Dileğimiz Türk Düşüncesinin Gelişmesidir

14 Mayıs 2008

III.Selim

“Söylesem tesiri yok; sussam gönül razı değil”

Fuzuli

Özgürlük düşüncesine inanan, bağımsız düşünüp davranabilen, geleceği düşünceleriyle kazıyanlar, bizimle olsun!

Site Meter

Siyaset-Dünya


Kraliçe Hazretleri


-Kürşad Kahramanoğlu-


Basınımızın sadece ‘İngiltere Kraliçesi’ diye adlandırdığı, ama aslında bütün Birleşik Krallığın (BK) hükümdarı olan ve hatta yine bizde, sadece “İngiliz Milletler Topluluğu” diye bahsedilen “Commonealth” milletler topluluğunun da başı olan ikinci Elizabeth; İngiliz Kilisesinin Başı, Normandi Dükü, Mann’ın Lordu ve Fiji’nin Mutlak Şefi; Emine Erdoğan’dan yüzük, Bursalı esnaftan ipek kumaşlar, daha bilmem kimden ne hediyeler alıp ülkelerine (kendilerinin birden fazla ülkeleri var da– tamtamına 16 tane!) döndü.

 

Biz garibanlar, 82 yaşındaki hakiki bir kraliçenin sunduğu bir haftalık pırıltılı şovu, abidik gubidik televizyon kanallarımızdan, bir peri masalı dizisi seyreder gibi seyredip dert ve sorunlarımızı biraz olsun unuttuk!

 

Birleşik Krallığı biraz bilen ve takip eden insanlar ise, Kraliçe’nin bu ziyaretini pek anlayamadılar. Çünkü, Britanya’daki yerleşik demokrasi düzeni, kraliyet müessesini sistemle çok iyi bağdaştırmıştır. Kraliçe, hele de kraliyet mekanizmasının bütün gösterişini böyle kullanarak, faturası Birleşik Krallık vergi mükelleflerine milyonlarca sterline mal olan bir operasyonu boşa yapmaz. Hele hele, Kraliçe’nin ‘canı Türkiye’yi görmek istedi’ veya ‘sırası gelmişti’ gibi sudan sebeplerden dolayı böyle bir ziyaret asla gerçekleşmez. BK Hükümetinin, kapatılma davası ile uğraşan AKP’ye destek çıkmak için, böyle bir operasyon yaptığı da doğru olamaz. Brown Hükümeti’nin, AKP’nin kapatılmasını fazla umursadığını zannetmem.

 

Ciddi analiz yapmak isteyenlerin kafa karışıklılığı anlaşılır. Çünkü Kraliçe’nin geçmiş birçok gezilerinin İngiliz menfaatlerini gözetmek için, özellikle de ticari, askeri, politik ve diplomatik çıkarları bakımından dikkatlice organize edilmiş geziler olduğu bilinir. Bu gezilerin birçoğunda Kraliçe’ye, çok sayıda işadamı ve kadınları refakat eder. Ve genellikle de gezi sonucu, BK sermayesinin veya BK enerji ihtiyaçlarının veya BK stratejilerinin yararına anlaşmalar ve kontratlar imzalanır. Kraliçe’nin son Türkiye ziyaretinde yanındaki en yüksek BK politikacısı, dışişleri bakanı David Miliband idi. Benim görüşüm, geçtiğimiz haftaki ziyaretin esas nedeninin, BK’nin son altı senedir ABD’ye Irak işgali için verdiği kayıtsız şartsız desteğin, dünyada ve özellikle Müslüman ülkelerde yarattığı olumsuz imajın silinmesi için yapılagelen diplomatik çabaların bir parçası olduğu. 

 

Tony Blair hükümeti, sadece ABD’ye Irak işgali için kayıtsız şartsız destek vermekle kalmamış, bizzat işgalci güç olarak Güney Irak’ı işgal etmiştir. BK halkları da, bundan son derecede rahatsız. İngiltere’de son yapılan yerel seçimlerde, halkın, İşçi Partisi’ne son 40 yılın en büyük yenilgisini tattırmasının ana nedenini de, bunda aramak gerekir. Tahminim odur ki, önümüzdeki ilk genel seçimde İşçi Partisi, iktidarı elinden kaybedecek ve hiç şüphe yok ki bunun ana nedenlerinin başında da, BK ordularının, ABD politikaları doğrultusunda Irak’ı işgal etmiş olması gelecek.

 

Çoğunluğu Müslüman olan Meclis’i  ABD’ye Irak’ı işgal için topraklarını açmamış olan Türkiye halklarının, Irak’taki işgal ve zulümden hoşnut olmadığı açık. Milyarlarca dolara, yüz binlerce hayata mal olan Irak işgali, bu ülkeye istikrar, demokrasi, insan hakları getirmediği gibi, bölgede huzur ve barışı da sağlamadı. Bu kör ABD destekçiliği, BK’ye ne kazandırdı bilinmez ama, BK’liğin imaj ve diplomatik duruşunu sarstığına hiç şüphe yok.  Avrupa ülkelerinin, Müslüman ülkelerinin ve BK’ye halklarının büyük bir çoğunluğu dahil milyonlarca insan, Blair hükümetlerinin Irak konusunda yanlış yaptığı konusunda hemfikir. İşte, bence Kraliçe Türkiye’ye bu yüzden geldi; çünkü Kraliçe’nin Türkiye ziyareti, bozulan BK imajını düzeltmek için yapılmış tam bir ‘mavi boncuk dağıtma operasyonunun’ bir parçası.

 

Tabii AKP hükümeti, ziyareti bu yönüyle de değerlendirip gerekli diplomatik kazançları sağladılar mı, Irak işgalinin sona ermesi için gerekli söylemleri dillendirdiler mi bilinmez? Basından takip ettiğimiz kadarıyla, böyle bir işaret yok. Ne yapsın garipler, kapatılma davası ile boğuşuyorlar!

 

Kürşad Kahramanoğlu

21 Mayıs 2008



AKP Kapatılmamalı -Kürşad Kahramanoğlu-


İki senedir yazdığım bu köşeyi takip edenler, AKP hakkında ne düşündüğümü bilir. Anayasa Mahkemesi önünde, partinin kapatılması ve 71 AKP’linin beş sene siyasetten men edilmeleri isteğiyle açılmış bu dava, AKP aleyhine sonuçlanır ve bu 71 kişi beş sene siyaset yapmazlarsa, “memlekete hayırlı olur’’ diye de düşünüyorum. Erdoğan ve Gül’ün ötesinde; Kuzu’dan Çelik’e, Arınç’tan Zapsu’ya, Fırat’tan Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’a kadar bu listedeki hiçbir politikacının demokrat, çağdaş, insan haklarını özümsemiş, dolayısıyla Türkiye’ye yararlı olabilecek birer politikacı olduklarını düşünmüyorum.



Çetelerin Üstüne Kim Gitmek İstemez -Kürşad Kahramanoğlu-


İtalya’daki temiz eller operasyonlarını hatırlayacaksınız. İtalyan kültürünün bir parçası olarak, Hollywood’un romantikleştirip Batı’da neredeyse kabul edilebilir noktasına getirdiği, “Mafya” dediğimiz çeteler, toplumun ve devletin en derin köşelerine kadar sızmış; rüşvet, şantaj, kumar, fuhuş yollarıyla ülkenin kanını emiyordu. Temiz eller operasyonları, cesur savcılar tarafından yürütüldü ama bu cesur savcıların arkasında duran politik bir irade olmasaydı, çetelere karşı verilen savaşın başarı şansının olamayacağı da gün gibi aşikârdı.



Dünya, Dünya Maniki Dünya… -Kürşad Kahramanoğlu-


Türkiye’nin hakiki efendisi kim olacak kavgasını seyretmeye, milletçe angaje olduğumuz bu günlerde, dünyada neler olup bittiğine basınımız fazla vakit ayıramıyor. Ama iki gelişme var ki, üzerinde biraz durmak gerekir, diye düşünüyorum: Birincisi; herkesin ABD’den sonra geleceğin imparatorluğu olarak gördüğü Çin’in, Tibet’te yaptıkları. İslamiyet kadar eski olan Tibet Budizm’i Kırgızlar’da, Kalmuklar’da ve çeşitli Türk kavimlerinde de rastlanan Lamaizm’in, Tibet’te 7.yy.’dan önce mevcut olan Şamanî, özellikli Bon dininin Budizm ile karışmasından oluşmuş. Günümüzde, aynı ruhun yeniden doğmasıyla dünyaya geldiklerine inanılan 14. Dalai Lama’nın Hindistan’dan liderliğini yaptığı bu inanışta, ahlak üstünlüğü, nefisle mücadele ve tefekküre çok önem verilir.


 

Kürşad Kahramanoğlu


Uzun yıllar İngiltere'de yaşadıktan sonra Türkiye'ye dönmüş ve halen Birgün Gazetesi'nde yazarlık yapmaktadır.


 İran Türklüğü



 


.


 İran Türklüğü



 


 


 İran Türklüğü



 


 


 Okumakta Olduğu Kitaplar
  
  
  
  
  
  
  
  
  
  
 Son Bir Yıldır Okuduğu Kitaplar