldova’da, Ázerbaycan’da Ortaasya’da ve Moldova’da (Transnistriya Cumhûriyeti!) hep bu oyunu izledik ve izliyoruz. Kremlin hattá Kafkasya’daki tek gerçek yandaşı ve ‘Truva Atı’ Ermenistan’da bile tam bir istikrár hüküm sürmesini istemez. Önler.



Çarpışan Çarpı Yáhut Onikiyi Beş Geçe -Yağmur Atsız-


Sovyetler Birliği tárih sahnesinden silinip Bölge’de yeni bir düzen ortaya çıkarken iki ‘eksen’ teşekkül etdi. Biri batı-doğu uzantısında ‘Ankara-Tiflis-Bakû Ekseni’ ve diğeri Kuzey-güney doğrultusunda ‘Moskova-Erivan-Tahran Ekseni’ . Mecázî anlamda bir ‘çarpı işáreti’ ve yıllardır bu ‘çarpı’nın iki hattı çarpışıyor. Altı gündür Gürcistan’da yaşanan kanlı olayları bu mücádelenin yeni bir raundu olarak kabûl etmek yerinde olur sanıyorum.



Vladikavkaz (Kafkaslara'ya Hükmet!) -Yağmur Atsız-


Kuzey Osetya Başkenti’nin adı ‘Vladikavkaz’dır ve Rusça ‘Kafkas’a Hükmet!’ anlamına gelir. Aslında Rusya buraları zabtederken 1820’lerde kurdukları bir garnizon şehriydi. İsim değil ‘program’. Kuzey Osetya Rus Federasyonu’na bağlıdır. Güney Osetya ise Gürcistan’nın bir parçasıdır ama 16 yıldır Tiflis’den kopuk olarak varlığını sürdürüyor ve Rusya’ya katılıp Kuzey Osetya ile birleşmek istiyor.


 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Ortadoğu Politikası


İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.

 

"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.


 Türk Dünyası



Muhammed Salih


Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu.


 Arayış



Türkiye'nin Gücü


Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet.