Kişiler | | Türkiye'den | | Türkeli'nden | | Dünya'dan | | | | | | | | | | | | | | | | | | |  |
"Ortodokslara sorarsanız, Rusya'nın geleceğini komünist baskısının ana kiliseden koparttığı milyonların geri dönüşleri belirleyecektir."
Dünya Nöbeti,
Alev Alatlı
| Türk Milliyetçiliğinin Kökenleri 
| | | 
| | |  | Ekim 1910, Yusuf Akçura ----------------------- "...Avrupa sermayedarlığının geceli gündüzlü çalıştırdığı iki kölesinden birisi Garb`ın amelesi ise, diğeri de Şark`ın bütün ehalisidir..." ----------------------- Sırat-ı Mustakim Dergisi | |
|
Büyük Türk Ozanı Şehriyâr -Mevlüt Uluğtekin Yılmaz-
Güneş kaybolmuş, akşamın sessizliği yavaş yavaş çöküyordu Tebriz’in üstüne. Caddelerdeki ayak sesleri, resmi dairelerin kapanmasıyla evlerine giden memurlardan geliyordu. Bir kısmı da, alış-verişten dönenlere aitti. Şehriyâr, Bânk-i Kişâvarzî (Ziraat Bankası) de yorucu bir gün geçirmiş, bir an önce eve ulaşıp anasının güzel yemeklerle donattığı sofrasına oturmayı düşünüyordu. Evlerinin bulunduğu sokağa sapacağı sırada, dün gece yarım bıraktığı şiir geldi aklına. O an ne yorgunluğu kaldı, ne de aklına takılan anasının yemeği… Durup, cebinden yarım kalan şiirin yazılı olduğu kâğıdı çıkardı. Sırtını duvara yaslayıp, şiiri tamamlamaya başladı. Akşam iyice çöküp, olanca karanlığını Tebriz’e bürüdüğü an da, o da şiirin son dizesini yazdı.
|
Hiciv Şiirinin Büyük Ustası: Mirze Elekber Sabir -Mevlüt Uluğtekin Yılmaz-
Türklüğün birlik ve beraberliğini isteyen; cehaletle kıyasıya alay eden, Türk milletinin çağın ilerisinde bir zihniyete kavuşmasını dileyen, büyük hiciv şairi Mirze Elekber Sabir (Mirza Ali Ekber Sabir) bir Azerbaycan Türküdür. Ne acıdır ki; Sabir, Anadolu’da yetirince bilinmemektedir. Onun ince alayı, cehalete fırlattığı oklar, birliğe susamış mısraları, günümüz dünyasındaki Türklüğün her halde en fazla ihtiyacı olduğu bir zamandır. Sabir, eserlerini HOPHOPNAME adlı kitapta toplamıştı. Bu eseri, 1975 yılında rahmetli Prof. Dr. A. Mecit Doğru, Türkiye Türkçesi’yle yayımladı. Rahmetli Doğru, bu eseri yayımladığında Hophopname ile ilgili olarak kendisiyle ilk röportajı TÖRE dergisi için ben yapmıştım. Bu çalışmamdan dolayı mıdır, nedir bilmem; Sabir’i hiç unutamadım. Kitabı söz gelişi değil, gerçekten yatak odamda başucumda durur. Türkiye’de ‘Sabirlik’ olaylar yaşandıkça açar okurum.
|
Tarihe Şaşı Bakmak, Enver Paşa ve Mustafa Kemal Paşa Hanifi Altaş
Ancak işin şu yanı çok iyi bilinmelidir ki, onun ve ittihatçı arkadaşlarının gerek Meşrutiyetin ilanı, gerek 31 Mart irtica ayaklanmasının bastırılması, gerek Trablusgarp savaşı ve gerekse Bab-ı Ali baskını sırasında sergiledikleri cesaret ve ataklık, imparatorluğun çöküş döneminde yurtsever ve idealist kadroların önünü açmak bakımından bile çok çok önemlidir. Çöküş dönemlerinde devletin sivil ve askeri kadrolarına hakim olan karamsarlık, yılgınlık, ürkeklik, korkaklık ve tembellik gibi hastalıkları bünyeden söküp atan ve taa Milli Mücadeleye kadar uzayan, hatta onu kazandıran yenilmezlik ruhunu ve devrimci dinamizmi onlara kazandıran Enver Paşa ve İttihatçı arkadaşları olmuştur.
|
"Enver" -Ahmet Özcan-
Hiç unutmuyorum, giderek sertleşen bir ifadeyle, "aslında biz büyük bir ülkeydik", çocuklar" dedi. ‘Büyük, daha büyük kahramanlarımız da vardı. Enver vardı mesela, Enver Paşa’ dedi. Gözlerindeki o garip ifadeyi hala hatırlıyorum, öfke miydi, keder mi? "Enver’i büyüyünce tanıyacaksınız" dedi." Şimdi anlatsam anlamazsınız, onu büyüyünce anlayacaksınız". Hasan öğretmenin o gün tam olarak ne kastettiğini anlamamıştım. Enver kimdi? neden büyüyünce tanıyacaktım, iyi bir adam mıydı o, kötü mü?
|
Bir Uzun Mesafe Koşucusunun Yalnızlığı -Haluk Güriz-
Mehmet Ali Aybar bütün yaşamını toplumcu mücadeleye adamış, aynı zamanda özlediği dünyanın kurulması için engel olarak gördüğü bürokratik, dar kalıpçı yalın kat, ithal bir toplumcu modeli de eleştirmekten geri durmamış bir uzun mesafe koşucusu. Mücadelesi kesintiye uğramışsa da inancını yaşamıyla bütünleştirmiş somut yaşam pratiğinde uygulamış gözüpek bir aydın. Onu böylesine güncel ve değerli kılan özelliklerden belki de en önemlisi kendi toplumunun, halkının içinden çıkacak bir modeli ön planda tutması olmuştur. Yirmi – otuz yıl öncesinin kapalı ümmet ahlakı tutumuyla yok sayılan Aybar düşüncesi bugünün dünyasında “sosyalizm asıl şimdi” diyenler için giderek yaşamsal hale gelecek gibi görünmektedir.
|
Lev Nikolayeviç Gumilëv -Selenge Yayınları-
Lev Nikolayeviç Gumilëv ve Zamanı L.N. Gumilëv (Gumilòff okunur) 80. doğum yıldönümünü kutlarken "artık bütün Rusya'da meşhur oldum" diyordu kendi kendine ama ne akademik çevreler, ne de geniş halk kitleleri seksen yaşındaki bir adamın doğum gününe fazla itibar etmemişlerdi. Yüzüne karşı ve hatta arkasından "Üstad-ı Azam" diyorlardı ama kitaplarını ellerine almaktan korkuyorlardı. Ne de olsa geçmişte defalarca tutuklanmış; rejim muhalifi damgası yemiş; sürgün kamplarında çile doldurmuş aykırı bir tarihçi, aykırı bir şair, coğrafyacı, etnogenesiz tezinin ve Rus etnolojisinin babası ama aynı zamanda Bolşevik yönetimi tarafından vatan hainliğiyle suçlanarak kurşuna dizilmiş zâdegân sınıfına mensup bir askerin ve meşhur şaire Anna Ahmetova'nın oğluydu..
|
Mâtüridî -İslam Ansiklopedisi-
Ebû Mansûr Muhammed b. Muhammed b. Mahmûd el-Mâtüridî es-Semerkandî (ö. 333/944) Mâtürîdiyye mezhebinin kurucusu, müfessir ve fakih. Nisbet edildiği Mâtürîd (Mâtürît), bugün Özbekistan Cumhuriyeti'nin sınırları içinde bulunan Semerkant'ın dış mahallesidir. 1920'de Semerkant'ı ziyaret eden Barthold, Mâtürîd'in şehrin kuzeybatısında bir köy olduğunu belirtir.
|
Yusuf Akçura, Hayatı, Eserleri ve Etkileri -Cemal Avcı-
Osmanlı Devleti'nden Türkiye Cumhuriyeti'ne geçişte Tanzimat'la birlikte başlayan ve günümüze kadar süregelen fikir akımlarının büyük önemi vardır. Bu fikir akımları sonradan ortaya çıkan oluşumların temellerimi atmışlardır. Türkçülük fikri de bu akımlardan biridir. Türkçülük fikrini bilimsel bir temelde ilk olarak ele alan bilim adamı ise Yusuf Akçura'dır. Bu çalışmada, Yusuf Akçura'nın hayatı, etkilendiği ortamlar ve fikirlerinin gelişimi ele alınacaktır.
|
Unutulan Adam Yusuf Akçura -Niyasi Berkes-
"Aydın", "halk", "devlet", kavramları ve genel olarak bunlarla "toplum" arasındaki ilişkiler konusunu ele aldığımız zaman, Türk düşün tarihinin bir döneminde bunlar üzerine görüşleri olan iki kişi üzerinde durmak gerekir. Şu 1976 yılı, ikisinin de yüzüncü doğum yılıdır. Bu iki adam Ziya Gökalp ile Yusuf Akçura'dır. Sözünü ettiğim konuyu, bu iki adamın görüşlerini özetlemek amacı ile, tartışmayı düşündüğüm zaman bir olay dikkatimi çekti: Bu günlerde Ziya Gökalp'in yüzüncü doğum yılı olduğunun hatırlandığı, televizyonda bile onun üzerine söyleşiler yapıldığı halde ona çok yakın diye bildiğimiz, Türk ulusçuluğu tarihinde onun kadar yeri olduğunu sandığım ikinci adamın, Yusuf Akçura'nın da bu yıl yüzüncü doğum yılı olduğunu hatırlayana rastlamadım. Bu unutkanlık acaba neden? Neden birinci adam yalnız yüzüncü yıldönümünde değil, her yıl temcit pilavına dönen sözlerle anılıp durduğu halde ikinci adam hemen tüm unutulmuştur? özellikle bu günlerde birinci adamın adının büyüsü genç kuşaklara aşılanmaya çalışıldığı halde ikinci adamı arayan soran neden çıkmadı?
|
Karaca Ahmet Sultan Veli -Karaca Ahmet Sultan Derneği-
Kaynakların belirttiğine göre Karacaahmet Sultan, Horasanlı bir Türkmen Beyi'nin oğludur. Gençliğinde psikiyatri dalında öğrenim görmüştür. Daha sonra ruh doktoru olmuş Anadolu 'ya geldiğinde hem ruh doktorluğu yapmış , hem de bir Alp Eren olarak Hacı Bektaşi Veli saflarında hizmet vermiştir. "Saruhanoğulları zamanında Manisa'dan 773 Muharremin ilk günü (Miladi 1371) de tanzim edilen bir vakfiye senedinde (Süleyman Horosani oğlu Karacaahmet)diye adı geçmektedir. "Buna göre babasının adı "Süleyman" anasının adı ise"Sultan Ana"dır. Annesi ve babası, Eşme'nin Karacaahmet köyündeki türbededefnedilmişlerdir.
| |
| | Bilgiemece Hakkında
Türk Dirlik
Bilgimece, Türkleri ilgilendiren belli başlı konularda önemli gördüğümüz bilgilerin birarada sunumunu ve bu sunumu işleyerek zenginleştirmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışma özellikle temel bilgilerin biraraya getirilmesinden başlayacakdır. Türk Dirlik, bilgi den başka, soruların, sorguların, ilişkilerin bir uyum içerisinde sunumunu da hedeflemektedir. Burada yeniden birlikte bilgi oluşturma-işleme-yaratmanın bir yöntemi denenecekdir. Bu yöntemi de sorgulanabilir ve güncellenebilir görmekteyiz. Taslak geliştikçe sizlere bilgilendireceğiz. Katılımı önemsediğimiz bilinsin isteriz. İlgili konu başlıkları ve yöntem taslakları daha sonra burada sizlerin bilgisine sunulacakdır. 
Türk Dirlik
|
|
  
Biz olmasak gökyüzü, biz olmasak üzüm, Biz olmasak üzüm göz, kömür göz, ela göz; Biz olmasak göz ile kaş, öpücük, nar içi dudak; Biz olmasak ray, dönen tekerlek, yıkanan buğday, Ayın onbeşi; Biz olmasak Taşova'nın tütünü, Kütahya'nın çinisi, Yani bizsiz Anne dizi, kardeş dizi, yar dizi Güzel değildir. Enver Gökçe
| 
| Karaçorlu Sehend'den |

| Sehend
Hakkın hakikatin bağçası her vah, İnsanla gül açır, insanla solur. En büyük hakikat insandır ancah, İnsansız hakikat olsa, kör olur. Bulud Karaçorlu Sehend
|

| --------------------------
---------------------
|
| 
| --------------------- |
| 
| ---------------------- |
|
|