Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

13 Ağustos 2008

Mustafa Kemal

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Dünya

 

 

 


Kafkasya'ya KKTC Modeli


-Yağmur Atsız-


Evet, Batı Rus doğalgazına ve petrolüne muhtacdır ama Rusya da o sáyede kasasına giren yüzlerce milyar Dolar ve Avro’ya!

Biri müşteriyse öbürü de satıcı.

O bakımdan Moskova’nın Gürcistan Meselesi’nde ipleri aşırı gererek bir kopmaya sebebiyet vereceğini sanmıyorum. Sovyetler Birliği 1990’da tárih sahnesinden silinip Rus İmparatorluğu ‘periferisi’ni, yáni dış kuşağını oluşturan ülkeleri kaybedince Kremlin bu bölgelerde hep bir ‘kontrollü istikrarsızlık’ politikası yürütdü. Baltık Ülkeleri’nde, Moldova’da, Ázerbaycan’da Ortaasya’da ve Moldova’da (Transnistriya Cumhûriyeti!) hep bu oyunu izledik ve izliyoruz. Kremlin hattá Kafkasya’daki tek gerçek yandaşı ve ‘Truva Atı’ Ermenistan’da bile tam bir istikrár hüküm sürmesini istemez. Önler.

Bu bağlamda Moskova’nın, Güney Osetya’da ve Abhazya’da ‘Rus vatandaşları’nı korumak bahánesiyle askerî müdáhalede bulunduğu iddiası; Ukrayna, Kazakistan, Baltık Ülkeleri (Litvanya, Letonya, Estonya) ve Moldova’da pek çok politikacının dehşetle irkilmesine yol açmışdır. Çünki bu devletlerde hatırı sayılır bir Rus nüfus yaşar. Ancak Abhazya ve G. Osetya için bu söylem ‘kör kör parmağım gözüne’ faslına giriyor. Çünki oradaki ‘Rus vatandaşları’ Moskova’nın 1998/99 Yıllarında sebil gibi yerli halka dağıtdığı Rus pasaportları ‘sáyesinde’ bu statüyü kazanmışdır.

Ancak meselá Ukrayna’da durum farklıdır. Doğu Ukrayna ve Kırım’da sáhici Ruslar hakıykaten nüfus çoğunluğunu teşkîl ederler. Moskova’daki Rus Ortodoks Patrikhánesi’ne bağlıdırlar, Batı’ya ve hele NATO’ya şiddetle aleyhdardırlar. Etnik Ukranların büyük bölümü ise Cihanşümûl Konstantinopl, yáni Fener Rum Patriği’ne bağlıdır. Hani şu ‘pek zekî’ bázı sábık başbakan ve dışişleri bakanlarımızın ‘Eyüb Kaymakamı’na bağlıdır!’ şeklinde ‘dáhiyáne’ tesbitlerde bulunduğu záta. Bu sûretle Ukraynalı Ortodokslardan da Eyüb Kaymakamı sorumlu oluyor kendisi farkında olmasa bile.

Ukrayna’nın en batı kesimlerinde ise Roma Katolik Mezhebi’ne bağlı bir nüfus vardır. Ukranlar Batı yanlısıdır ve selámeti NATO’da arıyorlar ama Putin iki yıl önce ‘Ukrayna NATO’ya girerse Rusya da bu ülkenin bütünlüğüne duyduğu ilgiyi kaybedebilir.’ deyince Kiyef yöneticilerinden çoğu hafif miğde ve kalb spazmları geçirmediler desem yalan olur.

Rus güneş sistemi

Görüldüğü üzere Kremlin’in dış politikası, eski ‘uyduları’ bundan böyle de ‘Rus Güneş Sistemi’ içinde tutma hedefine yönelik. Kestirmeden söylersek NATO’ya veyá AB’ye kapağı atan paçayı kurtarıyor ve Gürcistan Cumhurbaşkanı Mihayıl Saakaşvili tam Olimpiyad Oyunları açılışında G. Osetya’yı tekrar Tiflis’in egemenliği altına sokmak amacıyla askerî harekát başlatarak belki de Washington’u bir ‘fait accompli’ (fetakompli, emr-i vákıy/oldu-bitdi) karşısında bırakmak istiyordu. Yáni ortalık karışsın, Rusya asabîleşsin, bunun üzerine Hámîsi Başkan Bush giderayak ve de apar topar Gürcistan’ı NATO’ya alsın istiyordu. Fakat niyeti bu idiyse bunu son derece beceriksizce hazırladığı da bir vákıadır. Çünki meselá G. Osetya ile K. Osetya, yáni Rus sınırı arasında bulunan ve güneye doğru yegáne kara yolunu teşkîl eden ‘Roki Tüneli’ni kolayca tahrîb edebilecekken bunu bile düşünmemişdir. Tabii bu arada acabá generalleri de tavla mı oynuyorlardı sorusu akla gelmektedir. Bu tünel kapansaydı Ruslar karadan Gürcistan’a giremezlerdi.

Netîceten Rus birlikleri ucuz bir zafer kazanarak bütün hedeflerine ulaşmışlardır ama buna Başkan Saakaşvili’nin çanak tutduğu bir gerçekdir. Ruslara záten yıllardır hasretle bekledikleri fırsatı altın tepsi içinde sunmuşdur.

BTC, Hazar petrolü, NABUCCO

Şimdi Kremlin’in BTC Hattı’na apaçık bir tecávüzünü şahsen pek muhtemel görmüyorum. Gerilimi o raddeye vardırmak istemeyeceklerdir. Öte yandan bu feláket Hazar petrollerinin Türkiye üzerinden Batı Avrupa’ya ulaştırılması projesine (NABUCCO) yeni bir ivme kazandırabilir. Ayrıca Batı (ABD ve AB) bu bádireden sonra belki Gürcistan’ı ve hattá Ázerbaycan’ı NATO şemsiyesi altına almakda acele de edebilir. Fransa Devlet Başkanı Bay Sarkozy ve Almanya Başbakanı Bayan Merkel geçen Nisan Ayı Bükreş’de toplanan NATO Zirvesi’nde Tiflis’i (ve iláveten Ukrayna’yı) oyalamayı tercîh etmişlerdi. Şimdi ardı ardına Kremlin’de arz-ı endám ederek batan geminin mallarını kurtarma teláşı içindeler.

Her hal ve kárda alelacele NATO’ya alınacak bir Gürcistan,

Rus neşteriyle budanmış bir Gürcistan olacakdır. Zîrá Kremlin’in bundan böyle Abhazya ve G. Osetya’yı tekrar Tiflis’e geri vereceğini sanmak aşırı bir iyimserlik olur. Rusya’nın bu iki bölgeyi elinde tutmak için başvurabileceği formülün adı ise, henüz açıkça telaffuz edilmese dahî, konuldu bile:

‘KUZEY KIBRIS MODELİ’

 

Yağmur Atsız

13 Ağustos 2008



Çarpışan Çarpı Yáhut Onikiyi Beş Geçe -Yağmur Atsız-


Sovyetler Birliği tárih sahnesinden silinip Bölge’de yeni bir düzen ortaya çıkarken iki ‘eksen’ teşekkül etdi. Biri batı-doğu uzantısında ‘Ankara-Tiflis-Bakû Ekseni’ ve diğeri Kuzey-güney doğrultusunda ‘Moskova-Erivan-Tahran Ekseni’ . Mecázî anlamda bir ‘çarpı işáreti’ ve yıllardır bu ‘çarpı’nın iki hattı çarpışıyor. Altı gündür Gürcistan’da yaşanan kanlı olayları bu mücádelenin yeni bir raundu olarak kabûl etmek yerinde olur sanıyorum.



Vladikavkaz (Kafkaslara'ya Hükmet!) -Yağmur Atsız-


Kuzey Osetya Başkenti’nin adı ‘Vladikavkaz’dır ve Rusça ‘Kafkas’a Hükmet!’ anlamına gelir. Aslında Rusya buraları zabtederken 1820’lerde kurdukları bir garnizon şehriydi. İsim değil ‘program’. Kuzey Osetya Rus Federasyonu’na bağlıdır. Güney Osetya ise Gürcistan’nın bir parçasıdır ama 16 yıldır Tiflis’den kopuk olarak varlığını sürdürüyor ve Rusya’ya katılıp Kuzey Osetya ile birleşmek istiyor.



Bundesnachrichtendienst (Federal İstihbárát Servisi)  -Yağmur Atsız-


Bundesnachrichtendienst’ (Bundesnaahrihtendiinst) bizim MİT’in Almanya’daki muádili. Rümûzu ise BND (Be-En-De).

 

Şimdi Bay Uhrlau Güngören Vahşeti hiç üzerine vazîfe olmadığı halde, muhtemelen aramızdaki ‘samîmiyete’ dayanarak, veyá yalnızca masaya dayanarak lafa karışdığına ve bizler de, eh, artık herşey herkesin içişidir fehvásınca bunu kabullendiğimize göre acabá bizim Hükûmet de Berlin’e aynı suali tevcîh etse fená mı olur? ‘PKK’ya, ayıbdır söylemesi, bir şeyler verdiniz mi?’ Öyle ya, artık herşey herkesin içişi değil mi?


 

Yağmur Atsız


4 Kasım 1939 tarihinde İstanbul’da doğdu. Almanya’da Bonn Üniversitesi’nde Siyasal Bilgiler, Şarkıyat ve Devletler Genel Hukuku öğrenimi gördü. Öğrencilik yıllarında radyoculuğa, daha ileriki yıllarda televizyonculuk ve gazeteciliğe başladı. Daha sonra Yeni Yüzyıl Gazetesi’nde köşe yazıları, araştırma ve incelemeleri yayınlandı. Bir Alman televizyonunda da program sorumlusu ve yayıncı olarak çalışmaktadır. “Günlerimiz” ve “Unutkan Şehir” adlı iki şehir kitabı bulunmaktadır.

 

Şu anda Star Gazetesi yazarıdır.


 Dünyada Neler Oluyor



Ortadoğu Politikası


İtiraf edeyim ki Türkiye'nin bir Ortadoğu politikası olup olmadığını ben anlayabilmiş değilim. Daha uzakça bölgeler şöyle dursun Irak, İsrail, Filistin, Suriye ve Lübnan politikalarımız nedir yahut nelerdir kestiremiyorum.

 

"Yok" demeye dilim ve kalemim varmıyor. Bir Türk vatandaşı sıfatıyla ağırıma gidiyor ama çok istekli olmama rağmen öğrenemedim.


 Türk Dünyası



Muhammed Salih


Muhammed Salih gibi demokrasiye inanmış dürüst Özbek Türkleri'nin yeşertmeğe gayret etdiği narin demokrasi fidanı daha ekilirken hoyratça sökülüp atıldı. Muhammed Salih canını Türkiye'ye dar atdı ama Kanlı Diktatör İslam Kerimof'un önünde dize gelmekden hiç fütur duymayan "Demokrasi Havarimiz" Bülent Ecevit kendisini Norveç'e sürdü. Ve hatta o pek hayran olduğu İskandinavya'ya, hasret gidermek üzere, yapdığı resmi gezide oteline kabul edip bir elini sıkmakdan bile korkdu.


 Arayış



Türkiye'nin Gücü


Güney Kıbrıs daha ilk turda son kozunu (VETO TEHDİ) oynadı, Türkiye resti gördü ve Güney Kıbrıs tornistan etdi. Hidayete erdiği için değil, Yunanistan bile el altından Rumlar'a uyarıda bulunduğu için. Çünki Türkiye'nin en azılı aleyhdarları dahi bu çapda ve kendi genellikle farkında olmasa bile bu kapasitede bir ülkeyi aşırı derecede tahrik etmenin ne kadar tehlikeli sonuçlar doğurabileceğini biliyor. Ferdlerin hayatında olduğu gibi enternasyonal münasebetlerde de bir devletin ağırlığı, başka devletlere verebileceği zararla doğru orantılıdır. İşte kötüye kullanıp da çar-çur etmezse Türkiye'nin avantajı da bu. Türkiye mecbur kalırsa -kendi de adamakıllı mutazarrır olmak kaydıyla- başkalarına zarar verme imkânları yüksek bir devlet.