Yazar |

Yağmur Atsız |
 | |
Kişisel Web |
Ekim 1910, Yusuf Akçura
-----------------------
"...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki
kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün
ehalisidir..."
-----------------------
Sırat-ı Mustakim Dergisi |
 | |
 |
Maksim Gorki
-----------------------
"Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye
başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için
sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."
-----------------------
Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|

Frankfurt
Kitab Fuarı Brüksel Çapsızlar Panayırı
-Yağmur Atsız-
Önce ikincisinden başlayalım!Son Kafkasya
Krizi’ndeki acınacak háli, ‘Avrupa Topluluğu’ (AB) adlı
muazzam projenin de nasıl bir kriz içinde bulunduğunu ve tepeden tırnağa
nasıl bir kalafata ihtiyácı olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Bundan
yıllar önce hergelenin biri AB hakkında şu nükteyi savurmuşdu:
‘AB ekonomik bir dev, politik bir cüce ve askerî bir böcekdir.’
Şimdi Brüksel Güney Osetya’ya ‘gözlemci’
yollama ‘karárı’(!) alınca Rusya Cumhurbaşkanı Dmitriy
Medvedyef ve Başbakan Vladimir Putin kimbilir kasıklarını tuta tuta
nasıl da kahkahalar atmışlardır! AB inşallah gözlemcilerin eline iyi
birer dürbün de verirler ki solucan esnese kaçırmasınlar!
Medvedyef ve Putin AB içinde Almanya ve Fransa gibi çok güçlü
‘yandaşları’ bulunduğunu ve onların Moskova’yı nasıl canlarını
dişlerine takarak savunacağını iyi bilirler. Záten bunu bilmek için
keskin bir zekáya da ihtiyaç yokdur. Fransa Cumhurbaşkanı, Ünlü variété
İllüzyonisti Bay Nicolas Sarkozy’nin Moskova ve Tiflis’de şapkasından
bir ‘tavşan’ çıkarma numarasına da onun için müsaade
etmişlerdir. Önümüzdeki günlerde Almanya Başbakanı Bayan Angela
Merkel’in ‘huzûra’ çıkıp ‘bilgece’(!)
sözler söylemesi de pek umurlarında olmayacakdır. Zîrá yine çok iyi
bilmekdedirler ki hem Sarkozy’nin hem Merkel’in enerji konusunda Moskova
bir huysuzluk eder ve doğalgazla petrol sevkıyátını aksatır diye ödleri
patlamakdadır. Bu işin karşılıklı olduğunu ve Rusya’nın da en az aynı
şiddetle onlardan gelecek milyarlarca Avroya ihtiyácı bulunduğunu hesába
katmaz görünmekdedirler ve bunun temelinde Rusya ile başka alanlarda da
çok daha sıkı ekonomik ilişkilere girip ‘avantajlı’
duruma geçme hinoğluhinliği yatmakdadır. Yáni Lenin ‘Son
kapitalist, eğer iyi fiyat verilirse kendi îdam
kemendini celladına satmakdan çekinmez.’ derken neden
bahsetdiğini mükemmelen biliyordu. Gürcistan’ın sindirilmesi ve
budanması aslında ne Frau Merkel’in pek umurundadır ne Monsieur
Sarkozy’nin. O bakımdan şimdi bu iki mümtaz şahsiyetin Maskva Nehri ve
Terek Irmağı taraflarına yaptıkları tenezzüh seferleri ‘politik
mastürbasyon’ faslına girer. Ben náçizáne durumu tam
mánásıyla kavrayabilecek kapasitede olduklarını pek sanmıyorum. Ufukları
elverişli değildir. AB ve NATO içinde fáciánın hakıykî boyutlarını
kavrayabilecek olanlar ancak İngiltere ile Rus çizmesi ve süngüsü
altında inlemiş sábık SSCB ülkelerine iláveten sábık Varşova Paktı
üyeleridir. Bir de ABD...
Ancak aktörler ister becerikli olsun ister beceriksiz tárihin kendi
dinamikleri hükümlerini icrá etmekden geri kalmaz. Onun için Rusya’nın
orta vádede bu oyunu kaybetdiği de bir vákıadır. Çünki bundan böyle
gerek Gürcistan gerek Ukrayna gerek Ázerbaycan ve hattá gerekse
Rusya’nın Kafkaslar’daki ‘Truva Atı’ Ermenistan can
havliyle Batı’ya (NATO, AB, ABD) daha da sıkı sarılacaklardır. Rusya ise
buna engel olmak için bu ülkelerdeki azınlıkları kışkırtmaya devám
ederse o zaman kendi içindeki irili ufaklı düzinelerce azınlığı nasıl
zabtedeceği sorusu ortaya çıkacakdır. Çünki bugün Rusya eski Sovyetler
Birliği’nin sádece biraz ufalmış şeklidir ve SSCB’nin yıkılmasına yol
açan sebebler Rusya için de aynen geçerlidir. İnsanları sádece kırbaç ve
darağacıyla ebediyyen esáret altında tutamazsınız.
Bu durumda Bayan Merkel ve Bay Sarkozy, marîz bázı gerekçelerle AB
dışında bekletmek istedikleri Türkiye’nin önemini bundan böyle kavrar mı
bilemem. Kaldı ki bunu bizzat Türkiye’nin anladığından bile emin
değilim.
Neyin protestosu?
Bázı Türk yazarları, bu yıl Türkiye’nin ‘Onur Konuğu’
ünvánını taşıyacağı Frankfurt Kitab Fuarı’na katılmayacaklarını
açıkladılar. Anlayabildiğim kadarıyla AK Parti İktidárı ile onun Kültür
Bakanı’nı protesto ediyorlarmış. Anlayamadığım kadarıyla ise bu yıla
kadar akıllarının nerede olduğu. AK Parti 2002 Yılı’ndan bu yana
iktidarda değil mi, bu bir. İkincisi daha önceki iktidarlar bulunmaz
Hind kumaşı mıydı ki protesto edilmediler? Üçüncüsü Frankfurt Kitab
Fuarı bir AK Parti organizasyonu olmadığına göre şikáyetleri Kültür
Bakanlığı’nın hangi davranışından? Bakanlık Fuar’a katılacak yazarların
seçimini;
Yazarlar Sendikası, Yazarlar Birliği, Türkiye PEN Kulübü vs.gibi meslek
kuruluşlarına bırakmadı mı?
O zaman kime ‘posta’ konuluyor veyá hangi
‘tribünlere’ oynanıyor?
Frankfurt’da Türkiye’yi temsîl edecek olan yazarlar oraya AK Parti’nin
parasıyla değil Türk vergi mükelleflerinin paralarıyla gitdiklerini
unutmasalar iyi olur. Yáni onların oraya gitmelerini herhangi bir
hükûmet değil Türk Devleti ricá ediyor ki Türk Milleti’nin
‘aydınlık’ çehresini gösterebilsinler.
Kimse kusûra bakmasın, biraz Halkevi müsámeresi üslûbu oldu ama seviyeyi
seçen ben değilim.
Bir de şu var: Eğer devletle pek içli dışlı olmak istemiyorlarsa eskiden
bu kendilerini neden rahatsız etmiyordu?
Evet, bázı yontulmamış alt düzey AKP yöneticilerinin bázı yazarlarımıza
karşı edebsizce davranışlarını protesto edelim ama işin ölçüsünü de
kaçırmasaydık ne iyi olurdu.
Bu yazının ilk bölümünde ‘politik mastürbasyon’dan
bahis vardı.
Bu da záhir ‘edebî istimná’ ...
Yağmur Atsız
15
Ağustos 2008
|
Kafkasya'ya
KKTC Modeli
-Yağmur Atsız-
Evet, Batı Rus doğalgazına ve petrolüne
muhtacdır ama Rusya da o sáyede kasasına giren yüzlerce milyar Dolar ve
Avro’ya! Biri müşteriyse öbürü de satıcı. O bakımdan Moskova’nın
Gürcistan Meselesi’nde ipleri aşırı gererek bir kopmaya sebebiyet
vereceğini sanmıyorum. Sovyetler Birliği 1990’da tárih sahnesinden
silinip Rus İmparatorluğu ‘periferisi’ni, yáni dış
kuşağını oluşturan ülkeleri kaybedince Kremlin bu bölgelerde hep bir
‘kontrollü istikrarsızlık’ politikası yürütdü. Baltık
Ülkeleri’nde, Moldova’da, Ázerbaycan’da Ortaasya’da ve Moldova’da
(Transnistriya Cumhûriyeti!) hep bu oyunu izledik ve
izliyoruz. Kremlin hattá Kafkasya’daki tek gerçek yandaşı ve
‘Truva Atı’ Ermenistan’da bile tam bir istikrár hüküm sürmesini
istemez. Önler.
|
Çarpışan
Çarpı Yáhut Onikiyi Beş Geçe
-Yağmur Atsız-
Sovyetler Birliği tárih sahnesinden silinip
Bölge’de yeni bir düzen ortaya çıkarken iki ‘eksen’
teşekkül etdi. Biri batı-doğu uzantısında ‘Ankara-Tiflis-Bakû
Ekseni’ ve diğeri Kuzey-güney doğrultusunda
‘Moskova-Erivan-Tahran Ekseni’ . Mecázî anlamda bir
‘çarpı işáreti’ ve yıllardır bu ‘çarpı’nın iki
hattı çarpışıyor. Altı gündür Gürcistan’da yaşanan kanlı olayları bu
mücádelenin yeni bir raundu olarak kabûl etmek yerinde olur sanıyorum.
|
Vladikavkaz
(Kafkaslara'ya Hükmet!)
-Yağmur Atsız-
Kuzey Osetya Başkenti’nin adı
‘Vladikavkaz’dır ve Rusça ‘Kafkas’a Hükmet!’
anlamına gelir. Aslında Rusya buraları zabtederken 1820’lerde
kurdukları bir garnizon şehriydi. İsim değil ‘program’.
Kuzey Osetya Rus Federasyonu’na bağlıdır. Güney Osetya ise
Gürcistan’nın bir parçasıdır ama 16 yıldır Tiflis’den kopuk olarak
varlığını sürdürüyor ve Rusya’ya katılıp Kuzey Osetya ile birleşmek
istiyor.
|
| |

Yağmur Atsız
4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn
Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel
Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha
ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha
sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve
incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program
sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve
“Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.
Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.
|
|
 |
Dünyada Neler Oluyor |

|
Ortadoğu Politikası
İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup
olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler
şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan
politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.
"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı
sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen
öğrenemedim.
|
|
 |
Türk Dünyası |

|
Muhammed Salih
Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek
Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı
daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih
canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam
Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan
"Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e
sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret
gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir
elini sıkmakdan bile korkdu.
|
|
 |
Arayış |

|
Türkiye'nin Gücü
Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı,
Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete
erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a
uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı
aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında
olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik
etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini
biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal
münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere
verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp
da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye
mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak
kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir
devlet.
|
|
|