Yazar |

Kürşad Kahramanoğlu |
 | |
Kişisel Web | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi |
 | |
 | Maksim Gorki ----------------------- "Onlar gibi düşünmeye, onlar gibi yaşamaya, onlar gibi hissetmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de böyle davrandığınız için sizi kınarlardı. Onlar böyle insanlardı işte."----------------------- Ekmeğimi Kazanırkeni | | |
|

Kraliçe
Hazretleri
-Kürşad Kahramanoğlu-
Basınımızın sadece
‘İngiltere Kraliçesi’ diye adlandırdığı, ama aslında bütün
Birleşik Krallığın (BK) hükümdarı olan ve hatta yine bizde,
sadece “İngiliz Milletler Topluluğu” diye bahsedilen
“Commonealth” milletler topluluğunun da başı olan ikinci
Elizabeth; İngiliz Kilisesinin Başı, Normandi Dükü, Mann’ın
Lordu ve Fiji’nin Mutlak Şefi; Emine Erdoğan’dan yüzük,
Bursalı esnaftan ipek kumaşlar, daha bilmem kimden ne
hediyeler alıp ülkelerine (kendilerinin birden fazla
ülkeleri var da– tamtamına 16 tane!) döndü.
Biz garibanlar, 82
yaşındaki hakiki bir kraliçenin sunduğu bir haftalık
pırıltılı şovu, abidik gubidik televizyon kanallarımızdan,
bir peri masalı dizisi seyreder gibi seyredip dert ve
sorunlarımızı biraz olsun unuttuk!
Birleşik Krallığı
biraz bilen ve takip eden insanlar ise, Kraliçe’nin bu
ziyaretini pek anlayamadılar. Çünkü, Britanya’daki yerleşik
demokrasi düzeni, kraliyet müessesini sistemle çok iyi
bağdaştırmıştır. Kraliçe, hele de kraliyet mekanizmasının
bütün gösterişini böyle kullanarak, faturası Birleşik
Krallık vergi mükelleflerine milyonlarca sterline mal olan
bir operasyonu boşa yapmaz. Hele hele, Kraliçe’nin ‘canı
Türkiye’yi görmek istedi’ veya ‘sırası gelmişti’ gibi sudan
sebeplerden dolayı böyle bir ziyaret asla gerçekleşmez. BK
Hükümetinin, kapatılma davası ile uğraşan AKP’ye destek
çıkmak için, böyle bir operasyon yaptığı da doğru olamaz.
Brown Hükümeti’nin, AKP’nin kapatılmasını fazla umursadığını
zannetmem.
Ciddi analiz yapmak
isteyenlerin kafa karışıklılığı anlaşılır. Çünkü Kraliçe’nin
geçmiş birçok gezilerinin İngiliz menfaatlerini gözetmek
için, özellikle de ticari, askeri, politik ve diplomatik
çıkarları bakımından dikkatlice organize edilmiş geziler
olduğu bilinir. Bu gezilerin birçoğunda Kraliçe’ye, çok
sayıda işadamı ve kadınları refakat eder. Ve genellikle de
gezi sonucu, BK sermayesinin veya BK enerji ihtiyaçlarının
veya BK stratejilerinin yararına anlaşmalar ve kontratlar
imzalanır. Kraliçe’nin son Türkiye ziyaretinde yanındaki en
yüksek BK politikacısı, dışişleri bakanı David Miliband idi.
Benim görüşüm, geçtiğimiz haftaki ziyaretin esas nedeninin,
BK’nin son altı senedir ABD’ye Irak işgali için verdiği
kayıtsız şartsız desteğin, dünyada ve özellikle Müslüman
ülkelerde yarattığı olumsuz imajın silinmesi için
yapılagelen diplomatik çabaların bir parçası olduğu.
Tony Blair hükümeti,
sadece ABD’ye Irak işgali için kayıtsız şartsız destek
vermekle kalmamış, bizzat işgalci güç olarak Güney Irak’ı
işgal etmiştir. BK halkları da, bundan son derecede rahatsız.
İngiltere’de son yapılan yerel seçimlerde, halkın, İşçi
Partisi’ne son 40 yılın en büyük yenilgisini tattırmasının
ana nedenini de, bunda aramak gerekir. Tahminim odur ki,
önümüzdeki ilk genel seçimde İşçi Partisi, iktidarı elinden
kaybedecek ve hiç şüphe yok ki bunun ana nedenlerinin
başında da, BK ordularının, ABD politikaları doğrultusunda
Irak’ı işgal etmiş olması gelecek.
Çoğunluğu Müslüman
olan Meclis’i ABD’ye Irak’ı işgal için
topraklarını açmamış olan Türkiye halklarının, Irak’taki
işgal ve zulümden hoşnut olmadığı açık. Milyarlarca dolara,
yüz binlerce hayata mal olan Irak işgali, bu ülkeye istikrar,
demokrasi, insan hakları getirmediği gibi, bölgede huzur ve
barışı da sağlamadı. Bu kör ABD destekçiliği, BK’ye ne
kazandırdı bilinmez ama, BK’liğin imaj ve diplomatik
duruşunu sarstığına hiç şüphe yok.
Avrupa ülkelerinin, Müslüman ülkelerinin ve BK’ye
halklarının büyük bir çoğunluğu dahil milyonlarca insan,
Blair hükümetlerinin Irak konusunda yanlış yaptığı konusunda
hemfikir. İşte, bence Kraliçe Türkiye’ye bu yüzden geldi;
çünkü Kraliçe’nin Türkiye ziyareti, bozulan BK imajını
düzeltmek için yapılmış tam bir ‘mavi boncuk dağıtma
operasyonunun’ bir parçası.
Tabii AKP hükümeti,
ziyareti bu yönüyle de değerlendirip gerekli diplomatik
kazançları sağladılar mı, Irak işgalinin sona ermesi için
gerekli söylemleri dillendirdiler mi bilinmez? Basından
takip ettiğimiz kadarıyla, böyle bir işaret yok. Ne yapsın
garipler, kapatılma davası ile boğuşuyorlar!
Kürşad Kahramanoğlu
21 Mayıs 2008
|
AKP
Kapatılmamalı
-Kürşad Kahramanoğlu-
İki senedir
yazdığım bu köşeyi takip edenler, AKP hakkında ne
düşündüğümü bilir. Anayasa Mahkemesi önünde, partinin
kapatılması ve 71 AKP’linin beş sene siyasetten men
edilmeleri isteğiyle açılmış bu dava, AKP aleyhine
sonuçlanır ve bu 71 kişi beş sene siyaset yapmazlarsa,
“memlekete hayırlı olur’’ diye de düşünüyorum. Erdoğan
ve Gül’ün ötesinde; Kuzu’dan Çelik’e, Arınç’tan Zapsu’ya,
Fırat’tan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah
Demircan’a kadar bu listedeki hiçbir politikacının
demokrat, çağdaş, insan haklarını özümsemiş, dolayısıyla
Türkiye’ye yararlı olabilecek birer politikacı
olduklarını düşünmüyorum.
|
Çetelerin Üstüne Kim Gitmek İstemez -Kürşad Kahramanoğlu-
İtalya’daki temiz eller operasyonlarını hatırlayacaksınız. İtalyan kültürünün bir parçası olarak, Hollywood’un romantikleştirip Batı’da neredeyse kabul edilebilir noktasına getirdiği, “Mafya” dediğimiz çeteler, toplumun ve devletin en derin köşelerine kadar sızmış; rüşvet, şantaj, kumar, fuhuş yollarıyla ülkenin kanını emiyordu. Temiz eller operasyonları, cesur savcılar tarafından yürütüldü ama bu cesur savcıların arkasında duran politik bir irade olmasaydı, çetelere karşı verilen savaşın başarı şansının olamayacağı da gün gibi aşikârdı.
|
Dünya, Dünya Maniki Dünya…
-Kürşad Kahramanoğlu-
Türkiye’nin hakiki efendisi kim olacak kavgasını seyretmeye, milletçe angaje olduğumuz bu günlerde, dünyada neler olup bittiğine basınımız fazla vakit ayıramıyor. Ama iki gelişme var ki, üzerinde biraz durmak gerekir, diye düşünüyorum: Birincisi; herkesin ABD’den sonra geleceğin imparatorluğu olarak gördüğü Çin’in, Tibet’te yaptıkları. İslamiyet kadar eski olan Tibet Budizm’i Kırgızlar’da, Kalmuklar’da ve çeşitli Türk kavimlerinde de rastlanan Lamaizm’in, Tibet’te 7.yy.’dan önce mevcut olan Şamanî, özellikli Bon dininin Budizm ile karışmasından oluşmuş. Günümüzde, aynı ruhun yeniden doğmasıyla dünyaya geldiklerine inanılan 14. Dalai Lama’nın Hindistan’dan liderliğini yaptığı bu inanışta, ahlak üstünlüğü, nefisle mücadele ve tefekküre çok önem verilir.
|
|
|
|
 Kürşad Kahramanoğlu
Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.
|
|
 | İran Türklüğü |

|
.
|
|
 | İran Türklüğü |
|
 | İran Türklüğü |
|
 | Okumakta Olduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
 | Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | | |
|
|